Video Foto Galeri Yazarlar
18.8.2017 - Cuma

El Kaide Lideri Eymen Ez Zevahiri’den Şehidin Silahını Taşı konuşması

Okunma: 2850
İSLAM DÜNYASI 4 Ağustos 2017 18:10
Videoyu Aç El Kaide Lideri Eymen Ez Zevahiri’den Şehidin Silahını Taşı konuşması

El Kaide’nin resmi yayın organı Es Sahab Medya, ‘Veziristan Şehitleri; Şehidin Silahını Taşı’ başlıklı 25 dakikalık yeni bir video yayınladı.

Özellikle son zamanlarda gittikçe artan ‘tekfir’ üzerinde durulan videoda El Kaide liderliğinin Müslüman halklara yönelik ‘Mücahitler, sizin için savaşan sizin evlatlarınızdır’ mesajındaki ısrarcı tutumu dikkat çekti.

Dr. Eymen Ez Zevahiri’nin Şeyh Ebu Ömer Halil ve Ebu Dücane El Paşa’nın hayatlarını anlattığı konuşmada şunlar söylendi:

“Bismillah. Allah’a hamd olsun. Allah’ın resulüne, ailesine, ashabına ve onlara tabi olanlara selatu selam olsun.

Her yerdeki Müslüman kardeşlerim, size de esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuh.

Bunun ardından;

Bu bölümde sabrın ve sebatın en yüksek seviyesinin, Allah’ın dinine bağlılığın ve geçici dünyadan uzak durmanın örnekliğini gösterdikten sonra Rabbine varan şehitlerden bir grup ve Davet ve Cihat meşale taşıyıcılarından söz ettiğim konuşmama devam etmek istiyorum. Allah’tan onlara rahmet etmesini, şehadetlerini kabul etmesini, ve bizi de Cennette onlara arkadaş etmesini niyaz ederim. Bu topluluk arasında namert Pakistan Ordusunun Veziristan’a (Şaban 1435’te düzenlediği) son saldırı ihaneti karşısında sebatın örnekliğini göstermiş Veziristan’da şehit olan bir kervan var.

Bu, liderliği topraklarını ve halkını Amerika’nın şerefine ve haram dolarları karşılığında satmış aynı ordudur. Bugün, onlar İngiltere’nin Hindistan’da ve dışarıda Müslümanları öldürmek için bir maşa olarak kullandığı Hindistan Kraliyet Ordusunun alçaklığının yeni bir bölümünü tarihe yazıyorlar.

Bu, Bangladeş halkına korkunç mezalimler işledikten sonra 90.000 askeri Dakka’da silahlarını bırakarak Hindulara teslim olan aynı ordudur. (Bu ordu) savaş meydanında ancak kendini rezil etmek ve teslim olmak için kibirlice zayıf ve yardımsız kitlelerin onurunu çiğnedi.

Bu, Bangladeş’te İslami kuralların savunması için değil İslamabad yöneticilerinin savunması için savaşan ordudur.”

Daha sonra eski Belucistan Bakanı Nevab Eslem Reisani’nin alkollü biçimde halka hitap etmeye çalıştığı karelere yer verilen video Dr. Eymen Zevahiri şu sözleriyle devam etti:

“(Pakistan Ordusu) Bangladeş’teki Müslümanların hürmetlerini korumak için savaşmadı, fasid elitlerin çıkarlarını korumak için savaştı. Aynı alçak masal bugün Veziristan ve Svat’ta bu ordunun hain liderliği tarafından tekrar ediliyor. Daha önce de bunun Afganistan’da yinelendiğini görmüştük.

-Kendilerini öyle saydığımız- bu şehitler, Amerikan drone saldırıları karşısında sebat gösterdi, buna ilaveten kanlarıyla, cihat ve İslam tarihinde izzetli bir fasıl; ve Rablerinin huzurunda durmadan önce Pakistan hükumet ve ordusunun aşağılıklığına, ücretli tutuluşuna ve suçluluğuna şahit oldular.

Veziristan şehitlerinin tam hakkını veremediğim gerçeği için özür dilerim. Belki halihazırda usulca cihat hizmetleri sahneleyen Sahab Medya kayda değer hizmetleriyle bu açıdan insiyatif alabilir. Allah’tan bu amelleri kabul etmesini niyaz ederim. Burada ayrıca Sahab Medya’nın sahnelemeye devam ettiği mübarek ve harika hizmetleri takdir etmem gerekiyor. Bu Mücahit kuruluşun askerleri mesajlarını Müslüman takipçilere ulaştırmak için üstlendiği gayret için sık sık ağır bedeller ödüyor; bu bedel kendi kanlarından ve ailelerinin kanlarından, tecrit ve gurbetten, düşmanın takibinden ve ailelerinin gördükleri eziyetten başkası olmuyor. Çalışma alanları ve benzer şekilde evleri bombalandı, önde gelen üyeleri şehit oldu, aynı zamanda eşleri ve çocukları da. Düşman tarassutundan kurtulmak için korkudan, gerilimden ve daimi hareketlerden garip durumlarla karşılaştılar –ve bazıları karşılaşmaya devam ediyor.- fakat kesinlikle onlar sabru sebat ettiler. Ve şehadet vakti geldiği zaman çelimleri daima uzun olmuştur.

Onlar hakikat prodüksiyonlarıyla muasır Haçlıların aldatmalarını ifşa ederler. Bu mübarek kuruluşun başarıları kadrosuyla sınırlı değil. Aynı itibar –eğer fazlası değilse- gösterdikleri fedakarlıklar nedeniyle eşlerine ve çocuklarına da yazılıyor. Allah, mahpus kahraman, tek başına bir ordu olan, cihadın büyük simgesi Halid Şeyh Muhammed tarafından kurulan bir kuruluş olan Es Sahab Medya’ya uzun ömürler bahşetsin; Halid Şeyh Muhammed bize bir Müslümanın en büyük mücrimlerin zulümleri karşısında izzet mefkuresini üzerinde somutlaştırması gerektiği yönünde dersler vermeye devam ediyor. Allah, onun Es Sahab Medyadaki ve Guantanamo hücrelerindeki arkadaşı Ebu Enes El Mekki’yi ihya etsin. Ve Allah, onun El Kaide’den tüm mahkum kardeşlerini ve tüm Müslüman tutsakları ihya etsin. Ve Allah’tan bize onların kurtuluşlarını güvence altına almakta yardım etmesini niyaz ederim. Ve Allah, Es Sahab Medya’nın şehitleri Zuheyr El Mağribi,Azzam Emriki, Ömer Talib, Ahmed Faruk ve sabır ve sebat örnekliği oluşturan ve de muasır Haçlıların hilelerini ifşa etmek için canlarını feda eden kardeşlerini ihya etsin.

Allah, Müslümanları birleştirmeyi hedefleyen cihat medyası işlerinde doğruluğu ve güvenilirliğiyle bulutları aşan, dürüstlükte ve itimatta yüksek standartlar koyan Es Sahab (Türkçesi Bulut veya Bulutlar) Medya’yı ihya etsin.”

Şeyh Ebu Halil’in sesinden cihat marşının yer aldığı video Dr. Eymen Ez Zevahiri’nin konuşmasıyla devam etti:

“Veziristan şehitlerine dönelim; önde gelen şehitler arasında celil Şeyh, el abid, zahid, muhacir, mücahit ve murabit lider Ömer Ebu Halil var. Afganistan’a komünist Rusya ile cihat etmek için hicret etti. aynı zamanda Afganistan’da meşhur Caci savaşında yer aldı. Ribat’ta çok sabırlıydı. Caci cephesinde Kaba Dağında aralıksız bir yıl ribatta kaldı. daha sonra Şeyh Usame Bin Ladin (rahimehullah) ile beraber Sudan’a hicret etti. daha sonra Sudan’dan Afganistan’a ikinci hicretini gerçekleştirdi. Kandahar’daki Ara’ Köyü’nde onun komşusu olmaktan şeref duydum. Mescidde kardeşlere nasihat verirdi. Güzel bir dost ve aşırı ahlaklı bir kişiydi; Şeyh Halil vaktinin çoğunu ibadetle, kardeşlere nasihatle ve hatların kapısını aşındırmakla geçirirdi.

Haçlıların Afganistan’a yönelik savaşı başlayınca, Mücahitlere bir lider ve öğretmen olduğu Veziristan’a hicret etti. Neticede kendisi aracılığıyla El Kaide’nin bizzat kendisinin ya da diğer Mücahit gruplarla ortak yürütülen farklı operasyonlar yönetme imkanı bulduğu çok sayıda önemli sorumluluklar üstlendi.

Aynı şekilde El Kaide’nin işlerini yönetti ve bazı tutsakları para ile serbest bıraktırmak için sarf edilen gayretleri yakından takip etti. vaazlarıyla Mücahitlerin eğitimlerinde ve tezkiyelerinde yer aldı.”

Es Sahab Medya tarafından hazırlanan vede Şeyh Ebu Halil El Medeni’den alıntılanan konuşma ile devam etti:

“Bu yüzden, Allah tarafından cihatla ihya edilmiş bu gruplar için bu nimeti korumak ve muhafaza etmek gerekir. Bu da ancak Allah’ın kitabına ve Resulünün sallallahualeyhivesellem sünnetine bağlı kalmakla, Allah’ın emirlerine itaatle, Resulünün sünnetine ittibayla ve salih amellerde liderlerine itaatle ve de Allah’ın kelimesini yüceltmek için genel maslahata öncelik vermekle, İslam’ın ve Müslümanların özel maslahatına öncelik vermekle elde edilebilir.

Aynı şekilde selefi salihine de ittiba etmek gerekir; onların arasından özellikle de safları birleştirme, mutabakat oluşturma ve düşmanı herhangi fesat yapma fırsatından mahrum bırakma hususunda muhteşem bir örneklik oluşturan Hasan Bin Ali’ye (Allah hepsinden razı olsun). Ve O, konumuna hak ile yetkiliyken Muaviye radiyallahuanh lehine hakkından feragat edip konumundan çekilince bunu genel maslahatın özel maslahata öncelenmesi kuralına göre yaptı.

Fakat O (Hasan Bin Ali), Peygamberin sallallahualeyhivesellem bir hadisinden öğrendiğimiz gibi ‘insanların seyyidi’ idi: ‘Benim bu oğlum seyyiddir.’ Ümmet bugün müthiş şekilde bu tip liderlere ihtiyaç duyuyor.”

Şeyh Ebu Halil El Medeni’nin ardından devam eden Şeyh Eymen Ez Zevahiri şunları söyledi:

“Kendisiyle İbrahim El Bedri, grubu ve asilikleri hakkında istişare ettiğimde kendisi beni bu grupla organik bağı kesmem için teşvik etti.

Bu Şehitler kafilesinin (biz onların öyle olduğunu düşünüyoruz) arasında bir de Şeyh Ebu Dücane El Paşa Muhammed Mahmud El Bahtiti rahimehullah var. İlk önce Cihat Cemaati’ne katılmış, ardından Afganistan ve Pakistan’a hicret etmişti. Şeyh Ebu Hamza El Muhacir’in hemşerisi ve Cihat Cemaati’nde daha sonra da El Kaide El Ciha’taki hicret ve cihadında yakın arkadaşıydı. Kahraman, lider, Kuran qarisi, şehit Tarık Enver liderliği altında planlanan İslamabad’daki Mısır Elçiliğine saldırının düzenlenmesinde Onunla birlikte yer aldı.

Şeyh Ebu Dücane, eğitimci olarak El Kaide muaskerlerine katıldığı Afganistan’da kalmaya karar kıldı ve ayrılmadı. Daha sonra Ruslara karşı yürütülen Tacik cihadında yer aldı. Ardından Şeyh Usame Bin Ladin (Allah kendisine rahmet etsin) Afganistan’a dönünce Onun yanına geldi. Muhacir kardeşleriyle birlikte İslam Emirliği’nin sancağı altında Kuzey İttifakına karşı savaştı. Savaşların birinde bacağından organının kesilmesini gerektiren ağır bir yara aldı.

Afganistan’a Haçlı saldırıları başlayınca, Pakistan’a hareket etti. Pakistan Hükumetinin Mücahitlere yönelik yasaklama getirmesinden sakınarak İran’a geçti; orada da tutuklandı. Ailesiyle birlikte yedi yıl hapiste kaldı. Hapiste İslami ilimlerle iştiğal etti. Allah kendisini haşiyeleriyle birlikte ‘Tahkik Muhtasar Ez Zubeydi li Sahih El Buhari’ adlı kitabıyla şerh ve makaleler içeren ‘El Muhtasar Fi Fıkh Es Sefer’ ve de ‘Cevami Ed Dua’ adlı kitaplarını yazmaya muvaffak kıldı.

Daha sonra Veziristan’da, Şeyh Ebu Yahya El Libi’nin (Allah ona rahmet etsin) tavsiyesiyle ‘Qirae Fi Kitab Mefahiim’ ve ‘Hukmu Hedaye El Ummal’ kitaplarını yazdı.

Allah, kendisine neo-Safavilerin hapishanelerinden çıkmayı nasip edince Veziristan’a hicret etti. orada iki şeyhin, Şeyh Atiyetullah ve Şeyh Ebu Yahya’nın (Allah onlara rahmete tsin) nezaret ve teşvikiyle aralarında tutsakların özgürleştirilmesini güvence altına almak, Şer’i kurulda yer almak, kardeşlerine sorularına cevap hazırlamak, davette bulunmak ve onlara nasihat etmek gibi işlerin de bulunduğu birçok önemli projenin denetiminde yer aldı.”

Şeyh Ebu Dücane El Paşa Muhammed Mahmud El Bahtiti’nin ses kaydından alıntı yapılan videoda Ebu Dücane şunları söyledi:

“Müslüman Ümmetimiz: Sizi ifrat ve tefrite düşmüş gruplara karşı şiddetle uyarıyoruz. Biz, bu ümmeti şirk olan demokrasi yoluna sürükleyenlerin, Şeriatın kurallarını ve Dinin esaslarını terk edenlerin ellerinden çok çektik. Bu gruplar mükerrer ve acı hatalara rağmen Müslüman kitlelerin fikirleriyle oynamaya devam ediyor. Eğer onlar, Allah’tan O’nun kulları hususunda korksalardı, onları Rahman olanın Şeriatına ve Ber olanın tevhidine davet ederlerdi de ibadette ortaklar isnat etmedikleri gibi O’na hakimiyetinde de şirk koşmazlardı.

Bu siyasi akım, bazı ülkelerde Şeriatı ikame etmek için cihat eden Ümmetin ihlaslı evlatlarını yıkım için bir araç ve bastırmak için bir gereç halini almıştır. Aynı şekilde bu Ümmet, aşırılığın, cehaletin ve ifratın takipçilerinin ellerinden de çok çekmiştir. Bu grup Müslümanları tekfir etti, muvahhidleri öldürdü, cihadı ifsat etti, Mücahitlerin mesajını değiştirdiler ve onları menheclerinden saptırdılar. Allah Mustean olandır.

Allahım bizim bu iki menhecten de beri oluşumuza ve bu iki yoldan da teberri edişimize şahit ol. Senden niyazımız bu iki grubu da hakka hidayet etmendir.

Müslüman Ümmetimiz: Bu sizin evlatlarınızın mesajıdır; o mesaj ki bazılarını saptırmaya çalıştığı ve insanları ondan uzaklaştırmak istediği bir mesajdır.

İşte bu yüzden bu mesajı burada ircanın saptırmalarından ve aşırıların fesadından durumu biçimde net olarak biz iletiyoruz. O halde ey ümmetlerin en hayırlısı, dünyanın her bölgesinde Mücahit evlatlarınızla omuz omuza durun. Burada, ayrıca İslam’ın savaş hatlarında bulunan Mücahit kardeşlerime birkaç kelime sunmak istiyorum. Kendileri şu anda hassas bir süreçten geçtiğimize ve bazılarının umursamazlığı eşliğinde gelişen Allah düşmanlarının hilelerine şahitlik ediyorlar ki onlar(umursamazlar), bu suretle fitnenin yayılmasına yardım ediyor, safları bölüyor ve Mücahitler arasında iç savaşın fitilini ateşliyorlar. Bu, herkesin göreceği şekilde aşikar olmuştur ve artık bir sır değildir; Allah, Müstean olandır.

Mücahit kardeşlerim: siz bu dünyadaki emanetlerin en ağır olanını yüklenmişsiniz. İnsanlar arasından çıkarılan en hayırlı ümmetin savunmasına önderlik ediyorsunuz. Bugün Şam cephesine acı veren ihtilaf, iç savaş ve tekfir trajedisine şahit oluyorsunuz ki bunun sebebiyle sünnetullahta olageldiği gibi korkulan başarısızlık ve gücün dağılması gelir.

Bu, ancak sizin cihadı kesinlikle etkileyecek ve Müslüman ümmetin geleceğine zarar verecek olan hastalığı tedavi etme görevinizi artırır. Size ifsad edilen şeyleri ıslah etme ve Mücahitleri birlik ve beraberlik günlerine döndürme ve de sapkınlığın her türlüsüne, bölünme ve ihtilaf çağrılarına karşı direnme çağrısında bulunuyorum.

İslam’ın tüm cephelerindeki kardeşlerime, özellikle de cihat yolunun nasıl saptırıldığına, meyvelerinin heba edildiğine ve cihat iddiası bulunmayanların Mücahitlerin saflarını onları başarısızlığa ve zayıflığa götürecek şekilde nasıl böldüğüne ilk baştan şahitlik eden ilim, ihtisas ve tecrübe ehine herşeyi kontrol altına almak için ellerinden geleni yapmak suretiyle bu cihat hususunda Allah’tan korkma, Ümmete ve Mücahitlere doğru duruşu netleştirme, anlaşmazlıkları hak ile giderme çağrısında bulunuyorum; çünkü bu, bizim Kıyamet gününde kendisinden hesaba çekileceğimiz emanettir.

Bilin ki ey kardeşlerim, sizin Horasan’daki Mücahit kardeşleriniz kafirlerin ve Din düşmanlarının böğründe diken olarak kalacaktır Allah’ın izniyle. Allah’ın yardımıyla onlar Dinlerinde sabitler, onlar () ne değiştirdiler ne saptılar. Elhamdulillah, onlar sabırlılar.

Onların azimleri uğradıkları sayısız kayıpla, zor koşullarla, imtihanın şiddetiyle, iftiranın zulmüyle, bozulmalar ve yalanlarla sarsılmadı. Onlar, bu tip hallerin bu yolun kilometre taşları olduğunu çok iyi biliyorlar ve imtihanın şiddetinin zaferin, rahatlamanın ve temkinin Allah’ın izniyle yaklaştığının delili olduğunu anlıyorlar.

Ve burada birkaç kelimeyle Şam’daki kardeşlerime nasihatte bulunmak istiyorum, onlar ki boş ve havalı sloganlarla kandırıldılar: Aklınızı kullanın, basiretiniz olsun ve olayları adalet ve tarafsızlık terazisinde tartın. taassub ve hevadan sakının, çünkü bu kişinin dini ve ahireti için helak edicidir. Sadece bir hayatınız var. O halde cihat gemisini kendi rotasından sapmadan ve hevalarına uyanların yolunda seyretmeye başlamadan önce kurtarın. Karşılıklı fitnelerin ateşini söndürmek ve Mücahitler arası birliği sağlamak için elinden gelenin en iyisini yap. Sizi uyarıyorum; Şeytan sizinle kardeşleriniz arasında fitne tohumları ekiyor. Ve Müslüman kanının kutsiyetinden sakının. Mücahitlerle savaşmaktan sakının. Çünkü bu, mutlak başarısızlığa, yakında olan zayıflığa ve bu dünyada kuvvetin gitmesine, ahirette ise azap ve cezaya götürür.

Sizi cahillere ve biliyor gibi yapanlara uymaya karşı uyarıyorum; bunlara karşı Peygamber de sallallahualeyhivesellem bizi uyardı, onlar cehaletleriyle kendileri saptığı gibi başkalarını da saptırır. Zikir ehline sorun ve tecrübede sizden ileride olanların ışığını takip edin. Boş sloganlara, sığ ifadelere ve yüksek-sesli isimlere kanmayın, çünkü bunlar sizi aldatacak ilizyon, mahvedecek serap, sizin de içinde yer alacağınız Ümmetin bölünmesi ve Allah muhafaza sizin de katkıda bulunacağınız Mücahitlerin saflarının bölünmesidir.

Kardeşlerim, sizi Şeriata uymaya ve hevaya tabi olmaktan sakınmaya davet ediyorum. Sadık ilim ehline uyun. Onların kadrini bilin ve bilmediklerinizi onlara sorun. Rasih ilim sahiplerine karşı çıkanların, cahillere uymayı tercih edenlerin ve biliyor gibi yapanların sadece kendilerini büyük tehlikelere ve açık sapkınlığa attığını bilin. Ey kardeşlerim, bilin ki hak, takipçileri arasında ayrım yapmaz ve hakkın tabileri hevalarına uymadıkça bölünmezler. Eğer onların belini kıran bir şey varsa o da fırkalaşma ve ihtilaftır; bu Allah’ın asla değişmeyen sünnetidir.

Bunun ardından sadık alimlere temel kavramların düzeltilmesi hususunda üstlerine düşen rolü yerine getirmeleri çağrısında bulunuyorum; bu sefer sıradan halkın arasında değil, fakat sıradan Mücahit kardeşlerimiz arasında. Öyle ki onlar heva ve hevesleri din ve ve menhec görmeye başlamasınlar, sapmayı ve aşırılığı sabır ve sebat satmasınlar ve Şeriatın temel ilkelerinden vazgeçmeyi hikmet ve öngörülü olmak sanmasınlar ve de ilmin ve ehlinin olmadığı şu zamanda kendi konumunu meselelerin kontrol edeni pozisyonunda gören cahil insanlar yüzünden cihat, kendi yolundan sapmasın.

Son zamanlarda bir şey daha dikkate şayan olmuştur, çok sayıdaki cahil, gösteriş meraklısı ve kim olduğu bilinmeyen kişiler fetva vermeye ve hidayet sunmaya kalkışmıştır. Bunun sonucu olarak, doğru ilim ile alakası olmayan birçok terminoloji türedi, ve bu hassaten bu Dinin en büyük meselelerinden biri olan isim ve ahkam konusu hakkında ve bu hassas konularda hüküm verme şeklinde oldu. Bunu Müslümanları tekfir için bir bahane olarak kullandılar ve hatta sadece sıradan Müslümanları değil, Mücahitlerin en hayırlılarını tekfir için kullandılar ve dolayısıyla onların kanlarını caiz kıldılar. Eğer bu akımın devam etmesine izin verirsek bunun kötülükleri sahada artış gösterecektir. Bu, cihada çok kötü zarar veren, onun mesajını saptıran ve bu Ümmetin bugününü ve geleceğini şiddetli biçimde tehdit eden bir şeydir.

Bugün gördüğümüz birçok şeyin cihadın imajını bozmayı ve insanları ondan nefret ettirmeyi amaçladığı yönünde en azından şüphelerimiz var. Bu fenalık sadece cahil ve bilinmeyen kişilerin fetva yayınlaması ve ‘hidayete’ iletmesiyle sınırlı değil, bilakis insanları sadık alimlerden yüz çevirtiyor ve ilmi konuları onlara götürmekten alıkoyuyorlar ki Allah onlara (o alimlere) Müslümanlar için bir emanet vermiştir. Bu durum ilim ehli için kardeşlerine doğruyu gösterme ve eğitmek için elinden geleni yapmayı daha önemli hale getiriyor, öyle ki Şeriat, Mücahitler arasında bilinmeyen bir şey haline gelmesin ve sapan ve menhecini değiştirenler onlar için referans konumuna erişmesin.

Kendimizi hatalardan ve eksikliklerden tezkiye etmekten sakınacak kadar cesur olmalıyız, aksine eğer vuku bulmuşsa hatalarımızı kabul edelim ve Allah yolunda kınayıcının kınamasından korkmadan onları düzeltmeye çalışalım.”

Daha sonra sözü yeniden alan Dr. Eymen Ez Zevahiri:

“Zikredilen Şeyhlerin, Ebu Yahya ve Atiyetullah’ın (Allah onlara rahmet etsin) nezaret ve teşvikiyle yer aldığı en önemli işlerden biri de Hindistan Yarımadasında bulunan çok sayıda cihadi grubu birleştirmesi oldu. Allah onu Yarımada Mücahitleriyle muaskerlerde ve kurulan eski dostluklarından istifade etmesine muvaffak kıldı. Allah, ona onların arasında bir popülerlik verdi ve o da gayretlerini bu farklı grupları bir örgütte birleştirmeye yönlendirdi, böylece Allah’ın fazlı ve minnetiyle İslam Emirliği’nin sancağı altında Hint Yarımadasındaki El Kaide kuruldu.”

Videoda yer alan bir diğer isim Hint Yarımadasındaki El Kaide Sözcüsü Üstad Usame Mahmud ise şunları söyledi:

“Cihad güneşi bu bölgede aydınlık bir şekilde parlıyor. Ey Allahım, Mücahitlerden razı ol, bize esirlerimizi kurtarmaya muvaffak et ve şehitlerimizi Peygamberin ashabının, velilerin, sıddıkların ve salihlerin arasına kat.”

Sözü tekrar devralan Dr. Eymen Ez Zevahiri:

“İbrahim Bedri ve güç savaşında onunla birlikte yer alanlar Müslümanları tekfir edip kanlarını akıttığında kendisi insanları onların heva ve hırslarına karşı uyarmıştı. Daha sonra Amerikan rüşvetleriyle büyüyen mürted Pakistan Hükumeti, ve Ordunun hain liderleri, Veziristan’a savaş açtıklarında Şeyh Ebu Ducane, kardeşlerinin işlerini yönetme sorumluluğunu üstlendi. İşlerini düzenlemek ve muhacirlerin ailelerinin güvenliklerini sağlamak için çok yoğun çalıştı. Ve gece ve günlerini verdiği bu faaliyetlerin sonucu olarak mürtedlerin asusları onu gözetleme imkanı buldular ve drone saldırısının hedefi oldu. Böylece kanıyla Pakistan Hükumetinin münafıklığına ve ücretle tutulmuşluğuna ve de Haçlıların cürümlerine karşı bir tanıklık yazarak Rabbine gitti.

Sonra İbrahim Bedri ve ekibi sahneye çıkarak böylesi üstün şahsiyetleri ve onların kardeşlerini tekfir etti. “Ağızlarından çıkan söz ne (kadar da) büyük. Onlar sadece yalan söylüyorlar.” Şu ayetten ne kadar da saptılar: “Bir de onlardan sonra gelenler, derler ki: “Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma. Rabbimiz, gerçekten sen, çok şefkatlisin, çok esirgeyicisin.”

Şimdilik bu kadarla yetiniyorum. Başka bir bölümde Veziristan’a yönelik Haçlı Pakistan saldırılarıyla dünyadan göç etmiş şehitlerin faziletleriyle devam edeceğim Allah’ın izniyle.

Dualarımızın sonu Allah’a hamd etmekle biter. Ve Allah’ın selatu selamı Efendimiz Muhammed’e, ailesine ve ashabına olsun.

Esselamualeykum ve rahmetullahi ve berakatuhu.”

Kaynak : Asyanınsesi

Haber var islah eder, haber var ifsad eder
************ Sponsor Reklam Alanı; Mobilya | Klasik Mobilya | uçak bileti | mobil uygulama | Kek kalıpları |