Video Foto Galeri Yazarlar
27.4.2017 - Perşembe

Ebu ENES

ŞAHİDLERLE BERABER OLMAK

Her aklı selim şunu iyi bilirki Allah c.c’yu tanımak ve ona kulluk yapmak insanoğlunun ortak gayesidir. Hakikati bulmak ve ona göre ibadet etmek akıl sahiplerinin zaruri vazifesidir. Allah c.c’nun muhatabı akıl olduğu için gerek Rabbi tanımada, gerekse tanıtmakta bu hakikatı göz ardı etmek, makbul bir imana sahip olmayı imkansız kılacaktır.

14 Şubat 2017 16:04
A
a
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Hamd Kainatı yaratan ve yöneten, çekip çeviren, düzenleyen, tasarrufta bulunan, müdahale eden, kayıtsız şartsız hakimiyet yetkisine sahip, insanlardan misak aleminde söz alan ve sözüne sadık olanları mükafatlandırdığı gibi sadakatsizlere azab edecek olan Allah azze ve celleye mahsusdur.

Salat ve Selam müminlere karşı çok yumuşak, kafirlere karşı şiddetli, son Resul, yaşayan Kur’an Hz. Muhammed (S.a.v)’e, ehli beytine, ashabına ve bugüne kadar yaşamış, bugün yaşamakta olan, bundan sonra yaşayacak olan derdi Allah c.c’nun davası, gayesi Allah c.c’nun rızası olan bütün müminlerin üzerine olsun. AMİN.

Her aklı selim şunu iyi bilirki Allah c.c’yu tanımak ve ona kulluk yapmak insanoğlunun ortak gayesidir. Hakikati bulmak ve ona göre ibadet etmek akıl sahiplerinin zaruri vazifesidir. Allah c.c’nun muhatabı akıl olduğu için gerek Rabbi tanımada, gerekse tanıtmakta bu hakikatı göz ardı etmek, makbul bir imana sahip olmayı imkansız kılacaktır. Nitekim bir ayeti kerimede Allah azze ve celle şöyle buyurur. ‘’Kafirler o kimselerdirki, Onları uyarsanda uyarmasanda birdir. Onlar iman etmezler, Allah onların KALPLERİNİ ve KULAKLARINI mühürlemiş ve GÖZLERİNİN önüne de bir perde çekmiştir. İşte büyük azap onlar içindir. (Bakara 6-7) Dikkat edilirse makbul bir imana sahip olabilmek için aklın, kulakların ve gözlerin sadece kullanılması değil, doğru kullanılmasının önemine dikkatler çekilmektedir. İşte ancak o zaman hakikatin şahitleri vasfına sahip ümmet olmak, önceki nesli takip etmek ve sonraki nesillere örnek olmak mümkün olabilir. Allah azze ve celle bir ayeti kerimede mealen ‘’Gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri şüphesiz Hak ile ve belli bir süre için yarattık. İnkar edenler ise uyarıldıkları şeyden yüz çevirmektedirler.(Ahkaf 3) buyurmaktadır. Bu ayeti celilede Allah c.c muhkem olarak göklere, yere ve ikisi arasındakilere dikkatleri çekmektedir. Kainatın tekvini bir ilim kitabı olduğuna ve akıl sahibinin tefekkürü kapasitesince bu ilim kitabından istifade edebileceğine ve daha sonra teşrii hayat kitabı olan Kuran’ın doğrultusunda Hz. Muhammed (s.a.v)’e tabi olarak yaşadığında ancak kurtulanlardan olabileceğine dair açık ve net ifadeler mevcuttur. İslam ümmeti bu vasfa ancak ‘Eşhedü En La ilaheİllallah ve eşhedü enne Muhammeden Abduhu ve Resülühu’ cümlesinin manasını anlar, kalp ile tasdik edip beraberinde getirdiği mükellefiyetleri tatbik eder ve onun gölgesinde yaşarsa işte o zaman ama başka değil işte o zaman bu vasfa layık olur ve muhafaza edebilir.

Tartışmasız bu böyledir. Bu hem dünyada istikamet üzere olmanın hem de ahdi misakta verdiği sözün bir gereğidir. Dikkat edilirse misak aleminde yapılan ahdin mahiyetinde de bu hakikat bildirilmektedir. ‘’Ben sizin Rabbiniz değimliyim ‘’Evet dediler, biz buna şahitlikte ediyoruz.’’(Araf 172 meali). İşte bu şehadeti dünya hayatına taşıyabilmeliyiz. Kelime-i Tevhidin başında söylediğimiz ‘’ Eşhedü’’ asılda misaktaki sözün bir devamı olarak dünya hayatına yansıyan  şeklidir. Yeterki anlaşılabilsin.

Allah azze ve celle’nin rızası doğrultusunda ferdi ve ictimai bir hayat yaşamak ahdin kapsamındadır. Nasılki kainat Allah c.c irade, kudret, tekvin ve ilim sıfatlarının tecellileri ise teşri hayat kitabı olan Kuran’ı da bu istikamette anlamaya çalışmalıyız. Rabbimizin hitabından muradın ne olduğunu anlamaya çalışmak, maksadı ve manası anlaşılan kulluğun olmazsa olmazlarındandır. Kelime-i Tevhidin öz olarak manasının; tekvini kanunları kim koyuyor ise teşrii ‘’İnsanları ilgilendiren’’ kanunları da ancak o koyar olduğunu anlamak doğru bir başlangıç demektir. Allah için bu cümleyi anlamaya çalışmalıyız. İslama girmek için Müslüman isminden razı olunması yeterli değildir. Müslüman olmak ferdin ve toplumun hayatının her safhasında Allah azze ve celle’nin kitabı Kuran’ı hakem tayin etmek, bütün değer yargılarını ve değer ölçülerini ona göre tanzim etmek ve Allah azze ve celle’nin İRADE’sine teslim olmakla mümkündür.

İşte bu teslimiyete dair bilgiyi bize öğreten, örnek ve ibret vesilesi kainat alemidir. Gökler, yer ve ikisi arasındakiler temiz akıl sahipleri için bir misal mesafesindedir. Müdebbir-i İlahi olan Allah azze ve celle göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin yönetimi kendisine ait olandır. Onun hiçbir ortağı yoktur. O her işi kendi yapar. Bir misal verecek olursak; yerde yatan ve üzerinde kan olan birisi görüldüğünde iki ihtimal vardır. Ya intihar yani kendi kendisini öldürdü yada cinayet yani başka birisi tarafından öldürüldü. Olayı araştıranlar bulgulara bakarak önce bir fail varmı bunu araştırırlar. Elde edilen bulgular bir fail olduğu yönünde ise bu sefer kim yaptı sorusu gündeme gelir. Ve yine parmak izi, DNA testi gibi emarelere bakarak fail bulunmaya çalışılır.  Ve sonuç kişiye has başkasında olması mümkün olmayan kesin delille faile ulaşmaya VESİLE  olur. Evet bu basit örneği şu kaide ile ilişkilendirelim.

İmkan delili= Her Mümkün bir vacibe muhtaçtır.
Bu alemde mümkündür.
O Halde bu alemde bir vacibe muhtaçtır.
O vacib Allah azze ve celle’dir.

Bizler kainat kitabını okuduğumuzda Halikiyetin, Rububiyetin, Uluhiyetin ve Ma’budiyetin bütün yetkilerinin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde Allah azze ve celleye ait olduğunu görmekte, ŞAHİD olmakta ve iman etmekteyiz. Ve evet şöyle haykırmaktayız.

 
‘’RABBİMİZ BİZE İNDİRDİĞİNE İMAN ETTİK VE RASULÜNE TABİ OLDUK. ARTIK BİZİ ŞAHİDLERLE BERABER YAZ’’ ( AL-İ İMRAN 53)

Haber var islah eder, haber var ifsad eder
haberler Adana Oto Kiralama Hatay Araç Kiralama Hatay Oto Kiralama