Video Foto Galeri Yazarlar
2.12.2016 - Cuma

Kadınların Cihad Beldelerine Gitmesine İlişkin Hüküm

Okunma: 6119
ÖZEL HABER 31 Ağustos 2016 19:24
Videoyu Aç Kadınların Cihad Beldelerine Gitmesine İlişkin Hüküm

Gündemlerden düşmeyen bir soru -kadınların cihad beldelerine yönelmesinin fıkhi boyutu nedir- ve cevabı.

ISLAH HABER/HABER MERKEZİ

SORU: 

Kadınların cihad topraklarına,özellikle de mahremi (onunla evlenemeyen herhangi bir yakın akraba) olmadan bile hicretine  izin verildiği Hilafet Devletinin olduğu yere gitmesini  tavsiye ediyor musunuz? Ve eğer kadın oraya giderse,kendi başına evlenmesine izin verilir mi? Yoksa kendi ülkesindeki  babasının, evlenmek için gelen adama onay vermesi gerekli midir?


CEVAP: 

Şahsen, tecrübelerimden faydalanarak ben bir kadının savaş meydanına, özellikle de sabit olmayan ve kontrolün siz ve düşmanınızın arasında gidip geldiği topraklara gitmesini tavsiye etmiyorum.Şimdi bütün cepheler  ‘vur-kaç"  taktiği uyguluyor, bugün, kadınların ve çocukların böyle (1990’larda Taliban’ın olduğu gibi) sabit bir otoritesi olan topraklara gelmesinin mümkün veya izin verilebilir olmasını düşünebileceğimiz sabit bir Cihad toprağı yok.

Bazı alimler ve liderler bunu görmüş ve bu tehlikeye karşı uyarmıştır.

Bunlardan biri , Amerika’nın istilasından sonra Afganistan’da başkan olan, ‘’Günümüzde Cihad İçin Yolculuk Eden Kadınları Bekleyen Tehlikeler ve Oradan Hikayeler’’ başlıklı makale yazan Arap lider Asım el Muammar'dır.  Makalesinde, Taliban devletinin düşmesinden sonra kendisinin bizzat şahit olduğu Muhacir ailelerin başına gelen trajik ve üzücü olayları, bazı mürtedlerin bu kadınları kendi aralarında nasıl paylaştığını ve dahasını; ve bir insanın okuduğunda elem ve acı içinde ağlayacağı hikayelerden bahsetmiştir.

Şeyh Ebu Muhammed El Makdisi, ‘’Eşlerinden ve Çocuklarından Suriye’de Kendilerine Katılmalarını İsteyen Kardeşlere Tavsiye’’ mektubunda ‘’ Suriye’deki savaşın vahşeti henüz başlamamıştır.’’demiştir. Daha sonra ise şunları söylemiştir:

‘’Eğer bir kardeş eşinden ve çocuğundan kendisiyle birlikte Suriye’deki  cihad alanına gelmesini istiyorsa gerçeklerin farkında değildir,ve ona karşı ne komplolar kurulduğu ve ne planlar yapıldığı ile ilgili en ihmalkar davranan insandır. Böyle bir ihmalkarlık Mücahidler için uygun değildir.Eğer bunlara karşı ihmalkar değilse, ki bu benim Cihad ehli için daha muhtemel olarak düşündüğümdür, öyleyse nasıl olur da bir kardeşin böyle bir kargaşa ortamına ailesini sürüklemesine izin verilebilir , Suriyeli kardeşlerimizin kendileri bile kadınları ve çocuklarıyla bundan kaçarken? Ve bu kardeşlerden cihad etmek isteyenler savaş alanından uzak bir yerde ailesini güven altına alıp geri döner. Onlar böyle yapıyorlar çünkü bu rejimin işledikleri suçların, İslam ehline karşı nasıl büyük bir düşmanlık beslediklerinin ve başıboş kadınlara tecavüz etmek için tereddüt etmeyeceklerinin farkındalar’’.

Şeyh İsa el Awşan (El Kaide’nin Suidi Arabistandaki Kadısı), Halid es- Sebeyt’in hikayesine ilişkin dergiye konuştu.(Sawtul Cihad, nüsha no 15, sayfa 26) ‘’Halid Azerbaycan’a oradan da eşinin, savaşın başlangıcında oradan çıkan Arap mücahidlerin eşleriyle birlikte bulunduğu Türkiye’ye gitti.’’

Yani mücahidler eşlerini savaş alanında tutmadı. Bilakis onları,en kötüsünün meydana gelebileceği endişesiyle savaş ve çatışma meydanlarından uzak olan güvenli bir yere taşıdılar.

Tüm bunlar,kadınları cihad meydanlarında eşlerine eşlik etmeye karşı uyarıyor.Peki ilk sorulan durumdaki gibi mahremin bile olmadan bunu yapmaya ne demeli?!

Bazı cihad şeyhleri,güvenlik güçleri tarafından aranan ve takip edilenleri hariç tutmuştur.
İkinci olarak: Halife kim?

İki Sahih’te (Buhari ve Müslim) geçen hadise göre ‘’İmam (Halife) bir kalkandır,onun arkasında düşmanla savaşılır ve onunla korunulur.’’

Şeyh Ebu Muhammed El Makdisi 30 Risalesi’nde der ki ; ‘’Bu şu demektir; İmam bir sığınaktır.Güven ve koruma onun altındadır.Çünkü o yönetimi altındakiler için bir kalkan ve zırh gibidir.’’
Yani, gerçek lider yönetimi altındaki Müslümanları koruyabilendir. Lakin Bağdadi’nin durumuna bakacak olursak o,hedef alınma korkusuyla önceki halifelerin yaptığı gibi camide umumi bir şekilde namaz bile kılamıyor. Bırak halkını korumayı o kendini bile koruyamıyor.

Allah; ‘’Ey iman edenler,mü’min kadınlar hicret ederek geldikleri zaman,onları imtihan edin. Allah onların imanlarını en iyi bilendir,eğer mü’min olduklarına tam emin olursanız,artık onları kafirlere geri göndermeyin.’’ (Mümtehine Suresi) diye buyurduğunda Hudeybiye antlaşması sonrasıydı ve Peygamberin otoritesi artık Medine’de sabit olmuş durumdaydı.

Kafirlerin lider olan Peygamberi öldürmeye çalıştıkları gerçeğine rağmen,o saklanmadı,insanların arasına karıştı,onlarla namaz kıldı,birlikte bulundu ve Peygamberin ve ondan sonra gelen halifelerin konumu çok iyi biliniyordu. Bu sahte değil gerçek bir sabitlik kazanmış otoritenin kanıtıdır.

Bu yüzden bu durumu Medine’nin durumuyla karşılaştıramayız ve tamamen farklı bir durumda aynı delillere başvuramayız.
Üçüncü olarak;farzedelim ki bir kadın tüm bunlara dikkat etmedi,cihad topraklarına gitti ve evlenmek istedi. Bu durumda grubun lideri veya kadısı onun Velisi (koruma) konumunda olur.

Şeyh Ebu Katade ,Ghurfas el Fecr el İslamiyye ile olan üçüncü görüşmesinde, ‘’ Onun orada kalmasına gelince,eğer onun için bir eş olan İslam gençlerinden biriyle evlenirse,buna izin verilir.’’ demiştir. ( Sayfa 13)

Yani,onun gerçek Veli’sinin izni olmaksızın grubun lideri veya kadısının izniyle evlenmesine izin verilir.

Fakat son bir nokta var: Bazen kadınlar evlenmek için değil,evlenme isteği olmaksızın sadece  cihad gruplarının otoritesi altında yaşamak için cihad topraklarına gider.Daha sonra genç bir adam gelir ve ona evlenme teklifi eder ve kadı,kadının rızası olmaksızın onu evlendirir.Buna cevaz verilebilir mi?

Şeyhlerden biri olan Dr. Emir el Busalamah, dört Mezheb (Maliki,Hanefi,Hanbeli,Şafii) imamlarının, kadının rızası olmaksızın onu evlendirme ile ilgili fikirlerinin olduğu karşılaştırmalı bir çalışma yapmış ve ‘’Kadını Evlenmeye Zorlamaya Dair Hüküm’’ başlıklı bir tez yazmıştır ve en doğru olan şu fikre varmıştır:

‘’Alimlerin bu konudaki sözlerinden açıkça anlaşılıyor ki; bakire olsun veya olmasın rızası olmaksızın akıllı ve yetişkin bir kadının evlendirilmesine izin verilmez.Bilakis,onun rızasını almak şarttır.’’

Daha sonra ise İmam İbn Kayyım’ın sözlerinden alıntı yapmış ve şunları belirtmiştir:
‘’Ve bunun hükmü şudur ki yetişkin bir kadın evlenmeye zorlanmamalı  ve rızası olmadan evlendirilmemelidir….ve bu bizim inandığımız düşüncedir.Bundan gerisine inanmayız.Bu,  Allah’ın elçisinin (salat ve selam onun üzerine olsun) hükmüyle,onun emir ve yasaklarıyla,şeriatının temel prensipleriyle ve ümmetin menfaatiyle uyumlu olandır. (Zadul Mead Fii Hadyi Hayr'ul İbaad 5/96)
Daha sonra, İki Sahih’ten,kıyastan deliller getirmiş, kadının rızası olmaksızın evlendirilmesine izin verilmeyeceğini  destekleyen sözlere  ilişkin faydaları ve zararları belirtmiş ve  İbn Hazm’ın belirttiği gibi kadının rızasının evlenmek için şart olduğunu ifade etmiştir.

Benim bu konuyla ilgili söylemem gerekenler bunlardır, Allah sizi hayr ile mükafatlandırsın.

Son duamız şudur ki; Hamdın tümü  Alemlerin Rabb’i olan Allah’a aittir.

Ahmad Al-Hamdan
 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Haber var islah eder, haber var ifsad eder