Video Foto Galeri Yazarlar
24.10.2017 - Salı

Şüheda DEMİR

SAĞLIKLI KALBE SAHİP OLANLAR ARADAKİ FARKI ANLARLAR

Bu yazıyı okuyanlardan ricam odur ki kafamızı ellerimizin arasına alıp; Her ferdin diliyle söylediği, kalbiyle tasdik ettiğini iddia ettiği Allah inancının indallahta geçerli olup olmadığının sağlanmasını yapmak zorundadır.

5 Aralık 2016 11:54
A
a
Her türlü Hamdü sena Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim din gününün sahibi, mü’minleri aziz ve kafirleri zelil kılan Allah (c.c) mahsustur. Salatu selam, dünyayı İslam Diyarı kılmakla görevlendirilen, insanları gerçek hayat olan maddi ve manevi afetlerden korunmuş esenlik yurduna davet eden, kıyamete yakın kılıcıyla gönderilen, rızkı mızrağının ucunda kılınan Efendimiz Hazreti Muhammed (s.a.v)’in alinin, ashabının, ehl-i beytinin ve kıyamet gününe kadar ona tabi olanların üzerine olsun inşallah…

Bu yazıyı okuyanlardan ricam odur ki kafamızı ellerimizin arasına alıp; Her ferdin diliyle söylediği, kalbiyle tasdik ettiğini iddia ettiği Allah inancının indallahta geçerli olup olmadığının sağlanmasını yapmak zorundadır. Allah (c.c)’a Allah azze ve celle’nin emrettiği gibi iman etmek zorundayız. Bugün baktığımızda bizlerde eksik olan da budur. Bizler gerçekten Rabbimizin razı olduğu şekliyle mi? yoksa kendi bildiğimizle mi iman ediyoruz. Halbuki şunu çok iyi anlamalıyız ki bu sağlamayı yapanlar dünyada zilletten izzete, ahirette  ise hüsrandan saadete yükseleceklerdir. Allah azze ve celle’ye imanını yine Allah azze ve celle’nin razı olduğu şekilde düzeltmeyenler, hiçbir amelinin ve çabasının karşılığını alamayacaktır. Bunun içindir ki bizlerin yegane hedefi imanın temellerinin tevhid üzerine atılması olmalıdır..Temel sağlam olmazsa üzerine inşa edeceğimiz şeyde sağlam bir yapı olmaz. Onun için ilk evvela kurulacak her türlü çatının altında bu Tevhid temelinin bulunmasına dikkat edilmelidir. Peki hiç düşündük mü ? Bu çağrıyla gelen ‘’Lailaheillallah’’ Peygamberler niçin taşlandılar,işkencelere maruz kaldılar, yurtlarından çıkarıldılar ve şehit edildiler. Ve onlara gerçek anlamıyla tabi olanlarda, aynı şekilde zindanlara, işkencelere, hicrete vs. maruz kaldılar? İçerisinde bulundukları insanların en iyisi olan peygamberler o toplum tarafından niçin reddedilmiş niçin taşlanmış niçin başka yerlere sürülmek istenmiş. Evet peygamberler, içerisinde bulundukları kavmin en iyileri en dürüstleri en güvenilir kişilerdir. Onların böyle en emin ve en iyi kişi olduğunu sadece mü’minler değil, kendisine karşı çıkan insanlarda kabul etmektedirler. Bizim Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v) ‘in dürüstüğünü,güvenilirliğini sadece mü’minler ifade etmiyor ki. Kendisinin en azılı düşmanları bile kabul ediyor. ’’EL-Emin’’ ismini biz vermedik O, na,düşmanları verdi.’’Ey insanlar,ben size desem ki, şu dağın ardında düşman atlıları var, biraz sonra çıkıp gelecekler, bana inanırmısınız? ’’dediğinde hep bir ağızdan ‘’elbette inanırız sen hiç yalan söylemedin şimdiye kadar diyenler, biz değiliz. O’nun düşmanları En Kıymetli eşyaları Mekke’nin en azılı kafirleri emanet ediyorlardı. O’na kendisini öldürmeye gelenlerin eşyalarını (emanetlerini) hicret edeceği gün sahiplerine dağıtması için Hz.Ali’ye (r.a) vermişti de o dağıtmıştı. Kısacası O’na hiçbir kafır ‘’Sen sahtekarsın, sen hainsin, sen yalancısın’’ diyememiştir.

Sadece Peygamberimize mi ? Hiçbir Peygambere böyle bir şey diyememişlerdir.Onların dürüstlüğünden iyiliğinden başka bir şey söyleyememişlerdir.
Tabi ki öyle olacak çünkü onlar Allah (c.c) tarafından özel olarak seçilmişlerdir. Özel olarak bu görev için yaratılmışlardır. Allah’u Teala onlara kainatın en büyük emanetini yükleyecektir. Kainatın en büyük emanetini teslim edeceği kişilerin en emin,güvenilir kişiler olması şarttır.

Bizler bile en basit emanetlerimizi birisine verirken onun emin ve güvenilir birisi olmasını isteriz. Bizler bile emanetimizi teslim etmek için böyle dürüst insanlar ararken Allah (c.c) elbette en eminini seçecek ve o şekilde ezelden yaratacaktır.

Peygamberlerin başka özellikleri; Peygamber olmadan önce meçhul,bilinmeyen ve tanınmayan kişiler değildi onlar.Çünkü böyle olmak bile eksiklikdir topluma karşı…’’Biz onun kim olduğunu tanımıyoruz,ara sıra görüyoruz fakat şahsiyeti hakkında bir malumatımız yok.’’denilirse eksi puandır.Onun için Allah (c.c) Peygamberlerini emin kişiler arasından şeçtiği veya o şekilde yarattığı gibi onların kıyıda köşede kalmasına da müsaade etmemiş,daha Peygamber olarak görevlendirmeden önce onları halka tanıtmış onları halkın tanıması için fırsatlar yaratmıştır.Halkta onları çok daha yakından tanımıştır.

Peki bütün bunlara rağmen Rasuller niçin kabul edilmemiş?Niçin taşlanmış?Niçin yurtlarından çıkarılmışlar?Niçin öldürülmüşler? Bütün bunları yapanlar kimler,onları tanımayanlar değil onları yakinen tanıyan insanlardır.Allah azze ve celle’nin hayat rehberimiz Kur’an-ı Kerim’de buyurduğu üzere; ‘’Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler,O’nu (kitaplarında,alametlerini gördükleri o ahir zaman Peygamberini) kendi oğullarını tanımak da oldukları gibi tanırlar.Kendilerini hüsrana uğratan o kimseler yok mu,İşte onlar iman etmezler.’’ (6\En-am 20)

Peygamberlerin taşlanmalarının kovulmalarının reddedilmelerinin sebebi ‘’Lailaheillallah’’ demeleridir.Ve O’na davet etmeleridir.Peki nedir? Ki bu bize kısa gibi gözüken söylemden ibaret olduğunu sandığımız,sadece kelime manasına hapsettiğimiz,kimilerimizin günde kaç bin defa çekersen Cennete gideceksin diye kandırıldığı dillerle söylenip hatta (Dil ucuyla) söylenip kalplerin idrak edemediği,yaşantıda şekillenmediği bu kelime neydi ki ?  Sebebi insanları buna davet etmeleri bu yüzden hakaretlere maruz kalmaları.  

Evet o gün söylendiğinde, ‘’Lailaheillallah’’ dendiğinde bütün bu taşlanmalara,kovulmalara,işkencelere,eziyetlere maruz kalınıyordu. Peki o gün ki ‘’Lailaheillallah’’la bugün söylenen ‘’Lailaheillallah’’ arasındaki fark ne,bugün niçin ‘’Lailaheillallah’’ diyenlere dokunulmuyor? Çünkü anlamını bilmedikleri için,söyleyenlerde,işitenlerde anlamadıkları için bu anlattıklarımız olmamaktadır.Çünkü altını boşaltmışız,manasını mahiyetini amacını ne anlama geldiğini bilmiyoruz.Unutturulmuş,unutulmuş ve ne zaman ki bizler uyuduğumuz bu gaflet uykusundan uyanıp kendimize çeki düzen verirsek o vakit imanın hakikatinin ne manaya geldiğini araştırmaya başlayacağız.Ve öğrenmek için mücadele edeceğiz.

Bütün mesele,’’Lailaheillallah’’ kelimesinin ilk günkü gibi anlaşılması meselesidir.O günkü gibi artık bu kelimeyi söyleyenin ne söylediğini,altına imza attığı şeyin ne olduğunu insanları bu kelimeye çağıranın neye çağırdığını,reddedenin de neyi reddettiğini bilmesi meselesidir.
 
La İlahe dediğimizde neyi reddediyor,İllallah dediğimizde neleri kabul ediyor,neylere söz veriyoruz,’’Muhammeddun Rasulullah’’ dediğimizde örnek model lider olarak kimi seçiyor hayat şeklini birebir kimin örnek alıyoruz? Tatbikatımızı neye göre şekillendiriyoruz.

İşte bizler bunları öğrenip o şekilde yaşamadığımız sürece kurtuluşa erenlerden olamayacağız.Sahabey-i Kiram’ın anladığı ve yaşadığı gibi yaşamadıkça tabiî ki arada o gün söylenen ve anlaşılan Tevhid’le bugün söylenip söylemlerde kalan Tevhid arasında uçurum olacak.O gün Peygamber ve O’nunla beraber imanları uğruna her şeyi göze almışlardı.Onlar için önemli olan kendi varlıklarının kalması veya ölmesi değildi.Önemli olan inandıkları imanın İslam’ın varlığı yokluğu mücadelesiydi.İslam adına kurtarmak onların inancının özüydü.Tevhid’in tebliğinde bu hususa önem verirlerdi.Bugün bizlerde yönümüzü aynı hedefe çevirdiği,aynı fikir ve harekette ittifak ettiği müddetçe o diyarın sakinleriyle aynı asırda yaşamış gibi değer bulurlar.Ebu Zer (r.a) ‘ın rivayet ettiği bir hadis şöyledir.

- Bir gün Peygamberimiz ‘’Kardeşlerimi ne kadar görmek istiyorum’’ buyurdu. Ashab:
-‘’Biz senin kardeşlerin değil miyiz ya Resulullah? ‘’dediler.O’da : ‘’Siz benim arkadaşlarımsınız, Ashabımsınız kardeşlerim benden sonra gelip beni görmedikleri halde iman edenlerdir…’’   Sonra kıbleye yöneldi ve ‘’Allah’ım onların nuru ile gözümü aydınlat’’buyurdular.

 Rabbim bizlere Hakk’ı ile kulluk yapmayı nasip etsin, Habibine ümmet eylesin. Bunun şuuruna varabilmeyi O’nun sevgisine layık olabilmeyi nasip eylesin. Rabbim Hakk’ı hak bilip Hakk’a sarılan, batılıda batıl bilip batıldan uzaklaşan kullarından eylesin. Bu diyarın sakinlerinden o diyarın sakinlerine selam olsun.

                                                                                                                                                                           ALLAH’A EMANET OLUN.
                                                                                          SELAM VE DUA  İLE…                                                                                                                  

Haber var islah eder, haber var ifsad eder
************ Sponsor Reklam Alanı; ucuz uçak bileti al | Kek kalıpları |