Video Foto Galeri Yazarlar
26.7.2017 - Çarşamba

Mürşide YOLCU

YİĞİT ŞEHİTLERİN ANNESİ AFRA (R.Anha)

Müslümanların hayatlarını, çilelerini onlara yapılan işkenceleri duyunca içine sıkıntı oluyor ve İslam uğrunda kendisinin de bir şeyler yapması gerektiğini anlıyordu. Yaşı ilerlemişti ama o çalışkandı fedakar ve cesaretliydi. Mekkeli kardeşleri medineye hicret edince onların derdiyle dertlendi. Yardımlarına koştu, Kimine şevkatli bir abla kiminede anne oldu.

17 Mayıs 2017 16:41
A
a
Hamd alemlerin Rabbi kainatın İlahı, bizleri yoktan var eden her şeye bir düzen ve kanun koyan tek hükmedici tek ilah tek Rab olan Allah azze ve celleye mahsusdur.

Salat ve Selam son Resul yaşayan Kuran olan müminlerin örneği ve önderi olan Hz. Muhammed (s.a.v)’e onun aline ashabına ve hesap gününe kadar yolundan gidecek olan bütün mümin ve müminelerin üzerine olsun.

Medineli Ensar hanımlardan olan Afra hatun Neccaroğulları kabilesindendi. Eşi Haris ibni Rifaha idi ondan 3 erkek çocuğu oldu. Babalarının vefat etmesi ardından annelerinin terbiyesinde büyüdüler. Ve Afranın oğulları olarak tanındılar. Çocukları büyüdükten sonra Bükeyi B. Ya’leyi ile evlendi. Ondan ise 4 çoçuğu oldu. İslamın Medine diyarına ulaşmasıyla hidayet ışığından uzak kalmadı ve ilk iman edenlerden oldu.  İslamı öğrendi ve yaşamaya çalıştı. Hayata artık İslam penceresinden baktı ve ahireti amaç edindi.

Müslümanların hayatlarını, çilelerini onlara yapılan işkenceleri duyunca içine sıkıntı oluyor ve İslam uğrunda kendisinin de bir şeyler yapması gerektiğini anlıyordu. Yaşı ilerlemişti ama o çalışkandı fedakar ve cesaretliydi. Mekkeli kardeşleri medineye hicret edince onların derdiyle dertlendi. Yardımlarına koştu, Kimine şevkatli bir abla kiminede anne oldu. Onların İslam mücadelesini çok iyi biliyor ve destek oluyordu. Bu yardımların karşılığını alacağını biliyordu. Çünkü Rabbimiz kitabında bildirmişti. ‘’ İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve muhacirleri barındırıp, onlara yardım edenler varya, işte onlar gerçek müminlerdir. Onlar için bir bağışlama ve bol bir rızık vardır.’’

Rabbinin ayetlerine iman eden Afra Hatun kendini dinine ve kardeşlerine karşı sorumlu hissediyordu. Şöyle bir düşünüyorumda yaşlı bir kadın İslamı öğrendikten sonra bu din için anında bir şeyler yapması gerektiğini imanının ispat istediğini anlıyor ve engel tanımadan gücünün yettiği kadar Allah’ın rızası için onun cennetine gidebilmek için mücadele ediyor. Birde bizlerin İslam anlayışına bakıyorumda arada dağlar kadar fark var. Yıllardır iman ettiğimizi söylediğimiz halde hayatlarımız hala cahiliyeden kalma.
İslam adına bir adım atmayı geçtim Dinimize küfredenlere bile bir tepki gösteremez hale gelmişiz. Dünya hayatı ve süsü kalplerimize o kadar işlemişki gözümüzün önünde bile yaşananlara kör ve sağır kesilmişiz. Oysaki bu kitaba iman ettiğini söyleyen onu neredeyse başımızın üstünde taşıyacak olan bizler değilmiyiz. Peki Rabbimiz bize bunumu emrediyor. Alın kitabımı okuyun hatmedin sonrada süslü kabına geri koyun mu diyor. Nede güzel söylemiş Mevdudi (Rahimullah)

* Bu kitap müjdeci ve uyarıcıdır. Kendisine tabi olanları güzel bir son, karşı koyanları ise korkunç bir akıbet beklemektedir. Dolayısıyla böyle bir kitabı hafife almak için ancak bir ahmak olmak gerekir. Rabbimizde bildirdiği gibi: ‘’Bu sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır ki insanlar onun ayetlerini düşünsünler ve temiz akıl sahipleri ibret alsınlar diye indirdik. (Sad 29) Diğer bir ayette ise: Andolsun ki biz Kuranı öğüt almak için kolaylaştırdık.  Öğüt alan yokmu? (Kamer 17)

Kitabın emir ve hükümlerinden gafil olan bizler ayetlerden nasıl ibret alabiliriz ki? İşte Afra Hatun iman ettim dedikten sonra her anını İslam için mücadele ederek geçirdi. 3 oğlunu da Allah’ın dini için gözünü kırpmadan canını verebilecek cesur şefkatli korku nedir bilmeyen İslam ile ahlaklanmış yiğitler olarak yetiştirdi. Onlara önce Resulullah sevgisini aşıladı. Sürekli Kur’an ayetleriyle amel etmelerini öğretti. Anneleri onları Allah Resulüne dil uzatanların dilini koparacak yiğit fedailer olarak görmek istiyordu.  Ve olduda oğulları mümin kardeşlerine karşı merhametli zalimlere karşı ise tavizsiz ve korkusuz kesilmişlerdi. Müslümanlara yapılan işkenceleri gördükçe onların kalbi intikam ateşiyle yanıp tutuşuyordu.  Anneleri onlara şu ilkeyi benimsetmişti.

* Ölüm ve hayat Allah rızası için olduktan sonra gerisinin bir çöp kadar ehemmiyeti olamazdı. Tüm nesile örnek olacak bir söz tabiki öğüt almasını bilene.  Bugün kaç tane anne evladına bunu söylüyor acaba. Çoçuğun uykusu bölünmesin diye sabah namazına kaldırmaya kıyamayanlar mı, yoksa ben gençliğimi yaşayamadım bari çoçuklarım yaşasın beni küçükken zorla kapattılar bari kızım istediğini giysin, ben hevesimi alamadım o alsın diyen, sevgiliside olabilir zinaya teşvik eden anne babalar mı?  Kim birer Afra hatun gibi ölüm ve hayat  Allah’ın rızası için olmalıdır diyebiliyor bugün çok sevdikleri evlatlarına.

Sevdiğini söylüyorsun gözünden sakınıyorsun fakat onu kendi elinle cehenneme sürüklüyorsun farkında değilsin. Çünkü bizlerde kendimizi hep hak yolda sanıyoruz. İstikametimizden o kadar eminizki cenneti garantilemişiz adeta. Bunun sebebi ise dinimizi bilmeyişimiz aklımızı kitabı anlamak ve yaşamak yolunda kullanmayışımızdan kaynaklanmaktadır. Çünkü bu kitaptan sadece akıl sahibi olanlar yararlanabilirler. Pırlanta ve taş arasındaki farkı ayırt edemeyen birisi için pırlanta nasıl bir yarar sağlayamazsa cahiller içinde bu kitap yarar sağlayamaz. Ve çağrının kalplere ulaşmasına imkan yoktur. Durum böyle olunca nesilde İslam’dan uzak ve cahil olarak yetişir.


Afra hatun ise kalplerine Tevhid yerleşmiş olan 3 çoçuk yetiştirdi. Onun en büyük arzusu ise evlatlarının kariyer sahibi olması değil Allah yolunda şehid olmalarıydı. Oğullarını Bedir savaşına katılmak için teşvik ediyordu ki zaten onlar dünden hazırdı. Çetin ve zorlu bir savaş bekleniyordu. Müslümanlar 300 iken müşrikler 1000 kadar vardılar. Afra’nın oğulları bugünü dört gözle beklediler. Savaş başladı Afra’nın oğulları aslanlar gibi çarpışıyordu. Allah Resulü’nün düşmanlarını öldürmek için can atıyorlardı.

Onların en büyük hedefi Ebu Cehil’i öldürmekti. Savaş esnasında Muaz ve Muaviz kardeşler herkeze onu soruyordu. Onlar yaşça küçük olmalarına rağmen Resulullah’a söven davasına engel olmaya çalışan kişiyi öldürmek için yarışıyorlardı adeta. Ne kadar onur verici bir tablo. Allah’a ve şeriatına, Resulüne ve sünnetine dil uzatan, küçümseyen nice söz ve davranışlara sessiz kalan ama bizde müslümanız diyen bir nesle mükemmel bir örnektir, bu iki kardeş. Allah yolunda gayretin, çabanın, fedekarlığın nasıl olacağını öğretenler çok arzuladıkları şehadete ulaştılar. Annelerinin arzusunu yerine getirdiler. Afra hatun çoçuklarının kahramanlıklarını ve şehadetini duyunca Allah’a hamd etti. Bakın ağladı dizlerini dövdü, evlatlarım öldü demiyorum. Mümin bir annenin sabrını Allah’a olan teslimiyetini söylüyorum. Ancak müminler imanın yüce derecesine ulaşanlar kaza ve kaderin hayrın ve şerrinde Allah’tan geldiğine inanlar bu şekilde davranabilirler.

Olaylar gözünde küçülür, karşısındaki musibetler kolaylaşır. Allah’a teslimiyet gösterip belaya sabrettiği için kalbide huzurlu olur. Böylece alemlerin Rabbinin takdirine baş eğip kulluğunu ispatlar.

Tirmizide geçen bir hadiste Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur. ‘’Çoçuğu ölüpte sabreden ve Allah’a yönelip teslimiyet gösteren kimse için Allah’ın cennette bir ev yapacağını ve isminide ‘’Hamd ev’’ koyacağını haber vermiştir.’’ Bunu bilen mümin bir anne çoçuğu da bu dünyadan ayrıldı diye üzülürmü sizce?

Dünyadan hiç ayrılmayacak gibi yaşayan ve acaba ben ölürsem evim, eşyam param, kocam ne olur  diye dert edinip ahirette evim neresi olacak diye düşünmeyen bizler bunu anlayamaz. Afra hatun öyle bir annedirki 2çoçuğunun şehit olmasına sevinip diğer oğlumda acaba bir eksiklik mi var o neden şehit olamadı diye bunu dert edinen bir anneydi.

Bu muhteşem tablo bizlere ibret olmalı ve acaba bizde böyle evlatlar nasıl yetiştirebiliriz sorusunu sormaya teşvik etmelidir. Allah yolunda kıyamete kadar bu dini savunacak bir topluluk hep var olacaktır. Eğer bizlerde cennete gidip güzel meskenlerde olmak istiyorsak bu topluluğun içinde olmalı ve neslimizde İslam terbiyesiyle yetiştirmeliyiz. Müslüman kardeşlerimizin boğazı kesilip, evleri ateşe verilirken bağlanarak diri diri yakılırken, küçüçük çoçuklar ateşe atılırken, annelerin namusları kirletilirken bizler nasıl olurda hala hiçbir tepki göstermeyiz. Artık içimizde mi sızlamaz hale geldi? Bu kadar mı katılaştı kalpler ki yaşananlara kimse durun artık İslam dini sahipsiz değil, kardeşlerimiz sahipsiz değil, bizde varız bu mücadelede diyemiyor. Malasef bugün durum aynen böyle kalpler dünya arzusuyla dolmuş ve taş kesilmiş. Böyle kalpler ise Afra hatun gibi annelerin evlatları için beslediği şehadet arzusunu nasıl anlayabilir. Unutmayalım cennete ancak Allah’ın dini uğruna mücadele edenler canını, malını, Rablerine satıp teslim olanlar gidebilecek. Ahireti hesap ve cezayı düşünmeyenler için ise cennet hayalden öteye geçemez. Böyle hanım sahabilerin hayatları, imanları, mücadelesi bizlere örnek olur ve biraz olsun uyanıp kalplerimizin kıpırdamasına sebep olur inşallah.

Rabbim kendi yolunda mücadele eden şehadeti arzulayan kullarının yardımcısı olsun inşallah.

 
Elhamdulillah

Bu Makale Ebrarmedya.Com 'dan alınmıştır.

Haber var islah eder, haber var ifsad eder
************ Sponsor Reklam Alanı; wp cache | Mobilya | Klasik Mobilya | uçak bileti | mobil uygulama | Kek kalıpları |