Video Foto Galeri Yazarlar
20.8.2019 - Salı

Böyle zulüm görülmedi Doğu Türkistan zulmü devam ediyor

Okunma: 2325
DOĞU TÜRKİSTAN 31 Aralık 2018 11:07
Videoyu Aç Böyle zulüm görülmedi Doğu Türkistan zulmü devam ediyor

Doğu Türkistan kıyameti yaşıyor. Orada yaşayan otuz beş milyon Uygur Türk’ü, sadece Müslüman olduğu için inanılmaz işkencelere, akla hayale gelmez zulümlere maruz kalıyor.

KahveKitap

Zengin ve güçlü olanın haklı olduğu, mazlumların sesinin çıkmadığı bir çağda yaşadığımızı Seyit Tümtürk’ün ağzından Doğu Türkistan’da yaşanan trajik olayları dinlerken bir kez daha yakından anladık Birlik Vakfı Bursa Şubesinin müdavimleri olarak.

İnsanın aklının havsalasının alamayacağı modern işkence yöntemlerini ilk kez duyduk yine Seyit Tümtürk’ün ağzından.

Bunlardan bir tanesini bile dinlemek insanın tüylerini diken diken edip insanlık adına herkesten utanmaya yeterken Doğu Türkistan’da yaşayan Müslümanlar, bunları bizzat yaşamak zorunda kalıyor. Dün yaşadılar, şimdi de yaşıyorlar.

İşin kötüsü, seslerini de duyuramıyorlar. Acıdan çökmüş, büzülmüş, çığlığa dönüşmüş sesleri bir sağır duvara çarpıyor Uygur kardeşlerimizin.

Düşünün ki şu an bile, dünyanın bir köye dönüştüğü şu günlerde bile, dünyanın en uzak noktasındaki insanların birbirleriyle rahatlıkla haberleştiği şu çağda bile, Doğu Türkistan’daki ailesinden yaklaşık iki yıldır haber alamayan kardeşlerimiz var. Seyit Tümtürk’ün sohbetinde bir de onların gözyaşlarına tanık olduk, içimiz acıdı, kendimizden utandık, insanlığımızdan utandık.

“Doğu Türkistan’ı anlatmaya güzel cümlelerle başlamak isterdim ama yazık ki bunu yapamıyorum. Çünkü Doğu Türkistan kıyameti yaşıyor. Doğu Türkistan o halde ki, cenazesinin kaldırılmasını bekleyen bir ölüden farksız. Orada yaşayan otuz beş milyon Uygur Türk’ü, sadece Müslüman olduğu için inanılmaz işkencelere, akla hayale gelmez zulümlere maruz kalıyor. Ve bizler de gıyabi cenaze namazı kılmaktan başka bir şey yapamıyoruz!” cümleleriyle sohbetine başlayan Seyit Tümtürk, Doğu Türkistan Millî Meclis Başkanı sıfatını da taşıyor.

Devletlerin beşiği olan bir coğrafya

Sohbeti boyunca Doğu Türkistan’ın ne olduğunu, nerede olduğunu, nelere neden maruz kaldığını anlattı Tümtürk. Sözleri, sadece bilgi vermiyordu; sözleri, bir çığlıktı aslında.

“İla-yı Kelimetullah olarak adlandırdığımız düşüncenin formüle edildiği yer, Doğu Türkistan’dır. Anadolu’ya, Türkiye’ye gönülden bağlı olan Doğu Türkistan, birçok devletin kurulduğu yerdir. Türklerin İslamiyet’le tanışmasını sağlayan da Türklerin kitle halinde Müslüman olmasını sağlayan da yine Kaşgarlı olan biridir, Abdulkerim Satuk Buğra Han’dır. Türk dilinin ilk sözlüğünü yazan da Kutadgu Bilig’i yazan da yine bir Doğu Türkistanlıdır.” sözleriyle bize unuttuğumuz bir tarihi, kaybettiğimiz bir duyarlılığı hatırlatıyordu Seyit Tümtürk.

Doğu Türkistan’ın tarihin her döneminde önemli olduğunu söyleyen Seyit Tümtürk, bunun sebeplerini anlatmaya başladı sonra. Buna dair “Doğu Türkistan, Ulu Türkistan olarak da bilinen ata yurdumuzun bir parçasıdır. Yazık ki şimdi Türkistan’ın doğusu Çin’in, Batı’sı ise Rusya’nın zulmü altında inlemektedir. Zaman zaman birbirlerine öldüresiye düşman olan Rusya ve Çin, Müslüman Uygurlar söz konusu olduğunda anlaşıyor ve zulmü ortaklaşa icra ediyorlar. Doğu Türkistan’ı bu kadar önemli yapan nedir, bunu bilmek gerek. Doğu Türkistan hem yer altı hem de yer üstü zenginlik merkezlerinden biridir. Koskoca Çin’in enerji ihtiyacının üçte birini bu bölgenin karşıladığını söylesek bu zenginliğin boyutları anlaşılır herhalde.” sözlerini söyledi Seyit Tümtürk.

Çin Doğu Türkistan’dan vazgeçmez

Seyit Tümtürk, sık sık tarihi referanslara gönderme yaptığı konuşmasını “Tarih boyunca Çin, bu bölge üzerindeki emperyal iştahını sürdürmüştür. Tarihe baktığımızda, Çin, Doğu Türkistan’a hükmettiği her dönemde zenginleşip güçlenmiş, hükmedemediği zamanlarda güçsüzleşip zayıflamıştır. Çin, bunu bildiği için Doğu Türkistan üzerindeki emellerinden hiçbir zaman vazgeçmez. Günümüzde de vazgeçmedi. Hala çeşitli yıldırma politikalarıyla bunu yapmaya uğraşıyorlar. Müslüman Uygurları asimile etmek için çok uğraştılar ama bunu başaramadılar. Bunu başaramayınca da Doğu Türkistan’ın demografik yapısını değiştirmeye başladılar. Bölgedeki Türkler için şartları zorlaştırdılar. Çinliler için ise cazip hale getirdiler. Böylelikle Uygurlar bölgeden uzaklaşırken Çinliler bölgeye yerleşmeye başladı. Bu şekilde bölgenin demografik yapısını değiştirdiler. Şu an Doğu Türkistan’da Müslüman kardeşlerimiz azınlık durumundalar. İnce ve zalim politikalarla Mümin kardeşlerimizi bölgeden uzaklaştırıp Çinlileri bölgeye getirdikleri için ileride gerçekleşecek bir referandumda bölge Çin bölgesi olarak bilinecek.” sözleriyle sürdürdü.

Çinlilerin işkencelerinin dayanılmaz boyutlarda olduğunu söyleyen Seyit Tümtürk, bu işkencelerin insanın haysiyetine yönelik olmasının da daha fazla can yaktığını sözlerine ekledi. Zaman zaman kendilerinden intihar etme fetvaları istendiğini söyleyen Seyit Tümtürk, sözlerine “Çinliler, mümin kardeşlerimizi taciz etmek için her şeyi yapıyor. Bunlar zalimce şeyler. Mesela bir tanesi “Kardeş Aile Projesi”dir. Bu projeye göre, iki aile bir arada yaşamaya başlıyor. İşin aslı, Çinliler zorla mümin kardeşlerimizin evine girerek orada yaşıyor. Ama bu, öyle basit bir yaşama değil. Uzun süreli ve her şeyi paylaşmaya dayalı bir yaşama. Paylaşılan şeyler arasında yatak odası ve yatak da var. Kardeşlerimizin buna itiraz hakları da yok. Buna itiraz eden kişi anında radikal dinci, terörist, ajan ilan edilip daha beter cezalara çarptırılmaktadır.” diyerek bu modern işkenceyi kayda geçirdi.

Devlet kurma girişimleri hep oldu

Osmanlı’nın en zayıf zamanında bile, başkasını düşünecek hali yokken bile, II Abdulhamid tarafından Doğu Türkistan’ı desteklediğini söyleyen Seyit Tümtürk, günümüzde Çin’in Uygur Türklerini bir açık hava hapishanesine mahkûm ettiğini ekledi sözlerine. İşin en kötü yanının, bu durumu kimsenin bilmemesi olduğunu söyleyen Seyit Tümtürk, sözlerini “Kardeşlerimiz bu hale zaman zaman isyan etmektedir. 1933 yılında kurulan Doğu Türkistan Cumhuriyeti, 1934 yılında Çinliler tarafından yıkılmıştır. 1944 yılında Doğu Türkistan Cumhuriyeti yine bir devlet olarak kuruldu. Ama bu devlet de beş yıl sonra yıkıldı. Daha bunun gibi birçok devlet kurma, isyan girişimleri oldu. Ama her girişime dünya sessiz kaldı. Bu da yetmezmiş gibi, Çin’i kendisine rakip gören Rusya, Uygurlar söz konusu olduğunda Çin’i destekledi. 1990, 1995 ve 1999 yıllarında haklarını korumak için harekete geçen kardeşlerimiz acımasızca katledildi. Çin, bu katliamları gözlerden gizledi. Biz bile bu katliamları yıllar geçtikten sonra duyabildik. Çin, Müslüman öldürmek için hiçbir bahaneyi ihmal etmiyor. Kaşgar’da bir mescid inşası için harekete geçen kardeşlerimiz, ayaklanma bahanesiyle bir katliama maruz kalabilmiştir.” şeklinde sürdürdü.

Kardeş Aile uygulaması

Nükleer denemeler Doğu Türkistan’da yapılıyor

Müslüman Uygur nüfusunu azaltmak için akla hayale gelmedik yöntemler düşünen Çin’in, başvurduğu yöntemlerden birinin de nükleer denemeler olduğunu söyledi Seyit Tümtürk, “Çin, uzun yıllar boyunca nükleer denemelerini Doğu Türkistan’da yaptı. Bu denemeler sonucunda kardeşlerimizde kanser başta olmak üzere birçok hastalık ortaya çıktı. Çinliler, sadece kendi denemelerini burada yapmadı. İsteyen herkese denemelerini burada yapma izni vererek bu zulmü sürdürdü. Son iki yılda yapılanlar ise kimsenin aklına gelecek şeyler değil: Yüz tanıma sistemi ve her yere yerleştirilen kameralar aracılığıyla artık mümin kardeşlerimiz bir mahalleden bir mahalleye bile neredeyse pasaportla gider hale geldiler. Barkodlarla takip edilen Müslüman kardeşlerimiz, kendileri için belirlenen sınırlar içinde hareket etmeye mecburlar. Bunun aksine bir davranış halinde ise neyle karşılaşacakları belli değil. Bu sistem oturtulduğundan beri kardeşlerimizin dış dünyayla bağları tam olarak kesildi. Bizler iki yıldan beri oradan haber alamıyoruz.” sözleriyle Doğu Türkistan’da yaşanan trajediyi aktardı.

Seyit Tümtürk, imkânı ve gücü olan herkesin bu imkân ve gücü Doğu Türkistan’daki kardeşleri için kullanmaları çağrısında bulunarak sohbetine son verdi.

Kaynak : Dünya Bizim - Ahmet Serin

Haber var islah eder, haber var ifsad eder