Video Foto Galeri Yazarlar
26.7.2017 - Çarşamba

Sümeyye Sancak

Cennet ya da Cehennem, Tercih Sizin

Yeryüzünde ilk insan ve ilk peygamber olan Adem (a.s) ile bugüne kadar gelmiş geçmiş olan insanlık daima şu iki safı oluşturmuşlardır. Bunlardan birincisi iman safı ikincisi de küfür safıdır.

14 Temmuz 2016 01:11
A
a
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
 
    Hamd Alemlerin Rabbi Maliki, bizleri iman gibi bir nimetle şereflendiren şanı en yüce olan Allah azze ve celleye mahsustur.

    Salat alemlere rahmet olarak gönderilen müminlerin önderi son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v) selam O’nun ehli beytine sahabe güzinene ve bütün müminlerin üzerine olsun inşallah.

    Yeryüzünde ilk insan ve ilk peygamber olan Adem (a.s) ile bugüne kadar gelmiş geçmiş olan insanlık daima şu iki safı oluşturmuşlardır. Bunlardan birincisi iman safı ikincisi de küfür safıdır. İnsanlardan kimi yaratılış gayesinin farkına vararak aklını vahye tabi kılıp bu doğrultuda bir hayat yaşayarak iman safında yer alırken, kimi de yaratılış gayesinden uzak Kur’an’dan uzak kendi ya da başkalarının heva ve hevesleri doğrultusunda bir hayat yaşayarak küfür safında yer almıştır. Bu hal kıyamete kadar da böyle devam edecektir. Ve Allah (c.c) iman edipte salih amellerde bulunan kullarına ebedi bir cennet hayatı vaad ederken küfredenler Allah’ın rızası dışında hareket edenlere de bu yaptıklarının sonunda ebedi bir cehennem azabı olduğunu haber vermektedir. “İman edip salih amel işleyenler naim cennetlerine girerler. Kâfir olup ayetlerimizi yalanlayanları ise onur kırıcı bir azap bekliyor.”(Hac 56-57)

   Allah insanı kendisine kulluk etsin diye yaratmıştır başka bir maksatla değil. Ve insanın saadetine erebilmesi ve yeryüzünde vahdetin düzenin sağlanabilmesi için ferdi ve toplumsal ilişkilerin uyması gereken kural ve kanunlar belirlemiştir. Dolayısıyla kim Allah azze ve celleye kul olduğunun şuuruna varır yaratılış gayesine uygun bir hayat yaşarsa(ki buda Allah’ı tek ilah rab kabul edip kulluğu yalnız O’na has kılarak O’nun emir ve nehiylerine riayet ederek mümkündür.) işte o cennete girmeye hak kazanacaktır. Cennet Allah (c.c)’a iman edip ve sadece O’na kulluk eden müminlere Allah azze ve cellenin bir hediyesidir.

    Allah (c.c) hayat rehberimiz olan Kur’an’ı Kerimde inanan ve inanmayanlara bir misal vererek şöyle buyuruyor: “Allah’a inkâr edenlere Nuh’un karısını ve Lut’un karısını misal verdi. Onlar kullarımızdan iki salih kişinin nikâhında iken onlara kâinlik ettiler. Kocaları Allah’tan gelen hiçbir şeyi onlardan savamadı. Bu iki kadına“haydiateşe girenlerle beraber sizde girin.” Denildi.

Allah inananlara da firavunun karısını misal gösterdi. O “Rabbim bana katından cennete bir ev yap beni firavundan ve onun kötü işinden kurtar ve şu zalimler topluluğundan kurtar.” Demişti.(Tahrim 10-11)

   Ayeti kerimeye baktığımızda görüyoruz ki bir peygamberin eşi dahi olmak kişiyi Allah’ın azabından kurtaramıyor. Peygamber dahi Allah (c.c) iman etmeyen bir kimseye yardımda bulunamıyor. Diğer taraftan bir kâfirin himayesinde bulunmakta kişinin cennete girebilmesine engel olmadığını görebiliyoruz. Allah (c.c) aslında bize şu mesajı veriyor:Herkes kendinden sorumlu bir peygamberin veya salih bir kimsenin eşi ya da yakını olmak kişiyi sorumluluktan kurtarmaz, bir ayrıcalıkta kazandırmaz.

    Nuh (a.s) hanımı ve oğlu iman etmediği için kendisiyle beraber gemiye binenlerden olmadılar ve diğer kâfirlerle birlikte helak oldular. Peygamberin eşi ve ya çocuğu olmak onları Allah (c.c) ın azabından kurtarmadı. Bu dünyada kurtarmadığı gibi ahirette de kurtarmayacak. Hani derler ya ne ekersen onu biçersin tıpkı bu misal gibi ahirette herkes kendi yaptıklarının karşılığını görecek.

    Cenneti dünyadaki gibi bir iş yeriyle karıştırmayalım. Dünyada bir iş yerine torpille veya birinin yardımıyla aracılığıyla girebiliriz belki ama ahirette böyle bir ayrıcalık söz konusu değil. Herkes kendi işlediği iyi veya kötü amellerinin karşılığını görecektir.

“Artık kim zerre ağırlığında hayır yapmışsa onu görür ve kim zerre ağırlığınca şer yapmışsa onu görür.”(Zilzal 7-8)

   Yine başka bir ayeti kerimede Allah (c.c) insana hiçbir şeyin fayda sağlamayacağını sadece amellerinin karşılığını göreceğini şu şekilde bizlere açıklıyor “Ne mallarınız ve nede evlatlarınız size bizim katımızda yakınlık kazandırmaz. Yalnız iman edip salih amel işleyenler varya onların yaptıkları iyilikler kat kat fazlası ile ödüllendirilir. Onlar cennetin yüksek köşklerinde güven içinde ağırlanırlar.”(Sebe 37)

   Her konuda müminlerin örneği ve önderi olan Rasulullah (s.a.v)’in hayatına baktığımızda kızı Hz. Fatıma (r.anha) ya yaptığı şu nasihat ahirette kimsenin kimseye fayda sağlamayacağının açık bir örneğidir. Rasulullah (s.a.v) şöyle diyor: “Ey kızım Fatıma babam peygamber diye güvenme Rabbine karşı kulluk vazifeni yap eğer Allah’tan nefsini satın alamazsan vallahi ben bile senin için hiçbir şey yapamam.”(Müslim)

Düşünün bir kere Peygamberimiz (s.a.v) bile en sevdiği biricik kızına kendisine güvenmemesini nasılsa babam peygamber kurtulurum diye düşünüp kulluk vazifesinden geri kalmamasını kendisinin ona bir faydasının olmayacağını söylüyor. Peki, bugün bizler kime neye güveniyoruz da ahiretimizin saadet içinde olması için hazırlık yapmada gevşek davranıyoruz.

    Her şey bu kadar aşikâr bir şekilde ortadayken hala birilerine güvenmek birilerinin arkasına sığınmak, başkalarından medet ummak bu şekilde birilerinin ahirette ona yardımcı olacağını sanmakla insan ancak kendini kandırmış olur.

   “İşte bu cennet size yapageldiğiniz amelleriniz sebebiyle miras verilmiştir.”(Zuhruf 72). Bu ayeti kerime bize cenneti kazanmanın veya cehennemden kurtulmanın amellerimizle olacağını gösteriyor. Halk arasında şöyle bir söz vardır “Başkasının ipiyle kuyuya inmeyekalkarsan yarı yolda kalırsın.” Bunun gibi insan eğer başkalarına güvenip Allah azze ve celleye kulluk vazifesini yapmazsa yarın ahirette istediği sonucu elde edemeyince hayal kırıklığına uğraması kaçınılmazdır.

    Ahirette pişman olmamak “Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaydım.”(Fecr 24) diyenlerden olmamak için bugün vakit varken hazırlığımızı yapmamı gerekiyor.

(Ancak şunu da unutmamak gerekir ki tek başına amellerimizde cennete girebilmemiz için yeterli değildir. Yani Allah’ın rahmeti olmadıkça kişi her ne kadar salih ameller de işlese bu ona cenneti kazandırmaz. Ameller Allah (c.c)‘ın rahmetini rızasını kazanmamıza bir vesiledir.  Kişi ancak Allah (c.c)’ın rahmetiyle cennete girebilir.)

Rabbim bizleri sevip razı olduğu kullarından eylesin inşallah.

    Davamızın başı ve sonu Allah (c.c) hamd etmektir.


Bu makale Ebrarmedya.Com 'dan alınmıştır.

 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder
************ Sponsor Reklam Alanı; wp cache | Mobilya | Klasik Mobilya | uçak bileti | mobil uygulama | Kek kalıpları |