Video Foto Galeri Yazarlar
29.5.2017 - Pazartesi

Mustafa SOYLU

SAHİBİNİ ÇAĞIR

Mustafa YOLCU - SAHİBİNİ ÇAĞIR

28 Nisan 2017 16:44
A
a
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
Bizi yoktan var eden, varlığından haberdar eden ve bizi muhatab alıp kanun vazeden Rabbe sonsuz kere hamd olsun.
Yegane önderimiz kendisine uyulmadığı müddetçe cennet’e gitmenin mümkün olmadığı o kutlu Resule salat ve selam olsun.
Aline, ashabına tabiine, etbai tabiine ve bütün Müslümanların üzerine salat ve selam olsun.

İçinde barındırdığı bütün elementlerde bu dünyanın çoçuğu olan insan , elbetteki dünya için yaratılmıştı, hem de yeryüzünün Halifesi olarak, yani Rabbim dünyanın dizginlerini onun eline vermeyi dilemişti.

‘’Bir zamanlar Rabb’in meleklerine: ‘’ Muhakkak ki ben yeryüzünde bir halife yaratacağım’’ demişti. Melekler: ‘’Biz seni överek tesbih ederken bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın’’ dediler. Allah meleklere, ‘’Ben sizin bilmediklerinizi bilirim’’. (Bakara 30)
Hal böyle iken, yeryüzü için yaratılan Halife öyleyse neden cennete konmuştu? Niçin hemen yeryüzüne gönderilmemişti?
Onun imtihanı başarıp başaramayacağını, o ağaçtan yiyip yemeceğini ezeli ve ebedi ilmiyle zaten bilmiyormuydu Allah (cc)? Bunu bildiği halde Allah (cc) neden bir imtihana konu kıldı onu?

Çünkü bu durum Hz. Adem (as)’i yetiştirmek içindi. Yeryüzünde Halife olacak varlığın içinde gizlenmiş olan kuvvetleri uyandırmak, onu şeytanla savaşa hazırlamak bilemek acıları tattırmak, pişmanlığı yudumlatmak, düşmanı tanıtmak bildirmek içindi.

Cennette Hz. Adem (as)’e Şeytan musallat olmuş o kadar güzel nimetlerden mahrum olmasına sebep olmuştu. O’na yalan söylemişti. Rabbinin yasaklarını çignetmişti.
Böylece, birbirlerine düşman olarak yeryüzüne inme zamanı gelmişti. Hz. Adem (as), şeytanın amansız bir düşman olduğunu anlamıştı.
‘’Fakat şeytan, ayaklarını kaydırdı, içinde bulundukları cennet yurdundan çıkarılmalarına sebep oldu. Biz de: ‘’Birbirinize düşman olarak inin, orada belirli bir vakte kadar sizin için bir karar yeri ve bir nasip vardır’’ dedik. (Bakara 36)

Yeryüzüne inmişti, ama acı dolu bir yürek, gözlerde hüzün ve derin bir pişmanlıktır…
Ama Hz. Adem (as) bir şeyi ihmal etmemişti. Rabbine sığınmayı Tevbe etmeyi, çünkü tek başına şeytanla başa çıkamayacağını anlamıştı. Çare olarak o düşmanın sahibine çağırması gerektiğini fark etmişti.
Hani anlatırlar, günün birinde Hoca talebesine sorar; Yavrum! Bir sürünün yanından geçerken, çobanın köpeği sana saldırsa ne yaparsın?
Talebe: ‘’Tekmelerim Hocam.’’
Hocası: ‘’Gidip tekrar gelse?’’
Talebe: ‘’Taş atarım Hocam.’’
Üçüncüsünde yine benzer bir cevapla karşılaşan Hocası; ’’Şunun sahibini çağırsana yavrum.’’ Der.
İşte Hz. Adem (as)’de şeytanın sahibini çağırmıştı.
Dikkat ettiniz mi, Bismillahirrahmanirrahim, Euzübillahimineşşeytannirracim’den daha kıymetli iken, neden önce besmeleyi söylemeyiz de, istiazeyi söyleriz.?
Çünkü, Rabbim, ‘’Kulum! Sen tek başına şeytanla başa çıkarmazsın önce, bana sığın sonra emniyet içerisinde hissederek kendini, gönül rahatlığıyla besmeleni çek’’ demiştir.
Bir diğer husus ise; Hz. Adem (as), Rabbine yalvarıp tevbe etmişti, Rahibine değil, işte bu çok dikkat edilmesi gereken bir durumdu. Herşeye gücü yeten Rabb dururken, sahte Rabb’ler neyin nesiydi.
Tevbe çok önemliydi. İlk hata nasıl cennetten kovulmasına sebep olduysa; hakiki tevbe de tekrar cennete dönmesine vesile olacaktı. Hz. Adem (as) ‘’Rabbim ben aldandım diyip, Rabbinin lutfuna yapışmıştı.’’
Fakat ikisi arasındaki bu köklü savaş ne bir an yavaşlayacak ne de bir an duracaktı.
Allah’a verilen söz ile şeytanın kışkıştırmaları iman ile küfür – hak ile batıl – hidayet ile sapıklık arasında süren kesintisiz bir savaştır.
Ve bu savaş Hz. Adem (as) çoçukları ile şeytan arasında devam edecekti. İnsan çok uyanık olmalıydı, hatta savaştaki bir asker gibiydi.
Rabbinden gelen hidayete kulak vermeli hayatını ona göre düzenlemeliydi çünkü tek çare buydu.
‘’ Hepiniz oradan inin dedik, eğer benden size yol gösterici gelirse kim benim yol göstericime ‘’hidayet’’e tabi olursa artık onlar için korku yoktur ve onlar mahsunda olmayacaktır.'' (Bakara 38)

Bundan böyle Ademoğlu şeytanı düşman bellemeli hata yapsa günah işlesede tevbe etmesini bilmeli. Rabbinden istemeli.
Ve ve ve köpeğin sahibini çağırmayı ihmal etmemeliydi. Aynen Hz. Ömer (Ra) söylediği gibi;
‘’Ya Rabbi ayıplarımızdan haberdar olan bir düşmanı musallat kıldın, o ve taraftarları bizi görüyor, biz onları görmüyoruz. O rahmetinden nasıl ümidini kestiyse bizden de ümidini kessin, o katına nasıl yaklaşamıyorsa bize de yaklaşmasın. Ona affından nasıl ümitsiz kıldınsa, bizden de ümitsiz kıl. AMİN
Selam ve Dua ile…

 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder
Adana Oto Kiralama Hatay Araç Kiralama Hatay Oto Kiralama