Video Foto Galeri Yazarlar
18.8.2017 - Cuma

Hacı KAR

AKLIMIZI ÜZERİMİZDE TAŞIYALIM!

Hak, Bir’dir ve bölünemez. Bu birlik, Kadir ve her yerde ilmiyle Hazır ve Nazır olan Allah’ın, her türlü durum ve şart için yarattığı ve dünyadaki canlı türlerinin ve cansız yaratıkların boyun eğdiği kâinatın merkezi kanunu ile ilişkilidir : “Andolsun ki, biz, size içinde zikriniz (şan, şeref, ahkâm ve öğüdünüz) bulunan bir kitap indirdik. Hala akıllanmayacak mısınız?

19 Temmuz 2017 17:00
A
a
İman edenlerin dostu ve yardımcısı olan, onları küfür, şirk ve materyalizm ile her türlü “izm”lerin batıl yaşantı ve zihniyetinin karanlığından aydınlığa çıkaran âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun. Salât ve Selam olsun, âlemlere rahmet olarak gönderilen Muhammed Mustafa (sav)’e ve O’nun davasını dava edinenlere…
 
Mü’minun Suresinin 71. ayeti kerimesinde Allah (Subhanehu ve Teâlâ) şöyle buyurmaktadır : “ Eğer Hak, onların batıl arzularına uysa (onlara göre olsa) idi gökler, yer ve onların içinde kimseler(in düzeni) mutlaka bozulup (helake) giderdi. Hayır! Biz onlara (Kur’an ile) şan ve şereflerini getirdik, onlar ise o şan ve şerefleri (olan Kur’an’)dan yüz çevirmektedirler!”
 
Bu ayeti kerimede geçen “zikr” ifadesi şu üç manaya gelmektedir:
a)- İnsan tabiatının ve isteklerinin anılışı,
b)- Uyarı,
c)- Şan, Şeref, Ün.

Bunların ışığında ayetin tam manası şöyle olmaktadır: “Sizin Kur’an’ı reddetmeniz akıl işi değildir. Çünkü Kur’an insan tabiatında iyi gelişen şeyleri ihtiva etmektedir. O, kendi iyiliğiniz ve mutluluğunuz ile sonuçlanacak bir uyarıdır: hem dünyada, hem de ahirette size şan ve şeref kazandıracaktır.” Kur’an’ı rehber edinen ve O’nun yolunu takip eden pek çok millet, cihanın en büyük ümmetlerinden olma şerefine ulaşmıştır.
 
İslam inancına göre Hak, Bir’dir. Bu vahdet Din’in temeli olup, yeryüzü ve gökyüzündeki bütün düzenler bu temel üzerine bina edilmiştir; dünyanın ve ahiretin sorunlarını çözen ve düzene koyan bu temeldir. Bütün insanlık Kıyamet Günü, Allah’ın huzurunda bu temele göre yargılanacaktır. Kim haddini aşarsa Allah tarafından cezalandırılır.

Hak, Bir’dir ve bölünemez. Bu birlik, Kadir ve her yerde ilmiyle Hazır ve Nazır olan Allah’ın, her türlü durum ve şart için yarattığı ve dünyadaki canlı türlerinin ve cansız yaratıkların boyun eğdiği kâinatın merkezi kanunu ile ilişkilidir : “Andolsun ki, biz, size içinde zikriniz (şan, şeref, ahkâm ve öğüdünüz) bulunan bir kitap indirdik. Hala akıllanmayacak mısınız?

Biz (şımaran ve güçsüz halka) zulmeden nice şehri kırıp geçirdik ve onların ardından başka kavimler meydana getirdik. Onlar azabımızı hissettikleri zaman, oradan (şehirlerinden) hemen kaçmaya koyuldular. “Kaçmayın, içinde şımartıldığınız şeylere ve yurtlarınıza dönün. Çünkü siz sorguya çekileceksiniz.” (denildi). (Kurtulamayınca:) “ Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselermişiz.” dediler. Onların işte bu feryatları, biz onları biçilmiş bir ot, sönmüş bir ateş haline getirinceye kadar devam etti. Biz göğü, yeri ve ikisi arasındaki şeyleri oyun oynamak üzere (ve eğlencelik olsun diye) yaratmadık. Eğer bir eğlence edinmek dileseydik, onu elbet kendi tarafımızdan (şanımız için) edinirdik. Ne var ki biz böyle (eğlence ve oyun olsun diye) yapmadık. Hayır! ( Biz gerçeği söyler, gerçeği yaparız), biz hakkı batılın üzerine fırlatırız da o bunun beynini parçalar. Bir de bakarsın ki o (batıl) yok olup gitmiştir. (Allah’a karşı yalan olarak) yakıştırdığınız sıfatlardan dolayı vay siz(in haliniz)e! Göklerde ve yerde olanlar ancak O’nundur. O’nun nezdinde ki (melek)ler O’na kulluk etmekten kibirlenmezler ve yorulmazlar. Gece ve gündüz (nefes alıp verir gibi) ara vermeden (O’nu) tesbih ederler.” (Enbiya Suresi 10-20) 

İnsan fıtratı, bu Hak’kı derinden kavrar. Bir yandan insanın vaziyeti ve yaratılışı (şekli ve yapısı), her an insana, bu kâinatın Hak ile belirlendiğini; Hak’kın onun temeli ve ruhu olduğunu ve ona istikrar ve süreklilik veren kâinatın merkezi kanunu ile çalıştığını anlatır. Dolayısıyla, bu kâinatta ne intizamsızlık ne bozulma meydana gelir. Ne de kâinatın birimleri ayrı ayrı yollar takip ederler; sabit uzaklıklar arasında bir değişme veya karışıklık olmadığı gibi, kâinatı oluşturan öğeler arasında bir çatışmada yoktur. Ne geçici arzulara, ne de kör ve sağır tesadüfe göre çalışırlar. Bir plan ve önceden tespit edilmiş bir takvim dâhilinde çalışırlar; değişken arzuların ve ihtirasların bir oyuncağı değildirler. Hatta tam tersine hiç tereddüt etmeden, belirli bir gayeyi takip eder, sabit ve değişmez bir sistem içinde çalışırlar.
 
Kendi fıtratıyla çelişkiye düşen, fıtratının derinliklerinde saklı olan bu Hak’tan uzaklaşan ve arzularının esiri olan insan, istisnadır.
Hayat kanununu Allah’ın Şeriatı’ndan almak yerine, kendi nefsinin şeriatı’ından alır. Kâinat, Rabbi’ne itaat ettiği ve boyun eğdiği halde; insan kendi gücü ve iradesiyle, O’na itaat etmek yerine, O’nun önünde isyan, itaatsizlik ve meydan okuma tavrı sergiler.

Değiştirilmesi düşünülmeyen durum böyle iken,  Hak’ka isyanın sonuçlarına da katlanmak zorundadır insan. Bu kaçınılmaz bir gerçektir. İnsan ve fıtratı ile insan ve kâinat arasında çelişki ve farklılıklar zuhur ederse, benzeri çelişki ve farklılıklar yavaş yavaş bireyler, insan grupları, milletler ve ırklar arasında yayılır. Bunun sonucu olarak, kâinatın bütün güçleri, kaynakları ve hazineleri insanlığın refahı ve faydası için kullanılmak yerine, imhaya, ihtilafa ve parçalanmaya hizmet ederler. Yeryüzünde Allah’ın Şeriatı’nı yerleştirmenin asıl amacı, ahiret için sadece iyi amel biriktirmek değildir. Dünya ve ahiret, ayrı ve farklı şeyler değil, aynı yolculuğun birbirinin devamı olan iki aşamasıdır. Her ikisi de aynı öneme sahip, eşit statüyü paylaşmakta ve birbirlerini tamamlamaktadırlar. Allah’ın Şeriatı, bir yandan beşer hayatının iki aşaması arasında uyum ve işbirliği havası oluşturmakta, diğer yandan insan hayatı ile kâinatın merkezi kanunu ile uyumlu bir hayat sürdürüldüğü zaman, insanın beklediği başarı zenginliği ve saadet ahirete ertelenmez, bilakis yolculuğun bu ilk aşaması (dünya hayatı)nda da tadılabilir. Bu saadet, ahirette mükemmelliğe ve kemale erişir.

Bu duruma göre, kâinat ve hayat ile hem insan fıtratına hem de kâinata hükmeden kanun arasında tam bir uyum ve dayanışmanın sağlanabilmesi için Allah’ın Şeriatı’na itaat şarttır. Kâinatın merkezi kanunu ile insanın hayatına uygulayacağı Şeriat arasında tam uyumun bulunması bir başka şarttır. Çünkü nasıl bu kâinat sadece O’nun kanununa ibadet (itaat) ediyorsa, insan da ancak İlahi Şeriat yoluyla Allah’a karşı ibadet görevini hakkıyla yerine getirebilir.

Hz. İbrahim’in, Babil Kralı Nemrut’a, Hak’kı ve Gerçeği (ki kâinattaki bütün kuvvetler üzerinde otorite sahibi olan, insan hayatı üzerinde de otoriteye sahiptir) gösterdiği zaman Nemrut şaşırıp kaldı ve dili tutuldu. Kur’an, onların konuşmalarını şöyle özetlemektedir:
“Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımararak) Rabbi hakkında İbrahim’le tartışanı görmedin mi? İbrahim: ‘Benim Rabbim O’dur ki yaşatır, öldürür.’ demişti. ‘Ben de yaşatır, öldürürüm.’ dedi. (Bunu bir idamlığı serbest bıtakmak, bir suçsuzu da öldürmekle yapmıştı.)

İbrahim: ‘Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir!’ deyince inkâr eden o adam şaşırıp kaldı. Allah, (hakkı kabul etmeyen, gücü ve yetkiyi yalnız kendinde gören) zalimler toplumunu doğru yola iletmez.” (Bakara Suresi- 258)
Evet, insan hayatının ve bu kâinatın düzenlenmesi ile ilgili temel prensibi Al-i İmran Suresinin 83. ayeti kerimesi şu sözlerle açıklamaktadır: “Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde olanların hepsi, ister istemez, O’na teslim olmuştur ve O’na döndürülüp götürüleceklerdir.” 
Allah’ın Dini’ni, Hz. Peygamber (sav)’e ve O’nun ümmetine şu sözlerle bildirdi: “…Bugün dininizi kemale erdirdim, üzerinize gönderdiğim nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı seçtim.” (Maide Suresi-3) Ve başka hiçbir dinin geçerli olmadığını bildirdi: “Kim İslam’dan başka bir din ararsa, bilsin ki, (o din) ondan kabul edilmeyecek ve o, ahirette kaybedenlerden olacaktır.” (Maide Suresi -85)
Allah’ın kemale erdirdiği ve ancak ondan razı olacağı İslam dinine tabi olan bütün müminlere
 
selam ve dua ile…

Haber var islah eder, haber var ifsad eder
************ Sponsor Reklam Alanı; Mobilya | Klasik Mobilya | uçak bileti | mobil uygulama | Kek kalıpları |