Video Foto Galeri Yazarlar
22.8.2018 - Çarşamba

Şehide HASRET

İSLAMDA KADININ MÜCADELESİ

"Ey Örtüsüne bürünen! Kalk ve uyar. Yalnızca Rabbini büyük tanı." (Müddesir 1-2)

10 Nisan 2018 11:45
A
a
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

İslam’da Kadının Mücadelesi

Kadın sahabiler, Rasulullah’ın İslam davetinde üzerine düşen görevlerini en iyi şekilde yaparak İslami harekette ve tebliğde önemli yer işgal etmişler ve gelecek Müslüman kadınlara güzel bir örnek olmuşlardır. Rasulullah zamanında ki ilk İslam Cemaatinin dörtte birini kadınlar oluşturmaktaydı. İslam’a giren erkeklerin çoğunun hanımları da onlarla beraber İslam’a girmiş ve üzerlerine düşen görevleri zamanın çalışma metoduna göre yerine getirmişlerdir. Bu örnek tavırları ile kocalarına destek olmuşlardır.

İslam kadına ne gereğinden fazla yük olmuş ne de onu basite alarak bir kenara atmıştır. Bizleri yaratan ve bizleri bizden iyi bilen Allahu Teâla kadının önemini Rasulu’ne bildirmiş ve onun davada ki rolünü açıklamıştır.

Allah ve Rasulunden gelen her emir ve yasakta hiç düşünmeden tereddüt etmeden anında teslim olarak sonradan gelecek olan hanımlara örnek olmuşlardır.

Şurası düşündürücü bir gerçektir ki, İslam’a ilk giren kişi bir kadın olan Hz. Hatice’dir. Hz. Muhammed(sav))’e

<<Ey Örtüsüne bürünen! Kalk ve uyar. Yalnızca Rabbini büyük tanı. (Müddesir 1-2)>>

Ayeti inip Risalet ile görevlendirilmesiyle, yükün ağırlığını iliklerine kadar hisseden Peygamber Efendimiz(sav)

-Bana kim inanır ey Hatice! Dedi.

-Sana kim inanmaz ki. Önce ben inandım!
Diyerek Kelime-i Şehadeti getirdi. Dolaysıyla İslam’ı ilk kabul eden kişi Hz. Hatice oldu.

İslam’a ilk inanan kişini bir kadın olması çokça önem arz eder. Çünkü Hatice ekonomik olarak eşine bağımlı biri değildi. Buda onun gönüllü ve bilinçli olarak iman ettiğini gösteriyor.

Onun iman etmesiyle İslam, kadınların arasında yayılmaya başladı. <<Rasulullah(sav)  Kureyş’e hitabında:

“Ey Kureyş topluluğu. Kendinizi ateşten kurtarınız. Ey Haşimoğulları, Ey Muttalipoğulları kendinizi ateşten kurtarınız. Ey Muhammed’in kızı Fatıma, Ey Muttalib’in kızı Safiyye Kendini ateşten kurtar. (Müslim-Sahih) >> derken kızı Fatıma’yı ve halası Safiyye’ye özel olarak seslenmesi kadınların İslam’da alacakları rolü gösteriyordu.

Akrabalık değerlerini önemseyen kadınlar, Peygamberimizi(sav) yakından tanıdıkları için İslam’ı kabul etmede tereddüt etmediler. Bu konuda kocalarından önce davrananlar oldu. Ebu talip iman etmezken eşi Fatıma Binti Esed iman etti. Hz. Abbas iman etmeyi geciktirirken eşi Ümmü Fadl erkenden İslam’ı seçti.

Denilebilir ki ilk yıllarda İslam’ı kabul etmede sayısal olarak gençlerden sonra kadınlar ikinci sırayı alıyordu. Onlar psikolojik olarak okunan Kuran ayetlerinden çabucak etkilenebiliyorlardı. Nitekim Hz. Ebubekir bir gün evinin bitişiğinde yaptırdığı bir nevi mescidde Kur’an ayetlerini okurken onu en çok dinleyen kadınlar oluyordu. Bu yüzden Mekkeliler <<Ebubekir’in kadınlarımızı ve çocuklarımızı fitneye düşüreceğinden korkuyoruz.>> diyerek önlem almaya çalışmışlardı.

İşte kadınlarda en az erkekler kadar dinlerini öğrenip yaşama konusunda samimi, istekli ve azimliydiler. İman ettikten sonra ise son nefeslerine kadar onu muhafaza ederlerdi. Öyle ki ilk şehid edilen de bir mücahide idi. “Hz. Sümeyye” ve daha niceleri. O kadar şaşırmaya gerek yok çünkü onlar Allah ve Rasulünün onlardan ne istediğinin bilincindeydiler. Sadece yapmaları gereken şeyi yaptılar. Onlar bu dava için neler yapmışlardı? Daha doğrusu neler yapmamışlardı ki?

Hz. Zınnire akide uğruna gözlerini feda etmekten çekinmemişti…

Fatma binti Hattab İslam için yanıp tutuşan yüreği ile yüzünün yaralanıp bulanması pahasına Hz. Ömer’in karşısına çelikten bir duvar gibi dikilmişti…
Ya oldukça fazla malı olan Hz. Hatice’nin bütün malını Allah için feda etmesi ve İslam’a her türlü yardımda bulunması…

Peki, İslam hareketi için oldukça önemli olan Habeşistan’a hicret olayındaki Müslümanlardan yaklaşık dörtte birinin kadınlar olmasına ne demeli?

Akabe biatına Rasulullah’a “Ya Rasulullah. Bizden Rabbin ve kendin için istediğin şeyi al… Kendimizi ve kadınlarımızı koruyup esirgediğimiz şeylerden seni de korur, esirgeriz. Biz hemen sana biat ediyoruz.” Diyen biat edenlerin ikisi de yine kadındı.

Bedir ve Uhud harblerinde mücahidlerle birlikte harbe katılan kadınlar, mücahidlere su vermek, yaralılara yarım etmemin yanında, Uhud’da zor durumda kalan Rasulullah’ı canı pahasına koruyanlardan biri de yine kadın Nesibe Hatun idi…

Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz. Fakat bu kadarını bile anlayabilsek bize yetecektir. Müslüman kadınların her zamanda ve çağda bu yüce sahabileri örnek almaları, bu davanın yücelmesi ve başarıya ulaşması için zorunlu ve şarttır.

Hz. Sümeyye Hatun en kıymetli varlığı olan canını ve kocasını Allah yolunda, inandığı Kelime-i Tevhid uğrunda hiç gözünün kırpmadan feda edebilmiştir. Ecrini ve mükâfatını Allah’tan bekleyerek… Onun imanı bunu gerektirmişti.

Müslüman kadını farklı kılan en bariz özellik, Allah’a olan derin imanıdır. Bu kâinattaki hadiselerin, olguların, insanların başına gelen neticelerin Allah Teâla tarafından bir kaza ve kader çerçevesinde meydana geldiğine inanır. Bilir ki insana düşen hayır yolunda gayret göstermek, Allah Teâla’ya hakkıyla tevekkül edip işini ona ısmarlayarak ve her zaman O’nun yardımına, desteğine, takviyesine, rızasına muhtaç olduğunu bilerek, dini ve dünyası hakkına salih amel vasıtalarına yapışmaktır.

İşte Rabbine ve ahiret gününe yakinen iman eden bu sahabiler Allah yolunda canlarını, eşlerini feda ederken, bugünün Müslümanları Allah için nelerini eda edebiliyorlar acaba? Hadi beraber cevap verelim kendimize

-Canlarımızı mı feda ettik?          –Hayır.

-Evlatlarımızı mı feda ettik?        –Hayır.

-Mallarımızı mı feda ettik?          -Hayır.

-Zamanımızı mı feda ettik?         -Hayır.

Peki, ne kaldı geriye? Kalp temizliği! Öyle mi?

Bu kadar örnek verdiğimiz sahabenin kalpleri çok mu pisti ki her şeylerini hiç düşünmeden, tereddüt dahi etmeden Allah için feda etmişler.

Sizce de artık şu doymak bilmeyen, bir türlü, uslanmayan ve dizginleyemediğimiz nefislerimizi terbiye etme zamanı, kendimizi kınama zamanı daha gelmedi mi?

Çok geç olmadan iş işten geçmeden kınayalım şu nefislerimizi ki o gün (hesap günü) geldiğinde keşke diyenlerden olmayalım. Artık hakkın karşısına duranlara zulmedenlere sessiz kalmayalım.

Eğer bizler de Müslüman olduğumuzu iddia ediyorsak ve ahirette cennet ehlinden olmak ise hedefimiz, bu yolda kendimize örnek almamız gereken kişiler de sahabelerdir ki onlar dinlerini en iyi şekilde yaşamış ve yaşanması için de mücadele etmişlerdir. Tek dertleri bu dini hâkim kılmak olmuş ve bu yola taş değil baş koymuşlardır. Bir kadın olarak kocalarına hiçbir zaman ayak bağı olmayıp her an yanlarında olmuşlar ve cennet için yarışmışlardı.

Fakat günümüz modern ve cahil kadınları ise, imanlarına sahip olmak, tesettüre sahip çıkmak, Allah’ın örtünün emrine uymak ve çocuklarına İslami terbiye vermek yerine, günlerini çay ve yemek günleriyle, moda ile sinema ile eğlenceler vesaire boş işlerle geçiriyorlar… Bunlardan Allah’a kulluğa ve ibadete bile vakit bulamıyorlar veya lüzum görmüyorlar.

<<Bilin ki; dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. Nihayet hepsi yok olup gider. (Hadid 20) >>

Bu yazıyı okurken şunu içimizden geçirebiliriz. O zaman ki kadınların başına musibetler gelmiş, işkence görmüş sabretmişler ama bizler bugün rahatız karışanımız yok napalım şimdi ne güzel yaşıyoruz dinimizi diyebiliriz. Aslında İslam düşmanlarının bizi her an yıkmak için çalıştığını hiç durmadıklarını gerçekten Müslümanlara karşı çok büyük kin beslediklerini anlayabiliriz. Asım Uysal- Kadın İlmihali kitabında bu durumu izah etmiştir.

“Çağımız İslam düşmanları, İslam mücahidlerini yetiştirecek olan Müslüman kadınlarını, eğitim ve kültür savaşıyla, moda ile ve diğer bütün metodlarla İslam’dan uzaklaştırarak istedikleri şekilde yönlendirebilecek moda ve eğlencenin kölesi haline getirmektedirler…

Zwemer Samuel adlı Hristiyan misyoneri(papazı) topla ve silahla yıkamadıkları Müslümanları içten kendilerine yıktırma planlarını yandaşlarına şöyle açıklıyor: “Sakın ümitsizliğe kapılmayın, kadına hürriyet verilmesi konusu ile kadını ele geçirip moda ve giyimin kölesi yapıp, ahlaklarını bozduktan sonra bu manevi kölelerimizle İslam toplumunu boğazlamaya yeteriz. Kendi kendilerini içten yıkarız. Silahlı savaşa ve insan kaybına ne gerek var” .”

İnşallah bu yazı bizlerin uyanmasına sebep olur da İslam düşmanlarının bu alçakça oyununa gelmeyiz. Kendimize batının önümüze sanatçı diye attıkları ahlaksızları değil de Sümeyyeleri, Zeynebleri, Aişeleri ve diğerlerini örnek alırız inşallah.

Elhamdülillah…

 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder