Video Foto Galeri Yazarlar
24.5.2018 - Perşembe

Vuslat YAKIN

"Müslüman'ın Hedefi"

10 Ocak 2018 11:12
A
a
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
 
Alemlerin Rabbi İlahı Meliki Rahman Rahim Din günün sahibi her şeyi hakkıyla bilen gören işiten ve şahid olan Allah azze ve celle’ye sonsuz hamdu senalar olsun.

                Rahmet ve kılıç Peygamberi, Kur’anın ete kemiğe bürünmüş hali olan ve kendisine iman edilip izinden gidilmediği takdirde kurtuluşun mümkün olamadığı son Rasul Hz. Muhammed (sav)’e O’nun ev halkına sahabesine ve kıyamete kadar onun izinden gidecek olan tüm mü’min, muttaki, Muhsin, muhlis kullara salat ve selam olsun.

                Allah azze ve celle’ye ve ahiret gününe iman ettiğini iddia eden her insan Allah (cc)’nun emir ve yasaklarını dikkate olmak zorundadır.

                Yaratılış gayemiz Âlemlerin Rabbine kulluk etmektedir. İnsanoğlu aynı zamanda Allah(cc)’ın teklif ettiği emaneti de yüklenmiştir.

                “Biz emaneti göklere yere ve dağlara teklif ettik onlar bunu yüklenmek istemediler bundan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalim ve çok cahildir.” Ahzap 72.ayet

                Emanet; geniş anlamıyla “Allah’ın tekliflerinin tamamına” denir.(mecuat’ul tefasir) Usûli fıkıhta Allah’ın insanlara yüklediği mükellefiyetlere emanet denilmiştir.(Molla Hüsrev)

                Eşrefi mahlukat, Allah(cc)’ın yeryüzündeki halifesi olarak tanımlanan insan Allah’ın öğüdü ve rehberi olan Kur’an-ı Kerim ile ruhlar aleminde verdiği misakı, aldığı emaneti yerine getirmeye çalışmakla mükelleftir.

                Bu manada herhangi bir şekilde kendisine emanet edilmiş bir malı korumamak nasıl hainlik olmaktaysa, daha geniş kapsamlı olarak Kur’an ve Sünnet emanetini sahiplenmemek, İslam’a yönelmemek, İslami ilkeleri yaşamamak yaşatmayı unutturmak veya engellemek de emanet ilkelerine uymamak demektir.(Yusuf Kerimoğlu)

                Bugün sokağa çıkıp sorsak acaba kaç insan böyle bir emanet yüklendiğinin farkındadır? Emanet yüklendiğimizi bilmekle birlikte asıl önemli olan bu emanete sahip çıkıp çıkmadığımızdır. Emanete sahip çıkmak şüphesiz onu anlamak,yaşamak ve yaşanması için mücadele vermekle olur.

                Yeryüzü daima emanetini koruyan Hak ehline ve buna hainlik eden batıl ehline tanıklık etmiş, imanın ve küfrün mücadelesine sahne olmuştur. Bizler bu mücadelenin neresindeyiz durup bir düşünelim!

                Din samimiyettir. Bu açıdan da meseleye baktığımızda Allah’a (cc) karşı Peygamber (sav)’e karşı ne kadar samimiyiz? Ahiret gününe imanımızda ne kadar samimiyiz?Hem Allah var diyoruz ama yok gibi yaşıyoruz. Kur’an-a iman ettik ama ondan bi haberiz.  Hayatımızda adetler ayetlerden daha önemli bir yere sahip ayetlere göre değil adetlere göre yaşıyoruz. Ahirete iman ettik fakat dünyayı mı daha çok arzuluyoruz ahireti mi? Gayretlerimiz dünyada bir ev sahibi olabilmek için mi yoksa cennette bir köşk kazanabilmek için mi?

                Kur’an okumak serbest ezanlar okunuyor diye ahkam kesenler ne namaz kılıyor nede Kur’an okuyor!!!

                İçi bal dolu olan bir küp dışına sirke taşırmayacağı gibi içi sirke dolu bir küp de dışına bal taşırmaz. Diyeceğim o ki yahudi ve hristiyan gibi yaşayıpta ölünce cennete girmek isteyen bir anlayış hâkim bugün. Bunun nedeni ise inandığımız gibi yaşamayıp aksine yaşadığımız gibi inanmaktan kaynaklanmaktadır. Böylelikle imanımızda ve dinimize bağlılıkta ne kadar samimi olup olmadığımızda ortaya çıkmakta.

                Artık silkelenip toparlanma vakti gelmedi mi?

                Allah azze ve celle’nin şu emri İlahisini ne zaman görüp fark edeceğiz. “Yeryüzünde fitne kalmayıp din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın.”(Enfal 39) Şu bir gerçek ki her şeyimizle İslam’ın hâkimiyeti için bütün güç ve gayretimizi sarf etmekle mükellefiz. Müslümanlar zulüm ve esaret altındadırlar hürriyete kavuşmak için de mücadele şartı. Ta ki Allah(cc)’ın dini hâkim oluncaya kadar. Bir Müslüman bundan başkasına razı olmaz ve olmamalı.
                “Allah (cc) bu ümmete yeryüzü egemenliğini vadetmiştir. “Allah içinizden iman edip salih amellerde bulunanlara kendilerinden öncekileri sahip ve hakim kıldığı gibi kendilerini de yeryüzüne sahip ve hakim kılacağını, onlar için beğenip seçtiği dini(İslam’ı) onlar iyiliğine yerleştirip koruyacağını ve geçirdikleri korku döneminden sonra bunun yerine onlara güven sağlayacağını vaad etti. Çünkü onlar bana kulluk ederler. Hiçbir şeyi bana ortak tutmazlar. Artık bundan sonra kim inkar ederse işte bunlar asıl büyük günahkarlardır.” (Nur 55.Ayet)

                Allah Teala bu ümmete olan sözünden mi döndü haşa O(cc) verdiği sözden geri dönmez. Değişen bu ümmetin Rabbi ve kitabıyla olan durumudur. Yüce Allah onlara yeryüzü egemenliği için belirli şartlar koşmuştu: “İman etmek ve salih amel işlemek-Bana kulluk ederler hiçbir şeyi bana ortak koşmazlar” Bugün bu şartlar nerede? Bugün Rablerinin emrine uymak ve O’nun hükümleri ile hükmetmek hangi noktadadır Müslümanlar?

                Kur’an-ı Kerim’den tamamen yüz çevirdiler! Onlara egemen olan kanunlar eğitim programları ahlak düşünce ve davranışları Kur’an-ı Kerimden kaynaklanmıyor. Artık bunları doğusuyla batısıyla avrupadan alıyorlar. Hal böyleyken nasıl Allah’tan yardım istiyorlar. Kitaptan yüz çevirmişler, yine de buna rağmen yeryüzü egemenliği istiyorlar.

                Müslüman toplumlar hep birlikte Allah’a dönüp Kur’an-ı  Kerime uymadıkça ümmet bu halinden kurtulamaz.

                “Bir toplum kendini değiştirmedikçe Allah da onların durumunu değiştirmez.”(Rad 11.ayet)

                Müslümanlar kendini düzeltir, Allah’ın kitabından yüz çevirmeyi bırakır Kur’an’a yönelirse bütün iyilikleri Allah(cc) onlara doğru çevirecek ve yeryüzü egemenliğini bu ümmete verecektir. Bu hakikati Rabbimiz şu ayetinde de açıkça beyan etmiştir. “Eğer Allah’ın Dinine yardım ederseniz O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar.”(Muhammed 7)

                Kim Alla Azze ve Celle’nin dinine yardım ederse Allah Teala’da ona yardım eder. Dikkat edersek Allah (cc)’ın yardımı bizim mücadelemiz ve gayretimize bağlıdır. Allah(cc) buyuruyor ki: “Eğer onlar istemiş olsalardı onun için hazırlık yaparlardı.” (Tevbe 46.ayet)

                İslam için mücadele etmeyi istemenin önemini görmekteyiz. Tabi ki bir şeyi istemek ne kadar önemli ise istenilen şeyin gerçekleşmesi için hazırlıkta o kadar önemlidir. Hazırlık istemenin ispatıdır. Rasulullah(sav): “Ümmetimden istemeyenler hariç herkes cennete girecek. Sahabe: Ey Allah’ın Rasulü istemeyenler kimlerdir diye  sordu.  Rasulullah: Kim ki Allah’a itaat eder  ve Rasulunun izinden giderse  onlar cennete bunları istemeyende cehenneme girer.” Diye buyurmuştur.

                Görev ve sorumluluklarımızı iyi bilelim. Halife olarak yaratıldığımızı ve bir emanet yüklediğimizi unutmayalım.

                “Yoksa Allah içinizden cihad edenleri sınayıp ayırt etmeden ve yine sabredenleri sınayıp ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız” (Al-i imran 142)

                “Eğer ondan yüz çevirirseniz sizi ortadan kaldırır sizin gibi olmayan bir milleti yerinize getirir.” (Muhammed 38.Ayet)

                “Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah azabı çetin olandır.”(Enfal 25.Ayet)

                Rabbim bizlere Müslümanca yaşamayı ve Müslüman olarak da can verebilmeyi nasip etsin. Âmin.

 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder