Video Foto Galeri Yazarlar
2.12.2016 - Cuma

Sümeyye Sancak

ADALETLE HÜKMETMEK

Toplum üzerindeki idarecinin hükmü eğer kendi heva ve hevesine göreyse (yani Allah’ın indirdiğiyle değil başka şekillerde) ise bu idareci şüphesiz Allah’ın yolundan (sıratımustakimden) sapmıştır.

14 Ekim 2016 17:58
A
a
 
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Hamd göklerde ve yerde bulunanların hepsinin sahibi olan Allah’a mahsustur. Ahirette de hamd O’na mahsustur. O hikmet sahibidir. Herşeyden haberi olandır. Salat ve Selam son Rasul Hz.Muhammed (s.a.v)’e, ehli beytine, sahabesine ve tüm mü’minlerin üzerine olsun.                                                                                                                                                                                                     

Bu eşsiz kainat nizamının içinde en üstün varlık insandır .Bununla birlikte Allah c.c insanları toplum halinde yaşamaları için birbirine muhtaç halde yaratmıştır. Yani bir insanın tek başına bir hayat sürmesi mümkün değildir. Dolayısıyla insanların topluluk halinde yaşarken uymaları riayet etmeleri gereken kurallar, düzeni sağlayacak kanunlar olması gerekmektedir. İnsanları yaratan Allah c.c onların arasındaki düzeni sağlayacak kanunlarıda muhakkak belirlemiştir. İşte insanların sorumluluğunu idaresini, yönetimini üstlenen kimselere adaletle (yani indirdiği Kur’an ahkamıyla) hükmetmelerini emrediyor.

‘’Ey Davud Biz seni yeryüzünde halife yaptık. O halde insanların arasında adaletle hükmet. Heva ve hevesine uyma sonra bu seni Allah yolundan saptırır. Doğrusu Allah’ın yolundan sapanlara hesap gününü unutmaları sebebiyle çetin bir azap vardır.’’ Sad 26.Ayet Kur’anı tefsir eden alimler şöyle bir kaideden söz ederler; Kur’an-da yer alan geçmiş ümmetlerle ilgili bilgiler ve kanunlar eğer Allah c.c tarafından bize nehiy edilmemişse bizim içinde şeriattır. Bu ayetteki hitap Davud a.s olmakla beraber ey Muhammed,ey Muhammed’den sonra gelecek insanlar hitap sizedir. Yönetme yetkisini elinde bulunduran insanlara Allah c.c adaletli olmalarını hükmederken adaletle hükmetmelerini emrediyor O halde adalet nedir ?

Adalet; Herkesin ve herşeyin hakkını verme,dengede tutma,eşitlik gibi anlamlara gelir. Ozaman adalet Allah azze ve celle’nin indirdiğiyle hükmetmektir. Zira kainattaki mizanı (dengeyi) koyan Allah c.c olduğuna göre insan ve toplum hayatındaki dengeyi ve adaletide ancak O’nun koyduğu ölçüler (kanunlar) sağlayabilir.

Allah c.c adildir. Ve adaletle yaşanmasını murad eder. Bunun içinde biz insanlara doğruluk ve adalet bakımından tastamam bir kitap indirmiştir. Öyleyse adaletli ve doğru olmak Kur’an’a uymakla mümkün olur ve yönetenlerde Allah azze ve celle’nin kanunlarıyla yönetirlerse ancak adaletle hükmetmiş olurlar. Adaletin zıddı zulümdür.Buna binaen Kur’an-ın dışındaki bütün sistemlerde zulüm vardır.

Ayrıca Allah azze ve celle’nin indirdiğiyle hükmetmeyenlerin zalim, fasık ve kafir olduklarında da hiçbir şüphe yoktur. İnsanları Allah c.c yarattığına göre onların nasıl mutlu ve huzurlu, dünya ve ahiret saadetine nimetine kavuşacaklarının yolunu Allah c.c bilir. İnsanı yaratan Allah c.c olduğuna göre dolayısıyla insanı en iyi bilen, tanıyan ve ihtiyaçlarını bilen de o’dur. İnsanlar için uygulandığında hak ve adaletin gündeme geleceği bir nizam bir ölçü koymuştur. Bu nizam Allah’ın emir ve yasaklarının tümü kısaca İslam’dır. Huzur adalet ve saadet ancak Allah azze ve celle’nin kanunlarının uygulanması ve yaşanmasıyla olur. Zira İslam da hayat vardır.

‘’Ey İman edenler size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman Allah ve Rasulüne icabet edin’’ (Enfal Suresi 24. ayet)

Önce islamın tek kurtuluş yolu olduğuna inanmamız gerekmekte.Sonra teslimiyet akabinde itaat…   İslam hayat kaynağıdır. Peygamberlerde insanları islama davet ederek onları küfrün bataklığında boğulmaktan kurtarıp islamın bünyesinde hayat bulmaya çağırmışlardır. İslamda din, akıl, nesil, can ve mal emniyeti vardır. Bu emniyeti sağlayanda adalettir. Yani Allah c.c’ın kanunlarının uygulanmasıdır. İslamın dışında hangi sistem olursa olsun hiç birinde bu emniyetten söz etmek mümkün değildir.

Çünkü bünyelerinde  adaleti barındıramazlar. Evlerimizin camlarına demir parmaklıklar yaptırmamızın, işyerlerimize güvenlik kameraları taktırmamızın kapılarımızı üst üste kitlememizin nasıl bir açıklaması olabilir ki ? Eğer yöneticiler Allah azze ve celle’nin ‘’insanlar arasında adaletle hükmet’’ emri ilahisine uymuş olsalar toplum içinde hırsızlık içki kumar faiz zina adam öldürme gasp gibi insanlara ve topluma zarar veren unsurlar  gündeme gelmez.

Dolayısıyla insanlarında güvenlik önlemi almalarına gerek kalmaz. Fakat bakıldığında durum bunun tam tersi bunları yapanlara gereken cezanın verilmesini bırak bizzat sistemler tarafından bunların yolu açılmakta serbest bırakılmakta. Hatta devlet bunlardan vergi almakta. ’’Yaklaşık bir yıla yakın önce bir iki mahalle uzağımda şöyle bir olay yaşanmıştı; Adamın biri kendi evini fuhuş yapılması için otel gibi isteyen insanlara kiralıyor. Bu evin alt katında oturan aile ise bundan rahatsızlık duyuyor defalarca polise şikayet edilmesine rağmen hiçbirşey yapılmıyor! Yine bir akşam zina yapılan bu evden gelen gürültüye dayanamayan aile bir şekilde polisin oraya gelmesini sağlıyor. Polis geldiğinde o evin ziline basıyor birkaç defa kapıyı açan olmayınca biz bir şey yapamayız deyip çıkıyor binadan polis arabasına doğru giderken alt kattaki ailenin kızı polise çıkışıyor ‘’siz nasıl insansınız nasıl bir şey yapamazsınız insanlar tepemizde zina yapıyor vs. bide hakaret içerikli birkaç kelime daha söylüyor’’. Polislerde dönüp polise hakaretten kızı alıp emniyete götürüyor’’

Bu dediğim gibi yaşanan gerçek bir olay kızın mahkemesi hala devam ediyor mu bilmiyorum. Şimdi varın siz bu olayın içinden adaleti bulun çıkarın !
‘’…….Hırsızlık yapan fatımada olsa elini keserdim mahzumoğulları kabilesinden fatıma değil kendi kızım fatımada olsaydı elini keserdim diyen, Allah’ın adaletini (kanununu) kendi kızı üzerindede olsa uygulamaktan asla taviz vermeyen, Allah azze ve celle’nin adaletini (nizamını) ayakta tutan, çok sevdiğimizi iddia ettiğimiz bir Peygamberin, böyle adaletsiz Allah c.c’ın kitabıyla hükmetmeyen, dini ve dünyayı birbirinden ayıran insanları Allah’ın adıyla kandıran bir sistemi ve yöneticilerini savunan destekleyen ve birde ümmeti olduğunu söyleyen bir toplum!

MAİDE 48: Ey Muhammed sanada bu Kur’anı indirdik öyleyse aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet.Sana gelen vahiyden (haktan) sapıp onların hevalarına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve yol belirledik.

MAİDE 49: Aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet. Onların keyiflerine uyma. Allah’ın sana indirdiğinden seni saptırmalarından sakın.

Rasulullah (s.a.v)  ve diğer peygamberlerin dahi Allah c.c’ın indirdiği hükümleri uygulamak zorunda olduğu bu ayetlerden görmekteyiz. Peygamberlere dahi hükmullah (Allah’ın hükmü)’ın dışına çıkmasına müsaade edilmediği halde sıradan bir insanın Allah’ın hükmünün dışında ordan burdan alma veya yanlarından çıkarttıkları kanunlarla insanları idare etmesi kabul edilemez ve aklında kavramakta zorlandığı bir durum!.
Ve bu kişi yada kişilerin vasıflarının müslüman olarak kabul edilmeside müslüman olduğunu söyleyen insanların islamdan, Kur’an-dan bi haber olduklarının göstergesidir.                                                                                                                

Tekrar ayete dönüp bakalım ve insanlar arasında adaletle hükmetmeyip bilakis topluma fitne ve fesadın yayılmasına müsaade edenlerin durumunu öğrenelim.                                                                                                                      ‘

’Heva ve hevesine uyma yoksa bu seni Allah yolundan saptırır’’                                                                                                               

Toplum üzerindeki idarecinin hükmü eğer kendi heva ve hevesine göreyse (yani Allah’ın indirdiğiyle değil başka şekillerde) ise bu idareci şüphesiz Allah’ın yolundan (sıratımustakimden) sapmıştır.
Allah c.c hevasına uyanın saptığını söylüyor bizde o  kimseye hala müslüman diyorsak buda gerçekten batıl bir inançtır. Mülk Allah’ındır diyenler. Adalet mülkün temelidir diyenler Allah’ın mülkünde O’na söz hakkı vermiyorlar adaletle (Allah’ın indirdiğiyle) hükmetmiyorlar. Buda onların hevalarına uymalarından dolayı.Allah c.c heva ve hevesine uyanlar için ‘’Sonra bu seni Allah yolundan saptırır’’ buyurarak bu kişilerin istikametten ‘’dosdoğru yol’’dan ayrıldığını bildirmiştir.

İnsanlar her nekadar doğru yolda olduklarını iddia etselerde KİTAB’ın ve SÜNNET’in hükmü gereğince hayatlarını düzenlemedikçe,tağutu reddedip Allah’a iman etmedikçe sıratımustakim üzere olamazlar. Ve bu insanlar hayatlarında uyacakları tek kanunun Allah’ın kanunu olduğunu ve bu kanuna göre hayatlarını düzenleyip düzenlemediklerinin kendilerine sorulacağı, elest bezminde vermiş olduğu sözü tutup tutmadığı hususunda hesaba çekileceği ‘’Hesap gününü’’ unutmalarına karşılık çetin bir azap vardır.

Allah azze ve celle’nin indirdiğiyle hükmetmeyenleri destekleyenler, onların velayetine gözyumanlar, Allah c.c’ı tek ilah ve Rab olarak kabul etmeyip O’nun dışında başka Rab’ler edinenler iyi bilmeliler ki gidecekleri yer birdir. Her iki taraf içinde acı bir azap vardır.
                                                                                                                       ELHAMDULİLLAH   

Bu Makale Ebrarmedya.Com 'dan alınmıştır.

 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Haber var islah eder, haber var ifsad eder