Video Foto Galeri Yazarlar
20.4.2018 - Cuma

Saliha NUR

TEVEKKÜL-2

11 Nisan 2018 11:49
A
a
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

TEVEKKÜL 2

Hamd âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim, Hayy ve  Kayyum olan Allah Azze ve Celle’ye , Salat Hz. Muhammed(sav)’e, selam O kutlu önderin ve liderin yolundan giden onun izini adım adım takip etme gayretinde olan mümin ve müminelerin üzerine olsun.

Geçen yazımızda tevhidin gereği olan tevekküle giriş yapmıştık.  Konun genişliği sebebiyle bu yazımızda da bunu işleyeceğiz.

İmam Gazali der ki:

Bil ki tevekkül 2 çeşit imana mebnidir. Biri Tevhiddir. İkincisi Allahu Teala’yı; yaratıcı, besleyici, bütün eşyanın maliki, lütuf, merhamet ve hikmet sahibi, insandan tut sivri sinek ve karıncaya kadar her şey hakkında annenin çocuğuna olandan daha çok inayetli bilmek ve onun şefkatli olduğuna inanmaktır. (Kimyayı Saadet)

Kanatta olan bitenden hiç biri Rabbim’in kudretinden uzak kalmamıştır. Her şey Rabbim Teala’nın kontrolü altında gerçekleşmiştir. Öyleyse neden kötü olaylar olur? Diye düşünen cahiller vardır. Bunun sebebi de bilmemektir. Allahu Teala’yı tanımamaktır. Rabbimiz Teala herşeyi zıddıyla kaim kılmıştır. Güzeli-çirkinle değerli kılmış, iyiyi-kötüyle, elması-kömürle ve daha nicesi… Bunların zıddı olmasaydı iyi olanların değeri olur muydu hiç? Olmazdı değil mi? İşte iman eden mümin bunların ve her şeyin bir hesap ile bir düzen içerinde olduğunu bilir ve her gücün aslının Rabbi Teala olduğunu anlar. Tedbirlerini alıp, üstüne düşen sorumluluğunu yerine getirdikten sonra Allah Azze ve Celle’ye yönelir ve sonucunu O’ndan bekler. Kendini üzmez. Ben yaptım neden olmadı, ama böyle olmamalıydı, niye böyle odu, tüh tüh, vah vah gibi laflar etmez.

Rasulullah(sav):

Zengin olmak isteyen kimse elinde ki varlıktan ziyade Allah(cc) katındaki varlığa güvensin. (Hadis-i Şerif)

İbni Abbas’tan rivayet edildiğine göre;

Yüce Allah arşı taşımakla görevli olan melekleri yarattı ve arş-ı taşımalarını emretti. Ancak melekler taşıyamadılar. Bunun üzerine Allah(cc) her meleğe gökteki melekler sayısınca yardım etmesi için melekleri gönderdi. Yine de melekler arşı taşımaya güç yettiremediler. Allah(cc) meleklere; “La havle ve la kuvvete illa billah! Bütün güç, kuvvet, hareket ancak Allah’ın elindedir.” Demelerini emir buyurdu.  Yine melekler Allah’ın u emrine uyup bu sözleri söyleyince arş-ı taşımaya güç yettirebildiler. (İmam Gazali)

Ve tevekkül bitmedi henüz…

Tevekkülün de dereceleri vardır. Bunlar 3 tanedir. Kısaca izah edelim. Birincisi; davasına gayretli, zeki, konuşkan, cesur ve şefkatli bir vekil tutan kimse gibidir. Bu vekilin hallerine
güvendiği için müvekkil emin olur. İkincisi; çocuk gibidir. Kendine ne olursa olsun annesinden başka kimseyi bilmez. Acıkınca annesini çağırır, korkunca annesine sarılır. Çünkü çocuk tabiatı budur. Çocuğun tabiatı bu olması sebebiyle tevekkülden habersizdir. Üçüncüsü yıkayıcının elindeki ölüye benzer. Kendi eli, kudretin elinde bir ölü gibi hareket etmekte görür. Bir işle karşılaştığında onun için vekil çağırmaz. Annesini çağıran çocuk gibi olmaz. Belki çağırmadığı gibi halde annesinin geleceğine inanan bir çocuğa benzer.

O halde vekil tutan kişi önce vekil için dosyayı hazırlamalıdır. Dosyası hazırlanan vekil davayı bilir ve daha çok, daha hızlı yardımcı olabilir. Hazırlamadan direk verse elinden geleni yapmadığı için müvekkiline nazlanır. İşte bunun için bu makamda olanlar yani ihtiyari olanlar, elini ticaretten, ziraatten çekmez, sebeplere tutunur. Ancak tutunmasına güvenmez. Tutunmasını nasip eden “La havle kuvvete”nin şuurunda olur. İşte bu tevekküldür.

Tevekkülün en yüksek dercesi Bayezadi Bestamin’in buyurduğu derecededir. Ebu Musa ona tevekkül nedir diye sordu, Bayezid: “Sen nasıl bilirsin?” dedi. Ebu Musa dedi ki:

“Büyükler derler ki tevekkül: sağında, solunda yılanlar ve ejderhalar bile olsa kalbinin hareket etmemesidir.” Bayezid: Bu kolaydır.

-Belki tevekkül cehennemlikleri azapta, cennetlikleri de nimetler içerisinde görüp de aralarında ayrım yapmamaktır. Eğer ayrım yaparsa tevekkül etmiş olmaz.

Bayezid’in söylediği husus: tevekkülün aslı olan imana işarettir. O iman çok kıymetlidir ve Allah(cc) adaleti, hikmeti, fazlı ve rahmetine olan imandır. Bu imanın manası: Allah Azze ve Celle tarafından yaratılan her şeyin gerçeği gibi ve layıkıyla yaratıldığına inanmaktır.

Tevekkülde 3 makam vardır. İlim, hal, ameldir. Kişi tevekkül eder ve çalışır. Bunda da sebeplere değil yalnız Allah Azze ve Celle’ye güvenir. Her şeyin Allah(cc)dan geldiğini bilir. Kaybettiği, elinden, nasibinden çıkan rızkına üzülmez. Bilir ki Allahu Teala verdi ve ‘O’ aldı. Demek ki benim için hayır budur der ve bilir ki fakirlik korkusu ve kötü tahminler şeytanın vesvesesi ve iğvasıdır. Nitekim Ayeti Kerime de:

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

"Yeryüzünde Allah’ın rızkını vermediği bir canlı yoktur." (Hud 6)

Yalnız olan kırk günlük yiyeceğini saklayabilir, fakat bu yiyeceğe güvenmemesi şartıyla. Yani bu yiyecek olmasa ben açlıktan ölürüm diyen bir kişi tevekkül etmiş olmaz. Yalnız Rabbim dilerse ben bunları yerim diyerek saklarsa tevekkülü bozulmaz. (Kimyayı Saadet)

Bu rızık konusunda ki tevekküldür. Korkuda da tevekkül gerekir. Zira ayeti kerimede Rabbimiz şöyle buyuruyor:

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

"Müminler düşman birliklerini gördüklerinde “İşte bu Allah ve Peygamberinin bize vaaddettiği şeydir, Allah ve Peygamberi doğru söylemiştir” dediler. Bu onların inanç ve teslim oluşlarını arttırmıştır." (Ahzab-22)

Bakın gerçek müminler kimlermiş?

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

"Gerçek Müminler o kimselerdir ki, her ne zaman Allah’tan söz edilse kalpleri korkuyla titrer ve kendilerine her ne zaman O’nun ayetleri ulaştırılsa, imanları artar ve Rablerine güvenip dayanırlar." (Enfal-2)

Gerçekten Allah Azze ve Celle’ye tam güvenen Müslümanı Allah(cc) gerçek imana kavuşturur ve asılsız endişelerden, stres ve bunalımdan kurtarır. Böylece kişi Allah’ın kaza ve kaderinin önüne geçebileceği inancına saplanmaz. Sihir büyü gibi kötü davranışlara da başvurmaz.

İnsanların kuşların hareketlerinden ve benzeri şeylerden uğursuzluk çıkarmaları gibi adetlerin hiçbirisi İslam’da yoktur. Müslümanın dertlerinden, sıkıntılarında yapması gereken Rabbine güvenip O’na yönelmektir. Hastalığın şifasını aramalıdır ama şifayı Rabbinden bilmelidir ilaçtan değil. Bir olay anlatılır:

Zamanında Musa(as) hastalandı. İsrailoğulları bu hastalığa ilaç tavsiye ettiler. Musa(as) ben ilaç almam Rabbim şifayı verir dedi. Sonra hastalık iyileşmeyip uzun zaman öyle kaldı. Sonra yeniden tavsiye ettiler. Musa(as) yine kabul etmedi. En sonunda vahiy geldi ki:

“İzzetim hakkı için ilacı almazsan şifa vermem.”

Bunun üzerine Musa(as) ilacı aldı ve derhal iyileşti. Bundan sonra Musa(as)’ın kalbine bazı vesveseler düştü. Bunun üzerine yeniden vahiy geldi: “Tevekkülünle benim hikmetimi bozmak mı istiyorsun?” Bu da gösteriyor ki ilaçlardaki faydaların tamamı Allah(cc)’ın hikmetlerine racidir. (Kimyayı Saadet)

Ebu Hureyre(ra)’dan rivayetler:

Cennete girecek bir kısım insanlar vardır ki onların kalbi kuş kalbi gibi (güven içinde) dir.  (Müslim, Zikr)

Bakın kuşların bile rızkını veren Rabbimiz varken bizim bu telaşımız, biriktirme sevdamız ve sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayışımız niye?

Tevekkül öyle geniş bir kavram ki buralara sığdıramadık, genel hatlarıyla bilgilendirmeye çalıştık. Rasulullah(sav)’in tevekkülü anlatan dualarıyla yazımızı sonlandıralım.

Ebu Umare Bera İbni Azib(ra)’dan rivayetle: Rasulullah(sav) şöyle buyurdu: Ey falan yatağına yattığında şöyle dua et.

“-Allah’ım kendimi sana teslim ettim. Yüzümü sana çevirdim, işimi sana ısmarladım, işimde sana güvendim, rızanı isteyerek azabından korkarak sırtımı sana dayadım, sana sığındım. Sana karşı yine senden başka sığınak yoktur.. indirdiğin kitaba ve gönderdiğin peygambere iman ettim.”

Eğer bu duayı yapıp yatağında gece ölürsen, iman üzere ölürsün, ölmezde sabaha çıkarsan hayra kavuşursun. (Buhari, Müslim, Zikir)

Enes(ra)’dan Rivayetle Rasulullah(sav) şöyle buyurdu:

Kim evden çıkarken Allah’ın adıyla çıkıyor, Allah’a güveniyorum. Günahlardan kaçmaya güç yettirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak Allah’ın Tevfik ve yardımıyladır.” Derse kendisine,

“Doğruya iletildin, ihtiyaçların karşılandı, düşmanından korundun.” Diye cevap verilir. Şeytan’da kendisinden uzaklaşır. (Ebu Davud, Tirmizi)

Rabbim bizlere önce tevhidi anlamayı sonrada anladığımız gibi dosdoğru yaşamayı, onu yaşarken de hakiki tevekkül sahibi olmayı nasip etsin. Vesselam.
 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder