Video Foto Galeri Yazarlar
29.5.2017 - Pazartesi

Şüheda DEMİR

İYİ DÜŞÜNELİM!

Adil yöneticiler zorba zalim krallar. Dünya malına gark olanlar, ekmeğe muhtaç yaşayanlar. Alimler, salihler, cahiller, fasıklar, inananlar, muttakiler, inkar edenler, fakirler şu misafirhanede konaklayıp göçtüler. Nihayet hepsine ölüm gelip çattı. Hayat yolculuğu ölüm menziline noktalandı. Ve ebedi hayata yolculuğa başladılar.

1 Nisan 2017 11:40
A
a
Hamd Alemlerin Rabbi, İlahı, Din gününün sahibi Allah azze ve celleye mahsusdur. Selat ve selam sevgili Peygamberimiz, kafirlerin korkulu rüyası, müminlerin kalplerine surur veren Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’e aline, ashabına ve tüm müminlerin üzerine olsun inşallah.

Allahu Teala bizi ve bütün kainatı niçin yarattı?
Haşa bizlere ihtiyacımı vardı? Elbette hayır! Her an, her nefes biz O’na muhtacız.
Bizi yaratan O, Rızıklandıran O, Çekip çeviren O
Önce yaratan, sonra öldüren tekrar diriltecek olan O.
Bize çeşit çeşit nimet veren O.
Mülk Allah’ın, bizde o’nun mülküyüz.
Onun Mülkünde varlık iddiasında bulunmak ne büyük bir gaflet
Gerçek güç ve kuvvet sahibi O.
Bizler güçsüz, zayıf, fakir ve muhtacız.
Kendisinde bir güç, bir kuvvet ve bir varlık görenlere şaşarım.
Haydi bakalım şu kucağında can çekişen, gözünün nuru yavrunu ölümden kurtarmaya sebep ol görelim.
Bak çaresizlik içinde nasıl kıvranıyorsun.
Şu esen rüzgara, şu yağan yağmura, şu doğan güneşe, şu batan ay’a mani ol bakalım. Gündüzü gece, geceyi gündüz yap.
Asla yapamayız, güç yetiremeyiz, çünkü aciziz, değil mi!

Bu misalleri çoğaltmaya ne gerek var. Acziyetimiz ortada. Şu muazzam kainata ve kendi varlığındaki sırlara bir bak. İbret nazarını sırlar aleminin derinliklerine çevir. Fıkhetmeye çalış. Yüce yaratıcıya ulaşacak, O’nun yüce kudret ve azameti karşısında boyun eğeceksin. Teslim olacaksın, İnanıp teslim olunca hikmet kapıları aranacak inşallah.

‘’Allah dilediğine hikmet verir. Kime hikmet verilirse, ona pek çok hayır ve üstünlük verilmiştir. Gerçekleri ancak akıl sahipleri anlar. (Bakara 269)
Hikmet = Kuran’ı hakikatler, nebevi gerçekler, doğru faydalı ilimlerdir. Kişiyi Rabbini tanımaya ve O’na şuurlu birkulluk sunmaya ulaştıran bilgilerdir.
Hz. Adem (a.s) yaratılışından zamanımıza kadar nice kavimler gelip geçti. Şu üzerinde yaşadığımız dünya kaç kere doldu, kaç kere boşaldı.

Adil yöneticiler zorba zalim krallar. Dünya malına gark olanlar, ekmeğe muhtaç yaşayanlar. Alimler, salihler, cahiller, fasıklar, inananlar, muttakiler, inkar edenler, fakirler şu misafirhanede konaklayıp göçtüler. Nihayet hepsine ölüm gelip çattı. Hayat yolculuğu ölüm menziline noktalandı. Ve ebedi hayata yolculuğa başladılar.

Kabir çukurunda asırlardır bekleşenler var. Bir gün gelecek bizde o çukura konuk olacağız. O karanlık ve yalnızlık evleri yeni bir yolculuk için bekleştiğimiz o mezarlar, bizim için ya cennet bahçelerinden bir bahçe, ya da cehennem çukurlarından bir çukur olacak.

Bu dünyada yaşarken ne zaman öleceğini bilmeyen bizler, kabrimizi cennet bahçesi yapacak, katışıksız bir iman ve cihad’la ameli Salihlerde bulunalım, inşallah.
Dünyanın debdebesine, makamına, mevkisine, malına, mülküne aldanıp şeytanın oyuncağı olmayalım ahretimizi ötelemeyelim.
Bir akli örnek verecek olursak, birisi bize şöyle bir teklifte bulunursa, dese ki:
‘’Seni bir aylığına dünyanın yöneticisi yapacağız. Her sözün, her emrin anında yerine getirilecek, Ancak bir ay sonunda hayatının sonuna kadar hayvanlardan daha aşağı bir hayata mahkum olacaksın.
Böyle bir teklifi selim akıl sahibi kabul edebilir mi? Bir ay dediğin neki? Bir anda gelip, geçer. Sonra bir ömür boyu hayvanlardan daha aşağı bir hayat. Düşünmeye bile gerek yok, hemen reddeder.
Diyelimki herhangi birisi bu teklifi kabul etti. Aklı başında akl-ı selim sahibi olan herkes ‘’Vah zavallı, vah! Aklından zoru var’’ demezmi?
Peki dönüp bir de kendi yaptıklarımıza bakalım:
Dünyaperest olmuşuz, kalbimiz dünya sevgisiyle dolmuş, Ahiret amellerimiz çok az. Yaptığımız amellerin bir çoğunuda adet kabilinden yapıyoruz. Allah’ın hakimiyetine değil, yaratılmışların hakimiyetine razı olmuşuz. Allah’ın yardımını değil, yaratılmışların aracılığını ve yardımını ister olmuşuz, Allah’ın rızasını değil, insanların rızasını gözetir olmuşuz. Allah’tan değil, insanlardan korkar olmuşuz, Kazancımızın helal olup olmadığına, nasıl, nereye harcadığımıza, pek aldırış etmiyoruz. İnsanlarla ilişkilerimizin odağını, dünyevi çıkarlar oluşturuyor. Akibetimizin ne olacağı hakkında ciddi bir kaygımız yok. Halimiz tavrımız ve yaşantımızla dünyayı ahrete tercih etmiş görünüyoruz.
Şimdi insaf sahibi olarak düşünelim: Ömür boyu hayvanlardan daha aşağı bir hayat sürmek karşılığında, bir aylık dünya liderliğini kabul eden mi daha gafil, daha akılsız, yoksa çeşit çeşit sıkıntılar, mihnetle dolu şu fani dünyayı ‘’Gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, hiçbir beşerin kalbinden geçirmediği nimetlerle dolu.’’ Ebedi ahiret hayatına tercih edenler mi daha akılsız, daha gafil?

Elbette dünyayı ahirete tercih edenler daha akılsız, daha gafil. Çünkü ne kadar sıkıntı içinde olursan ol, ne kadar mihnet çekersen çek bir gün bu dünya hayatı bitecek. Fakat ahiret hayatı öylemi? O asla bitmeyecek. Ahiretini kaybedenler ebediyen kaybetmiş olacaklar.

İçinde yaşadığımız alemi yakından inceleyelim. Yaratılışı ve yaratılış hikmetini derinlemesine tefekkür edelim.
Rabbimizi tanımak, O’na ibadet etmek için yaratıldığımızı, diğer varlıklarında bizim hizmetimize verildiğini çok iyi düşünelim.
Akılla çeşit, çeşit kabiliyetlerle diğer varlıklardan üstün yaratıldığımızın hikmetlerini tefekkür ederken, acziyetimizi, çeşit çeşit zaafiyetlerimizide asla unutmayalım.
Tonlarca ağırlıktaki bir filin, dokuz, on yaşındaki çocuğa nasıl itaat ettiğini, çocuğun bu güçlü varlığa nasıl söz dinlettiğini düşenelim.
Birde vucudumuza giren, ancak mikroskopla görülebilecek kadar küçücük mikroba nasıl mağlup oluşumuzu tefekkür edelim.
Bir taraftan acziyet ve zafiyet içinde bulunduğumuzu diğer taraftan bir çok meziyetlere sahip olduğumuzun farkına varalım.
Tavus kuşu rengarenk tüylerine bakar, kabarır. Başını aşağıya indirip çirkin ayaklarını görünce büzülürmüş.
Biz tavus kuşu değilizki yaratılışımızdaki üstünlüklere bakıp kabaralım, ucub ve kibre düşelim. Ya da acziyetimize ve zaafımıza bakıp ümitsizliğe kapılalım.
Biz korku ile ümit arasında, itidal noktasında yaşamayı, hayat tarzı kabul eden bir inancın mensubuyuz. Bunu asla unutmayalım, inşallah.
İfrat ve tefritten uzak, vasat bir ümmet olmayı Allah (azze ve celle) bizlere nasip etsin inşallah…

Rabbim bizlere Hakkın şahitleri olmayı nasip etsin. Rabbim hakkı hak bilip Hakka sarılan. Batılı batıl bilip ondan fersah, fersah kaçan kullarından olmayı nasip etsin inşallah.
Selam ve Dua İle…
 
Allah Subhanehu ve Teala yar ve yardımcımız olsun – amin.

Haber var islah eder, haber var ifsad eder
Adana Oto Kiralama Hatay Araç Kiralama Hatay Oto Kiralama