Video Foto Galeri Yazarlar
23.7.2017 - Pazar

''SİVRİSİNEK''

Allah azze ve celle Bakara suresi 26. Ayeti Celile’de buyuruyor mealen “Muhakkak ki Allah bir SİVRİSİNEĞİ hatta onu üstünde bir şeyi misal vermekten çekinmez. İman edenler onun kesinlikle Hakk olduğunu ve Rablerinden geldiğini BİLİRLER. Kafirler ise ''Allah böyle bir örnek ile ne kastetmiştir derler? Allah onunla bir çoğunu saptırır bir çoğuna da hidayet verir...

17 Temmuz 2017 15:55
A
a
                                        BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

               Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim, Din gününün sahibi olan Allah azze ve celle’ye Hamd ve Senalar olsun.

               Kullarının günahlarının bağışlanmasında kendisine iman ve itaatin sebep kılındığı, yaşayan Kur’an Hz. Muhammed(SAV)’e Ehli beytine, Sahabisine ve onların izinden giden tüm müminlere salat ve selam olsun.

               Allah c.c. bütün Peygamberlere tebliğ görevini farz kılmıştır. Peygamberlerden de ümmetlerine farz kılınmıştır. Kısacası tebliğ ehliyetli kimselere farz olan ehemmiyetli bir ameldir. Tebliğ ibadetinin doğru şekilde yapılabilmesi için Kur’an ve Sünnet’e vakıf olmak yani Kur’an ve Sünneti anlamak zaruridir: Makbul bir imana sahih olabilmenin diğer bir ifadeyle şirkin bulaşmadığı saf bir Tevhid inancına sahip olabilmenin yolunun Kur’an’daki Ayetler ile Rasulullah (SAV)’in sünnetinin maksad ve manasının doğru anlaşılmasıyla olabileceği inkar edilemez bir hakikattir.

               Nitekim bir Ayeti celilede mealen “Biz insanlara böyle misaller veririz. Umulurki olan düşünürler (tefekkür ederler)”(Haşr21) buyurulmaktadır. Dikkat edilirse Allah azze ve celle insanı yaratmış ve ona bir takım mükellefiyetler yüklemiştir. İnsanın yüklendiği mükellefiyetler misak aleminde verdiği sözün gereğidir. Ve şüphesiz ki mükellefiyet akıl sahiplerini ilgilendiren bir yükümlülüktür. AKIL; EMANETİN GEREĞİ OLAN İLAHİ EMİRLERE RİAYET VE MUHAFAZA İLE İMTİHAN OLUNMAKTADIR. İnsanoğlu aklını bu istikamette kullanmaz ise vücut uzuvlarını kullanma bakımından hayvanların seviyesine,hüküm bakımından ise hayvanlardan daha aşağı seviyeye düşer ve imtihanı kaybeder(mazallah).

               Çağımız Firavun ve Nemrutlarını ve onların kontrollerinde ki beşeri sistem ve ideolojilerin fert ve toplumlar üzerinde takib etmiş oldukları yöntem ve metodu iyi anlamak, cinler ve insanlardan olan şeytanların tuzak ve hilelerinden uzak kalabilmenin ve Allah azze ve cellayi doğru tanıyıp, İndallah’da geçerli imana sahip olabilmenin önemli bir basamağıdır. Giriş kısmındada belittiğim gibi başlangıç noktası iyi anlaşılmaz ise yani iman binası sağlam bir temel üzerine atılmaz ise maalesef müminler her an söylem ve eylemlere aldanma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak  ve daha kötüsü imanlarını muhafaza edemeyeceklerdir.(Mazallah)

               Müslümanları bekleyen tehlikelerin başında kendilerinden gibi görünüp ve kendileri gibi konuşan ancak kalbi olarak kafirlerden yana olan ve onların çıkarlarını gözeten tipler gelir. Nitekim Rasulullah (SAV) bir Hadisi Şeriflerinde “Ümmetim için ençok korktuğum kimse konuşmasını iyi bilen münafık bir kimsedir.”(Ahmed b. Hanbel Müsned)

               İnsanlar Allah azze ve celle’nin Kitabını anlamak konusunda bir çaba ve gayret göstermediği sürece Rasulullah(SAV)’ın vasfını bildirdiği şeytan taraftarlarının tuzaklarına düşmekten kurtulamaz. Küresel olarak da, yaşadığımız coğrafya olarak da Vahyin penceresinden baktığımızda Rasulullah(SAV)’ın ümmeti için korkmakta ne kadar haklı olduğu şahid olduğumuz bir hakikattır. Rabbimiz münafık tiplerin şerlerinden bizleri muhafaza eylesin. AMİN.

               Peygamberlerin tebliğinde takib ettiği usül şüphesiz ki aklı muhattab almaktadır. Duymaya, görmeye ve düşünmeye davet: hakikatin tesbitinde olmazsa olmaz metoddur. Bu değişmemiş ve değişmeyecek metod istikametinde vahye kulak verdiğimizde Kur’an-ı Kerim’de öncelikli olarak geçen bir misal karşımıza çıkmaktadır. Bir çok ayette karşımıza çıkan, cahiliye toplumu için basit ,zayıf, zararlı bir canlı ancak muminler için kanadının dahi yaratılmasın da mahlukatın aciz kaldığı, kendisinden bir şey kapıp götürse geri almaktan aciz olduğu ve Rahmanı tanımanın sebeplerinden olan müthiş ve hayret verici bir varlık olan sivrisinek.

Yartılışın hikmeti Allah azze ce celle’yi tanımak yani bilmek ve O’na kulluk yapmak olduğuna göre O’nu tanımaya götüren sebeplerin iyi anlaşılması gerekiyor. Allah azze ve celle Bakara suresi 26. Ayeti Celile’de buyuruyor mealen “Muhakkak ki Allah bir SİVRİSİNEĞİ hatta onu üstünde bir şeyi misal vermekten çekinmez. İman edenler onun kesinlikle Hakk olduğunu ve Rablerinden geldiğini BİLİRLER. Kafirler ise ''Allah böyle bir örnek ile ne kastetmiştir derler? Allah onunla bir çoğunu saptırır bir çoğuna da hidayet verir. Onunla ancak fasıkları saptırır'' buyurmaktadır.

Bu ayetin sebebi nüzülünün; çoğunluk müfessir münafıklar olduğunu söylemişlerdir. Yani dili başka söyleyen kalbi başka inanan kimse yada kimseler. Sözleriyle eylemleri birbirini tutmayan, çelişen kişiler. Diliyle Allah diyen ancak eylemiyle Allah'ın hükümlerini beğenmeyen ve başka hükümlere meyleden kimseler.

Ayete dikkatlice bakıldığında verilen misalin aynı olmasına rağmen muhatabların kalplerindeki etkisinin ve dildeki ifadelerinin farklı olmasının sebebi nedir. Bir marangozun ağaca baktığındaki duygu ve düşünceleri ile bir çiftçinin duygu ve düşünceleri aynı olmaz. Marangoz ağacın kalitesine ve hangi amaçla kullanabileceğine bakar ancak çiftçi baktığında ilaç atılmış mı, budanmış mı gibi yönleri görür. İşte Mümin ile kafir arasındaki fark gördüklerinin farklı olması değildir. Fark gördüklerinde farklı sonuçlara ve tariflere ulaşmalarındandır. Mümin sivrisineğe baktığında Allah azze ve celle'yi faydasız ve boş işlerle uğraşmaktan, abesle meşgul olmaktan tenzih eder. Ortaya konan misalin üzerinde düşünür. Çünkü bilir ki eşya canlısıyla cansızıyla Allah azze ve celle'nin tecellileriyle doludur. Ayeti celilenin ortasında kalbi durumu dikkate alınarak Allah c.c'ın hakkında kafir diye hükmettiği sonunda ise eylemleri dikkate alınarak fasık dediği kimseler ise (ki bu itikadi fasıklıktır)  ''Allah böyle bir misal vermekle neyi kastetmiştir derler'' ifadeleri Allah azze ve celle'yi tanımayanların zifiri karanlıklar içerisinde bulunduğunun apaçık ifadesidir. Bir sivrisineğin dahi hidayetin vesilesi olabileceği dikkate alındığında insanların kainat kitabını doğru okumaları onların iman etmelerinde yahut  imanlarının artmasında önemli bir sebeptir. Ayetin sonuna dikkat edersek mealen ''Onlardan birçoğuna da HİDAYET verir.'' Cümlesi bunun açık delilidir. Karanlıklardan aydınlığa çıkmanın yolu Bakara Suresi 256-257. Ayeti kerime'lerde apaçık bildirilmiştir. Samimi niyetle araştırırsak mutlaka hidayetle şereflenilecektir. Unutmamalı ki HİDAYETE ULAŞMANIN İLK ADIMI ONA NİYETLENMEKTİR.

Bir Atasözündede geçtiği üzere 'ANLAYANA sivrisinek saz, ANLAMAYANA davul zurna az''

Selam ve Dua ile...

 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder
************ Sponsor Reklam Alanı; wp cache | Mobilya | Klasik Mobilya | uçak bileti | mobil uygulama |