Video Foto Galeri Yazarlar
8.12.2016 - Perşembe

Hacı KAR

NEDİR BUNLAR ?

( Ey Müslümanlar!)  Allah (cc), bizlere rahmeti ile muamele etsin. Bilmemiz gereken dört önemli mesele vardır. Nedir bunlar?

25 Ekim 2016 14:33
A
a
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

Hamd, Âlemlerin yegâne Rabbi Allah’a mahsustur.

Salât ve selam olsun, muvahhidlerin, muttakilerin ve mücahidlerin yegâne önderi Rasulullah Muhammed’e, Âline, Ashabına ve kıyamete kadar O’nun izinden giden, O’nun Sünneti üzere yaşayan muvahhid mü’minlere...

Ben, şehadet ederim ki, Allah’dan başka rab, ilâh ve melik yoktur... İnsanların yegâne Rabbi, İlâhı ve Meliki Allah Teâlâ’dır... Ve yine şehadet ederim ki, Rasulullah Muhammed (s.a.s.), Allah’ın kulu ve Rasulü’dür... Allah’ın insanlık âlemine vazifeli olarak gönderdiği en son Nebîsi ve en son Rasulü’dür... Nübüvvet ve Risalet, Rasulullah Muhammed (s.a.s.) ile son bulmuştur... Rabb olarak Allah’a, din olarak İslâm’a, dustur olarak Kur’ân-ı Kerîm’e ve Rasul olarak hayat önderi Rasulullah Muhammed (s.a.s.)’e katıksız iman ettim, kabul edip can-ı gönülden razı oldum…

( Ey Müslümanlar!)  Allah (cc), bizlere rahmeti ile muamele etsin. Bilmemiz gereken dört önemli mesele vardır.
Nedir bunlar?
  1. (Öğrenilmesi gereken gerçek ilim) İlim; Allah (cc)’ı, Peygamberlerini ve İslam dinini delilleri ile öğrenme zorunluluğudur.
  2. Öğrenilen bu ilim ile gerektirdiği şekilde amel etmek.
  3. Öğrenilen bu ilme insanlığı davet etmek, haberdar etmek.
  4. Bu davet esnasında karşılaşılacak zorluklara, güçlüklere ve sıkıntılara sabretmektir.
“Asra yemin olsun ki muhakkak insan kesin bir ziyan içindedir. Ancak iman edip de sâlih (sevaplı) amel (ve hareket)lerde bulunanlar, hem de birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler hariçtir (onlar ziyandan kurtulmuşlardır).” (Asr Suresi 1-3)

(Ashâb-ı kirâm bu sûreyi okumadan birbirlerinden ayrılmazlardı. Hakkı tavsiyede iyiyi, doğruyu ve tevhidi; sabrı tavsiyede ise ibadetlere devamı, nefse uymamayı ve ilâhî imtihanlara katlanmayı tavsiye vardır. İmam Şâfiî (Allah ona rahmet etsin) şöyle der: “Kur’an’da başka hiçbir sûre nâzil olmasaydı, şu kısacık sûre bile insanların dünya ve âhiret saadetini temine yeterdi.”)

İlim, söz ve amelden önce gelir. “O halde (Resûlüm!) Bil ki Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. (Hata veya kusurdan ibaret olan) günahına ve mü’min erkeklerle mü’min kadınlar(ın günahların)a mağfiret dile. Allah dönüp dolaştığınız yeri de, (sonunda) duracağınız yeri de bilir.” (Muhammed Suresi – 19) Allah (cc), ilime, söz ve amelden önce başlamıştır.

Bilmemiz gerekir ki, her Müslüman kadın ve erkeğin şu üç hususu iyi bilmesi lazım gelir:

1-) Muhakkak ki bizi yaratan, rızıklandıran Allah (cc)’ dır. Şurası bir gerçektir ki, Allah (cc),
bizi başı boş bırakmamış, biz insanlara bir peygamber göndermiştir. Kimler bu Peygamber(sav)’e uyar, O’na tabi olursa (Müslümanların anavatanı olan) cennete gider.
“(Ey insanlar!) Size (emirleri tebliğ eden ve kıyamet günü de) üzerinize şahit olan bir peygamber gönderdik; nitekim Firavun’a da bir peygamber göndermiştik. Firavun ise o Resûl’e karşı geldi (Allah yerine, kendi emirlerini geçerli kıldı). Biz de onu en ‘ağır bir ceza’ ile yakalayıp alıverdik.” (Müzzemmil Suresi 15 – 16)

2-) Allah (cc), hiçbir şekilde yapılan ibadetlerde kendisine ortak koşulmasına razı olmaz. Ortak koşulan bir melek ya da peygamber olması dahi durumu değiştirmez.
“Şüphesiz ki (bütün) secde edilen yerler/mescidler Allah(’a yaklaşmak ve O’na teslimiyeti göstermek) içindir. O halde Allah ile beraber (başka) birine (sığınıp) yalvarmayın.” (Cin Suresi-18)
(Dua ile isteklerimiz yalnız Allah’tan olmalıdır; başkasına dua edip bir şey istemek şirk/ortak koşma olur. Secde edilen yer ve mekânlarda, hıristiyan ve diğerlerinde olduğu gibi ibadetin ruhunu bozucu şekil ve cisimler bulunmamalıdır.)

3-) Muhakkak ki kimler Peygamber (sav)’e itaat eder, Allah (cc)’ı birler, O’na ortak koşmazsa;
“Allah’a ve ahiret gününe (gerçekten) iman eden hiçbir kavmin, Allah’a ve Resulü’ne (emirlerine) muhalefet/düşmanlık eden kimselerle dostluk ettiklerini göremezsin (onları sevip sayamazlar). İsterse onlar; babaları, oğulları, kardeşleri veya sülaleleri olsunlar. İşte O (Allah), onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendisinden bir ruh ile[4] desteklemiştir. Onları, içlerinde ebedî kalmak üzere alt tarafından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte bunlar Allah taraftarıdır(lar). Haberiniz olsun ki hakikaten Allah taraftarları, kurtuluş (ve saadet)e erenlerin ta kendileridir.” (Mücadele Suresi – 22)
(Allah taraftarları ya da Allah tarafında olanlar demek; Allah ve Resulü’ne muhalefet edenlerin, yani şeytan, kâfir, müşrik ve tağutların taraftarlığını kabul etmeyen ve Allah’ın buyruklarını esas alıp ona göre yaşayışını düzenleyen demektir.)

Bilmemiz gerekir ki Ey Müslümanlar! İbrahim (as)’ın dini olan haniflik ( batıldan hakka doğru yönelmek) sadece Allah (cc)’a, tek olarak ona ibadet etmek, ihlâslı olmak demektir.  Allah (cc), bütün insanlara bunu emretmiştir ve bu şekilde ibadet etmelerini istemiştir. Çünkü insanların yaratılış sebebi budur.
“Muhakkak ki, Ben cinleri ve insanları ancak bana (ibadet ve itaatle) kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat Suresi – 56)
İnsanların ve cinlerin yaratılmalarındaki tek gerçek, Allah (cc)’a ibadet ile kulluk etmeleridir.

“Bana ibadet etsinler” sözünden maksat; Allah (cc)’ı birlemektir, Rab olarak sadece O’nu bilmektir. Bu, Allah (cc)’ın insanlara en büyük emri olan tevhiddir. Tevhid; Allah (cc)’ı bütün ibadet çeşitlerinde birlemektir. Allah (cc)’ın, insanlara en büyük yasağı ise O’na şirk koşmaktır. Şirk ise; Allah (cc) ile beraber başka bir şeye ibadette ve itaatte bulunmaktır.

“Allah’a kulluk edin, hiçbir şeyi (yücelterek ilâhlaştırıp veya tapınak haline getirip) O’na ortak koşmayın. (Sonra sırasınca) ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolda/sokakta kalmışa ve ellerinizin altında bulunan (hizmetkâr)lara iyilik edin. Allah, kendini beğenenleri ve böbürlenenleri sevmez.” (Nisa Suresi-36) (Allah’a kul olmanın gereği hem ibadet hem de böyle bir ahlâka sahip olmaktır.)

Sonuç olarak, bilmemiz gereken şudur ki; insanın öğrenmesi gereken temel esaslar şunlardır: Kulun Rabbini, dinini (İslam’ı) ve Peygamberi olan Muhammed (sav)’i bilmesi, tanıması ve öğrenmesidir.

Hz. Ömer (r.a) diyor ki:
“Ben Hz. Peygamber (s.a.v)’in yanında oturuyordum. Derken elbisesi bembeyaz, saçları simsiyah bir adam yanımıza çıkageldi. Üzerinde, yolculuğa delalet eden hiçbir belirti yoktu. Üstelik içimizden hiç kimse onu tanımıyordu. Gelip Hz. Peygamber (s.a.v)’in önüne oturdu, dizlerini dizlerine dayadı. Ellerini bacaklarının üstüne hürmetle koyduktan sonra sormaya başladı:
“Ey Muhammed, bana İslam hakkında bilgi ver.”
Hz. Peygamber (s.a.v) açıkladı:
“İslam; Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğun şehadet etmen, namaz kılman, zekat vermen, Ramazan orucu tutman, gücün yettiği takdirde Beytullah’a (gidip) haccetmendir.”
Yabancı, “Doğru söyledin!” diye tasdik etti. Biz hem sorup hem de tasdik etmesine hayret ettik.
Sonra tekrar sordu: “Bana iman hakkında bilgi ver?”
Peygamber (s.a.v): “Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe inanmandır. Kadere yani hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmandır.” dedi.
Yabancı yine “Doğru söyledin!” diye tasdik etti.
Sonra tekrar sordu: “Bana ihsan hakkında bilgi ver?”
Hz. Peygamber (s.a.v) açıkladı: “İhsan, Allah’ı sanki gözlerinle görüyormuşsun gibi Allah’a ibadet etmendir. Sen O’nu görmesen de muhakkak ki O seni görüyor.”
Adam tekrar sordu: “Bana kıyamet (in kopacağı saat) ten haber ver?”
Hz. Peygamber (s.a.v) bu sefer: “Kıyamet hakkında kendisinden sorulan, sorandan daha fazla bir şey bilmiyor!” karşılığını verdi.
Yabancı: “Öyleyse kıyametin alametinden haber ver!” dedi.
Hz. Peygamber (s.a.v) şu açıklamayı yaptı: “Köle kadınların efendilerini doğurmaları ve yalın ayak, üstü çıplak, fakir davar çobanlarının yüksek binalar yapmada yarıştıklarını görmendir.”
Bu söz üzerine yabancı çıkıp gitti. Ben epeyce bir müddet kaldım.
Hz. Peygamber (s.a.v): “Ey Ömer, sual soran bu zatın kim olduğunu biliyor musun?” dedi. Ben, “Allah ve Rasulü daha iyi bilir.” dedim.
Buyurdular ki: “Bu Cebrail Aleyhisselam’dı. Size dininizi öğretmeye geldi.” (Müslim, Nesâi, Ebû Dâvud, Tirmizi)

Allah (cc) bizi yolunda, şükründe, zikrinde, hüsn-i ibadetinde daim, din-i mübînine hizmette kaim eylesin. Ancak O'na dayanırız; ancak O'dan yardım dileriz. Amellerin eksikliğinden, nefislerin şerlerinden, her kötünün her türlü kasd ve kötülüğünden O'na sığınırız. O bize Kâfidir. Hasbunallahu ve ni'mel-vekil, ni'mel-mevlâ ve ni'mennasîr, gufraneke rabbenâ ve ileykel masîr. Selam ve dua ile…

 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Haber var islah eder, haber var ifsad eder