Video Foto Galeri Yazarlar
8.12.2016 - Perşembe

Abdullah Azzam'dan Gençlere Bir Mesaj- 3.Bölüm

Okunma: 3508
ÖZEL HABER 19 Eylül 2016 10:42
Videoyu Aç Abdullah Azzam'dan Gençlere Bir Mesaj- 3.Bölüm

Daha önce 1. ve 2. bölümünü yayınladığımız Abdullah Azzam'ın Gençlere Bir Mesaj isimli risalesinin 3. ve son bölümünü siz değerli takipçilerimize sunuyoruz..

ISLAH HABER/ HABER MERKEZİ


Serinin 1. bölümünü okumak için tıklayın
 
Serinin 2. böülümünü okumak için tıklayın

Evet,kardeşim:
Şu an hayatının en verimli dönemindesin.Bu gayret dönemidir,ibadet dönemidir,Dava dönemidir,hareket ve faaliyet dönemidir! Bu yüzden, İslam’a yönelmek senin üzerine bir sorumluluktur, O’nu öğren, O’nu uygula,ve O’na çağır. İlim,harekete geçme ve ilerleme.Eğer bu fırsat sana gelirse,bu  asla tekrar gelmeyecek olan altın fırsattır. Üniversite dönemin ne kadar verimli günlerdir , bu günlerin, Allah’a dönmek , O’na ibadet etmek, tanıdığın ve tanımadığın arkadaşlarına,meslektaşlarına Dava’yı anlatmak  için ne muhteşem günlerdir!
 
‘’Artık sen öğüt ver,çünkü sen ancak bir öğüt verensin.Sen onlar üstünde zorba değilsin.’’ (Ğaşiye, 21-22)
‘’Şu  beş şeyden gelmeden önce beş şeyin kıymetini bil ; ihtiyarlıktan önce gençliğin, hastalıktan önce sağlığın,…’’
 
         Bugün, namaz kılarken ayakta durabiliyorsun, fakat  yarın, oturarak kılma haricinde namaz kılamayacaksın. Bugün, oruç tutabiliyorsun,ancak yarın, hastalanacak ve oruç tutamayacaksın.  İşte böyle bir sağlık için Allah senden hayırlı işler yapmanı istiyor. Sağlığının bedeli, veya sağlığının sadakası,bedenini ve azalarını  arındıran ve onların helak olmasını engelleyen  ‘’ibadet’’tir. Ne kadar çok sadaka verirsen, fayda o kadar artar,ve ibadetinin artmasıyla da sağlığın zayıflamaz. Bilakis,sağlığın gelişir ve mükemmelleşir:
 
      ‘’…Rabbinizden bağışlanma dileyin,sonra O’na tevbe edin ki O,size gökten bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın..’’( Hud,52)
 
Yani güç, tevbe ve yüce Allah’a itaat ile kazanılır.Bu doğaldır çünkü ibadet, bedeni ve sinirleri rahatlatır, ve dahası geliştirir.
 
 Bir Afgan, bana, babasının yüzyirmi yaşında olduğunu ve bugüne kadar  tek bir dişinin bile dökülmediğini, namazlarını özellikle de sabah ve yatsı namazlarını camide kıldığını söyledi. Böyle bir vücut korunması sadece Allah’ın muhafazasının sonucu olabilir. ‘’…Allah’ı gözet ki o da seni koruyup gözetsin..’’(Tirmizî, Kıyâmet 59)
 
       ‘’ Şu beş şeyden gelmeden önce beş şeyin kıymetini bil ; ihtiyarlıktan önce gençliğin, hastalıktan önce sağlığın,fakirliklikten önce zenginliğin,…’’ çünkü Ali bin Ebu Talib dediği gibi: ‘’Kendisini  aradığı zengilikten kaçıp,kendisinden kaçtığı yoksulluğa doğru koşan cimriye şaşarım.’’  O dünyada fakirler gibi yaşar,ahirette de zenginler gibi hesaba çekilir. Bu kişi, çocuklarının alkol alması için,araba alması için ve kızların peşinden koşmalarını kolaylaştırması için para biriktirir, ve en sonunda da Münker ve Nekir’in,kabirdeki azap meleklerinin demirden tokmağı altında ezilir.Ve cehennem meleği Malik’in peşinden giden melekler sahip olduğu her bir zenginlik için onu hesaba çekerler!
 
          Sembolik olsa da derinden etkileyici bir hikaye vardır.Hikaye şöyle;zengin bir kişi öldü,ve çocukları dedi ki: ‘’ Bir geceliğine babama kabirde eşlik edecek birini bulmak istiyoruz.’’ Böylece, iki tane çukur kazdılar  ve birbirine bağladılar.Bir çukura babalarını gömdüler diğerini boş bıraktılar.Daha sonra,babalarının cesedinin yanına yatacak kadar cesur birini aramaya koyuldular.En sonunda bir hamal buldular ve dediler ki : ‘’ Eğer babamın yanında bir gece geçirirsen sana bin dinar vereceğiz’’. Adam da dedi ki: ‘’ Parayı alacağım,eğer ölürsem çocuklarım o parayla geçinir.Eğer yaşarsam da kendime bir iş kurarım.
 
Sonra sorgu melekleri geldi  ve dedi ki: ‘’ Burada iki kişi var. Biri yaşıyor,diğeri ölü. Birisi burada bir gece geçirecek,diğeri zaten artık bizimle.Bu kişi yarın ayrılıyor,sorgulamaya bununla başlayalım. Ve ona sordular: ‘’Kimsin sen’’?
-‘’Ben falan falanım’’ diye cevapladı adam.
-‘’ Ne iş yapıyordun?’’
-‘’ Ben hamaldım,insanların taşınacak mallarını taşırdım.’’
-‘’ İnsanların mallarını taşıyordun? Peki,bu malları taşımak için ne kullanırdın?’’
-‘’ İplikten  bir urgan kullanırdım.’’
-‘’Bu ipliğin necis olmadığına,temiz olduğuna emin misin? Ve urganı satın aldığın o on şilini nasıl kazandın?
-‘’Falan falan kişi için çalıştım.’’
-‘’ O adamın zenginliğini haram yollardan değil helal yollardan edindiğine emin misin?’’
Her neyse,melekler günbatımından ertesi sabaha kadar adamı urgan ve işi hakkında sorgulamaya devam ettiler.Daha sonra adam kabirden çıktı.Ölen adamın çocukları yanına geldi ve ne olduğunu sordular. Adam dedi ki: ‘’Kıyamet gününe kadar babanızın sorgusu bitmeyecek. Niye diye sordu adamın çocukları. Dedi ki: ’’ Çünkü kendisiyle mal taşıdığım bir parça ipimden başka bir şeyim yok ve melekler bütün gece beni o ipten,nereden aldığımdan,onunla nereye gittiğimden vs  beni sorguya çektiler.Peki  bütün bu bahçelerin,sarayların ve binaların sahibi olan babanızın durumu nasıl olur?Onun sorgulanması ne zamana biter?
 
     Aslında, bu sembolik bir hikayedir.Fakat yine de, derin bir tefekkür ve anlam taşır.
 
     Sorguya çekilmek ağırdır.Allah tarafından sorguya çekilmek ağırdır. Bu mesele hafife alınmamalıdır. Bu yüzden şimdiden verecek cevaplarınızı hazırlayın, Rabbinizle olan sorguya kendinizi hazırlayın,ve unutmayın ki yarın, Allah’ın elleri arasında duruyor olacaksınız,ve yaptığınız her hareketten sorguya çekileceksiniz.
 
‘’..zulmedenler nasıl bir inkılabla devrileceklerini  pek yakında göreceklerdir.’’(Şuara 227)
 
 Evet kardeşim,
 
Şu  an hayatının en verimli döneminde olduğunu ve ilim,hareket ve faaliyet ile İslam’a yönelmen gerektiğini sana kaç kere  söyledim! Öğrenmek,amel etmek ve öğretmek senin için kolay.  Eğer bunu bu dönemde yapmazsan,bir daha gelmeyecek olan fırsatı kaçırmış olacaksın. Boş zamanın telafisi yoktur. Bu kadar boş zamanın olacağı bir dönem daha olmayacaktır, bu yüzden kıymetini bil. Devamlı olan arzularının ve heveslerinin peşinde gitmekten sakının. Devamlı olan arzuların zamanını israf eder ve heveslerinin peşinden gitmen kalbini çürütür,sana her gün Kuran’ı Kerim okumayı tavsiye ediyorum. En azından iki ayda Kuran’ın tamamını bitirebilmek için günde en az yarım cüz okumanı tavsiye ediyorum. Ayrıca  sabah-akşam zikir ve dualarıyla meşgul olmanı  tavsiye ediyorum.Onları sabah namazından sonra oku,sabah ve yatsı namazları için mescite git.’’  "Kim yatsıyı bir cemaat içinde kılarsa sanki gecenin yarısını ihya etmiş gibi olur, kim de sabah namazını bir cemaat içinde kılarsa sanki gecenin tamamını namazla geçirmiş gibi olur."(Muslim)
 
 
Ayrıca Tirmizi’den rivayet edilen bir hadiste şöyle diyor:
 
"Kim sabah namazını cemaatle kılar, sonra güneş doğuncaya kadar oturup Allah'ı zikrederse ve sonra kalkıp iki rek'at  Duha(Kuşluk)  namazı kılarsa eksiksiz edâ edilmiş bir hac ve umre sevabı alır,eksiksiz eda edilmiş hac ve umre sevabı alır,eksiksiz eda edilmiş hac ve umre sevabı alır.’’ (Tirmizi)
 
Bu yüzden,sabah namazını mescitte kıl,daha sonra biraz Kur’an oku,gün doğumuna kadar Allah’tan bağışlanma dile, iki rekat Duha(Kuşluk) namazı kıl sonra üniversitene git.Okul notlarını günü gününe hazırla, bunu yapmayı erteleme.Zaman kaybetmeye yol açacak daimi arzulardan sakın.Her şeyi günü gününe yap.Kıyamet günü hayatının her saniyesinden sorguya çekileceksin, aldığın her nefes pişmanlık ve üzüntüyle çıkacak.Bu yüzden, sabah namazı, Kur’an okuma,istiğfar,cemaatle kılınan namazlar,haftanın iki günü oruç tutmak, okulda iyi, takvalı arkadaşlar edinmek -Allah’ın davasına ,İslam’a hizmet edecek iyi,samimi arkadaşlar aramak:
 
 ‘’…Allah’ın senin vesilenle bir kişiye hidayet etmesi, en kıymetli develere  sahip olmandan daha iyidir.’’ (Buhari)
 
 ve Allah seni insanlık için meydana getirdiği en hayırlı ümmetten yaptığı için,seni Müslüman yaptığı için Allah’ın dinini yayma konusunda sorumlusun çünkü:
 
‘’..siz iyiliği emreder,kötülükten sakındırır ve Allah’a iman edersiniz.’’(Ali İmran,110)
 
İbn Receb el Hanbeli dedi ki: ‘’ Kim gençliğinde ve kuvvetli çağında Allah’ı gözetirse,Allah da yaşlandığında ve zayıf düştüğünde onu gözetir,ona iyi bir işitme yetisi,görme yetisi,kuvvet ve akıl verir.Alimlerden biri yüz yaşını aştığı halde aklı ve kuvvetinden faydalanıyordu,bir gün canlı bir sıçrayış yaptı ve ona bundan soruldu. Dedi ki : Gençken bu azalarımı günahtan korudum,Allah da ihtiyarlığımda onları korudu. Bunun aksi olarak da seleften biri dilenen bir ihtiyar görmüş ve demiş ki : ‘’ Bu gençliğinde Allah’ın hukukunu zayi etmiş,Allah da ihtiyarlığında onu zayi ediyor.’’ ( Camiul Ulum Vel-Hikem 1/186)
 
İbn Cemaa dedi ki: ‘’  Öğrencinin ilmi kendisine fayda verecek veya kendisinden faydalandığı bir ilim olmalı.Kendisiyle zamanın boşa harcanacağı,kendisine fayda vermeyecek,kendisinden faydalanamayacak,hedefine ulaşmada ona yardımcı olamayacak bir arkadaşlık teklif edilirse, daha fazla ilerletmeden kibarca onunla arkadaşlığını sonlandırmalı çünkü bir şey yerleştiği zaman artık onu değiştirmek daha zor olur. Dillere pelesenk olmuş bir ifade vardır ‘’Fukaha’’: Bir şeyi püskürtmek onu tamamen kaldırmaktan daha kolaydır.’’ Bu yüzden,eğer biri bir  arkadaşa ihtiyaç duyarsa,  o arkadaş takvalı,inançlı,mütedeyyin, dikkatli,akıllı,fayda dolu,çok az kötü huya sahip olan,uyumlu,nadiren zıt olsun,unuttuğunda ona hatırlatsın,uyarılınca gereğini yapsın,yardıma muhtacı olduğunda ona yardımcı olsun, üzüntülü anlarında onu teselli etsin.’’ ( Bakınız:Tezkiretü’s-Sami Vel Mütekellim  sayfa 83)
 

 
Kaynak : ISLAH HABER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Haber var islah eder, haber var ifsad eder