Video Foto Galeri Yazarlar
24.6.2018 - Pazar

FETÖ'nün TERÖR ZİNCİRİ ve ADANA'DA "VASAT" MAHKEME TİYATROSU

Okunma: 1450
VASAT DOSYASI 1 Mart 2018 18:22
Videoyu Aç FETÖ'nün TERÖR ZİNCİRİ ve ADANA'DA "VASAT" MAHKEME TİYATROSU

Vasat dosyası gerçekleri aralanmaya devam ediyor, FETÖ'nün kurmuş olduğu terör ağı nerelere kadar uzanıyor 'Mahkeme tiyatrosu'nda neler yaşandı? Ömer Yavuzer terör zincirinin insanları nasıl mağdur ettiğini yazdı.

 ISLAHHABER  HABER MERKEZİ
 
Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi 2010/64 no’lu dava dosyasında “Vasat Örgütü Davası”nda 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldım. Mahkeme gerekçeli kararında mahkûmiyet nedenini şöyle açıklamıştır: “Sanık (…), telefon görüşmelerinde sık sık ve art niyetle hâkimiyetin Allah’ın olduğunu ifade etmiştir. Bu sözleriyle sanık, Demokratik- Laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı olduğunu göstermektedir. Sanık hakkında 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmesi Türk Milleti adına uygun görülmüştür.” Mahkemenin aldığı bu karar, hem usul açısından hem kanunlar hatta insan hakları açısından tamamen yanlıştır. Hatta mahkeme organize terör örgütü olan Fethullah Gülen Terör Örgütü’nün yönlendirmeleri ile karar almıştır. Bu yüzden aşağıda da ayrıntıları ile anlatacağım sebepler vesilesiyle derhal mahkeme kararı iptal edilmeli ve yeniden yargılama yönünde karar alınmalıdır. Şimdi mahkemenin yeniden yargılama yönünde alması gereken kararının gerekçelerini açıklayayım.
 
A-     VASAT SORUŞTURMASI FETÖ TARAFINDAN AÇILMIŞTIR
 
1-        ZAMAN GAZETESİ EMRETTİ, FETÖCÜ YARGI HAREKETE GEÇTİ
 
Bir kişinin dinlenmesi için Emniyet, savcılığa suç, suç şüphesi veya ihbarı gerekçe gösterir. Emniyet, ne suç ne suç şüphesi ne de ihbarı gerekçe göstermiştir. Sanık Şahımerdan Sarı’nın tek “suç (!)” faaliyeti terörist başı Fethullah Gülen aleyhine yazmış olduğu “Dinlerarası Diyalogu” konu alan kitabı. Zaman Gazetesi, Fethullah Gülen eleştirisinden sonra adeta dönemin Gaziantep Emniyet Müdürüne, Adana Adliyesine adeta emir vermiş, FETÖCÜLER de yerine getirmiştir. Şimdi Vasat Operasyonundan bir yıl önce Zaman Gazetesi, Aktif Haber tarafından yayınlanan “DTP’nin İmamı Vasatçı Çıktı” haberine göz atalım.

Haber şu: 
 
DTP'nin Diyarbakır mitinginde elinde Kuran'la kürsüye çıkıp halkı tahrik eden imam gözaltına alındı. Emekli imam Muhittin Eryılmaz’ın radikal dinci örgüt Vasat üyesi olduğu ve 1997’de Gaziantep’te İncil satılan Müjde Yayıncılığa bomba atılması olayından sonra da polisin Vasat’a yönelik operasyonunda gözaltına alındığı belirlendi.
 
Diyarbakır’da, Demokratik Toplum Partisi’nin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’ta terör örgütü PKK’ya yönelik düzenlediği kara harekâtını protesto ettiği mitinge, elinde Kuran-ı Kerim ile katılıp konuşma yapan emekli imam Muhittin Eryılmaz, polis tarafından gözaltına alındı. Emekli imam Muhittin Eryılmaz’ın üzerinde bir tabanca ve mermiler bulunduğu bildirildi.
Diyarbakır’da DTP 25 Şubat günü Kuzey Irak’ta terör örgütü PKK’ya yönelik düzenlenen kara harekâtını, aralarında milletvekillerinin de bulunduğu bir mitingle protesto etti. Yürüyüşte ön saflarda olan ve sık sık elindeki Kuran-ı Kerim’i kaldırıp konuşmalar yapan emekli imam Muhittin Eryılmaz, kapatılan DEP’in eski Milletvekili Leyla Zana ile birlikte kürsüye yine elinde Kuran-ı Kerim ile çıkıp “Kuran hakkı için bu savaşı durdurun. Artık insanlar ölmesin'' diye bağırdı. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri Eryılmaz’ı gözaltına aldı. ‘Suçlu ve suçluyu övme ve yasa dışı örgüt propagandası yapmak’ gerekçesiyle gözaltınan alınan Muhittin Eryılmaz’ın soruşturması sürdürülüyor. Emekli imam Muhittin Eryılmaz’ın polis kayıtlarına göre, radikal dinci örgüt Vasat üyesi olduğu ve 1997’de Gaziantep’te İncil satılan Müjde Yayıncılığa bomba atılması olayından sonra polisin Vasat’a yönelik operasyonunda gözaltına alındığı belirtilmişti. (…) Bu operasyon kapsamında, 25 Eylül 1997’de Eryılmaz gözaltına alındı. Eryılmaz, Vasat isimli terör örgütündeki faaliyetleri nedeniyle 30 Eylül 1997 tarihinde tutuklanarak, diğer örgüt üyeleri ile birlikte cezaevine konuldu. Eryılmaz, 3 ay tutuklu yargılandıktan sonra tahliye edildi. Eryılmaz’ın, yargılama sonunda delil yetersizliğinden beraat ettiği bildirildi.
 
Radikal dinci örgüt Vasat’tan bir süre sonra koptuğu öğrenilen Eryılmaz, daha sonra DTP ile yakınlaştı. Emniyetteki kayıtlara göre Eryılmaz, DTP’nin 16 Aralık 2006’daki "Diyarbakır’dan Ankara’ya seçilmişler yürüyüşü" eylemine de katıldı. 
 
VASAT’TAN TRANSFER 
 
Radikal İslamcı Vasat Örgütü, adını Bakara Suresi’nde kullanılan "Vasat" sözcüğünden alıyor. "Orta ümmet ya da dengeli ve hayırlı" anlamına gelen Vasat örgütü 90’lı yılların başında Gaziantep, Adıyaman ve Kahramanmaraş, Malatya’daki faaliyetleriyle ismini duyurdu. Aynı adı taşıyan aylık bir dergi de çıkartan Vasatçılar, 1995’ten itibaren İstanbul’da da örgütlenmeye başladı. Emniyete göre örgütün temellerini şura başkanı olduğu belirlenen Şahmerdan Sarı attı.
 
Haberde Vasat Örgütünü ön plana çıkarmak üç yönden mantıksız. Birincisi Muhittin Eryılmaz’ın emekli bir imam olarak PKK’lıların toplantısına katılması yeterince önemli iken haberi gölgeleyecek Vasat ismini gündeme getirmek normal bir akıl için mantıklı değil. Mantıklı olmadığı içindir ki haber operasyon için kullanılmıştır. İkincisi: Haberde de belirtildiği gibi Muhittin Eryılmaz, Vasat Davasında delil yetersizliğinden beraat etmiştir. Vasat denilen grupla irtibatı FETÖcü mahkeme tarafından bile reddedilen Muhittin Eryılmaz’ın tekrar Vasat diye haberleştirilmesi manidar. Üçüncüsü:  Haberin operasyon amaçlı olduğunun en önemli delili “Vasattan Transfer” başlığı. Bu başlıkla Şahımerdan Sarı’nın PKK Terör Örgütüyle alakalı olduğu onunla birlikte olan insanların zaman zaman PKK’ya destek amaçlı transfer edildiği izlenimi oluşturulmuştur. Buraya kadar bu haberi yazan Zaman Muhabiri aşağılık teröristin işgüzarlık yaptığını söyleyebilirsiniz lakin bu haberden hemen sonra Emniyet ve Adana’daki FETÖCÜ polis ve savcıların resmi olarak dinlemeleri başlatması ve operasyona başlaması aradaki organik bağı apaçık ortaya seriyor. Kaldı ki bu tarihin bir başka önemi Şahımerdan Sarı’nın “Dinlerarası Diyalog Oyunu” ve “Dinlerin Tasnifi” isimli makale ve kitabında Terörist Başı darbeci Fethullah Gülen isimli kardinali isim vererek eleştirmesi. FETÖ’nün kendini eleştirenlere tavrı da malum.
 
2-      KARANLIK KURUL
 
Tek Türkiye isimli dizinin 24. Bölümünde “Karanlık Kurul” üyeleri ileride yapılacak Vasat Operasyonu haber veriliyor.  Bu bölümde Karanlık Kurul, “irtica” hikayelerinden sonra  Kurulun FETÖCÜ lideri aynen şöyle diyor: “Bir zamanlar bize çalışan Veli diye bir adam vardı hatırladınız değil mi. Veli çok işimize yaramıştı. İşte o Veli’yle tekrar çalışacağız. Veli’ye taşeron, dinsel gayeyi ve cihadı esas alan basit bir halk örgütü kuralım.”  Bu bölüm 2008 Mart Ayında yani Zaman Gazetesi’nin “DTP İmamı Vasatçı” çıktı haberinin hemen ardından yayınlanıyor. Haber ve Tek Türkiye Dizisinden hemen sonra da Gaziantep Emniyeti’ndeki FETÖcü polisler ve Adana’daki FETÖCÜ terörist savcı ve polisler hemen Şahımerdan Sarı hakkında soruşturma açıyor. Bu soruşturmadan bir yıl sonra da Şahımerdan Sarı ve arkadaşları hakkında Vasat adı altında gözaltı kararı aldırılarak dava açılıyor.  Tekrar diziye dönelim ve Karanlık Kurul’un liderinin sözünü tekrar hatırlatalım: “Veli’ye taşeron, dinsel gayeyi ve cihadı esas alan BASİT BİR HALK ÖRÜTÜ kuralım” sözündeki basit sözcüğüne odaklanalım. Şahımerdan Sarı ve arkadaşları tutuklandığında silah bulunmadı, terörist FETÖCÜ polisler evlere bomba da yerleştirmedi. Çünkü örgütün basit olmasına özen gösterilerek elinde silah olmasa bile tüm cemaatlerin, TERÖRİST BAŞI Fethullah Gülen’e  kayıtsız şartsız boyun eğmedikçe örgüt suçlamasına muhatap olacakları, hapiste çürüyecekleri mesajı Şahımerdan Sarı’nın üzerinden tüm insanlara haber verildi.
 
3-      DÖNEMİN GAZİANTEP EMNİYET MÜDÜRÜ ALİ YILMAZ ve FETÖ
 
İçişleri Bakanı Efkan Ala; “81 il Emniyet Müdürü’nün 74’ü FETÖ üyesi çıktı” açıklamasını yaptı Korkunç bir rakam. Lakin 74 sadece bir rakam değil. Altında kumpasların, alçaklıkların bulunduğu üçkâğıtları deşifre eden bir sayı.
 
Vasat Operasyonu sırasında Gaziantep’te görev yapan Emniyet Müdürü Ali Yılmaz’dır. Bu isim Gaziantep’ten sonra Antalya’ya atanmış ve daha sonra emekli olmuş ve Gülen Çetesinin kontrolünde olan Rixos Grup Kurumsal İlişkiler Direktörlüğüne getirilmiştir.10 Aralık 2012 yılında grubun içerisine giren Ali Yılmaz,  Rixos Grub’un Gülenciler adına açtığı üniversiteye 150 milyon (150 Trilyon) “himmetine” şahitlik etmiştir.  Bizzat Rixos Grubun sahibi Fettah Tamince Fetö soruşturması kapsamında FETÖ’nün kendisini tehdit ederek şirketlerini kontrol altına aldığını ifade etmiştir. (3)
 
4-      DÖNEMİN VASAT SAVCILARI ve HÂKİMLERİ YARGITAY’A KADAR TERÖR ZİNCİRİ OLUŞTURMUŞTUR
 
a.      Mehmet Düzgün: Vasat Davasının ilk savcısı Mehmet Düzgün, FETÖ Üyesidir ve üyeliğini bizzat kendisine ait sosyal medya hesaplarından hem de 17/25 Aralık tarihlerinde ifade etmiştir.

Mehmet Düzgün’e ait sosyal medya hesabı ilginç bilgilere tanıklık ediyor. (https://twitter.com/mehmetduzgun38 - hesabı kapattı) Hesabın takipçileri FETÖ Üyesi: Hakan Şükür, Osman Özsoy, Ahmet Turan Alkan, Zaman Yazarı Mümtaz’er Türköne, Ahmed Şahin, Nuh Gönültaş, Mehmet Baransu, Abdullah Aymaz, Kemal Gülen, Hidayet Karaca, Erhan Başyurt, Nazlı Ilıcak, Osman Şimşek, Bülent Korucu, Ekrem Dumanlı ve Faruk Mercan. Kurumsal takipçileri de şu isimler: Bank Asya, Fethullah Gülen Web Sitesi, Sosyal Pencere, Zaman Gazetesi…

Paylaşımları da ilginç.

Savcı Mehmet Düzgün, bu paylaşımları (siyaset kulubü) https://www.islahhaber.net/tahsiye-davasi-ndan-sonra--vasat-davasi-da-feto-nun-eseri-213856.html sitesinde deşifre edildikten sonra hesabını kapatıp (Kaçtı).

b-  Ahmet Mithat Temel: Mahkemenin ikinci savcısı adeta FETÖ’nün militanıdır.

Mahkemenin İkinci Savcısı Ahmet Mithat Temel FETÖ Adına Yeni Şafak Gazetesi’ne Baskın Düzenlemek İstemiştir. Haber 10 adlı sitede Ahmet Mithat Temel’in FETÖ’yü bir haberinde eleştiren Yeni Şafak’ın tüm bilgisayarlarına hukuksuz bir şekilde el koyma kararı aldığı ifade ediliyor. (4) Ahmet Mithat Temel’in sonradan FETÖ Üyesi olduğu açığa çıkmıştır.
 
 c-  Mahkeme Üyelerinin Tamamı FETÖCÜDÜR.
 
Önce mahkemenin hâkimlerinin isimlerini zikredelim: Adana Hakimi Müslüm Uzun, Adana Hakimi Cuma Afşar, Adana Hakimi İrfan Yıldız. Bu isimlerin tamamı hakkında Adana’da “paralel yapının amaçları doğrultusunda hareket ettikleri” gerekçesiyle HSYK tarafından inceleme başlatılmıştır. (5)
 
d-  Kararı Onaylayan YARGITAY ÜYELERİ FETÖ ÜYESİDİR
 
Vasat Davası’nı onaylayan Yargıtay 9. Ceza Dairesi Üyeleri hakkında Yargıtay tarafından soruşturma açılmıştır. Davayı onaylayan hâkimlerin isimleri şu: “AHMET TOKER, FİKRİYE ŞENTÜRK, ABDURRAHMAN KAVUN. Bu isimler Vasat Davası’nı FETÖ doğrultusunda onaylayan isimlerdir ve haklarında soruşturma açılmıştır. (6)
 
 
e-  FETÖ, IŞİD TERÖR ÖRGÜTÜNÜN ÖNÜNÜ AÇMAK İSTEMİŞTİR
 
Öncelikle Gazeteci Nevzat Çiçek’i dinleyelim: “Neden Antep sorusunun cevabını 2007'lere kadar götürmek lazım o dönem ABD, Türkiye'de El Kaide örgütleniyor diyerek Antep’te operasyon yaptırdı. Bu operasyonlarla birlikte bazı insanlarda bu kapsama tutuklandı ve Antep istihbaratların merkezi haline geldi ve Suriye savaşı ile birlikte bir taraftan sınırdan insan geçirilmeler organize edildi diğer taraftan şiddete bulaşmamış yapılara operasyon yaptırılarak bunların IŞİD'e kaymasının Türkiye'de IŞİD'i anlamak istiyorsanız önce legal çalışma alanını seçen STK'lar bünyesine neden o dönem operasyon yapıldığına bakmak lazım. (O dönem) Hizbullah partileşiyordu (ama) paralel her gün Mustazaf Der'e operasyon yapıyordu. Vasat Örgütüne Şahımerdan Sarı hoca ve etrafındakilere operasyon yapıldı. O dönem Türkiye'de hangi yapı sivilleşelim STK üzerinden çalışalım dedi operasyon yedi içinden insanlar bilinçli bir yerlere kanalize edilmeye çalışıldı. Bu bakımdan bu saldırıların alt yapıları ta 2007'ye kadar gidiyor IŞİD'de taşerondur ve 15 Temmuz üst aklının taşeronudur... Bölgede bu oyun çok uzun ve kanlı hesaplanıyor herkes ideolojisini hesabını bırakarak bir olacak ki bunun üzerinden gelelim. (7)
 
Peki, ABD, Gaziantep ve Güneydoğu özelinde operasyonlarını kime yaptırıyordu? Bildiniz Gaziantep ve Adana’da örgütlenen Fethullahçı terörist polis, savcı ve hâkimlere. FETÖ ve ABD’nin bu operasyonlarında üç amacı vardı:
 
Birincisi: Tüm İslami Cemaat ve oluşumları teröristbaşı Fethullah Gülen’e boyun eğdirmek.  FETÖ’nün operasyon emri veren yayınlarından “Tek Türkiye” isimli dizisinde tüm Türkiye’deki İslami Cemaatler hedef haline getiriliyordu. Dizinin 61. Bölümünde özellikle Doğu’daki cemaatlere silahsız terör örgütü muamelesi yapılacağı haber verilmiştir. Bu bölümde “Karanlık Kurul” üyeleri Van, Erzincan ve Urfa gibi şehirlerde dindarlara silahsız terör örgütü kumpası kurulacağını açık açık beyan etmişti. Yine dizinin 28. Bölümünde Çarşamba ve Perşembe denilerek Cübbeli Ahmet hedef gösterilmiş ve Türkiye’de terörist başı Fethullah Gülen’e boyun eğmeyen tüm cemaatlerin “Ergenekon’a” bağlı gösterilerek yok edileceği ilan edilmiştir. Bu algıyla da AK Parti Hükümetine; “Biz aslında İslami Cemaatleri değil size darbe yapmak isteyen Ergenekon’a bağlı cemaatleri yok etmek istiyoruz” mesajı verilmiştir.  
 
İkincisi: Tek Türkiye isimli dizinin 24. Bölümünde “Karanlık Kurul” üyeleri ileride yapılacak Vasat Operasyonu haber veriliyor. (8)  Bu bölümde Karanlık Kurul, “irtica” hikayelerinden sonra  Kurulun FETÖCÜ lideri aynen şöyle diyor: “Bir zamanlar bize çalışan Veli diye bir adam vardı hatırladınız değil mi. Veli çok işimize yaramıştı. İşte o Veli’yle tekrar çalışacağız. Veli’ye taşeron, dinsel gayeyi ve cihadı esas alan basit bir halk örgütü kuralım.”  Bu bölüm 2008 Mart Ayında yani Zaman Gazetesi’nin “DTP İmamı Vasatçı” çıktı haberinin hemen ardından yayınlanıyor. Haber ve Tek Türkiye Dizisinden hemen sonra da Gaziantep Emniyeti’ndeki FETÖcü polisler ve Adana’daki FETÖCÜ terörist savcı ve polisler hemen Şahımerdan Sarı hakkında soruşturma açıyor. (9) Bu soruşturmadan bir yıl sonra da Şahımerdan Sarı ve arkadaşları hakkında Vasat adı altında gözaltı kararı aldırılarak dava açılıyor.  Tekrar diziye dönelim ve Karanlık Kurul’un liderinin sözünü tekrar hatırlatalım: “Veli’ye taşeron, dinsel gayeyi ve cihadı esas alan BASİT BİR HALK ÖRÜTÜ kuralım” sözündeki basit sözcüğüne odaklanalım. Şahımerdan Sarı ve arkadaşları tutuklandığında silah bulunmadı, terörist FETÖCÜ polisler evlere bomba da yerleştirmedi. Çünkü örgütün basit olmasına özen gösterilerek elinde silah olmasa bile tüm cemaatlerin, TERÖRİST BAŞI Fethullah Gülen’e  kayıtsız şartsız boyun eğmedikçe örgüt suçlamasına muhatap olacakları, hapiste çürüyecekleri mesajı Şahımerdan Sarı’nın üzerinden tüm müslümanlara haber verildi.
 
Üçüncüsü: Türkiye’nin Altını Oymak ve Darbe. FETÖ masum insanları hapse atarak aynı anda iki şeyi hedefledi. İlk olarak Irak ve Suriye’de müslümanların parçalanmasına hizmet eden IŞİD gibi şebekelerin önünü açtı. İkinci olarak da Türkiye’nin fay hatlarını tetiklemek istedi. Bu noktada Derin Düşünce isimli sitede 2014 yılında yayınlanan bir analizi sizlerle paylaşmak istiyorum. (10) Analiz şu: “2006-2012 yılları!.. Dünyanın en çok terör örgütü mahkûmiyetlerinin yaşandığı yıllar. Çin bile çok arkalarda. İşte bundan dolayı “Demokratikleşme Paketi”, kimse üzerinde heyecan oluşturmadı. 2010 KPSS Sahtekârlığı bugünün çapulcuları için yapılmış olmasın. Gençler bu KPSS’den sonra devletten umudu kesmiş olmasın. Memur olmak için illa Camia Örgütü üyesi olmak mı lazım? Yine örgütün, mahkemelerde yargılanan kimselere düşman gibi saldırması Hükümetle yargılanan kimseler arasında bariyer oluşturmak için olmasın. Ya da Hükümete “onu alma beni al” yakarması. Mühendislik ustaca planlandı ve Sosyal taraflar keskinleşti nihayet Gezi’yle beraber hadiseler dış güçlerin kontrolüne geçti. Peki, ne yaptı Hükümet, yargı alanında 10 yılda? Makyaj!.. UYAP vs. ıvır zıvır işler. Salih Mirzabeyoğlu bile içerde. Meşhur TMK, bu dönemin eseri. Devlet içinde devlet olan ve Başbakanı bile hastane yatağında alacak olan Özel Yetkili mahkemeler de keza. Şimdi (FETÖ) diyor ki; “askerlerin içerde olması beni üzüyor.” Fay Hatlarıyla oynamayı iyi biliyor. Türkiye yeniden dizayn ediliyor. Kahramanımız yine sahnede: Yargı!..” Evet, Yargı, AK Parti Hükümeti’nin kurulmasından bu yana gerektiği zaman kolayca devirmek için Türkiye’deki tüm kesimleri bilinçli olarak hapse attı. Fethullah Gülen biliyordu, kendisine bağlı yargı böyle çalışmaya devam ederse istediği zaman AK Partiyi devirebilirdi. Mesele sadece zaman meselesiydi imkân değil.
 
Vasat Operasyonu ABD açısından üç boyutta önemliydi. Öncelikle Vasat Operasyonuyla IŞİD gibi örgütlerin Gaziantep’i üs edinmesini sağladı. Sonra silahsız bile olsa tüm cemaatlerin hedef olduğunu ilan ederek eşkıya Fethullah Gülen’e boyun eğmeyen tüm cemaatlerin yok edileceğini beyan etti. Son olarak İslami Camialarla AK Parti arasına duvarlar örerek AK Parti tabanını etkisiz hale getirmek ve AK Parti’yi yıkmak istediği zaman ortamın müsait olmasını sağladı. EVET, VASAT OPERASYONU ABD’de planlandı, Türkiye’de de FETÖCÜ alçak polis, savcı ve hâkimler tarafından da oynandı.  
 
SONUÇ:
 
Mahkeme, kanunlara göre kurulmuş olmasına rağmen bir terör örgütü olan Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) doğrultusunda karar almıştır. Baştan aşağı, aşağılık bir oyun, tezgah bulunmaktadır. Dava TAHŞİYE DAVASI’ndan bile iğrençtir. Çünkü TAHŞİYE DAVASI’nda Fethullahçı polisler, tam organize olamadıklarından mahkemeyi yanıltmak amacıyla TAHŞİYE Üyesi farz edilen kimselerin evine bomba yerleştirmişlerdi. VASAT DAVASI’nda ise buna bile gerek duymamış herhangi bir silah bulmamalarına rağmen ÇETENİN YARGITAY’a kadar organize olmasına duydukları özgüvenle delilsiz, silahsız, bir şekilde sanıkları mahkemeye sevk etmişler ve nihayetinde kararı Yargıtay’daki FETÖCÜLERE onaylatmışlardır. Aşağılık Terör Örgütü FETÖ’nün bu davadaki rolü başka hiçbir davada görülmeyecek derecede nettir. Bu yüzden FETÖ Üyesi Savcı ve hâkimler hakkında derhal işlem başlatılmalı ve derhal YENİDEN YARGILAMA YOLU açılmalıdır. 
 
 
B-         KARAR USUL YÖNÜNDEN ADİL DEĞİLDİR
 
 
1-          Sanığın Savunması Alınmamıştır:
 
Bir an için mahkemenin gerekçeli kararını kabul etsek dahi, mahkeme gerekçe gösterdiği bir hususla ilgili sanığa tek bir soru bile sorulmamıştır. Dava dosyasında sanığa, ne Allah’ın hâkimiyeti ne de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı olup olmadığına dair bir soru sorulmuştur. Dava dosyasını açıp okuyan herhangi biri rahatlıkla görür ki, mahkeme kendi indi görüşleriyle mahkemeyi yapmış ve kararını vermiştir. Sanığın savunması dahi alınmadan mahkemenin verdiği karar yok hükmündedir. SANIĞIN SAVUNMASININ ALINMAMASI YARGILI YARGISIZ İNFAZDIR. Adalet Mülkün temeli ise bu mahkemenin verdiği karar sonucu ancak şöyle denir. Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı veren üyeleri Mülkün Düşmanıdır. Çünkü savunma alınmadan karar verilmesi açıkça ZULÜMDÜR. Bu zulmün daha fazla devam etmemesi için yeniden yargılama kararı alınmalıdır.
 
2- Ceza Davaları Somut Olguya Dayanmalıdır:
 
Mahkeme Üyeleri, sanığın art niyetli olduğuna hükmetmiştir. Ellerinde “niyetmetre” mi var? Biz mahkeme reislerini insan bilirdik ama bu üyeler insanüstü varlıklarmış. Ceza Davaları niyetler üzerinden değil, somut olgular üzerinden yürür. şüpheler bile delil olamaz ve şüpheler sanık lehinedir. şüphelerle disiplin cezası verebilirsiniz ama ceza davasında şüphelerle hükmedemezsiniz.
 
3- Fikir, Terör Olarak Tarif Edilmiştir
 
Sanık ne demiştir? “Hâkimiyet Allah’ındır.” Ne bir fazla ne bir eksik. Bu söz, sanığın fikridir ve bu fikrin neresi terör olarak kabul edilmektedir. ALLAH demek terör suçu mudur? Her gün camilerde her vakit ve defalarca ALLAHU EKBER denilmemekte midir? ALLAHU EKBER yani ALLAH EN BÜYÜKTÜR. Bütün camileri kapatalım mı? Diyanet’in bastığı Kur’an-ı Kerim’lerde ALLAH’IN hâkim olduğunu beyan eden yüzlerce ayet vardır. O zaman DİYANET de TERÖR ÖRGÜTÜ MÜDÜR? Diyanet’e atama yapan devlet, terör organizasyonu mudur? Saçmalamanın da bir hududu vardır ama mahkeme üyeleri sınır tanımamaktadır.
 
4- Karar, Bırakın Hukuku Kanuna Aykırıdır
 
Mahkemenin kararı Yargıtay’ın önüne geldiğinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bile vicdanı isyan etmiş ve mahkemenin verdiği karar ile ilgili; “BU MAHKEMENĠN KARARI BIRAKIN HUKUKU KANUNA DA AYKIRIDIR” demiştir. Evet, vicdanı olan herkes bu karara isyan eder. Ancak paralel devlet yapılanması içerisinde olan kimseler, bu kararı savunur. Evet, insanlar, fikirleriyle insandır. İnsanların dünya görüşlerini mahkeme konusu yapmak İNSANI DAVA KONUSU YAPMAKTIR. Bu karar İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ SUÇTUR.
 
SONUÇ
 
Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin aldığı mahkumiyet kararı derhal durdurulmalı ve yeniden yargılama yolu açılmalıdır. BU KONU MAHKEMENİN ALDIĞI KARARDIR YAPACAĞIMIZ BİR ŞEY YOKTUR BASİTLİĞİNE FEDA EDİLEMEZ, MAHKEMEDE OLSA YAPILAN HAKSIZLIK DERHAL İZALE EDİLMELİDİR. İNSANLAR MAHKEMEYE ADALET İÇİN GİTMEKTEDĠR. YARGILI YARGISIZ ZULÜM DESTANLARI İÇİN DEĞİL. Evet, derhal yeniden yargılama kararı alınmalıdır.
 
Mahkeme, kanunlara göre kurulmuş olmasına rağmen bir terör örgütü olan Fethullah Gülen Terör Örgütü (FETÖ) doğrultusunda karar almıştır.

Kaynaklar;

(1) http://www.guncelgazete.com/detay.php?id=5388 Ayrıca http://www.hurriyet.com.tr/dtp-nin-imami-vasat-ci-8339638 vehttp://www.aktifhaber.com/dtpnin-imami-vasatci-cikti-158059h.htm
Kaynak : ISLAHHABER

Haber var islah eder, haber var ifsad eder