Video Foto Galeri Yazarlar
4.12.2016 - Pazar

Kübra YILDIZ

Hayat Güneşimiz KURAN-I KERİM

Yüz yılı aşkın bir süreden beri Kuran-ı Kerimden uzak bir neslin türemesinden dolayı toplumsal yozlaşmanın gün geçtikçe arttığı ve bunun etkisi ile aile başta olmak üzere toplumun her kesiminden ne yazık ki bu yozlaşmanın yaygınlık kazandığı görülmektedir.

22 Eylül 2016 12:13
A
a
 
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
 
Yedi gökle yerin ve onların içindekilerin Onu tespih ettiği ve her şeyin ancak onu övüp tespih ettiği zat olan Allah’ın adıyla (İsra 44.)
 
   Hamd; Bütün âlemlerin Rabbi olan Allah azze ve celleye mahsustur. Mutlak hakikatin yegâne mümessili olan Kuran-ı Kerim’i inzal buyurarak insanlara dünya ve ahiret saadetinin kapısını açan Cenabı hakka hamdı senalar bu mübarek kitabı tebliğ eden Resul Ekrem (sav) selatu selam olsun.

   Mukaddes Kitabımız, Rehberimiz, Kılavuzumuz, Yol haritamız olan kitap Kuran-ı Kerim insanların ruhlarını terbiye etmek kalplerini imanla akıllarını ilim ve irfanla kemale erdirmek beşeriyeti batıl yollardan sapkınlıklar deryasından kurtarmak ve hidayet yolunu göstermek üzere 1400 küsür sene evvel 23 yılda Allah azze ve celle tarafından Cebrail (as) vasıtasıyla vahiy yoluyla indirilen tilavetiyle ibadet edilip dünya ve ahiret nizamını sağlayan Arapça, ilahi ve mucize bir kitaptır.

   Başta iman olmak üzere bütün güzelliklerin faziletlerin güzel ahlakın kaynağı Kuran Güneşidir.. Kuranın ilk müfessiri Hz. Muhammed (sav) ve hadisi şerifiyle o sağlam temel üzerine edebiyete kadar devam ederek bir hidayet ve istikamet binasını kurmuştur. Dinimizin temeli Kuran hakikatleridir. Kuran-ı Kerimin en önemli özelliği ferde, cemiyete bütün insan sınıflarına kısacası insan hayatının bütününe maddi ve manevi bir hidayet rehberidir. Her fert veya toplumlar orada yanı Kuran-ı Kerimde kendisiyle alakalı olanı bulur. Dareyn saadeti için gerekli bilgi ve dersleri ondan alır. Yaşanılan bir hayat onsuz düşünülemez. Dinin temel kaynağı, hayatın can damarı, Allah azze ve cellenin insanlara indirdiği mükemmel ve son kitap Kuran-ı Kerimdir. Maalesef ki bugün toplumlara baktığımızda sanki bu kitap başkasına inmişçesine kendisine indirilen bu kitaptan bir haber yaşamaktadırlar.

  Yüz yılı aşkın bir süreden beri Kuran-ı Kerimden uzak bir neslin türemesinden dolayı toplumsal yozlaşmanın gün geçtikçe arttığı ve bunun etkisi ile aile başta olmak üzere toplumun her kesiminden ne yazık ki bu yozlaşmanın yaygınlık kazandığı görülmektedir. Bugün gelinen nokta gerçekten içler acısı bir durumdur. Öyle ki insanı insanlığından utandıracak bir vaziyet almıştır. Gün geçmiyor ki işlenen hunharca cinayetler, akıl almaz cinnet hadiselerindeki artış, uyuşturucu, zina, tecavüz, gayri meşru ilişkiler bunlar Kuran-ı Kerimin öngördüğü bir yaşamdan tarzından uzaklaşmanın başlıca belirtileridir. Bu tablo Kuran merkezli bir hayat sisteminden uzaklaştığımız, inanç ahlaki değerlerden yoksun, batıl yaşamı ilke edinen eğitim sisteminin çocuklarımızı, gençlerimizi nasıl canavarlaştırdığını artık görülmesi gereken bir durumdur. ‘’Kurandan kopan Müslümanlar şah damarı kesilmiş bir beden misalidir. ‘’

   Bugün toplum olarak ızdırabını çektiğimiz toplumsal yozlaşmanın ahlaki çöküntünün tek çözüm adresi Kuranın istediği hayatı yaşamaktır. Bunun dışında başka çözümler aramak beyhude bir arayıştan bir şey değildir. Kuransız hayat Kuralsız bir hayattır. Kuran sadece okunmaktan ibaret olan bir kitap değildir. Aynı zamanda okumakla beraber üzerinde düşünülmesi, anlaşılması ve yaşanılması hayata, hayatlara hâkim olması gereken bir kitaptır.

   Bizler kitabımızın gösterdiği yaşanılması gereken hayatı o kadar yanlış bir yolda yaşıyoruz ki bunun farkına varmak için Kuranı bir kaç kez anlayarak okumak yeterli olacaktır. Fakat şu şekilde okumak okurken ön yargısız bir şekilde Allah (c.c) dayanıp Kuranın ve onun açıklayıcısı olan sünnetin ipine sarılmak şartıyla…
Ulemanın bir kısmı şöyle demiştir:

   Sünnetin getirdiği bir hükmün uzak ve yakın Kuranda aslı vardır. Sünnet sonuçta Kurana ulaştırır. Onun öz halinde anlattığını açıklar anlaşılmayan konuları ise açıklığa kavuşturur.

   Evet, hayatımızın güneşi karanlıklarla kuşatılmış olan yolumuzu aydınlatan kitap Kuran-ı Kerim onun ısısı ise Rasulullahın sünneti onu yolu, nebevi istikametin tam kendisidir.

   Peygamberimiz (sav) hadisi şeriflerinde şöyle buyurmaktadır  “Şüphesiz ki bu Kuran terk eden kimseye zordur. Zor gelir. Kolay değildir. Buna karşılık ona uyan ve ona talip olan kimseye de kolay gelir. Benim hadisimde zordur. Zor gelir. O hakemdir. Benim hadisime sıkı sıkı yapışıp onu belleyen kimse Kuran ile birlikte olmak şartıyla kurtulur. Her kim Kuranı ve hadisi önemsemeyecek olursa dünya ve ahretini kaybeder. Sizler benim sözümü almakla, emrime uymakla, sünnetimi izlemekle emrolundunuz. Benim sözüme razı olan Kurandan da razı olur. Benim sözümle alay eden Kuran ile alay etmiş olur.” buyurmaktadır. (İmam Kurtubi Haşr Suresi 7. Ayetin tefsiri)
 
 Allah (c.c) insanlara kulluk yapmalarını emrediyor. Bu kulluğunda ana hatlarını göndermiş olduğu peygamberine indirmiş olduğu kitapta belirtmiştir. Son mükemmel ve kıyamete kadar bir harfi değişmeyecek olan Kuran-ı Kerim insanların hatta cinlerin bile Allah (c.c) yapacağı kulluğun sınırlarını tayin etmektedir. İnsanların Kurana uyması uyarak yaşaması Allah (c.c) kulluktur. Kuransız yaşaması ise Allah’tan başkasına kulluk olur. Kurana aykırı hareket etmek ise Allah (c.c) isyan ifadesini taşır. Bunun içindir ki Allah (c.c) insanların Kurana uymalarını en güzel örnek Hz. Muhammed (sav) hayatını kendilerine örnek almalarını emretmiştir.

   Allah (c.c) ayeti kerimesinde de beyan ettiği üzere  “And olsun ki Allah’ın elçisinde sizin için Allah’a ve ahiret gününe kavuşmaya inanan ve Allah’ı çok anan kimseler için en güzel bir örnek vardır.” (Ahzab 21. Ayet) buyurmaktadır.

  Evet, her daim vahiy karşısında, peygamber karşısında üç grup insan var olmuştur. Bizler acaba hangi grup içerisinde yer almaktayız? Başımız ellerimizin arasına alalım düşünelim. Bu soruma herkes kendi nefislerinde cevaplandırsın inşallah

1.Grup insan = Hidayete tabi olanlardır. Yollarını yol bilene soruyor, yol göstericinin elinden tutup o nasıl yol gösteriyorsa onun peşinde ve izinde olmaya çalışan müminlerdir. “Girin cennete sizin üzerinize korku yoktur mahzunda olmayacaksınız“(Araf 49)

2.Grup insan = Hakkı inkâr eden ayetleri yalanlayanlar, Allah (c.c) mesajına sağır, dilsiz, kör olan kâfirlerdir. ‘’Ayetlerimizi küfrederek yalanlayanlarda cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. ‘’ (Bakara 39)

3.Grup insan = Ne hakkı red ediyor nede kabul ediyor. Bu insanlar dilde sözde hakkı kabul edip yaşantıda yaşamayan sözünde ve eyleminde çelişki arz eden insanlardır. Kuran-ı Kerime karşı alakasız davranıp kendisine yakışmayacak tavır ve davranışlara girerek öncelikle kendine zulüm yapan kendine yakışmayan davranışlarda bulunan nifak ehli insanlardır.

“Onlar derler ki Allah’a ve Resulüne iman ettik sonra da bunu ardından onlardan bir grup sırt çevirir. Bunlar iman etmiş değillerdir. ‘’ (Nur Suresi 47. Ayet)

  Evet, bizler vahyin Kur’an-ın ,peygamberin karşısında tavır sergileyen hangi grup içerisinde yer alıyoruz?
‘’ Allah (c.c) hayatlarını ve hükümlerini Kurana göre ayarlamayanları yermiş. Allah’ın indirdiğine Resulünün sünnetine göre hayatlarını sürdürmeyenlerin yanlış yollara saparak dinden uzaklaşacaklarını bildirmiştir. Ancak sözle değil gerçekten yaşayarak inananların Allah’a teslim olabileceklerini vurgulamıştır. ‘’ (Nisa 60-61)

‘’ İşte bu Kuran muazzam bir kitaptır. Onu biz indirdik. Çok mübarektir. Artık buna uyun, emirlerine bağlanın ve Allah’tan korkun ta ki merhamet olunasınız. ‘’ (Enam 155)

Kuran belirli gün ve gecelerde, kabirlerde, merasimlerde okunan ya da çeşitli mekânları süsleyen bir tablo gibi amacının dışında kullanılacak bir kitap değildir. M. Akif ERSOY bu konuda şunları söylemiştir:

“Ya açar bakarız nazmı celilin yaprağına
Ya da üfler geçeriz bir ölünün toprağına
İnmemiştir hele Kuran şunu hakkıyla bilin
Ne mezarlıkta okumak nede fal bakmak için.”


  Kuran ile sünnet ile meşgul olmazsak batıl bizleri işgal eder. İşgal edilmiş hayatların tek ve  yegâne kurtuluşu Allah’ın kitabı Kuran-ı Kerim ve peygamberimizin sünnetidir. Veda hutbesinde buyurduğu üzere ‘’ Ey insanlar size iki emanet bırakıyorum onlara sımsıkı sarılırsanız hiçbir zaman delalete düşmezsiniz. Onlar Allah’ın kitabı Kuran-ı Kerim ve benim sünnetimdir. ‘’  

Rabbim verilen emanete sahip çıkmayı gereği gibi hakkıyla amel etmeyi nasip etsin inşallah Âmin.

‘’ Rabbim bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi saptırma. Bize tarafından rahmet bağışla. Şüphesiz sen çok bağışlayansın. ‘’ (Ali İmran 8. Ayet)

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Haber var islah eder, haber var ifsad eder