Video Foto Galeri Yazarlar
22.8.2018 - Çarşamba

Muhyiddin Erkam

TEKRAR DİRİLİŞ VE KUDRETİN DELİLLERİ

12 Nisan 2018 16:55
A
a
TEKRAR DİRİLİŞ VE KUDRETİN DELİLLERİ

 
إِنَّ الْحَمْدَ لِلَّهِ نَحْمَدُهُ وَنَسْتَعِينُهُ وَنَسْتَغْفِرُهُ وَنَعُوذُ بِاللهِ مِنْ شُرُورِ أَنْفُسِناَ وَمِنْ سَيِّئاَتِ أَعْمَالِناَ، مَنْ يَهْدِهِ اللهُ فَلاَ مُضِلَّ لَهُ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلاَ هاَدِيَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ
أَمَّا بَعْد ُ: فَإِنَّ أَصْدَقَ الْحَدِيثِ كِتَابُ اللهِ وَخَيْرَ الْهَدْيِ هَدْيُ مُحَمَّدٍ (صلي الله عليه وسلم) وَشَرَّ الأُمُورِ مُحْدَثَاتُهَا وَكُلَّ مُحْدَثَةٍ بِدْعَةٍ وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلاَلَةٍ وَكُلَّ ضَلاَلَةٍ فِي النَّارٍ

 
Kahr ve istilâsı ile tek olan, ebedîlik hakkını kendisinden başka kimseye vermeyen, takdir ettiği ölümle bütün mahlûkatı zelil eden; ölümü müttakiler için bir kurtuluş ve kendisiyle buluşma sebebi kılan; kıyamet gününe kadar kabri asiler için bir zindan ve dar bir hapis yapan Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Zahirî (ve bâtınî; apaçık) nimetleri ihsan etmek, kahrıy-la intikam almak O'na mahsustur. Yerdekilerin ve gökteki-lerin şükrü; öncekilerin ve sonra gelenlerin hamdi O'nadır. Apaçık mucize ve delillerin sahibi Hz. Muhammed'e (s.a.v), onun âline ve ashabına ve bütün müslümanların üzerine salât ve selâm olsun.

Ağlayarak başlayıp yine ağlatarak biten bu yolculuğun sonunda toprağın bağrına bastığı şu insanoğlu için gayb perdelerinin aralanması ve yok olmayı kabul etmeyen içgüdünün tatminkâr bir cevaba ulaşması sorularının ve sorunlarının başında gelmektedir. Ölüm hiç şüphesiz bir son değil yeni bir hayatın başlangıcıdır. Tekrar dirilmek önce ki hayatın kazandığı veyahut kaybettiği yeni hayata doğru atılacak olan ilk adımdır. Tekrar dirilişin ve o anda vuku bulacak olan Allah c.c 'nün kudretinin Akli ve Nakli birçok delilleri bulunmak ile beraber biz yüce Allah'ın Kuran-ı Kerim’de bizlerin önüne sunmuş olduğu bir delil ile kifayet edeceğiz. Hiç şüphesiz insanoğlunun tekrar dirilmesi ve hesaba çekilmesi aklın da zorunlu bir gereğidir. Zira nesiller boyu yeryüzünde yaşanmış olan haksızlıkların ve zulmün ve zalimden dünya hayatında hakkını alamamış olan mazlumun derdine ancak hesap günü gerçekleşecek olan adalet derman olabilir. Birde eşrefi mahlûkat olarak yaratılmış ve bütün kâinatın kendisine boyun eğdirilmiş olan insan ve onun sorumluluğu yaratılış gayesi ve üzerinde ki emanetin sahibine teslim edilmesi ancak hesap günüyle karşılığını bulabilir. O dehşetli günün ilk merhalesi de hiç şüphesiz insanın öldükten sonra içine konulduğu kabrinden tekrar dirilmesidir.

Her konuda olduğu gibi bu konuda da peygamberler insanları uyarmış ve sebep ve hikmetleriyle insanlığa tebliği ulaştırmışlardır. Ne yazık ki aklını kullanmaktan aciz bir takım insanoğlu bu konuda da peygamberlerin ikazlarına basit şüphelerle karşı gelmiş ve bu gerçeği kabul etmekten imtina etmişlerdir.

وَقَالُٓوا اِنْ هِيَ اِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوث۪ينَ

“Onlar, hayat ancak bu dünyadaki hayatımızdan ibarettir; biz, bir daha da diriltilecek değiliz, demişlerdi.”
(En’âm - 29)

Elmalılı Hamdi Yazır rha; Hayatı, dünya hayatından ibaret sananlar anlamalı ki dünya hayatı, yalnız dünya hayatı olma bakımından eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Dipsiz, sonu karanlık bir gafletten, faydasız oyuncaktan ibarettir. Bunun geçiş anlarını, lezzet sayılan şeylerini bir lahza düşünüp de ölümü göz önüne getirenler bunda asla tereddüd etmezler. Bunun içindir ki hayat, dünya hayatıdır diyenlerin en büyük zevki, onu ve sonucunu unutmak için boş şeylerle eğlenmekte, oyunlarla vakit öldürmekte bulurlar.

Bir takım insanların onu reddetmekteki amaç ve gayesi hatta inandıklarını iddia ettikleri halde hal ve gidişatta inkar edenlerle ortak tutum ve davranışlara sahip olanlar dünya keyif ve arzularının, istek ve tutkularının bozulmasından korktukları ve yeni bir hayat ekstra bir çalışma gerektirdiğinden buna yanaşmamaları sebebiyle bu ve benzeri tavırlar sergilenmişlerdir. Vurdum duymazlık yahut görmezlikten gelmek gerçekten vuku bulacak olan şeye karşı insana neyi kazandırır. Tabi ki kaybediş ve büyük bir hüsrana uğramak. İnsan aklının kaçamak yaptığı ve yanlışa kaydığı nokta nefsin istek ve alışkanlıklarını terk etmesi gerektiği ve değiştirmesi gerektiği anladığında hakkı kabul etmek yerine onu inkar ederek kendini sorumluluktan kurtarma çabası içerisine girmesidir. Fakat kendi vicdanlarıyla baş başa kaldıklarında kurtulamadıkları içgüdüye alternatif üretebilmek için oyun ve eğlenceye sarılırlar. Bir diğer kesimin tavrı ise şeytanın kafasına takmış olduğu şüphe sebebiyle inkar ettiği meseleye bir taraftan bakıp diğer taraftan düşünememek aklın kendini çıkmazda hissettiği yerde inkara yeltenmektir.Bu konuda Allah c.c şöyle buyurmaktadır;

وَضَرَبَ لَنَا مَثَلاً وَنَسِيَ خَلْقَهُۜ قَالَ مَنْ يُحْـيِ الْعِظَامَ وَهِيَ رَم۪يمٌ

“Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve: «Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?» diyor.”
(Yâsîn - 78)


Rivayet olunuyor ki Ubey b. Halef Hz. Peygamber (s.a.v.)'in huzuruna bir çürümüş kemikle gelmiş, onu eliyle ufalayarak "Allah bunu böyle çürüdükten sonra diriltir der misin?" demiş. "Evet, seni de diriltir ve ateşe kor." buyurmuş ve bu âyet, bu sebeple inmiştir. Evet bu adam meseleye bir pencereden bakarak kısıtlı aklıyla bu tozlar saçıldıktan sonra nasıl tekrar bir araya getirilebilir diye düşünmüş fakat doğru pencereden bakamamıştır. Allah c.c ise bir sonraki ayette akla durgunluk veren bir cevapla karşılık ta bulunmuştur;

قُلْ يُحْي۪يهَا الَّـذ۪ٓي اَنْشَاَهَٓا اَوَّلَ مَرَّةٍۜ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَل۪يمٌۙ

“De ki: Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayı gayet iyi bilir.”
(Yâsîn - 79)


Bırakın toz olup dağılmasını daha tozu değil kendisi meydanda yokken var kılınmış olan bir kemiğin tozu bir araya getirmek mi zor dur yoksa yokken var etmek mi ? Allah'a göre ikisi de kolaydır hiç şüphesiz ama kısıtlı aklımız alsın diye bu şekilde bir sual yöneltilerek meseleyi kavramamız istenmiştir;

اَفَعَي۪ينَا بِالْخَلْقِ الْاَوَّلِۜ بَلْ هُمْ ف۪ي لَبْسٍ مِنْ خَلْقٍ جَد۪يدٍ۟

 “Biz ilk yaratmada acizlik mi gösterdik? Doğrusu, onlar yeni bir yaratılıştan şüphe içindedirler.”
(Kâf - 15)


Doğru pencereden baktığında bu sorular karşısında akıl teslim olmak mecburiyetindedir. Yinede hakkı inkara bir kimse yelteniyorsa muhakkak bu bir şeye dayandığı için değil hakkı kabul etmenin beraberinde getireceği mükellefiyetlerden kendisini uzak tutmak istediği içindir. Peki bu akılcılara şu soruyu sormak yerli yerinde olsa gerek bu tutum ve davranış akla uygun mudur ? Elbette ki hayır ! Tekrar dirilişin ve kudret delillerinin hayatımızda ki tecellilerinden bir diğeri de uyku dur. Uyku içinde bir çok hikmetleri bulunduran ilahi bir nimettir. Onu aynı zamanda Allah c.c tekrar dirilmeye bir misal de kılmış ve uyanık kalplere bu vesileyle her gün bu dehşetli hakikati hatırlatmıştır. Bu konuda Allah c.c şöyle buyurmaktadır;

وَهُوَ الَّذ۪ي يَتَوَفّٰيكُمْ بِالَّيْلِ وَيَعْلَمُ مَا جَرَحْتُمْ بِالنَّهَارِ ثُمَّ يَبْعَثُـكُمْ ف۪يهِ لِيُقْضٰٓى اَجَلٌ مُسَمًّىۚ ثُمَّ اِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ ثُمَّ يُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ۟

 “Geceleyin sizi öldüren (öldürür gibi uyutan), gündüzün de ne işlediğinizi bilen; sonra belirlenmiş ecel tamamlansın diye gündüzün sizi dirilten (uyandıran) O'dur. Sonra dönüşünüz yine O'nadır. Sonunda O, yaptıklarınızı size haber verecektir."
(En’âm - 60)


Hepimiz şu sözü en az bir defada olsa muhakkak söylemişizdir. Dün gece ölü gibi yatmışım. Evet aslında öldüğümüzü hiç düşündük mü zira ayeti kerimenin de ifadesi gereğince uyku anında ruhumuz bedenlerimizden ayrılır ve adeta yataklarımız bir kabir'e dönüşür dış dünya ile tüm irtibatımız yok olup kesilir. Öyle ki zamanın nasıl geçtiğinin de farkına varamayız sonra bir anda uyandığımız da saat kaç gibi sorularla ayılmaya çalışır kendimize gelmeye başladığımızda uff ölü gibi yatmışım deriz. İşte bu an ölüp de tekrar dirilmiş gibi uyandığımız andır ki bunun ile Allah c.c iman etmemizi istediği hakikati her gün bizlere yaşatarak hatırlatır. İşte bu pencereden bakanlar bu hakikate şahit olurlar. Aslında kainat kitabında da bunun bir çok örnekleri bulunmaktadır. Bir ağacın yaprağını düşünün ki önce tomurcuk sonra yeşil bir yaprak sonra sararıp dalından kopar ve sonra tekrar aynı başlangıca döner ki bu ve benzeri hakikatler de tekrar diriliş ve kudret delilleridir. Kesilen parmağımızı düşünelim ölen hücrelerin yerine aynı vazifeyi yapan hücreler tekrar meydana getirilerek yaramız iyileşmektedir. Bunun gibi sayısız deliller kainatta keşfedilmeyi bekleyen birer ayettirler. Birde bu meselenin bilimsel boyutlarıyla anlatıldığı hacc suresinin 5.ayeti kerimesi bulunmaktadır ki inşallah onu bir daha ki yazımız da incelemeye çalışacağız..

Sözlerimizin başı da sonu da Allah'a hamd etmektir. 
ELHAMDULİLLAHİ RABBİL ALEMİN...
 
 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder