Video Foto Galeri Yazarlar
19.10.2017 - Perşembe

El Kaide Genel Emiri İle Röportaj 2.Bölüm -Tam Metin-

Okunma: 3711
ÖZEL HABER 21 Temmuz 2017 11:51
Videoyu Aç El Kaide Genel Emiri İle Röportaj 2.Bölüm -Tam Metin-

Arap Yarımadasındaki El Kaide Lideri Kasım Er Rimi, El Melahim Medyanın sorularını yanıtladı. Yemen’de yaşanan son gelişmeler hakkında konuşan Er Rimi, örgütün yaşanan olaylarda izlediği yol haritasını aktardı.

YERKÜRE Dergisinin iki bölüm halinde yayınladığı röportajı Asyanınsesi sitesi yayınladı.

“Şeyh Kasım er-Rimi  (Arap Yarımadası El-Kaidesi emiri) ile yapılan röportaj

Hicri 1438 cemadiul ahir Miladi 2017 mayıs

-----------------------------------------------------------

Bismillahirrahmanirrahim

El melahim Muhabiri:  Hamd Allah’a mahsustur. Salat ve selam Allah’ın Rasulü’nün, ehlinin ve tüm ashabının üzerine olsun.

Bundan sonra; Bu röportajda Şeyh Kasım er-Rimi ile beraberiz onu selamlıyoruz. Bu röportajı Yemen’deki yeni gelişmeler için tahsis ettik.

-Allah size hayırlı uzun ömür versin

El-Melahim: El kaide’ye karşı savaş, terörle mücadele vs. sloganlarıyla bazılarını aldatan askerlere nasihatiniz nedir?

-Onlara bu işlerden dolayı tövbe etmelerini tavsiye ediyoruz. Ve diyoruz ki mücahitlerin sizi öldürmek gibi bir gereksinimleri yok. Bu davranışlardan uzaklaşın. Amerika’ya yardım etmek her şeyden önce kişinin dini için tehlikeli bir iştir. Sonra o dünyası için de bir kayıptır. Onlar sizi kendi plan ve hedeflerini gerçekleştirmek için alet olarak kullanıyorlar. Böyle ucuz aletler olmayın.

Ama Amerikalıların safında olmak ve onlar için çalışmak dışında her şeye karşı çıkan kişi mücahitlerin hedefidir, onu vurmak için gerçeklik gösteremezler ve o güven içinde olamaz Allah’ın izniyle.

El-Melahim: Bazıları Ensaru’ş Şeria mücahitlerinin Yemen’de başka savaşlara girmek yerine Husilerle savaşmakla zaman harcadığını söylüyor, buna cevabınız nedir?

-Biz elimizden geldiğince Husilerle savaşıyoruz. Fakat bize saldırmak isteyenlere karşı da önlemimizi alıyoruz. Bununla beraber diyoruz ki, biz Husilere karşı ehli sünnetin gücünü birleştirmek için gidilmedik yol bırakmadık ve bırakmayacağız da. Biz şu an Yemen’de tümü ehli sünneti tehdit eden bir savaşla karşı karşıyayız. O yüzden elimizden geldiğince Husilere karşı savaşta gücümüzü birleştirmemiz gerekiyor.

El-Melahim: Bu bize Abdurabbu Mansur hükümeti ile ateşkes yapmak için önderlik yapan alimlerin geçmişteki girişimini hatırlattı. Fakat o başarısız olmuştu.

-Evet, 2013 yılında bize alimlerden oluşan bir heyet gelmişti. Bize, siz ehli sünnet güçleri arasında bir güçsünüz, herkesin çabasının Husi tehlikesini yok etmek olması gerektiğini ve Yemen hükümeti ile savaşmamamız gerektiğini söylemişlerdi. Biz bunu memnuniyetle karşıladık ve ateşkesi kabul ettik. Sadece iki şart koştuk. Bu iki şart 12 ayrıntılı mevzuya ayrılıyordu. Her Müslümanın bizimle ittifak edeceği o iki şart şunlardı;

Birinci şart, Amerikan uçakları da dahil olmak üzere Yemen’i dış saldırılara karşı güvence altına almak ve Amerikan uçaklarının Yemen hava sahasına girişini durdurmak.

İkinci şart, Anayasada ve ülkenin yönetildiği kanunlarda İslam şeriatının uygulanıp uygulanmadığını kontrol edecek bir alimler komisyonunun kurulmasıydı. Alimler bu şartları kabul etti. Ebu Basir El Vuhayşi (Allah ona rahmet etsin) Abdurabbu Mansur hükümetiyle anlaşılması durumunda iki aylık süre ile ateş açmanın durdurulması ve anlaşmanın uygulanıp uygulanmadığını denetleyecek alimler komisyonunun kurulması şartı ile ateşkesi imzaladı. Fakat başlangıçta arabuluculuk talep ettikten sonra Abdurabbu alimleri geri çevirerek onlarla görüşmeyi dahi kabul etmedi. Sebebi ise Amerika’nın bunu öğrenmesiydi. Sonra Abdurabbu’nun Amerikan’ın uşağı olduğunu ilan etmek için Amerika direk büyük bir hava saldırısı düzenledi.

El-Melahim: Bazıları itiraz ederek, siz kendi mefhumunuzdaki İslam’ı uygulamak istiyorsunuz diyor?

-Kurulan komisyondaki alimlerin ilmi ve sıdkı herkes tarafından biliniyor Allah’a hamd olsun ki Yemen’de böyle alimler çok. Alimlerin gittiği yolda biz de onlarla gideriz. Mesela sana bir alimin içki helal, Amerika’nın Yemen’e saldırması caiz ya da mesela tağuti  bir yöneticinin hüküm vermesi caiz demesi mümkün değil. Biz kendi uydurduğumuz ya da bize ait olan bir şeyi istemiyoruz. Biz Allah’ın istediği gibi, Müslüman alimlerin ve ümmetin Selef alimlerinin genel mefhumuna uygun olarak İslam uygulamayı istiyoruz.

El-Melahim: Bu bizi Yemen’deki alimler ve Mücahitler arasındaki ilişki hakkında konuşmaya sevk ediyor. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

-Biz genel olarak şöyle diyoruz: Cihat her zaman alimlerin kontrolünde olmalı yoksa taşkınlık, yoldan sapma ve hataya düşmekten korkulur. Keskin kılıç ve yol gösteren kitap mutlaka gereklidir. Alimler peygamberlerin varisleridir. İlim ve sadık alimlerin kararı olmadan hiçbir şeye uluşamayız. İmam Malik’in (Allah ona rahmet etsin) dediği gibi Bu ümmetin başı ne ile ıslah olduysa sonu da ancak onunla ıslah olur.

Biz ilim ehlinin mücahitlere yardım etmesini ve onların safında durmasını talep ediyoruz. Onlara nasihat edip onları doğru yola iletmelerini istiyoruz. Mücahitlerin gayesi ümmetin gayesidir Allah’ın izniyle. Onları haktan sapmaktan koruyup gözetmemiz ve daima onlara nasihatte bulunmamız gerekir. Alimler mücahitlerin safında durup onlara yardım edip yol göstermekten yüz çevirdiklerinde şüphesiz ki yoldan sapmalar olacak, bu ya ifrat yada tefrite doğru bozukluklar meydana getirecektir. Aynı şekilde bazı alimler yöneticilerinin kucaklarına atıldıklarında, onların sözcüsü haline gelip onların suçlarına ve zulümlerine mazeret bulduklarında bu öncelikle dinin zayi olmasına sebep olur. Yine aynı şekilde bu, savaşan bazı cemaatlerdeki aşırı grupların, alimleri tekfir etmesi ve onların kanlarını helal görmesi durumuna kadar ulaşır. Bizim örnek aldığımız yegane model Afganistan’daki Taliban modelidir. Onların sebatının ve yolunun doğruluğunun etkenlerinden biri de mücahitlerin başında ilk safta alimlerin bulunmasıdır doğru yoldan sapmasını ve haktan ayrılmasını önleyen şey budur. İslam ümmetinin ve Afgan halkının cihatta işlev sahibi olması da bunda payı olan bir şeydir.

El-Melahim: Peki sahada bazı İslami Cemaatler de mevcut onlarla muameleniz nasıl? Aynı şekilde Yemen’de Müslüman halkın içinde toplumsal kabile oluşumları da mevcut.

Sevgili kardeşim bu halk Müslüman bir halktır. Biz onlara Şeriatın ahlakı ve İslam esaslarına göre muamele ederiz. Her Müslüman bizim kardeşimizdir. Biz bugün önüne çıkan kimseyi ayırt etmeden saldıran Rafızi ve Haçlı Seferleri ile karşı karşıyayız. Savunma cihadı herhangi bir şart gerektirmez. Biz her Müslümana yardım etmeye ve onu savunmaya hazırız tüm Müslümanlar ile beraber tek bir Hendek’te savaşırız. Şeyh Eymen ez Zevahiri’nin bu konudaki bizim görüşümüzü özetleyen “Nusretul’l İslam Vesikası” adıyla yayınlanan görsel dokümanları mevcut. Biz Allah’a hamdolsun Yemen’de her Müslümanla ve farklı farklı İslam cemaatlerinin tümüyle beraber savaşa çıkıyoruz. Selefilerin tümü İhvan-ı müslimin, kabilelerin evlatlarından olan kardeşlerimiz ve Adem’deki tüm insanlar vs. tümü ile beraber düşmana karşı savaşıyoruz. Müslümanlarla beraber savaşa katılıyoruz. Evet, Müslümanların arasını bazı şer’i meselelerde, belli fıkhi tercihlerinde ve bunun dışında bazı konularda ihtilaflar olabilir fakat bu ihtilaflar her Müslümanın Müslüman kardeşine karşı ona nasihat etmek, yardım etmek, adil olmak gibi Şer’i haklarını gözetmekten alıkoymaz. Yardım etme bu haklardan biridir ki bir düşmanla karşılaşıldığı zaman tüm Müslümanlar saldırıyı def etmek için tek saf olur. Ve hep beraber savaşırlar. Selef alimleri (Allah Onlara rahmet etsin) kendilerine esma ve sıfat konularında dahi ihtilaf edenlerle beraber savaşa çıkmışlardır ve demişlerdir ki İyi olsun facir (kötü) olsun herkesle cihada çıkılır.

El-Melahim: Bazı kimseler sizin Müslümanlara saldıran düşmana karşı savaşa katıldığınızı söylüyor. Fakat fetih ve bir bölgenin özgürleştirilmesi durumunda yönetim ve idarede de insanlara iştirak ediyor musunuz?

-Öncelikle, Biz insanları başkasının yönetmesini ne istiyoruz ne de buna davet ediyoruz.

Bunun için çabalıyoruz da. Bizim tek hedefimiz ve gayemiz Allah’ın şeriatı ile hükmetmek, tüm çabamız da bunun için. Bu Allah’ın bize farz kıldığı bir şeydir. Allah’tan bize yardım etmesini ve rızasına ulaşmamız için bizi muvaffak kılmasını niyaz ediyoruz. Biz, bu farzı yerine getirmek ve onu uygulamakla görevliyiz.  Fakat bu bizim elimizle gerçekleşir mi gerçekleşmez mi, bu bizim sorumluluğumuzda olan bir şey değil. Bilakis Allah’ın kontrolündedir eğer Allah bunu bizim için yazarsa bu bizim için bir şereftir ve Allah’ın bizim için bir lütfudur, eğer Allah bunu bizim için mümkün kılmazsa bize yeryüzünde Allah’ın emirlerini ikame etmemiz için samimi bir çaba ile ubudiyet şerefini mümkün kılması yeter.

Tam burada iki şeye dikkat çekmek istiyorum. Birincisi, biz insanlardan yönetimde onlara ortak olmayı temenni etmiyoruz. Onları şundan emin kılıyoruz ki kendisi için çalışıp çabaladığımız ve her Müslümanın çalışıp çabaladığı tek şey dinin tümünü Allah’a halis kılmaktır. “Onlar ki eğer kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler ,kötülükten nehyederler. Bütün işlerin akıbeti Allah’a aittir.” (Hac 41)

Buradan ümmeti yeryüzünde Allah’ın şeriatını ikame etme emrini yerine getirme konusunda tembihlememiz gerekiyor.

İkincisi ise mücahitlerin fetih sırasında insanların yönetimini onları bir kenara bırakıp kendi üzerlerine anlamaları gerekir. Çünkü Allahu Teala şöyle buyuruyor: “Yapacağın işler hususunda onlarla istişare et.” (Ali İmran 159) Ve “Onların işleri aralarında şura iledir.” (Şura 38) Emruhum (onların işleri) lafzı burada sadece mücahitlerle sınırlı değil aksine herkes için geçerlidir. İdare ve yönetim, alanında mütehassıs, emir sahibi alimler başında olmak üzere işinin ehli, güvenilir yöneticilere verilmelidir. Eğer Allahu Teala kendilerine bu fetihten sonra lütuf ihsan etmişse bazılarının bu hakkı kendilerine mal etmesi sebebiyle herkesin hakkı olan bu haktan ümmet mahrum edilemez. Bununla birlikte tüm hakları koruma altındadır.

Sonra kardeşlerim Hadramevt’teki yönetim hakkındaki deneyimlerimizin kısmını arz edebiliriz. Biz bazı işlerde hata yaptık. Ama bunlar dışındaki şeylerin doğru olduğunu düşünüyoruz. Umulur ki bize fayda sağlayan düzelten ve doğru yolu gösteren bir deneyim olarak bulunur.

El-Melahim: Son olarak İslam alemindeki Mücahitler ve Müslüman kardeşlerimize mesajınız nedir?

Aslında birçok mesajımız var fakat uzunluğu sebebiyle vakit yetmez. Dünyanın her yerindeki tüm Müslüman kardeşlerimize diyoruz ki biz Mücahit evlatlarınız olarak Allah’ın yardımıyla Tüm Müslüman toprakları özgürleşene kadar ve İslam ile hükmedilene kadar ve de Müslümanların haklarını geri alana kadar silahı bırakmayacağız. Bu bizim size sözümüzdür. Ya bu sözü yerine getiririz ya da bu olmadan canımızı teslim ederiz. Koruyucu ve yardımcı bir tek Allah’tır. Dünyanın her yerindeki Mücahit kardeşlerimize gelince Molla Heybetullah Ahundzade liderliğindeki Afganistan İslam Emirliği’ndeki kardeşlerimiz olsun Çeçenistan’daki, Türkistan’daki, Şam’daki, Mağribu’l İslam’daki, sevgili Somalimiz’deki, Filistin’deki ve her yerdeki kardeşlerimize selamlarımızı iletiyoruz onlara şöyle diyoruz: Allah cihatlarınızı mübarek kılsın sizden ve bizden kabul etsin sizi  müjdeliyoruz ki Arap Yarımadası’ndaki Mücahitler Hayır ve bereket içindedirler. Belalar, Allah’ın izniyle onların sadece sebatlarını artırdı.

El-Melahim: Değerli şeyimiz bu güzel fırsatı bize sağladığınız için Allah sizi hayırla mükafatlandırsın. Umarız ki uygun şartlar sağlanır da daha geniş ve başka konular hakkında da diyaloglar gerçekleştirebiliriz. Röportajı Yemen’de meydana gelen yeni olaylar çerçevesinde kısıtlı tuttuk.

-Allah size hayırlı uzun ömür versin sizi hayırlı mükafatlandırsın.

  • Bizi takip eden sevgili okurlarımıza teşekkürlerimizi sunuyoruz başka röportajlarda buluşmak üzere Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinizde olsun.”

Haber var islah eder, haber var ifsad eder
************ Sponsor Reklam Alanı; ucuz uçak bileti al | Kek kalıpları |