Video Foto Galeri Yazarlar
19.11.2018 - Pazartesi

Muhyiddin Erkam

İTAAT'DE TAKVA VARDIR.

24 Temmuz 2018 08:26
A
a

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

İTAAT'DE TAKVA VARDIR.
 
إِنَّ الْحَمْدَ لِلَّهِ نَحْمَدُهُ وَنَسْتَعِينُهُ وَنَسْتَغْفِرُهُ وَنَعُوذُ بِاللهِ مِنْ شُرُورِ أَنْفُسِناَ وَمِنْ سَيِّئاَتِ أَعْمَالِناَ، مَنْ يَهْدِهِ اللهُ فَلاَ مُضِلَّ لَهُ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلاَ هاَدِيَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ.
أَمَّا بَعْد ُ: فَإِنَّ أَصْدَقَ الْحَدِيثِ كِتَابُ اللهِ وَخَيْرَ الْهَدْيِ هَدْيُ مُحَمَّدٍ (صلي الله عليه وسلم) وَشَرَّ الأُمُورِ مُحْدَثَاتُهَا وَكُلَّ مُحْدَثَةٍ بِدْعَةٍ وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلاَلَةٍ وَكُلَّ ضَلاَلَةٍ فِي النَّارٍ.
 
Kahr ve istilâsı ile tek olan, ebedîlik hakkını kendisinden başka kimseye vermeyen, takdir ettiği ölümle bütün mahlûkatı zelil eden; ölümü müttakiler için bir kurtuluş ve kendisiyle buluşma sebebi kılan; kıyamet gününe kadar kabri asiler için bir zindan ve dar bir hapis yapan Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Zahirî (ve bâtınî; apaçık) nimetleri ihsan etmek, kahrıy-la intikam almak O'na mahsustur. Yerdekilerin ve gökteki-lerin şükrü; öncekilerin ve sonra gelenlerin hamdi O'nadır. Apaçık mucize ve delillerin sahibi Hz. Muhammed'e (s.a.v), onun âline ve ashabına ve bütün müslümanların üzerine salât ve selâm olsun.

Allah c.c tevhid etmek suretiyle O'nun yüceliğine teslim olmuş bir muvahhid için takva meselesi en büyük ve en önemli meselelerden biridir. Hiç şüphesiz Takva kalbin amellerindendir. Kalbin amelleri azaların amellerinden daha önemli ve daha zor olan ve değeri de bir o kadar yüksek olan amellerdir. Muvahhid ise kalbini Allah c.c ya teslim etmiş onu değersiz olandan alıp en değerli olan zatı-bari ye vermiş onunla itminana varmış, O’ndan razı olmuş ve O’nun rızası için çalışan kimsedir.

Onun kalbinde bulunan şey ( İman ) onun en değerli hazinesi ve kaybetmekten korktuğu en büyük endişedir. Hiç şüphesiz kalpler Allah c.c yed-i kudretinde bulunan onda dilediği gibi tasarruf ettiği ve kişi ile kalbi arasına girmek ile tehdit ettiği en önemli organımızdır.

Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Kalbin misali geniş bir arazide rüzgarların evirip çevirdiği bir tüye benzer." ( İbn Mâce, Mukaddime 10; Müsned, IV, 408, 419 )

İşte bu " anlam dolayısıyla Peygamber (s.a) şöyle buyurdu: "Ey kalplere sebat veren Allah'ım, Senin itaatin üzere kalplerimize sebat ver." ( İbn Mâce, Mukaddime 13; Müsned )

İrbâz İbnu Sâriye (radıyallahu anh) dedi ki: "Bir gün Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bize namaz kıldırdı. Sonra yüzünü cemaate çevirerek çok beliğ, çok mânidar bir vaazda bulundu. Öyle ki dinleyenlerin gözleri yaşla, kalpleri de heyecanla doldu. Cemaatten biri:
 
"Ey Allah'ın Resûlü, sanki bu, bir veda konuşmasıdır, bize ne tavsiye ediyorsunuz?" dedi.
 
"Size, buyurdu, Allah'a karşı takvada bulunmanızı, başınızda Habeşli bir köle olsa bile emirlerini dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim...( Tirmizî, İlim: 16, (2678); Ebu Dâvud, Sünne: 6, (4607) )
 
Rasulullah (s.a.v) Kalbi rüzgarın önünde evirip çevirdiği bir tüye benzeterek, onun bir halden bir başka hale nasıl döndüğünü fitneler karşısında ki durumunu tasvir etmekle beraber Allah c.c 'den itaat üzerine sebat istemesi ve bizlere veda konuşmasında Takvayı ve itaat'i tavsiye etmesini meselenin önemini anlatmak açısından ne kadar da önemlidir. Allah c.c kitabı keriminde şöyle buyurmaktadır;


 
رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ اِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةًۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ


 'Rabbimiz, bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi kaydırma ve katından bize bir rahmet bağışla. Şüphesiz, bağışı en çok olan Sensin Sen.'
(Âl-i İmrân - 8)

Ayetinde ifade ettiği üzere bir muvahhidin Allah c.c ya niyaz ettiği ondan istediği en önemli ihsan kalbine sebat vermesi ve onun muhafazası altında olmaktır.

İşte tamda bu noktada İtaat ve takva arasında ki ilişkiyi iyi anlamalı ve üzerimize düşeni ortaya koyduktan sonra Allah c.c ya niyazımızda ondan üzerimize sabır yağdırmasını ve ayaklarımızı bastığı yerde sağlam kılmasını isteyerek yolumuza devam etmemiz gerekmektedir.

Öyleyse Takva nedir ? ve İtaat ile Takva arasında ki ilişki nedir ?

"Takva" ve "ittika" kelimelerinin kökü "veka" fiilinin mastan olan "vikaye" dir. "Vikaye", bir şeyi muhafaza etmek, eziyetten korumak, himaye etmek, zarar verecek şeylerden sakınmak ve bir şeyi başka bir şeyle tehlikelere karşı korumaya almak anlamındadır." ( Fahruddin er-Razi, Mahmud b. Ömer (ö. 606/1209), Mefatihu'I-Gayb, II, 20, Mısır- 1935." )

Muhafaza etmemiz ve himaye altına almamız ona gelebilecek zarardan ötürü endişe içerisinde olmamız gereken en önemli şey başta kalplerimiz için de bulunan iman nimeti ve sonrasında ise ucu sonsuz nimetlerine uzanan Allah c.c. mağfireti ve bağışlaması ve cennet yolu olan sırat-ı mustakim üzerinde sebat halimizidir.

"İttika", vikayeye girmek yani elem ve zarar verecek şeylerden sakınıp kendini iyice koruma altına almak ve bir şeyden sakınmak anlamındadır.

"İttika" ve onun ismi olan "takva"; sözlük anlamı itibariyle kuvvetli bir himayeye girerek korunmak, sakınmak, kendini muhafaza altına almak, bunun gereği olarak korkmak ve çekinmek demektir. "( er-Razi, A.g.e., Il, 20; )

Takvaya giden yol ise hiç şüphesiz itaat' den geçer. Nitekim Seyyid Şerîf el-Cürcânî ( Rha ) Takvanın ıstılahını tarif ederken şöyle izah etmektedir;

“Allah’a itaat ederek azabından sakınmaktır, bu da ceza almayı haklı kılan davranışlardan nefsi korumak suretiyle gerçekleşir” şeklinde tarif eder (et-Tarîfât, “vķy” md.).

Allah c.c yardımının kesilmesi ve musibetlerin üzerine inmesi, düşmanlarının onlara karşı kuvvetlenmesi hep müminlerin kendi elleriyle işledikleri yüzündendir. Nitekim Allah c.c Uhud savaşıyla alakalı bir ayeti kerimede şöyle buyurmaktadır;


 
اَوَلَمَّٓا اَصَابَتْكُمْ مُص۪يبَةٌ قَدْ اَصَبْتُمْ مِثْلَيْهَاۙ قُلْتُمْ اَنّٰى هٰذَاۜ قُلْ هُوَ مِنْ عِنْدِ اَنْفُسِكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ
 

(Bedir'de) iki katını (düşmanınızın) başına getirdiğiniz bir musibet, (Uhud'da) sizin başınıza geldiğinde «Buda  nerden çıktı dediniz? De ki: O, kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allah'ın her şeye gücü yeter.
(Âl-i İmrân - 165)

Bilindiği üzere Uhud' ta okçular yerini terk etmesi savaşın bittiğini düşünüp ganimetten pay sahibi olmak istemeleri başta Rasullullah S.a.v olmak üzere komutanları Abdullah ibn cübeyrin nasihatını ve emrini terk etmeleri savaşın seyrini değiştirmiş ve kazanılmaktan olan savaş kaybedilmiş ve 70 kadar şehit verilmişti. İşte bu bozgunun sebebini düşünen müslümanlar bu durumun nerden çıktığını anlamaya çalışırlarken Allah c.c bu ayeti kerime ile onları ikaz etti ve onların itaatsizliği sebebiyle ilahi korumayı onların üzerinden kaldırdı. Netice itibariyle müslümanlar canlarını vermek suretiyle bu hatanın bedelini ödediler. Bizlere de üzerinde düşünülmesi gereken ibretli bir hatırayı öğütlediler.

İşte Seyyid Şerfi Cürcani (rha)'in Takvayı tarif ederken Allah c.c itaat ederek azabından sakınmaktır sözünü daha iyi anlamamıza vesile olan bir olaydır.

Nitekim Allah c.c Nisa suresi 59.Ayeti kerimede şöyle buyurmaktadır;


 
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ وَاُو۬لِي الْاَمْرِ مِنْكُمْۚ

 
Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin.
(Nisâ - 59)

Müttefekun aleyh olan ve Ebu Hüreyre'den rivayet edilen sahîh bir hadîste, Allah Rasûlü şöyle buyurmuşlardır: "Bana itaat eden Allah'a itaat etmiştir. Bana karşı gelip isyan eden de Allah'a isyan etmiştir. Be­nim emîrime itaat eden bana itaat etmiştir. Benim emirime isyan eden de bana isyan etmiştir."

Dolayısıyla itaat silsilesi yüce Allah c.c ya dayanmaktadır. Öyleyse itaat beraberinde takvayı getiren takvada Allah c.c yardımını celbeden en önemli meselelerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır rha; Nisa suresi 59.Ayetin tefsirinde değindiği şu konu ne kadar da manidardır;

"Bundan dolayı burada  mümin olmayan bir çevrede (ortamda) bulunan müminlerin şuna buna karşı isyancı ve ihtilalci bir durumda kabul edilmemeleri ve belki müminlerin her nerede bulunurlarsa bulunsunlar Allah'a ve Resulüne karşı itaatsizlikten sakınmak ve aynı zamanda kendilerinden olan idarecilere itaat etmeleri ve tağutlara boyun eğmemelerinin gerekli olduğunu anlamak gerekir.

Bu bakımdan Taberî tefsirinde de zikredildiği gibi şu hadisler ne kadar önemlidir:
 
İbnü Zeydin babasından rivâyet ettiği üzere Peygamber (s.a.v.) Efendimiz buyurmuştur ki: "İtaat, itaat, itaatte imtihan da vardır. Fakat Allah dilemiş olsaydı emretmeyi hep peygamberlere verirdi." Yani peygamberler mevcut iken bile hükümdarlara emretmeyi nasib etmiştir."

Bu ümmet Rabbani ulemaya itaat ettiği üzerinde ki emanete hakkıyla riayet ettiği ( Atları tımarlamaksa tımarlamak, Allah yolunda cihad ise cihad biz bize ne emredilirse onu yerine getiririz diyen sahabe gibi ) birbiriyle çekişmediği,birbirlerini sevmede, birbirlerine acımada, birbirlerine yardımcı olmada bir vücudun azaları gibi olduğu ve Allah c.c dininin yardımcıları olduğu müddetçe İmanları ve istikametleri ilahi koruma altında olmaya, İşlerinde Allah'tan yardım görmeye ve başarıya ulaşmaya devam edecektir.

İtaatsizlik ise bu korumanın kalkmasına ve başımıza musibetlerin gelmesine sebep teşkil edecektir.Nitekim tebük gazvesiyle alakalı bir rivayette;

Yolda ( veya bazı rivayetlere göre Tebüke varınca ) Peygamberimiz;

-"Bu gece şiddetli bir rüzgar esecek.Hiç kimse yerinden kalkmasın.Devesi olan devesini iyi bağlasın" buyurdu. Bir adam yerinden kalkmıştı ve şiddetli bir rüzgar esti ve rüzgar onu Day dağına attı" ( Sahih-i Müslim II/246 )

Görüldüğü gibi itaat da takva vardır sözüne güzel bir misal teşkil eden olayda rüzgar bir sahabeyi Day dağı denilen bir yere kadar sürüklüyor. Şimdi bizler rüzgarı fitnelere otur emrini itaat gerektiren işlere benzetecek olursak itaatsizlik bizleri fitnelerin delalete sürükleyip götürmesi (mazallah) olarak düşünebiliriz.

Sözün kısası itaatte takva, takvada ise yardım,sebat ve başarı vardır. Esasen İslam’ın hiç bir emrini diğerinden ayırt etmekte mümkün değildir.

 
Rabbim bu geçirdiğimiz zor zamanlarda Kalplerimizi ve Ayaklarımızı yolunda sabit kılsın ve Kafirler topluluğuna karşı bize yardım etsin ( Amin )

Rabbimiz Akıbetimizi Hayır eyle ve Canımızı müslümanlar olarak Al ! Sözlerimizin başı da sonu da Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd etmektir.

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN
 
 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder