Video Foto Galeri Yazarlar
11.12.2016 - Pazar

Şahımerdan Sarı Hoca Endonezya Konuşması

Okunma: 2400
MAKALELER 17 Kasım 2016 17:36
Videoyu Aç Şahımerdan Sarı Hoca Endonezya Konuşması
 
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Muhterem alimler ve kıymetli katılımcılar;
Esselamualeykum verahmetullahi ve berekatuhu. Elhamdulillahi rabbil alemin, er rahmenirrahim, meliki yevmiddin. Elhamdulillahi hamden zakirine şakirinessabirin. Ve eşhedu enlailahe illallahu vahdehula şerike leh, lehül mülkü vele hülhamdu yuhyi ve yumid. Ve huve ala küllü şey’in kadir. Vasselatu vesselamu ala rahmetin minhak. Mağdadi venniğmetin mustat efdalu halgillah Muhammed bin Abdullah, Rasulullah, Nebiyyul, ummiyyil emin. Eftalud salatu etemmud teslim, verda Allahumme anissahabeti vettabiin ve ali beyti tayyibine tahirin. Ve tabiihim bi ihsanin ila yevmiddin. Galallahu tebareke ve Teala azze ve celle fi muhkemi kitabihi kerim.
“ Vağtesimu  bi habbillahi cemiavvele teferragu” sadakallahulazim. Veneteka rasulün, nebiyyun kerimul emin.

Saygı değer Müslümanlar;
Sizlere okyanus ötesinden, hilafetin son payitahtı, İstanbul’u içinde barındıran Türkiye’den büyük özlemler, sınırsız dualar ve sıcak selamlar getirdim. Türkiye’deki Müslüman kardeşleriniz sizleri özledi. Aramızda sınırların, dikenli tellerin bulunmayıp bir arada bulunduğumuz günleri özledi. Onlar tek bir ümmet olduğumuz günleri özledi. Nitekim yukarıda okuduğumuz ayeti kerimede Yüce Allah (cc) ; “Vağtesimu bi hablillahi cemiavvela teferragu” “ Allah’ın ipine hepiniz toptan sımsıkı sarılınız ve fırkalara ayrılmayınız” diye buyurmaktadır. Dikkat edilirse, fert fert Allah’ın ipine sarılınız denilmiyor. Fırka fırkada sarılınız denilmiyor. Bilakis hepiniz toptan Allah’ın ipine sımsıkı sarılınız diye emir buyrulmaktadır. Ancak bu şekilde Allah’ın ipine sarılmakla İslam âlemi yeniden izzetine, ihtişamına ve egemenliğine kavuşacaktır.

Uzun süren karanlık gecenin ardından, yeniden nurlu bir sabaha kavuşmak için, İslam âleminin gafletten uyanıp Allah’a kulluk şuuruyla ferdi ve içtimai vazifelerini idrak ederek ifa etmek zorundadır. Buraya kadar bu Müslümanların gelişleri bu şuurun ve gayretin sonucudur. Bizlerden Türkiye’den gelen âlimler ve kanaat önderleri olarak oradaki Müslümanların selamlarını Endonezya’da bir araya gelen tüm Müslüman kardeşlerimize getirdik ve diyoruz ki: İslam ümmeti tarih boyunca haçlı saldırıları, Moğol istilası gibi çok ağır badireler atlattı. Ancak yaşadığı her badireden Allah (cc)’ın dinine sımsıkı sarılmak suretiyle daha güçlü olarak çıkmıştır. Cümle İslam ümmetinin en son yaşadığı ve hakikatte en ağır olan badire kuşkusuz Osmanlı Devletinin yıkılışıdır. Zira bu badire, beraberinde sadece işgalleri, kan ve gözyaşlarını getirmedi. Bilakis ayrılıkları ve batıl fikirleri de getirmiştir ki, esas yıkıcı olan darbe işte budur.

İslam âleminin yaşadığı bütün coğrafyalarda biladi İslam tek tek işgal edildi. Sonra aramıza tel örgüleri çekildi. Bu da yetmedi, mayınlar döşendi. Bu somut ayrılığın ümmeti birbirinden kopartamayacağını gören sömürgeciler, tüm bunların üstüne birde zihinlere ve kalplere ayrılık tohumları ekti. Bütün bunlar da yetmedi, her belde için ayrı ayrı zulüm yaptılar. Bütün bunlar onların güçleri sayesinde değil, İslam âleminin ekseriyetle gafletleri ve görevlerini ifa etmemeleri sonucunda vuku bulmuştur. İşte bu yapay sorunlar kalplere ve zihinlere yerleştirilen ayrılıklar, başımıza tayin edilen ve ancak bizden olmayan, hatta bizden fersah fersah uzak olan yöneticiler bizleri felce uğrattı. Gözleri kör, kulakları sağır etti. Filistin’den, Afganistan’dan, Çeçenistan’dan, Keşmir’den, Irak’tan, Doğu Türkistan’dan, Pakistan’dan, Sudan’dan, Somali’den, Cezayir’den hülasa İslam âleminin yaşadığı her coğrafyadan yükselen feryatları duyamaz, akan kanları göremez, onların imdat ve çağrılarına icabet edemez olduk. Her kıpırdanışımız ve ayağa kalkma arzumuz şiddetli ve zalimane bir şekilde bastırıldı. Ümmetin nice yiğitleri, sömürgeciler ve taşeron yöneticiler tarafından katledildi, hapsedildi ve el an bu zulümler bütün şiddetiyle devam etmektedir.

Aziz Müslümanlar;
Devletlerarası arenada dolaştırılıp, değişim, diyalog, reform adı altında İslam âlemine pazarlanan sloganlar ve düşünceler, Amerika’nın ümmet üzerindeki nüfuzunu ve hegomanyasını pekiştirmek maksadıyla İslam’a ve Müslümanlara yönelik barbarca saldırının bir parçasıdır. Bu kültürel saldırı işgalden ve katliamdan farksızdır. Bu kültürel saldırıdan gözetilen maksat onlar gibi düşünmemiz, onlar gibi yaşamamızdır. Yani bizleri yaşayan ölüler haline getirmektir. Yani İslam ümmetine her çeşit çoban tarafından güdülebilecek koyun sürüleri haline getirmektir. Müslüman’ın görevi, İslam’ı icra etmek ve yaşamaktır. Mahkûmiyet ve zillet Müslüman’a göre, İslam’a göre değildir. Allah Rasulü; “ El İslamı yağlu vela yuğli aleyh” buyuruyor. İslam’ı icra etmek ve yaşamak bütün Müslümanların görevi. Bu zillet ve mahkumiyetin sebebi İslam’ın gereği gibi yaşanmamasıdır. Zira Allah Rasulü (sallallahu aleyhi vessellem) bir hadisi şerifinde “ Letungadunne uralu İslami urveten urveten fe evveluhunne nakden hukmi ve ahiri hunneessalah.” “İslam’ın düğümleri bir gün olur tek tek kopacaktır. Bunların ilki yönetim, sonuncusu ise namazdır” buyrulmaktadır. Demek ki, İslam’ın bölük pörçük olmaması, bir bütün olarak yaşayabilmesi İslam’ın hâkimiyetine bağlıdır.  

Faziletli Müslümanlar;
Sömürgeciler kendi batıl fikirlerini ümmete pazarlamada, talan da, katliam da, işgal de mahir olduğu gibi, devamlı surette perde altına gizlenmekte de mahir olduğunu göstermiştir. Nitekim yaptığı her işgale, her katliama, her talana bir müsebbib bulmuş ve bu müsebbibde devamlı olarak Müslümanlar gösterilmiştir. İşgalci ve sömürgeci Amerika, başkanının rengini değiştirerek İslami ümmete yaptıklarını unutturmaya, kirli sicilini gözlerden uzaklaştırmaya çalışmaktadır. Ancak İslam ümmeti kendisine yapılan iyilikleri unutmadığı gibi, zulümleri de asla unutmamış, bundan sonra da unutmayacaktır.

Muhterem Müslümanlar;
Sözün başında söylediğimiz gibi, sömürgecilere bilerek ya da bilmeyerek onlara yardımda bulunanlara karşı durabilmek, onların saldırılarına göğüs gerebilmek için birlik olmamız kaçınılmaz bir hakikattir. Her akıl sahibi birlikten kuvvet doğacağını bilir. Olanca her zorluğun aşılacağını bilir. İşte bu nedenle, Ey Müslümanlar, tattığımız her acı, döktüğümüz her gözyaşı, Müslümanlar arasında yerleşmiş her fasık fikir bizlere Hilafetin hayat memat meselesi olduğunu hatırlatmalıdır. Zira Hilafet, İslami ümmetin birlikteliğinin nişanesidir.

Kıymetli Müslümanlar;
İslam ümmeti bir vücuttur. Hilafet bu vücudun başıdır. Baş olmadığı vakit gövde ne kadar büyük olursa olsun bir kıymeti harbiyesi olmaz. Tarihin sayfalarında bir zaman yeryüzüne hükmetmiş olduğu muazzez ve ihtişamlı dönemine kavuşabilmesi için bu gövdenin başa kavuşturulması şattır. Bu gayretle Müslümanlar okyanusları aşarak buraya gelmiştir. Her nerede olursak olalım, hangi isimle isimlendirilirsek isimlendirilelim, en güzel ismimiz ve kimliğimiz Müslüman’dır. Buna sahip çıkabilmek için, her birimiz Kur’an’ın nurundan almış olduğu bir meşale ile yeryüzünün cahili karanlıklarını yıkmak suretiyle aydınlatmaya çalışmak zorundayız. Mutlak ki zafer muttakilerindir. “ Vele yensurennallahu menyensuruhu innallahe le gaviyyun aziz.” “Allah kendisine, dinine yardım edenlere muhakkak suretle yardım eder, hiç şüphesiz Allah kudretlidir ve galiptir.”

Esselamualeykum verahmetullahi veberakatuhu…
 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Haber var islah eder, haber var ifsad eder