Video Foto Galeri Yazarlar
26.7.2017 - Çarşamba

Av. Huseyin Kurşun

BİR KÖPRÜALTI MU'TEZİLE'DEN İNCİLER

Önce bir fotoğraf gözüme ilişiyor.Fotoğraf nezih bir mutfakta çekilmiş,masada taze simit,çay vs.nevaleler var. Belli ki sohbet havasında bir sabah kahvaltısı yapılıyor.

2 Ekim 2014 23:51
A
a

Önce bir fotoğraf gözüme ilişiyor.Fotoğraf nezih bir mutfakta çekilmiş,masada taze simit,çay vs.nevaleler var. Belli ki sohbet havasında bir sabah kahvaltısı yapılıyor.Kaygısız bir ortam,ne kulakları sağır eden uçak sesleri,ne bomba sesleri,ne insan çığlıkları ne göz zevkini bozan yakılmış yıkılmış binalar ve cesetler ne de zihinlere ve ruhlara yapışmış  hatırlamak istenmeyen acı anı ve manzaralar var. Dörtbaşı mamur kahvaltı masasında sıcak çay eşliğinde,rahat koltukta simitler yenirken konuşulan konu ise   "Işid ve Cihad".

Mesele IŞID'den açılınca bay köprüaltı mu'tezile,bir zamanlar köprü üstünde yaşama cesaretini göstermiş seleflerini başlıyor taklit etmeye öyle ya selefleri değilmiydi Yunan felsefesinin Platon ve Aristocu akli öğretilerini imanlaştırıp Allah'ın kitabıyla akıllarını yarıştıran ve akıllarını şampiyon ilan eden.

Sözüne " İslam insanlık için bir şefkat adasıdır. İnsanlık denizinde bir fırtına kopmuş, o fırtınada sığınılacak bir adadır İslam" diyor ve devam ediyor "IŞİD, işte bu ada fikrini kirletiyor. İslam'ın bir şefkat adası olduğu fikrini kirletmek, bir Müslüman'ın yapabileceği en büyük kötülüktür." Bay köprüaltı mu'tezile "İslam adası" nın her taraftan korsanlarca işgal edildiğinin adadaki müslümanların can,mal,ırz ve namuslarının kirletildiğinin, şefkat adasının korsanlarca "şehvet adası"na dönüştürüldüğünün ve bu adanın korsanlarca kirletildiğinin farkında değil mi acaba?  desem buna kim inanır ki!  farkında olmamak için başka bir gezegende yaşıyor olması gerekir.Ama dedik ya mu'tezile aklı bu kendi aklıyla başkalarının akıllarını amuda kaldırmaya çalışıyor kendince. 

IŞİD' in cihat adına yaptığı bazı zülümleri ve diğer islami cihadi gruplara karşı tekfir / sahve konseptli  silahlı mücadele ve yaklaşımının kesinlikle kabul edilebilir bir tarafının olmadığı bir gerçektir. Ancak IŞİD üzerinden sorulan sorulara verilen cevap/cevapların bay köprüaltı mut'ezilenin her zaman yaptığı gibi tümevarımsal / istikrai bir çıkarımla ve  "cesaretle" bütün islami direniş/cihadi hareketleri kapsar şekilde verilmesi  ve hele hele Işid özelinde bütün mücahitlerin "islam'ın köprü altı çocukları" olarak pejoratif /aşağılayıcı bir dille nitelendirilmesi  sadece mücahitlere değil aynı zamanda İslama da hakarettir.

Zira islam  insanları  zulmetten/karanlıktan aydınlığa çıkartan bir dindir.O haşa kimseyi "köprü altına " atmaz.O insanları inançsızlığın karanlık dehlizlerinden alarak  nuruyla aydınlatır.Ancak bay köprüaltı mutezile  kendi bulunduğu yerden hadiseye baktığı için mücahitleri de orada görmektedir. 

Mesele cihattan açılınca bay köprüaltı mu'tezilenin kafasındaki film şeridi kopuyor ve cihada kendi uydurduğu bir tanımı veriyor.Ve "cihad kıtal değildir" diyerek cihadın öldürmek (dikkat edin sadece öldürmek demiyor) olmadığını belirterek onu  "imanı başka yüreklere taşımak" olarak tanımlıyor. Ve daha önemlisi temeli iman etmek,hicret etmek ve cihat etmek(gerek nefisle gerekse de yeri geldiğinde silahla) olan İslam'ın Kur'an ve sünnet örgülü tarihsel yaşanmışlığını Kur'an ve sünnetten soyutlayarak "uydurulmuş dinler" kategorisine koyuyor.Yani sünnetten uzak olup sadece Kur'an'ın lafzıyla amel eden Hariciler'den tutun da ehl-i sünnet  mezhep imamlarının sistemleştirdiği mezheplere kadar hepsinin "uydurulmuş din" olduğunu ima ediyor.Mezhepsizliği savunan köprüaltı mutezilenin mezhepsizliğin de bir mezhep olduğunu ıskalayıp kendisinin de aslında bu haliyle bir din uydurduğunu fark etmemesi aklının ne kadar akletmekten uzak olduğunu gösteriyor.

Mutezile'nin kurucusu ve alimleri  olarak bidiğimiz Vasıl bin.Ata,Sümame bin Eşras,Huzeyl bin.Allaf,Cubbai,Cahız,Nazzam,Bişr bin Mutemir,Kadi Abdülcebbar gibi zatlar inanın akla bu kadar zulmetmemişler,akıllarını sopa İslam'ı da hallaç pamuğuna çevirmemişlerdi.Kurdukları ve savundukları mezhep yer yer naslarla ve ehl-i sünnet itikad ve amelleriyle çelişse de kendi içinde bir tutarlılığı vardı.Mu'tezile mezhebinden olduklarını söyleyip onu açık yüreklilikle savunuyorlardı.Ancak köprüaltı mu'tezile -ki köprü altında kalışının nedeni budur- kendisini eh-li sünnet ve-l cemaat'a nisbet ediyor,Hanefi Mezhebinden olduğunu (ancak Hanefi mezhebinin taklitçisi olmadığını söyleyerek kendisine müctehidlik payesi veriyor) ve kendisinin mu'tezile olduğu yönündeki görüşlere de dışlanmamak/afaroz edilmemek adına karşı çıkıyor bu haliyle deyim yerinde ise kaçak güreşiyor.Velhasıl şimdi incilerini dizelim;

1- Cihadı imanı başka yüreklere taşımak olarak tanımlaması,              

2- Cihad ayrı kıtal ayrıdır,cihadda öldürmek yoktur demesi ve İslam'da cihadın/savaşın  olmadığını cihad ayetinin nazil olmadığı Mekke dönemiyle örneklendirmesi,      

3-Merkezinde Kur'anın( sünneti es geçiyor) olduğu dini indirilmiş din,mücahitleri ise cihat ettikleri için uydurulmuş dine inanmış kimseler olarak nitelemesi,     

4- Müslümana karşı da  olsa dinde zorlama yoktur demesi ve kapıya benzettiği Bakara Suresi 256.ayeti kanıt olarak göstermesi,

5- Din tasavvuruna(  kendi uydurduğu dine) uymayan müslümanları tekfirci selefi ve uydurulmuş dine inanan kimseler olarak kategorize etmesi.  

Allah bu ümmetin yardımcısı olsun.Selam ve dua ile. 


Haber var islah eder, haber var ifsad eder
************ Sponsor Reklam Alanı; wp cache | Mobilya | Klasik Mobilya | uçak bileti | mobil uygulama | Kek kalıpları |