Video Foto Galeri Yazarlar
25.6.2018 - Pazartesi

Sare GÜNDOĞDU

NEYİ DERT EDİNDİK

''sizler bir lokma pilavı, bir yudum pepsi olmadan yutamayacak kadar dünyaya bağlısınız. Sonra masanızın kenarında sütlü kahve, deri koltuğa yaslanmış kitap yazıyorsunuz ve diyorsunuz ki ben en büyük mücahidim, vallahi bu yalandır!''

14 Haziran 2018 13:13
A
a
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd; Âlemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, din gününün sahibi olan AllahuTeâlâ(c.c)’ya Salat ve Selam; Âlemlere rahmet olarak gönderilen peygamber efendimize temiz ehl-i beytine ve Ashabına olsun İnşallah. Hz. Âdem (As.)’den günümüze kadar; Tağuti güçlere karşı cihad eden ve AllahuTeâlâ (c.c)’nın rızasını kazanmak gayretiyle şehadete koşan bütün müminlere dua ederiz! Amellerimizin bidayeti ve nihayeti; verdiği nimetleri saymaktan bile acze düştüğümüz Allahu Teâlâ’ya hamdetmektir.

            Habil ve Kabille başlayan tevhid ve şirk mücadelesi şüphesiz ki sünnetullah gereği kıyamete kadar devam edecektir.
            Bu mücadelede insanoğlu hangi safta yer alacağına kendisi karar verecektir.
            Tevhid safında yer alan yer almakla da kalmayıp bu tevhid safında kalmak için Allah’ın davası uğrunda mücadele edenler, Şirk safında yer alanlar ve Cehennem kütüğü olmayı kabul edenler ve kabul ettikleri boş olan davaları uğrunda mücadele edenler, Sünnetullah gereği böyle olacaktır.
            Yeryüzünde bu savaş hiç bitmeyecektir. Bu imtihanın asıl gayesi ve hikmeti temiz olanlarla pis murdar olanların, yalancıyla doğru sözlü olanların, daha dünyadayken belli olup ayrılması ve herkesin kendi nefsine şahit tutulması içindir.
            Aynın ruhlar Âleminde kendi nefsimize şahit tutulduğumuz gibi.
            Hiç düşündük mü? Biz gerçekten hangi saftayız hangi dava için ney için biz mücadele veriyoruz neyi dert ediyoruz?
            Ne yazık ki peygamberlerin ve sahabenin ne için mücadele verdiğini bilmeyen bizlerin elbette kendisinin de hangi safta olduğunu da ney için mücadele verdiğini de bilmeyecektir.
            Her yerden Kur’an seslerinin gelmesine rağmen bu kadar çok Kur’an okunmasına rağmen neden biz sahabe gibi Allah’ın razı olduğu bir kul olamadık?
            Neden mi?
            Hasan el-Benna gibi bir mücahidin ve hocanın, cevap vermesi daha etkili olur diye düşündüm bakın ne diyor
            El-Benna:
“Müslümanlar eskiden İslam’ın hakikatini anlamışlardı, bu uğurda çalışıyorlar ve imanları onları İslam yolunda canlarını feda etmeye götürüyordu. Fakat günümüzde Müslümanlar esas vazifelerini anlama da ayrılığa düşmüşler, tembellik ve çalışmamak için bazı bahaneler bulmak için çeşitli yorumlara gitmişler ve bazı kavramları bozmaya yeltenmişlerdir.”
            Biri sana şunu söyler;
“Cihad için çalışma zamanı geride kalmıştır.” Bir diğeri senin azmini kırarak,
“Çalışmak için imkânlarımız yok, İslam ümmetide eli kolu bağlı durumda” Üçüncü kısım insanlar da, dinini sabah - akşam tekrarladığı bazı kelimelerden ibaret sayar. Kalbi boş haldeyken kıldığı birkaç rekât namazla ibadet mi eda ettiğini zanneder.
            Toplumca geldiğimiz son nokta son durum budur. Konu İslam olunca bahanelerimiz hiç bitmiyor.
            Ayet okuyoruz yaşanmadan olmaz diyoruz, ruhla beden gibi kanla can gibi seninde okuduğun Kuranla hayat bulman yaşaman gerekir. Allah (c.c) bahane kabul etmiyor. Peygamberlerde yapmış bizim yapmamız gerekir desekte, çok duyduğumuz bir bahane öne sürülüyor
            “O peygamberdi yaptı biz nasıl yapalım? ”
Hâlbuki senelerdir okuduğumuz o kitap diyor ki;
“Şunu da söyle = Eğer yeryüzünde yerleşmiş gezip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten peygamber olarak bir melek gönderirdik.” (İsra 95)
Hani nerede senelerdir bizim Müslümanların örneği önderi Rasulullah diyenler demek ki bu dilde kalmış.
            Bizlerin örneği önderi hep başkaları olmuş.

Devam ediyoruz! Sen ben Allah'ın kuluyuz Allah'ın dinini yeryüzüne hâkim kılmamız ve mücadele etmemiz gerekir desekte;
''Cevap'' Senin benim yapmamla bu kadar insan nasıl düzelecek bu dünyaya İslam nasıl hâkim kılınacak (diyorlar)
Allah ondan razı olsun Hasan El Benna bizlere ne güzel cevap veriyor
Sebepler bizi bağlamaz, Din Allah'ın dinidir. Sonuçta Allah'a aittir. Bizler çalışmakla mücadele etmekle sorumluyuz ve görevliyiz. Allah dilerse nurunu tamamlar bizede görmeyi nasip eder, dilemezsede biz görmeyiz.
Ama muhakkak ki Allah'ın dini hâkim olacaktır. Bu davada bizlerin payına düşen sadece mücadeledir.
'' Sizleri yeryüzünün halifeleri kılan o'dur.'' (Enam 165)
Halife = Allah c.c emir ve yasaklarını yaşamak ve yaşatmakla görevli kıldığı memur.
''Demek ki bu davada mücadele şartmış.''
Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirmedikçe, Allah c.c onlarda bulunanı değiştirmez. (Rad 14)
Başka bir açıdan baktığımızda kim kendine neyi dert edinmişse, neyi kendi nefsinde ihtiyaç olarak görmüşse, o ihtiyaç olarak gördüğü şey içinde mücadele vermiştir.
Biz İslam'ı Allah'ın davasını kendi hayatımıza dert edindik mi ki, hâkimkıldık mı ki, nefislere hayatlara hâkim olmayan İslam tabiki de yeryüzüne hâkim olmaz.
Önce Allah'a karşı bir samimi olalım, daha Allah'a secde etmek istemeyen Allah'a naz eden bizlerin bu soruları sizce de çok samimi geliyor mu?
Sahabede birer insandı, onlarında bir derdi ihtiyacı vardı, peki onların derdi ihtiyacı neydi? Hz. Ebu zer Gıfari (R.a) şöyle anlatıyor:
Rasullullah ile beraber Mekke'de kaldım. Bu sürede bana Kur'an'dan bir şeyler öğretti. Dedim ki; Ey Allah'ın Rasuluisterim ki Dinimi açıklayayım. Rasulullah şöyle buyurdu; korkarım ki sen öldürülürsün. Ebuzer; Ben kesinlikle bunu yapmam gerekiyor 'öldürülsem' bile dedim. Mescide geldim Kureyşliler halkalar halinde oturmuşlardı. Dedim ki ben şehadet ederim ki Allah'tan başka İlah yoktur. Muhammed'de Allah'ın Rasuludur. Onlar bana hücum ettiler ve dövdüler. Kanlar içinde kalıncaya kadar Rasulullah'a geldim halimi görünce şöyle buyurdu. Dinini izhar ettiğinde olacaklardan dolayı seni uyarmadım mı? Bende şöyle dedim; Ey Allah'ın Rasulu 'bu benim için bir ihtiyaçtı'.
 
Kalpteki iman insanı böyle ayağa kaldırır, böyle kıyam ettirir. Bu sahabe Allah'ın davasını dert edinmiş, kendinde ihtiyaç olarak görmüş, İslamıda önce kendi hayatına hâkim kılmış!
Peki, biz neyi dert edindik, neyi ihtiyaç olarak nefsimizde gördük? Bizimde derdimiz şunlardan ibarettir.
* Evim olsun, arabam olsun, iyi bir meslek sahibi olayım, maçı bugün biz kaybettik gol yedik diye dert yananlar.
Kadınlar olarak ta ihtiyacımız şunlardır;
* Yeni mobilya takımı, yeni koltuk takımı, yeni perdeler, yeni takılar, modaya uygun elbiseler, yolda kocasının ilgisizliğinden dert yanan kadınlar, temizlik hastası çarşı pazar takıntısı olanlar... Bizim de derdimiz bunlar.
Herkes kendi nefsine sorsun, ben dahi olmak üzere bugün İslam âlemi kan ağlarken, Müslümanlar sadece Rabbimiz Allah'tır dedikleri için bizim hükümranımız O'dur. Allah'ın dışındaki bütün batılları İlahlık red ediyoruz dedikleri için, işkenceye maruz kalırken, Onlar Allah'ın davasını dert edinmişken, biz neyi dert edindik?
Kardeşlerimiz, kadınlarımız tecavüze uğrarken çocukları parçalanıp öldürülürken, Allah'ın dini ayaklar altındayken herkesin gözü önünde Müslümanlar katledilirken, Müslümanım diyen Milyonlarca insan nerede? Biz neredeyiz? Neredeyiz? Ne Yapıyoruz?
Rasulullah s.a.v şöyle buyuruyor; ''Dinar'a kul olanın, burnu yere sürülsün. Dirhem'e kul olanın burnu yerde sürünsün. Kadife kumaşa (giyim kuşam) kul olanın burnu yerde sürünsün. (Müslim - Tirmizi)
Biz dünyaya kul olmaya çalışırken onlar Allah'a kul olmak için canlarını veriyor. Bizde Müslüman olduğumuzu söylüyoruz. Bizde Allah'ın dini hâkim olsun istiyoruz. Bizde Cennet’e gireceğiz diyoruz. Yerimizden bile canlanmıyoruz.
Onlar böyle mücahid oluyor, Müslüman oluyor, Peki biz nasıl Müslümanız, nasıl Müslüman oluyoruz ya da;
''sizler bir lokma pilavı, bir yudum pepsi olmadan yutamayacak kadar dünyaya bağlısınız. Sonra masanızın kenarında sütlü kahve, deri koltuğa yaslanmış kitap yazıyorsunuz ve diyorsunuz ki ben en büyük mücahidim, vallahi bu yalandır!'' (Abdullah Azzam Rh.a)
Rabbim bizleri hakiki mücahidlerden ve mücahidelerden eylesin İnşallah.
 

VELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

Haber var islah eder, haber var ifsad eder