Video Foto Galeri Yazarlar
18.8.2018 - Cumartesi

Mustafa SOYLU

NASİHAT’İM VAR

Nasihat etmenin önemini ortaya koyma açısından İmam-ı Şafii (R.Aleyh) şöyle der: “ Müslümanlara nasihatte bulunmak terkedilmemesi gereken bir farzdır. Bu farzı ancak nefsine zulmeden kimseler terkeder.”

15 Mart 2018 10:18
A
a

NASİHAT’İM VAR
 
                 Rahman ve Rahim olan Allah(c.c)’ın adıyla.
                 Alemlerin Rabbi olan Allah(c.c)’a  sonsuz kere hamdolsun. Yegane  önderimiz  Hz. Muhammed Mustafa(s.a.v)’ya , Âline , Ashab’ına, Tabiin’e, Etba-i Tabiin’e ve bütün Müslümanların üzerine salat ve selam olsun.
                Toplumsal hayat içinde yaşayan insanların birbirlerine karşı görevleri vardır. Hiç kimse Allah(c.c)’ın arzında yaşarken hiçbir sorumluluğu yokmuş gibi hareket etme hakkına sahip değildir. Bu sorumluluklardan biri de, insanların birbirlerine nasihat etmeleridir.
                Nasihat etmenin önemini ortaya koyma açısından İmam-ı Şafii (R.Aleyh) şöyle der: “ Müslümanlara nasihatte bulunmak terkedilmemesi gereken bir farzdır. Bu farzı ancak nefsine zulmeden kimseler terkeder.”
                Bu girişten sonra nasihat kavramının ne anlama geldiğine beraber bakalım şimdi.
Sözlükte: Bir kimsenin düzelmesini sağlayan sözü veya fiili araştırmaktır.
Terim olarak: Öğüt ve akıl verme, yol gösterme demektir.
                Nasihat aynı zamanda iyi ve faydalı olana bir çağrı; kötü ve zararlı olandan arındırmaya bir teşviktir.
               Nasihat, aslında İslami davetin  bir parçasıdır. İnsanları Allah(c.c)’a  ve  O’na kulluk yapmaya davet edenler, bir anlamda onlara “nasihat” ediyorlar demektir.
              Elbette ki en büyük nasihatçi Allah Rasulü Hz. Muhammed (S.A.V)’dir ve şevkat ettiği ümmetine şöyle buyuruyor:” Din nasihattir”
Sahabeler: “Kimin için ya Rasulullah” diye sorunca;
Allah Rasulü (S.A.V):” Allah için , O’nun kitabı için, Rasulü için, Mü’min yöneticiler için ve bütün Müslümanlar için” buyurdular.(Buhari)
  1. Allah için: O’na şirk koşmamak, bütün eksik sıfatlardan  O’nu uzak düşünmek. O’nun için sevip  O’nun için buğzetmek, O’na her konuda  itaat etmek, O’nun nimetlerine şüktermek, O’nun dostlarına dost; düşmanlarına düşman olmak demektir.
        O’nun dostlarına dost; düşmanlarına düşman olmak demişken aklıma Hz.Musa (A.S) ile Allah (c.c) arasında geçen şu konuşmayı hatırladım.
Allah (c.c), Hz.Musa(a.s)’ya: “Ey! kulum Musa , bugün benim için ne yaptın” diye sorar.
Hz. Musa (a.s):” Ya! Rabbim bugün senin için namaz kıldım” diye cevap verir.
Allah (c.c):” Sen bunu kendin için yaptın”der.
Hz. Musa (a.s):” Ya! Rabbim bugün senin için oruç tutum” diye cevap verir.
Allah (c.c):” Sen bunu kendin için yaptın”der.
Hz. Musa (a.s):” Ya! Rabbim bugün senin için ne yapabilirdim” diye görevini öğrenmek ister.
Allah (c.c):” Sen bugün benim dostlarıma dost; düşmanlarıma düşman oldun mu?” der.
                 Namaz kılmak veya namaz kılıyor görünmek, oruç tutmak belki her adamın işidir ama Allah (c.c)’ın dostlarıma dost olmak ve daha zoru, düşmanlarına düşman olmak er adamın işidir.
  1. Kitabı için: O’nun ilahi kitap olduğunu kabul etmek, O’na saygı göstermek, O’nu sürekli okumak ve hükümleri ile amel etmek, hükümlerini iyice öğrenmek ve başkalarına öğretmektir.
  2. Rasulü için: O’nun peygamberliğini doğrulamak, getirdiği şeylere iman etmek, emir ve yasaklarına uymak, O’nun ahlakıyla ahlaklanmak, O’nun sünnetine bid’at sokmaya çalışanlarla mücadele etmektir.
       O’nun peygamberliğini doğrulamak, getirdiği şeylere iman etmek derken, sahabeden
        Hz.Dimad b. Salebe (r.a)’yi anmadan geçmeyelim İnşaallah.
               Hz. Dimad b. Salebe (r.a) anlatıyor:” Mekke’ye epey uzak olan köyde yaşıyordum. Dedemden akıl hastalarını iyileştirme yöntemlerini öğrenmiştim. Allah’ın izniyle bazı hastaları iyileştirmeyi başarmıştım. Birgün mekke’den gelen bir arkadaşım”Biliyor musun Mekke’de bir adam var, sanırım büyülenmiş. Bu güne kadar asla bilinmeyen şeyler söylüyor. Kendi kendime, gidip bakayım belki de onu iyileştiririm dedim ve Mekke’ye gittim. Mekke’liler kendi aralarında “ Muhammed delidir, atalarımızı kötülüyor, aileleri parçalıyor” diyorlardı. Küçük bir araştırmadan sonra O’nu arkadaşlarının yanında otururken buldum. O’na ,” Eğer hastaysan seni tedavi edeyim.dedim. Bana hiç cevap vermeden bazı güzel sözler söyledi. O güne kadar öyle harika sözler duymamıştım. “Sen insanları neye çağırıyorsun” diye sordum. O bana “Lailahe illallah Muhammedun Rasulullah” dedi. Ben ise sadece “ver elini sana biat edeyim” dedim.
  1. Mü’min yöneticiler için:  Onlara karşı gelmemek, itaat etmek ve adaleti sağlamaları konusunda yardımcı olmaktır.
  2. Müslümanlar için: Din ve dünya işlerinde onlara yol göstermek, dinden bilmediklerini öğretmek, şevkatli davranmak , iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmaktır.
 
Hz. Ebubekir (r.a)birCuma hutbesinde Cenab-ı Hakka hamd ve sena ettikten sonra buyurdu ki:” Ey! İnsanlar, sizler şu ayeti okuyor fakat yanlış anlıyorsunuz .”Ey! İman edenler, siz kendinize bakın. Doğru yolda iseniz , sapıtan kimse size zarar veremez.”
Biz, Hz.Peygamber (S.A.V) “ İnsanlar zalimi görüp elinden tutmazlarsa, Allah(c.c)’ın hepsine ulaşacak umumi bir bela göndermesi yakındır.” Dediğini işittik. Yine ben , Hz.Peygamber (S.A.V)’in “ İçlerinde kötülükler işlenen bir cemiyet, bu kötülükleri bertaraf edecek güçte olduğu halde seyirci kalır müdahale etmezse, Allah’ın hepsini saran umumi bir bela göndermesi yakındır.” Dediğini işittim. Der.
           Bizler de O peygamberin ümmetiyiz diyorsak nasıl olur da çevremizde olup bitenlere kayıtsız kalabiliriz .Nasıl olur da  nasihat etmekten geri durabiliriz.
        Sözlerimi, bu konuda manidar olan bir hadis ile sonlandırmak istiyorum.
         Allah Rasulü (S.A.V) buyuruyor: “ Sizden herhangi biriniz bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Eğer buna gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Buna da gücü yetmiyorsa, kalbi ile buğzetsin. İmanın en zayıfı da budur.”(SahihiMüslim)
Selam ve dua ile…

 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder