Video Foto Galeri Yazarlar
21.7.2019 - Pazar

Zindandan Şehadete Yolculuk

Okunma: 603
GÜNDEM 17 Nisan 2014 13:06
KahveKitap
İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek müminlerdir. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır. (Kur’an, Enfal/8:74) Bismillahirrahmanirrahim. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam başta kıyamate yakın kitap ve kılıçla gönderilmiş olan Hz. Muhammed (s.a.v.)’e, onun temiz ev halkına, ashabına ve müminlerin üzerine olsun. Zindanın başı dik tevhid eri Burhan Erol kardeşimizin şehadet (inşallah) haberi sizlere ulaştığı gibi, Allah’ın ikramı ile zindandan çıkınca bizlere de ulaştı. Şehadet haberi ile sevindik, değerli bir kardeşimizden ayrı kalmanın acısı ile hüzünlendik. Allah Subhanehu ve Teala, Burhan Erol kardeşim ile Adana F Tipi Cezaevinde tanışmamızı takdir etti. Şehadet haberini almamın ardından kendisinin güzel ahlakı, cesareti ve yaşayış gayesi hakkında sizleri bilgilendirme ihtiyacı hissettim. Nefisleri temize çıkarmaktan Allah’a sığınırım. Hesapları görecek Allah’tır. Cezaevlerinde insanların hisleri daha da güçlenir. Değerli bir insanın cezaevine geldiği, tutuklandığı haberi henüz size ulaşmadan manevi olarak hissedilir. İnsanın içini farklı bir huzur, güven duygusu ve mutluluk kaplayıverir. Bir bahar sabahı içimi bu tür duygular kapladı. Sabah sayımın ardından koğuşumuzun avlusuna, Avusturalyalı (Mesud) ve Muşlu (Burhan) kardeşlerin Suriye sınırından geçmek isterken tutuklandığı ve bulunduğumuz cezaevine getirildiği hakkında bir pusula (haber) geldi. Allah Müslüman esir kardeşlerimizden razı olsun, kısıtlı imkânlarına karşın hepsi cömert ve misafirperverdir. Kendi sıkıntılarını bir kenara atar, morale ve yardıma en çok ihtiyaç duyması gereken insanlar olmalarına rağmen yeni gelen esir kardeşlerine maddi manevi her türlü desteği sağlamak için kendilerini seferber ederler. Kendilerine yalnız olmadığını hissettirmek için hemen bir şeyler karalayıp avludan avluya atarak haber yolladık. Burhan henüz tutuklanmasına rağmen gayet serinkanlı ve mutlu idi. Bu ruh hali insanın aklına böyle bir olayı daha önce tecrübe etmiş olabileceği düşüncesini getirmesine rağmen bu onun ilk esaret tecrübesi idi. Elindeki kısıtlı imkânları kardeşleri ile paylaşır, sıla-i rahim’e önem verirdi. Güler yüzlü ve insanların kendisi ile sohbet etmeyi arzuladığı, okumayı çok seven, ilim aşığı bir insandı. Allah’ın hoşlandığı ve övdüğü birçok meziyete sahip bir gençti. Cezaevinde geçirdiği yaklaşık 4,5 aylık süre zarfında bizlerin kitaplıklarında okumadığı hemen hemen hiçbir kitap kalmamıştı. İslami direniş cephelerinin haberlerinin bulunduğu dergileri özenle arar ve kendisine yollardık. Çünkü en çok arzuladığı şey mücahidlerin haberlerini okumaktı. Bu dergi ve haber mecmualarının, onu kavuşmayı çok istediği mücahid kardeşlerine yakın hissettirdiği ve küçük bir teselli olduğunu hissedebiliyorduk. Beraber kaldığımız dönemde Suriye ve Myanmar halkının dramlarını içeren haberleri kendisi ile paylaşmamaya özen gösterirdik. Çünkü Zalim Esed askerlerinin bir Müslümanı diri diri gömdüğü haberi onu günlerce derinden sarsmış ve yemeden içmeden kesmişti. Cezaevinde kaldığı sürede kardeşleri ile hiçbir münakaşası olmamıştı, herkes kendisini hayır ve güzellikle anardı. F Tipi Cezaevinde insanların birbirini yüz yüze görebilmesi Ancak Allah’ın dilemesi ile revir, hastane, kargo günlerinde kısa bir süreliğine mümkün olabiliyordu. Burhanın Müslüman kardeşlerini çok sevdiği her halinden anlaşılıyor, kardeşleri ile göz göze geldiğinde adeta gözlerinin içi ışıl ışıl parlıyordu. Allah’ın takdiri ile mahkeme günlerimiz aynı güne denk geldi. Böylece yüz yüze uzunca bir süre sohbet edip, sarılıp hasret giderebilme fırsatı yakaladık. Türkiye Cumhuriyetinin her kurum ve kuruluşunda Müslümanların özel bir yeri ve konumu vardır. Adliye nezareti de bu yerlerden biridir. Müslümana, sistemin kendine layık gördüğü konumu çok iyi idrak ettiren ve özetleyen bir yerdir. Tecavüzcüsü, hırsızı gerçek manada teröristi (evlatlarının katilleri dahi) hiyerarşide Müslüman esirin üstündedir! Kolayca namazımızı eda edebilmemiz için pis kokulu iğrenç tuvaletin hemen karşısındaki nezarete koyularak sıramızı beklemeye başladık. Cezaevi genellikle insanı düşüncelerinden ve amaçlarından saptıran İfrata veya tefrite sürükleyen büyük bir imtihandır. Lakin Burhan’ın bu konuda hiçbir taviz vermediği her halinden anlaşılabiliyordu. Yaşama gayesinin zalimlerin rızası değil de Allah’ın rızasını kazanma ve yaralı ümmetimizin dertlerine derman olma çabası olduğunu hissettiriyordu. Ümmetin acıları ile dertlenen bu sıkıntısı ve çaresizliği her an yüz mimiklerine yansıyan samimi bir gençti. Israrla üzerinde durduğu meseleler haçlı ve Yahudi zorbaların hileleri ve Müslümanların ihtilaflı meseleler yüzünden aralarında yaşanan husumetlerdi. O gün ”Abi neden Müslümanlar büyük selef âlimlerin dahi ittifak edemediği meseleler yüzünden birbirlerini tekfir ediyor, üzüyor kırıyor, hatta Allah’ın apaçık hükmüne rağmen güçlerini bölerek düşmanlar karşı cephelerini (güçlerini) dahi ayırıyorlar? Her şeyi anlıyorum da aklım bunu almıyor.” diyerek bu konulardaki sıkıntılarını belirtmişti Uzun ve keyifli bir sohbetin ardından duruşma sırası bana geldi, yaklaşık 18 aylık tutukluluk süremin ardından mahkemem 4,5 ay daha gün attı. Burhan’ın ve Mesud’un üzüntüleri her halinden belli oluyordu. Onlara ”Allah’ın benim hakkımda en hayırlısını bildiğini ve takdir ettiğini, inşallah kendilerinin Allah’ın rahmeti ile tahliye olacaklarını, cezaevindeki bütün Müslümanların sabaha kadar kendilerine dua ettiklerini, aksi bir durumda üzülmemelerini” söyledim. Burhan ve Mesud’un duruşması öğleden sonraya sarktı. Belki de birbirimizi son kez görüyor olabileceğimiz düşüncesi ile uzunca bir süre sarıldık. Burhan, insanın derinliklerine işleyen manalı ve hüzünlü bakışlara sahip bir insandı. Dönüş yolu boyunca kendisine dua ettim. Akşama doğru koğuşumuzun penceresinden ”Serdar Abi! Serdar Abi!” diye haykıran bir ses geldi. Bende: “Selamun aleykum Müslüman haberler nasıl?” ”Abi Abdulhakim bana ağır…” ”Eee…” ”Ağır Tahliye Cezası verdi.” ”Allah iyiliğini versin, seni şehitlerden eylesin inşallah” ‘ ‘Amin abi Allah seni cennetin orta yerine fırlatıp atsın inşallah” Allah’ın en sevdiği huylardan biri de cömertliktir. Burhan kaldığı dönemde kısıtlı imkânlarına rağmen kardeşleri ile yardımlaşmadaki azmi ile de örnek bir insandı. Cezaevinden çıkarken yanına kendisine hediye ettiğim bir kitaptan başka hiçbir şey almadı ve bütün eşyalarını Müslümanlara dağıttı. Cezaevinden çıkış saati yaklaştığında kendisine ulaşabileceğim bir adres veya numara olup olmadığını sorduğumda zindandan sonraki durağını adres gösterdi: ”Abi cennette görüşeceğiz inşallah!” Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “İnsanların en hayırlısı atının dizginine sıkıca tutunup nerede bir feryat, bir tehlike sesi duysa atını oraya süren kişidir.” Burhan genç yaşına rağmen zalim tağutların çıkardığı ürkütücü seslerden ve tehditlerden korkmayan vakarlı bir gençti. Onun işittiği tek ses yaralı ümmetin feryadı ve Rabbinin mübarek mesajı idi. Çevresindeki insanların ”Bundan sonra dikkatli, akıllı ol, bir daha buralara düşme!” nasihatlerine. ”Siz dikkatli ve akıllı olun. Bende Allah’ın olmamı istediği bir insan olmaya gayret edeceğim” diyerek hikmetli ve erdemli cevaplar verir, insanlara nasihat ve tebliğ etmekten usanmazdı. Burhan Erol bir gençti, kısacık hayatı insanlara güzel bir ders ve örnek niteliğinde kıssalara sahip bir genç. Zindanda şehid gibi yaşadı, özgürlüğüne kavuşunca düşmana ok olup yağdı. Ta ki şehadet şerbetini içene kadar durmadı. Allah’tan şehidimize rahmet ve mağfiret dilerim. Allah’ım tevhidine ve cihadına şahidiz ve ondan razıyız. Sen de ondan razı ol. Allahumme amin… O hâlde, dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, biz ona büyük bir mükâfat vereceğiz. (Kur’an, Nisa/4: 74)  

Serdar GÜLŞEN / Ümmet-i İslam Okuyucu Mektubu

2-480x350

 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder