Video Foto Galeri Yazarlar
24.10.2017 - Salı

Mustafa SOYLU

MERHAMET (SİZ)

Allah Rasulü (s.a.v) buyuruyor: ''Allah c.c merhametini yüz parçaya ayırdı. Doksan dokuz parçasını kendi yanında tuttu, bir parçasını yeryüzüne indirdi. İşte bu parça rahmet sebebiyle yaratıklar birbirine merhamet eder, hatta yavrulu heyvan, bir tarafını incitir endişesiyle ayağını yavrusundan sakınır. (Buhari, Müslim)

11 Temmuz 2017 20:07
A
a
Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)'ın adıyla.
Alemlerin Rabbi olan, esirgeyen, bağışlayan, merhamet eden Allah (c.c)'a sonsuz kere hamdolsun.
Salat-u Selam, alemlerin serveri, merhamet timsali, şevkat Peygamberi olan Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)'e olsun.
Selam, Aline, Ashabına, Tabiine, Etba-ı Tabiine, selam İslam davasının yılmaz bekçilerine olsun.

Merhamet deyince, acıma, esirgeme, koruma, sevgi gösterme, yardım etmeye yönlendiren acıma duygusu gelir insanın aklına. Merhamet, öylesine fıtrata uygun ve öylesine hoş...
Ama öylesine uzak ki insanoğlu bu duygudan. Tağut deyince tavuk anladıkları gibi; merhamet deyince menfaat anlaşılır olmuş.
Tüm yaratılmışlara sevgi ile yaklaşma, Allah (c.c)'ın izniyle onları kötülüklerden koruma ve kurtarma, zor durumlarında yardım etme, bağışta bulunma, affetme gibi iyi huy ve davranışların başlıca nedeni iken, şimdi ise, sözlüklerde ''L'' harfinden sonra gelen ''M'' harfi bölümünde bir kelimeden ibaret kaldı.

Oysa insandaki merhamet, Allah (c.c)'ın rahmet ve merhametinin bir tecellisi, bir yansıması değilmiydi?
Allah Rasulü (s.a.v) buyuruyor: ''Allah c.c merhametini yüz parçaya ayırdı. Doksan dokuz parçasını kendi yanında tuttu, bir parçasını yeryüzüne indirdi. İşte bu parça rahmet sebebiyle yaratıklar birbirine merhamet eder, hatta yavrulu heyvan, bir tarafını incitir endişesiyle ayağını yavrusundan sakınır. (Buhari, Müslim)
Yani, merhametin kaynağı Allah (c.c)'tır.

Allah c.c'a ait olan Rahman ve Rahim adlarının, Kur'an-ı Kerim'de Allah ve Rabb adlarından sonra en çok anılan adlar olması dikkate şayandır.

''Elhamdülillahi Rabbil Alemin, Errahmanirrahim.''
Rahman, dünyada hem mü'minlere hem kafirlere merhamet eden; Rahim ise, ahirette sadece mü'minlere merhamet eden demektir.
Allah (c.c) bu Sıfatın tecellisiyle besler, büyütür, ödüllendirir, nimetler bağışlar, suçları affeder, Peygamber aracılığı ile insanlara doğru yolu gösterir.
Allah (c.c)'ın en güzel nimetlerinden birisi, peygamberler göndermesidir. Yoksa, biz doğru yolu nasıl bulacaktık.
Bununla beraber gönderdiği peygamberler de merhamet timsalidir.

''Ey! Mü'minler, andolsun ki içinizden, sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelen, size düşkün, mü'minlere şevkatli ve merhametli bir peygamber gelmiştir.'' (Tevbe 128)
Taif'te kendisine o kadar eziyetler edilmesine rağmen, şevkat peygamberi merhameti elden bırakmamıştır.

En güzel İslam davetçisi hiç şüphe yok ki Hz. Muhammed (s.a.v) idi. O insanların en alçak gönüllü olanı ve en merhametlisiydi. İşte bu özelliğinden dolayı insanlar ona kalplerini açtılar ve tabi oldular, ve istikamet üzere sebat ettiler.

Peki bizlerde Peygamberin yolunu takip edenler olarak onun hangi özelliklerinden almaya çalışıyoruz, yada yaşantımıza onda olan hangi özelliği geçirmeye çalışıyoruz. Biraz düşünelim..
 Günümüzde derler ya ''tatlı söz, yılanı deliğinden çıkartır.'' Gerçektende öyledir, burada asıl kastedilen yılanı deliğinden çıkartmak değil, insanlara karşı yumuşak konuşmanın ve güler yüzlü olmanın önemidir. İslam'da sadece anlatmak yada konuşmak tek başına yeterli olmayan etkenlerdir. İslami davet bekleyen kişilere bazen, fiili tebliğ'de gereklidir. Bazen nasıl tatlı bir söz etki ediyorsa, bazı zamanda yumuşak huylu olmak, sabırlı olmak ve karşısındaki kişiye merhametli olmakta çok önemlidir.

Merhamet sahibi olmak ve sabretmenin İslam'daki yeri ve önemi büyüktür. Nitekim Peygamber (s.a.v) insanlara karşı her zaman yumuşak, şefkatli, adaletli ve merhametli davranmıştır. Hatta Kur'anı Kerim'de Allah (c.c) Peygamberine hitaben ''Eğer sert ve katı yürekli olsaydın onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi... (Al-i İmran 159) buyurmaktadır.
Yukarıda saydığımız unsurları Peygamber (s.a.v) sadece Müminlere değil, davete muhtaç gayrimüslimlere de uygulamıştır. Allah'ın Resulü (s.a.v) hem yaşantısı ile hem sözleriyle insanlara nasıl yumuşak huylu ve merhametli olacağını sahabelere her daim gösterirdi.

Nitekim Beyhaki'de geçen bir hadis'te Resulullah (s.a.v)'in sahabesini nasıl eğittiği bizlere haber veriliyor. Nasıl ki menfaatimiz olan birisi bize seslendiği, onun seslenişine icabet etmek için dikkatimizi sesin geldiği yöne çeviriyorsak, şimdide hadis'i iyi tefekkür edebilmemiz için uğraştığımız işler varsa eğer bir kenara bırakalım ve Peygamber (s.a.v) söylemlerine dikkatlerimizi verelim.
 
''Zeyd bin Sana adında bir yahudi vardı. Allah Resulü bundan bir miktar borç almıştı. Borç gününün tamamlanmasına iki veya üç gün vardı ki o Yahudi geldi ve ''Ey Muhammed, bana olan borcunu vermeyecek misin?' diye Allah Resulüne sitem etmeye başladı. Allah Resulü de bu esnada sahabelerden bir grupla oturuyordu. Yahudi sitemlerine devam ederek dedi ki:'' Ben Abdulmuttaliboğullarının borçlarını geçirtirmeden başka bir şey yaptıklarını bilmiyorum.' Bu durum karşısında Hz. Ömer gazaplandı ve 'Ey Allah'ın düşmanı, şu duyduğum şeyleri sen Allah'ın elçisi için mi söylüyorsun, bu sitemlerini ona karşı mı yapıyorsun? Allah'a yemin ederim ki, eğer Allah Resulü müsaade etse senin başını vururdum!'
Allah Resulü ise büyük bir vakar ve sükunetle onlara bakıyordu. Daha sonra Hz. Ömer'e dönerek buyurdu ki: ''Ey Ömer, ben ve o Yahudi bu yapılan muamelelerden daha başkasına layığız. Bana borcu en güzel şekilde ödemeyi, ona da borcunu en iyi biçimde istemesini tavsiye et.' Arkasından da Yahudi'ye olan borcun yirmi sa fazlasıyla ödenmesini emretti.
Yahudi kendisine verilen fazlalığın sebebini sorunca Hz. Ömer, ''Allah'ın Resulü böyle emretti. Sana karşı sert davrandığımdan bu fazlalığı veriyor.' dedi.
O zaman Yahudi dedi ki: ''Ey Ömer, hiçbir nübüvvet alameti yok ki ben onu Muhammed'in yüzünden tanımayayım. Hepsini tecrübe ettim ve anladım ki bu özellikler ancak bir Peygamberde bulunabilirdi. Fakat iki özellik kalmıştı ki, onları da kendisinde görmek istedim. Bu iki özellik ise yumuşak huyluluğun sertliğe galip olup olmadığı ve cahillere karşı çok affedici (merhametli) olup olmadığıydı, bu ikisini de şimdi tecrübe ettim ve onda bunlar da var. Ey Ömer, şahit ol ki ben Rab olarak Allah'tan nebi olarak Muhammed'den ve din olarak da İslam'dan razı oldum. Yine şahit ol ki malımın yarısını ümmeti Muhammed'e sadaka olarak bırakıyorum.'
İşte o yahudi böylece Müslüman oldu ve Allah Resulü'yle birçok savaşlara iştirak etti. Sonunda da Tebük savaşında şehit oldu.''

Bu hadis'tende anlaşılıyorki, yumuşak huylu ve merhametli olmak bazen, birşeyler söylemekten çok daha fazla tesirli oluyor karşımızdaki kişilere.
Tabi burada belirtmemiz gereken birkaç unsuruda göz ardı etmemeliyiz, bizim merhametli davranmamızdan maksadımız, İslam dininin getirdiği hoşgörü ve merhamettir.  Merhametli ve hoşgörülü olacaz diyede İslam düşmanları olan kişilerin vermiş olduğu zararlara karşı sınırlarımızda ve ölçülerimizde taviz vermememiz gerekmektedir.
Müslümanlar olarak bizler bir vucudun azaları gibi olmalıyız. Eğer birbirimize karşı hoşgörülü, güzel sözlü ve merhametli olamazsak Şeytan gibi büyük bir fitne aracını saflarımızın arasına girmesi için  müsaade etmiş oluruz. Bu konuda, Peygamber efendimiz (s.a.v)'te Müminleri uyarmıştır. ''Müminler, merhamette bir vucut gibidir. Vücudun bir yeri rahatsız olunca, bütün vucut, rahatsız olduğu gibi, Müslümanlar da birbirine acımalıdır!'' (Buhari)

İslam'ın öngördüğü merhamet, tüm yaratıkları içine alacak kadar geniş kapsamlıdır. Çocuklar, kadınlar, yaşlılar, yetimler, hastalar, yoksullar, hatta hayvanlara varana kadar. Bizler ilmimizin yettiği kadarını anlatmaya, izah etmeye çalıştık. Konumuzu bitirirken Şehit İmam Hasan El-Benna'nın şu sözleriyle sonlandırmak doğru olur düşüncesindeyim;
''Tıpki meyve veren bir ağaç gibi olunki, insanlar onlara taş atarlar da onlar insanlara meyve atarlar.''

Cenabı Hak bizleri söz dinleyen ve okuyup da sözün en güzeline tabi olanlardan kılsın. Doğrular İslam'a yanlışlar hatalar ve kusurlar bizlerin şahsına aittir. Bütün işlerin sonucu ALLAH'a dönücüdür.
Elhamdülillahi Rabbil Alemin

Haber var islah eder, haber var ifsad eder
************ Sponsor Reklam Alanı; ucuz uçak bileti al | Kek kalıpları |