Video Foto Galeri Yazarlar
26.7.2017 - Çarşamba

Gökhan ARSLAN

Boynuzlu Evlilik Programları

Adı evlilik programı olup evlendiremeyen ama eğlendiren program…

27 Şubat 2016 11:53
A
a
Adı evlilik programı olup evlendiremeyen ama eğlendiren program…

Evlenmeye niyeti olmayan ya da evlenemeyenlerin katıldığı program.

Stüdyoda evlenmek niyetiyle oturup taliplisini bekleyenlere “aday” o adaya evlenmek niyetiyle gelen kişiye de “talip/talipli” deniyor. Adaylar evlenmek istedikleri kişide aradıkları kriterleri belirtiyorlar. Talipliler de bu kriterlere göre istedikleri adaylara talip oluyorlar.

Tabi bu kriterlerin en başında “elektrik alma” kriteri var. Kişi evliya derecesinde biri de olsa “Elektrik” veremediyse sepetlenip gönderiliyor. Tabi bundan dolayı kriter belirtmeleri de boşuna. Çünkü zaten elektrik aldığı zaman kriter mriter dinlemiyorlar, hepsini çöpe atıyorlar. Yani ya elektriği dikkate alıp kriter aramayacaksın ya da kriterleri dikkate alıp elektriğe bakmayacaksın.

Evlenecek adaylar program makyözleri tarafından en güzel şekilde süslenip pazarlamaya hazır hale getiriliyor. Bunu gören televizyon başındaki seyirci efendi, ahlaklı ve dürüst bildiği gerçek hayattaki taliplisini bırakıp bu tezgâhta yerini almaya çalışıyor.

Evlilik programlarında vazgeçilmez bir kuraldır; Senaryo gereği taliplisini hemen kabul etmemesi, kabul etse de evlenmemesi lazım. Zaten hemen kabul edip evlenip gitse bir anlamı olmaz. Kanalın reyting yapabilmesi için taliplisini kabul etmekle beraber kavgalar, ayrılıp birleşmeler,aldatmalar veya boynuzlamalar olması lazım…

Utangaç olarak giren genç kız 10’larca erkek adayıyla beraber olup gezip tozduktan sonra hâyâ duygusu laçka olmakla beraber erkek manyağı olup çıkıyor. 100 tanesinden sonra 101.yi adayını arzu ediyor belki o daha iyisidir diye… Bulmak yerine aramak daha tatlı geliyor doğru kişiyi bulsa da…

Zaten evlilik programlarında amaç bulmak değil aramak. Ararken maceradan maceraya atılmak, arının her çiçekten bal topladığı gibi her talipliden bal toplamak, stüdyodaki ve televizyon başındaki seyirciye güzel anlar yaşatmak.

Bu anlamda dizilerden daha çok ses getiriyor. Seyirci orada olanları gerçekmiş gibi izliyor. Dizilerden daha çok tutmasının sebebi canlı yayını organizeli bir senaryo şeklinde sunmalarıdır. Stüdyodaki elli adaydan birkaç tanesi başrolde oynuyor sesleri çıkmayan diğerleri ise arada bir olaylara müdahale edip bu filme renk katıyorlar.

Seyirciye duygusal anlar yaşatmak ve reytingi arttırmak amacıyla senaryo gereği acı geçmişi olan adaylar seçiliyor. Tabi nerede ve ne zaman ağlanılması gerektiği yönetmenler tarafından o adaylara (oyunculara) telkin ediliyor. Aday, acı geçmişini anlatırken orkestra hafiften müzikle eşlik ederek ortama “acıların çocuğu küçük emrah” havası katıyor. “ŞOK ŞOK ŞOK İşte falan adayın annesiyle kavuşma anı, falan adayın çocuğunu bulduk getirdik işte o an”

Bu olaylar yaşanırken sosyal paylaşım sitelerinde herbirinin takipçileri günden güne artıyor. Bu da kanalın ihyâ olması anlamına gelmektedir. Yaşanan her olayda her kavgada adayların takipçileri çoğalmaktadır. Kendisine talip olarak gelen kişiyi kabul edip gidecek olsa takipçileri azalacağından talibini kabul etmemesi lazım. Onun için kendisine talip olan kişileri reddetsin ki takipçileri artsın. “Bugün kaç takipçi çoğaltabildik” diye baktıklarında eğer takipçisi günden güne düşen adaylar varsa ya reytingi arttıracak şeyler yaptırılıyor ya da başka birini popüler yapıp onun üzerinden reyting kazanılmaya çalışılıyor.

Yani kanal, adayların huzursuzluğu ve kavgaları üzerinden huzur sahibi oluyor, parayı cebe indiriyor.

Adayların bütün taliplilerini reddetmesi ya da kabul etmekle beraber birkaç gün geçirip anlaşamadıklarını belirtmeleriyle beraber televizyon başındaki seyircide şöyle bir izlenimi uyanıyor; “ulan şu dünyada hiç mi düzgün adam yok”. Fakat daha önce de belirttiğimiz gibi düzgün olanı gelse de red cevabı alıyor senaryo gereği.

Yine reytingi arttırma amacıyla stüdyoda yaşanan sözlü sataşma ve kavgalara sunucu bir süre müdahale etmiyor. İzleyicinin heyecanını en üst seviyeye getirdikten sonra (ayıp olmasın) müdahale ediliyor. Bu anlamda sunucunun profesyonel olması gerekiyor.

Stüdyoda adayını bekleyen konuklar özellikle seçilip orada oturtuluyor. Yeme içme yatma masrafları karşılanmakla beraber maaşları kanal tarafından ödeniyor. Yoksa aylardır çalışmadan etmeden stüdyoya gidip gelmekle nasıl geçinecekler.

Yine senaryo gereği karşıdaki kişi doğru insan olsa bile aday, stüdyoyu bırakıp gidemeyeceği için “Elektrik Alamadım” taktiğini kullanması kendisine telkin ediliyor. Halbuki o talibi gerçek hayatta kendisini istemeye gelse balıklama atlayacak.

O halde mesleği elektrikçi olanların reddedilmesi imkansız gibi bir şey olacak diye düşünüyorum.

Dinimizle, örf ve adetlerimizle birebir tezatlık teşkil eden bu gibi programlar ileride farklı uygulamalara sebep olabilir. Örneğin: İleride belki kız istemeye gidildiğinde oturma odasına bir paravan ya da perde koyulacak. Paravan açıldıktan sonra kız elektrik alamadığını söyleyecek. Kızın babası da “efendim oğlunuz çok iyi, efendi, ahlaklı, dürüst, dindar, işi gücü yerinde ama kızım elektrik alamadı”

Bu elektrik meselesini de pek anlayabilmiş değilim. Elektrik meselesi evlilikte belirleyici bir kriter değil ki. Din, güzellik, soy, zenginlik kavramlarına yenisi eklenmiş; “Elektrik”

"Elektrik alınan insan doğru insan" algısı oluşmuş. “Siz öncelikli olarak dindar olanını alınız” diye buyuruyor Peygamberimiz Efendimiz. O hadiste elektrik diye bir şey geçmiyor. Bu elektrik meselesi ilk görüşte aşka inanan insanların uydurmuş olduğu bir batıl inanç olsa gerek.

Evet biz tekrar bu programlara dönelim...

Kendisine gelen hiçbir adayı kabul etmemesi seyirci tarafından şüphe oluşturacağı için bazen bazı taliplilerini formalite icabı kabul edip birkaç gün beraber olduktan sonra bazı meselelerde anlaşamadıklarını beyan edip stüdyodaki yerlerini alıp, kendilerine verilen role devam ediyorlar.

Başörtülü (pardon) başı örtülü bayanların da yer aldığı bu programlar makyajları ve süslü püslü örtü şekilleriyle programa daha bir renk katıyor. Sadece baş kısımlarının renkli bir bez parçasıyla kapatılması dışında diğerlerinden hiçbir farkları yok. Program süresince gelen adaylarla tokalaşmalar, iltifalaşmalar, ha ha ha ki ki ki….

Yine bir talipli “Ben falanı çok beğendim çok seviyorum almaya geldim, almadan gitmem” dedikten sonra paravan açılıp karşı taraftan red cevabı gelince sunucunun “falan seni kabul etmedi bizimle beraber kalıp başka taliplilerini aramak ister misin?” sorusuna “tabiki” diye cevap veriyor. Az önce aşkından ölen adam hiçbir şey olmamış gibi başka taliplilerini aramaya devam ediyor. Bu kadarla kalsa neyse… Aşkından öldüğü kişiye gelen başka talip hakkında yorum da yapıyor; “Ben ikisini çok yakıştırdım bir çay içmelerini tavsiye ederim”

Mesele şu…Stüdyoda adaylar arasına katılıp taliplisini aramak isteyen kişi başka bir adayı kullanmak zorunda. Bundan dolayı reddedilmek pek o kadar da zoruna gitmiyor.

Velhasıl adı evlilik olup evlendiremeyen bu gibi programlar zinayı teşvik edip, ahlâkı yerle bir eden dinimize, örf ve adetlerimize yapılan bir saldırıdan başka bir şey değildir. Elektriksiz çalışmayan bu gibi programların en yakın zamanda elektriklerinin kesilmesini Rabbimizden niyaz ediyoruz.
 


Haber var islah eder, haber var ifsad eder
************ Sponsor Reklam Alanı; wp cache | Mobilya | Klasik Mobilya | uçak bileti | mobil uygulama | Kek kalıpları |