Video Foto Galeri Yazarlar
23.10.2017 - Pazartesi

Dr. Zevahiri: “Fitne Kalmayıncaya Dek Sizinle Savaşacağız” -Tam Metin

Okunma: 2935
İSLAM DÜNYASI 7 Ekim 2017 10:37
Videoyu Aç Dr. Zevahiri: “Fitne Kalmayıncaya Dek Sizinle Savaşacağız” -Tam Metin

El Kaide’nin yayın organı Sahab Medya, örgüt lideri Dr. Eymen Ez Zevahirinin ‘Fitne Kalmayıncaya Dek Sizinle Savaşacağız’ başlıklı yeni konuşmasını yayınladı.

Konuşmayı, uluslararası güvenlik ilgilisi okurlarımız için Türkçeleştirdik:

“Bismillah,

Allah’a hamd olsun,

Selatu selam ise Allah’ın Resulüne, onun ailesine, ashabına ve onlara uyanlara olsun.

(Dünyanın) Her yerindeki Müslüman kardeşlerim, Esselamualeykum ve rahmetullahi ve berekatuh.

Bunun ardından:

Washington, New York ve Pennsylvania’da düzenlenen mübarek gazvelerin üzerinden on altı yıl geçti. Bu yıllar Haçlı Batının, sarf ettiği gayretlerin ve planların başarısızlığını kanıtladı, bunların başında Amerika ve bu savaştaki müttefiki Rusya, Çin, Neo-Safaviler, Arap ve Acem tağutlar geliyor ki onlar, cihat eğilimini bastırmak istemişlerdi. Bu (başarısızlıkları), Allah’ın fazlı, minneti ve kuvvetiyle olmuştur.

Amerika ve dostları bu cihat dalgasını durdurmak için ellerinden gelen tüm gayretlerini sarf ettiler. Afganistan ve Irak’ı işgal ettiler; (silahlı) kuvvetlerini Somali’ye, Batı Afrika’ya, Yemen’e ve Şam’a gönderdiler ki böylece bu bölgeleri bombardımanlarına ve benzeri hallere maruz bıraktılar.

Buna rağmen, bu cihat dalgası Allah’ın fazlıyla genişliyor ve İslam Ümmeti arasındaki cihadi uyanış yayılıyor; bu, alameti farikası 11 Eylül saldırıları olan bir uyanıştır. İmam Müceddid Şeyh Usame Bin Ladin (Allah kendisine rahmet etsin) Ümmeti en münasip olarak gördüğü, kendisine harcanan emeklerin israf olmadığı sahih yöne yönlendirmek istedi ki böylece bu süreç zarfında Ümmetin karşı karşıya olduğu hezimet, zillet ve boyun eğiş azalsın.

Şeyh’in (rahimehullah) basireti Müslümanları Ümmetin tarihindeki kritik öneme sahip meseleler etrafında bir araya getirmeye davet etmedeydi:

İlki: Cihat örgütlerini Ümmetin üzerinde bir araya gelebileceği müşterek bir hedef üzerinde birleştirmek.

İkincisi: Ümmete cihadında öncelikli hedefi yapılması gereken gerçek düşmanını tanıtmak.

Üçüncüsü: Cihat örgütlerini kendi ifadesiyle ‘İslam’ın doğru cihat sancağı’ olan Afganistan İslam Emirliği sancağı altına getirmek.

Bu, birliktelikle cihat hareketi Haçlılara karşı direnişinde büyük adımlar atmayı başarabilecekti. Şeyh, Ümmete sözleriyle, amelleriyle, cihattaki öncülüğüyle ve pratik liderliğiyle nasihat verdi. Kendisi ne güzel bir örnek, ne güzel bir lider ve ne güzel bir öncüydü. Ümmet de böylece kendisine üstlendiği insiyatiflerde uygun karşılığı verdi.

Şeyh, Amerikan tehditleri karşısında geri adım attı mı ve yalnızca Arap Yarımadasındaki bölgesel dar bir cihatla yetindi mi örneğin Mücahitlerin lideri, İmamlardan bir İmam ve Müslümanların Müceddidi olarak böyle bir karşılıkta bulunmamıştır ve kendisi böylesine geniş bir uyanışı İslam dünyasının farkı bölgelerinde harekete geçirme imkanı bulamamıştır.

Şeyh (Allah ona rahmet etsin) insanları kendisine davet ettiği, teşvik ettiği ve kendisi için çalıştığı şeyin doğal ve beklenen sonucu olan çekilen acı nedeniyle sinirini bozmadı. O, tüm dünyanın karşısına dikileceğini biliyordu fakat onun duruşu sağlam bir çözüm, güçlü bir ruh ve yüksek değerler için kendisini gerekli kıldı.

(Şiir)

Zorluklar, yiğidin azmiyle orantılı gelir

Ve değişiklikler, kerim olanların kerametiyle orantılıdır

Küçüklerin gözlerine sinirlendirici şeyler zor gelir

Kerim olanların gözünde ise zorluklar küçük kalır

Onlar, çelikten silahlarını bir orduyla sürüyerek gelir

Ki gürültüleri göğü, denizi alır

Yürüyen bu ordu, Doğu ve Batı arasındaki boşlukları doldurdu

Şiddetli gürültüleri, yıldızların kulaklarına vurdu

Ordularında her dilden ve ırktan olanlar toplandı

Konuşulan dillere tercüme lazımdı

Romalılar ve Ruslar sizin kalelerinizi nasıl yıkabilir ki

Tutuyorken yılmaz yiğitler onun sütunlarını ve temelini

Sizin aslan olmanızdan değil, düşmanınızın gelen hakkından

Fakat işte bu tevhiddir şirki hezimete uğratan

Sudan’ın fırsatçı ve münafık hükumeti (Allah onu hakkettiğiyle cezalandırsın) Şeyh’i ve arkadaşlarını sayıca ve maddi açıdan zor bir urumda oldukları bir zamanda çıkardı. Şeyh, Celalabad’a vardığında ve alim ve Mücahit Şeyh Yunus Halis (rahimehullah) tarafından iltica verildiğinde, Amerika tarafından aranıyordu, Suudi Arabistan onun hakkında aktif bir şekilde tuzaklar kuruyordu ve Kabil’deki dışa bağımlı Rejim, onun başına ödül koydu.

11 Eylül hakkında hazırlanan hükumet raporu CIA ile Ahmed Şah Mesud’un Şeyh Usame’ye suikast için o zamanki ittifakını belgeliyor. Celalabad’da iken Şeyh, Suudilerin kendisini hedef alan bir suikast girişimi için finansman sağladığını öğrendi; bir yandan da Ahmed Şah Mesud, Celalabad’a saldırmayı ve kendisini ele geçirmeyi planlıyordu. Bunların hiçbiri Şeyh’in kararlılığını sarsamadı ve o meşhur Tora Bora’dan yaptığı Amerika’ya karşı cihat daveti ilanına devam etti.

(Şiir)

Sanki nefsin senden razı olmuyor

En kerim olanı keramette geçmedikçe

O seni kalbinin can damarı için bir koruyucu görmüyor

Sen tehlikenin ortasında kendinden ikramda bulunmadıkça

Herkes bir lider olurdu eğer olmasaydı zorluklar

Zira cömertlik azaltır, cesaret ise öldürür

 

O zaman Usame Bin Ladin’in (rahimehullah) yolu, ondan sonrasında da El Kaide’nin yolu bu olmuştur: evvelen küresel küfrün başına karşı direniş, aynı zamanda da yerel, dışa bağımlı rejimlere karşı cihat için çalışmak; çünkü savaş sonuçta ayni tek savaş, bu ikisi, durumu yanlış anlamış birinin hayalinden başka hiçbir yerde bir birinden ayrılmaz.

Kendileri için fedakarlıkta bulunmak ağır ve realiteye karşı koymak çok zor olan bir takım insanlar kendilerini direkt tehdit eden düşmanla karşılaşmaktan kaçtılar. Mısır zindanlarından bu yoldan dönenler görmüştük, onlar Hüsnü Mübarek’i Müslümanların İmamı olarak tanımışlardı, Sisi Selefiyesini görmüştük, Dirhem ve Riyal Selefiyesini.

Hüsnü Mübarek’in görev süresince dostça muhalefet rolünde ısrar edenleri görmüştük. Bunlar daha sonra Askeri Meclis ile ittifak kurdular ve beş seçimde ve referanduma katıldılar, ta ki sonunda hiçbir etkili gücü olmadığı halde Muhammed Mursi’yi Cumhurbaşkanlığı Sarayına yerleştirdiler, ve sonunda hep kaçmayı denedikleri acı hakikatle karşı karşıya kaldılar:

(Şiir)

Hakikat şudur ki zayıflık zayıfı zillete mecbur eder

Güçlü ise sahadaki olayları kontrol eder

 

Bugün bir kez daha realiteden kaçmak isteyenlere ve güç koltuğuna erişeceklerine inanarak tecrübe edilmiş hatayı tekrarlamanın peşinde olanlara rastlıyoruz, onlar ki –Kahire’de ya da Şam’da olsun- aldatılamayan Amerika’yı aldatarak bunu elde edeceklerine inanıyorlar. Bu nedenle bazı homurdanmalar duyuyoruz: Amerikalılara bizimle ilgili bir endişe vermeyin, sanki Amerika bizim hakkımızda elli yıldır endişeli ve öfkeli değilmiş gibi!

Amerikalılardan önce de İngilizler, Fransızlar ve Ruslar, Osmanlı Devletini kendi aralarında paylaşmakla meşguldüler. İngilizler Cebeli Tarık Boğazı’ndan Hindistan’a kadar İslam beldelerini neden işgal ettiler? Ruslar, Kafkasya’daki ve Orta Asya’daki İslam beldelerini neden işgal etti? Çin, Doğu Türkistan’ı neden işgal etti? Fransa, İslami Mağrib’i ve Şam’ı neden işgal etti? Amerika yarım yüzyıldan fazla bir süre önce İslam dünyasının kalbine İsrail’i yerleştirmeye ve onu bölgedeki petrol yataklarında tekel haline getirmeye neden karar verdi?

Bu, El Kaide’nin Amerika’ya terör götürmesinden veya kışkırtmasından dolayı mıdır?

Paralı askerleri ve ordularıyla Suriye’de yıkım ve bombardıman yapan, öldüren ve savaşan kimdir? Kirli böl ve yönet oyununu oynayan kimdir? Oradaki en hayırlı Mücahitleri bombalayan kimdir?

Bu (Suriye’de) Amerika’yı kışkırtan El Kaide midir? El Kaide, Allah’ın fazlı ve minnetiyle Şam’daki insanımızın cihadına ilk günden beri bir yardım eli uzatarak ve Ribat ve Cihadın Şamı’ndaki tüm Mücahitlere kalbini açarak tam destek sundu. Faziletli Şeyh Ebu Halid Suri’yi (rahimehullah) Şam’da çıkan en büyük problemleri çözmesi için temsilcisi seçen El Kaide idi. Onun (El Kaide’nin) çıkarılmasını gerektiren bu mudur? Yoksa Amerika ve hizmetkarları mı böyle istiyor?

Şam’daki ehlimiz, kardeşlerimiz ve sevdiklerimiz! Müminlerin toplanma ve kale diyarındaki Müslüman Ümmetimiz! Ey Beytil Makdis’in çevresine yaklaşanlar! Ey tarihi şaşırtan muazzam fedakarlıklar ve en büyük  kahramanlıkları gösterenler! Bizim sizinle ilgili duruşumuz ne siyasetle ne de duygularla belirlenmiyor; bu temeli Şeriatta yer alan itikadi bir duruştur. Siz bizim dinde ve cihatta kardeşlerimizsiniz, siz tağutlara karşı direnen ve uluslararası şeytani ittifaka karşı ayaklanan kimselersiniz. Biz, sizin feda ettiğiniz bu muazzam fedakarlıkların ve akıttığın saf kanlarınızın siyasi oyunlar ve desiselerşe heba edilmesinden korkuyoruz. Daha önce liderlik siyasi denge faaliyetlerinin bataklığına battığında ve kendi sınırlı çıkarları öncelendiğinde ne fedakarlıkların heba edildiğini gördük. İslam Emirliğinin kurulmasından önce, Rusların çekilmesinin ardından Afgan cihadının kaderini ve Yemen, Mısır ve Tunus’daki devrimlerin acı sonunu gördük.

Allah’ın Subhanehu ve Teala hiç kimseyi ayırt etmeyen sünnetleri vardır; o halde birleşin ve birbirinizle uyum içinde çalışın. Birbirinizle iletişim ve bağ kurun ve tüm İslam beldelerindeki Müslüman kardeşlerinize yardım eli uzatın. Bu zaferin en kesin yoludur. Allah Subhanehu ve Teala buyurur ki:

“Ey iman edenler, bir toplulukla karşı karşıya geldiğiniz zaman, dayanıklık gösterin ve Allah’ı çokça zikredin. Ki felah bulasınız. Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.”

Amerika Dışişleri Bakanlığı çalışanları kendileriyle aynı koşullar üzerinde anlaşmaya razı olanları bir yandan sopa gösterirken diğer yandan ödüllendirme sözüyle ziyaret ediyor. Finansörler de aldatmaca ve tuzaklarla hareket ettiriyor ve diyorlar ki “biz size yardım etmek istiyoruz, o halde bize sorun çıkarmayın.”

Fetvalar ve şüpheler ardı ardına geliyor. Bazılarınca Siyaseti şeri görülenler düzensiz siyasetlere başlıyor. Tıpkı Adnani’nin feveran ettiği gibi: “Biat, saygı ve takdir içindi; biz onlara dış işlerde itaat ettik fakat iç işlerimizde ise isyan ettik!” Bir diğeri de bunu ‘zaruret biatı’ olarak adlandırıyor; bir üçüncü de ‘özel bir duruma bağlı bir biat’ olarak savunuyor. Dördüncü ‘sabit ve değişken’den söz ediyor.

Bize gelince, biz biatın kendi bağlamında Şeri bir akid olduğuna, bozmanın da haram olduğuna inanırız. Mevlamız Subhanehu ve Teala buyurur ki:

“Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin.”

Bize gelince, biz biatımıza vefa gösteririz; ne onu yavaş yavaş terk ederiz ne de pes ederiz. Kendilerini temize çıkarmak isteyenler derler ki “Biz bombardımanlardan korunmak istiyoruz, terörist olarak sınıflandırılmaktan kaçınmak istiyoruz, finansörler bize Amerikalılar tarafından sevilmeyenlerden arınmamızı şart koştular yoksa biz de terörist ilan edileceğiz… mültecilere gönderilen yardımların kesilmesini istemiyoruz… kabuğumuza çekilirsek birleşmeyi sağlayamayız…”

Ve böylece bölgesel yönetimcilik git gide insanların yükselttiği bir slogan halini alıyor, sanki Batı ve Doğu, Haçlılar, Rafıziler, laikler, Rus ateistler ve Çinliler hali hazırda bize karşı birleşmemişler gibi!

İşte burada İslam Emirliğinin kadri ve Molla Muhammed Ömer’in (rahimehullah), Allah’a tevekkül eden bir müminin sabit imanını ‘Usame’nin meselesi kişisel bir mesele değil, İslam’ın izzeti meselesidir’ ile ilan ettiğindeki ve ‘eğer bugün ben Usame’yi teslim edersem yarın siz de beni teslim edersiniz’ sözünü söylediğindeki kıymeti daha da ortaya çıkıyor. O, dünyadan bir zahid olarak dünyalık hiçbir şeye sahip olmayarak ayrıldı, ardından Molla Ahtar Muhammed Mansur (rahimehullah) geldi ve El Kaide’ye kendisine olan biatı için teşekkürlerini sundu. Bu fakir kulu verdiği bu kararın bedelini bilerek ismiyle zikretti. Ve İslam Emirliğinin müminlere ve muhacirlere bağlılığıyla bilinen mübarek yolculuğu bu şekilde devam ediyor,

Ey Müslümanlar ve Mücahitler, Şeyh Usame ve Molla Muhammed Ömer (Allah, her ikisine de rahmet etsin) Müslümanlar ve Mücahitler için doğru örnektiler. Ümmetlerini aldatmadılar; Amerikan asabiyeti ve cürümleriyle alakadar olmadılar. O halde onlara özenin ve onların adımlarını takip edin.

(Şiir)

İşte benim ceddim onlardır, getir bana onların benzerlerini

Herkesi topladığında ey yiğit kişi

 

Müslüman ve Mücahit kardeşlerim! İslam tarihindeki en şiddetli saldırılarla karşı karşıyayız, Haçlılar, ateist Rusya, Çin, Rafıziler, laikler ve hain yöneticilerin hepsi bize karşı el birliği yaptılar. Bu saldırganlığa karşı koymak için bizim için safları birleştirmekten başka çıkış yolu yok. Gayretlerimizi ortaya koyalım, görevlerimizi paylaşalım, sorumluluklarımızı bölüşelim ve düşmanın gayretlerini dağıtalım.

Bu parçalanma ve bağların kopması, bu mesafe ve aramızdaki bölünme, eğer bizzat kendisi hezimet değilse bile ancak hezimetin başlangıcı olsa gerek. Allah buyurur ki:

“çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider.”

Ve buyurur ki:

“Şüphesiz Allah, kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak savaşanları sever.”

Biz, Doğu Türkistan’dan, İslami Mağrib’e; Kafkaslardan Orta Afrika’ya kadar bir duvar gibi kenetlenmek istiyoruz. Allah Mali’deki İslam’ın aslanlarını ihya etsin, onlar ki Mücahitlerin ve ihlaslı Müslümanların maneviyatını yükseltti. Onlar saflarını tıpkı birbirine kenetlenmiş bir duvar gibi birleştirdiler ve kuvvetlerini ve de İslami Mağrib cephesinin bütünlüğünü artırdılar. Allah’tan onların adımlarını sabit kılmasını, üzerlerine sabır yağdırmasını, onlara yardım etmesini ve onlara hayır kapılarını açmasını isteriz, ta ki Zeleka savaşında yaşananları tarihte üçüncü defa Allah’ın izniyle tekrarlayabilsinler.

Birleşmek zaferin yolu olduğuna göre buna binaen cihadi topluluğu bölmek de Amerika’nın ve İslam ve Arap dünyasındaki hizmetkarı rejimlerin hedefleri arasında olagelmiştir. Onların birlikteliklerini çözmek, karşılıklı bağlarını koparmak ve Ümmetin cihadını bölgesel cihada çevirmek ve sonra da her bölgede Mücahitler arasında fitne ekmek istiyorlar, böylece farklı gruplara ayrılsınlar da ortak paylaştıkları hedeflerini gerçekleştirmekte başarısız olsunlar ve dahi güçleri gitsin diye.

Müslüman ve Mücahit kardeşlerim, Amerikan baskıları karşısında geriye gitmek faydasız. Amerika hiçbir zaman tam kulluktan aşağısına razı olmaz. Kuran, bu hakikate ışık tutar, Hak Teala şöyle buyurur:

“Onların dinlerine uymadıkça yahudiler ve hıristiyanlar asla senden razı olmazlar.”

Müslüman Ümmetim, Amerika karşısında geri gidenler ne elde etti? Mahmud Abbas neyi başardı? Gannuşi neyi başardı? Gerekeni yapmalı ve bu savaş neyi gerektiriyorsa ona uygun hareket etmeliyiz. Biz kendi aramızda bölünmüşken düşmanlarımız bu savaşta bize karşı tek bir topluluk gibi savaşıyorlar, bu yüzden onlar amaçlarını kolayca gerçekleştirebilir.

Ey İslam Ümmeti, Arap Baharı, son derece büyük bir başarısızlık noktasına geldi, ve Ümmetin düşmanları da daha da güçlendi ve Amerika’ya öncekinden de bağlı oldular. Toplumun hiddetini boşa harcayan kimdir? Onlar her şeyde, hatta dinin değişmez sabitlerinde bile gerisin geri giden, hem bu dünyasını hem de ahiretini kaybeden zayıf ve metanetsiz liderliklerdir. Onlar anayasada Şeriatın tek kanun kaynağı olması için salahiyet ortaya koymakta bile zayıflık gösterdiler.

Gannuşi, mezarında bir ceset olan Bourqiba’nın getirdiği kanunları feshetmeyi beceremedi. Bunun yerine o Batı’ya karşı bitmeyen tavizlerle yakınlaşmayı tercih etti hatta öyle ki kendisi de tam bir laiklik taraftarı oldu. Ve bu yüzden onun yardımları ve fesatlarıyla Mısır ve Tunus’a eski düzen geri geldi.

Ey Ümmetim! Akidesinden feragat etmeyen, dininde pazarlık bilmeyen ve Ümmetinin haklarını satmayan, kararlı ve hikmetli liderlerin yönettiği cihada angaje olmadığınız sürece zilletin, zapt olunmuşluğun, zulmün ve fesadın pençesinden asla kurtulamayacaksınız.

Ey Müslüman Ümmetim! El Aksa yaralı. Orası, pazarlıkçılarla veya kararsızlıkla sendeleyenlerle özgürleştirilmeyecek; orası fedakarlıkta bulunan ve tereddüt etmeden ölümü kucaklayan Mücahit evlatlarınızla özgürleştirilecek Allah’ın izniyle.

Müslüman Ümmetim! Aksa acılar içinde feryat ediyor ve her Allah’ın günü kan ağlıyor. O halde evlatlarınızı, alicenaplık, fedakarlık, akidede sebatkarlık ve İslam’ın öğretilerine bağlılıkla hazırlayın.

Allah yolunda cihattan başka bir yöntem ile Aksa özgürleştirilmeyecek, beldelerimiz işgalcilerden temizlenmeyecek ve hükumetlerimiz tağutlardan, hırsızlardan ve mücrimlerden arındırılmayacak.

Müslüman Ümmetimiz! 11 Eylül eylemlerinin üzerinden on altı yıl geçti; evlatlarınız sabit ve sebatkar, Kaşgar’dan Timbuktu’ya, Dakka’dan Mombasa’ya, Filipinlerden Aures Dağlarına, Grozni’den Aden Abyan’a kadar kanlarını sunarak, sahip oldukları herşeyi feda ederek savaş hatlarını koruyorlar, tüm bunlar Rablerini razı etmek için, size zafer getirmek için ve özgürlüğünüze katkı olacak küçük bir hediye içindir.

O halde onlara inanın. Onları destekleyin. Onlarla olun. Onlara tavsiyede bulunun. Onlara yol gösterici olun. Eğer yanılırlarsa onları düzeltin. Çünkü onlar gelmekte olan idare, sizin gülümseyen şafağınız ve raşid hilafetinizin alametiler Allah’ın izniyle.

Dualarımızın sonu alemlerin Rabbi Allah’a hamd etmektir. Allah’ın selatu selamu Peygamber Efendimiz Muhammed’e, ailesine ve ashabına olsun.

Esselamualeykum ve rahmetullahi ve berekatuhu.”

Kaynak : Asyaninsesi

Haber var islah eder, haber var ifsad eder
************ Sponsor Reklam Alanı; ucuz uçak bileti al | Kek kalıpları |