Video Foto Galeri Yazarlar
19.7.2019 - Cuma

Hizbullah'ın Filistinli mülteci katliamları!

Okunma: 3819
SURİYE 31 Temmuz 2014 12:36
Videoyu Aç Hizbullah'ın Filistinli mülteci katliamları!

İran ve Hizbullah'ın son dönemde Suriye'de yaptıkları katliamları gizleme ve Filistin üzerinden imaj tazeleme çabalarının üzerine Şii Emel Örgütü'nün (Hizbullah) 1985 yılımda Sabra ve Şatilla'da binlerce masum Filistinliye yaptıkları katliamı belgeleriyle sizlere sunuyoruz.

KahveKitap

Saldırının başlangıcı Ramazan ayının ilk günü (20.5.1985 pazartesi) gecesiydi.

Emel milisleri Sabra ve Şatilla kamplarına saldırarak Gazze Hastanesi’nde çalışanların tümünü tutuklayıp elleri yukarıda vaziyette Celul’da bulunan Emel bürosuna götürdüler.

Şiî kuvvetler, Kızılay’ın, Kızılhaç’ın ve ambulans araçlarının kamplara girişine engel oldular. Filistin hastanelerinin su ve elektrik şebekelerini kestiler.

20.5.1985 pazartesi günü sabah saat 5’te Sabra kampı yoğun bir havan topu ve 106 kalibrelik silahlarla saldırıya uğradı. Aynı gün saat 7’de Burc Al-Berâcine kampı da şiddetli bir havan topu saldırısına maruz kaldı.

Emel Örgütü’nün çığırından çıkmış olan bu saldırısı erkek, kadın, çocuk demeden herkesi kırıp geçiriyordu. Nebih Berri, Lübnan Ordusu’nun 6. Tugay Komutanlığı’nın çatışmaya girmesi ve Emel Örgütü kuvvetlerinin de Lübnan’daki Sünnî Müslümanların katledilmesine ortak olması için direktif yayınladı. Birkaç saat geçmemişti ki 6. Tugay var gücüyle çatışmaya girdi ve Burc Al-Berâcine kampını birkaç taraftan bombardımana tuttu.
Şunu da ifade etmek gerekir ki 6. Tugay’ı oluşturan fertlerin tamamı Şiî idi. el-Ketaibiyye Kuvvetleri de Filistin kamplarının top ve füzelerle bombardımana tutulmasına ortak olmuşlardı.

Micheal Aoun ile temsil edilen Lübnan Ordusu Komutanlığı 1984 Şubat ayından beri ilk defa 6. Tugay’a silah ve mühimmat desteğinde bulundu.

18.6.1985 tarihinde Filistinliler, Emel’in açtığı Kamplar Savaşı’ndan çıktılar. Korku ve endişeyle, kedi-köpek yemek zorunda bırakan açlıkla geçen tam bir ay sonra sığınaklardan çıktılar. Dışarı çıktıklarında gördükleri manzara, %90’ı harabeye dönmüş evler ve 3.100 ölü ve yaralıdan başkası değildi. Ve bir de kamp sakinlerinin %40’ını oluşturan 15.000 göçmen…
Emel’in, kamplarında güven içinde bulunan Filistinliler1 üzerinde işlediği korkunç olaylar kalemlerin vasfetmekten aciz kalacağı ve alna kara çalacak cinsten utanç verici bir durumdu.

Yapılan korkunç katliamlardan bazıları:

1- Filistinli engellilerin katledilmesi. Nitekim İtalyan Republica Gazetesi’nin muhabiri bu olaydan söz etmiş ve “Tam anlamıyla bir facia!” demiştir.

2- 26.5.1985 tarihinde bir sığınağı havaya uçurdular. Bu barbarca ve alçakça operasyon sırasında sığınakta yüzlerce yaşlı, çocuk ve kadın bulunmaktaydı.

3- Beyrut hastanelerindeki bazı Filistinlileri katlettiler. Sunday Telegraph Gazetesi muhabiri 27.5.1985 tarihinde “Filistinlilere ait bir grup ceset, boğazlarından kesilmiş vaziyette…” demişti.

4- Gazze Hastanesi’nde Filistinli bir hemşireyi, gözleri önünde yaralı birinin öldürülmesine karşı çıktığı için öldürdüler.

5- Associated Press Haber Ajansı, iki görgü şahidine dayanarak Emel milislerinin onlarca yaralı ve sivili katliamın sekiz günü boyunca üç kampta toplayıp öldürdüklerin ifade etmiştir.

6- İki gördü şahidi Emel üyelerinin ve 6. Tabur’un, aralarında yaralıların da bulunduğu 45’ten fazla Filistinliyi Gazze Hastanesi ve çevresinde öldürdüklerini gördüklerini söylemişlerdir.

7- Filistinli bir hanım, uzun ceset dizisinde bir yandan birilerini ararken bir yandan da “Yahudiler sizden daha iyiler!” diye bağırıyordu. Bir başka kadın da yüzünün bir kısmını örterek ölenler arasında aradığı kardeşini bulduğunda kurtlar cesedi kemiriyor, üzerinde sinekler uçuşuyordu.

8- Emel militanları, 2.6.1985 tarihinde Sabra kampının düşmesinin ardından zafer günü şenliklerindeBatı Beyrut sokaklarında “La ilahe illallah… Araplar Allah düşmanı!” diye bağırıyorlardı.2 Emel Örgütü’nden silahlı bir militan da Lübnan’daki Filistinliler bitene dek -ne kadar uzasa da- savaşa hazır olduğunu söylüyordu.

9- Kuveyt haber ajansları 4.6.1985 tarihinde ve el-Vatan Gazetesi 3.6.1985’te Emel Kuvvetleri’nin çirkin bir suç işlediklerini, Sabra kampı sakinlerinin gözleri önünde bu kamptaki 25 Filistinli genç kızın ırzına geçtiklerini belirtmişlerdi.
Demek ki Emel Hareketi’nin en önemli faaliyeti, Filistin’i Yahudi işgalcilerin elinden kurtarmak isteyen Sünnî Filistinlilerin varlığına son vermekti. Bu eylemlerin sebebi olarak Şia inancının; Şiîleri, Sünnîlere karşı kin beslemeye, tekfir etmeye, onları Yahudi ve Hıristiyanlarla eşit görmeye ve hatta onlardan daha azılı kâfir olarak görmeye yönlendirmesinden başka bir şey bilmiyoruz.
Tevfik el-Medînî3 bu sebeple şöyle demektedir:

“Emel Hareketi’nin gizli programı, silahlı Filistinli varlığına, Şiî toplumun güvenliğine yönelik ana tehdit olarak bir son vermektir. Bu da Güney Lübnan güçleri üzerine saldırı düzenlemede İsrail’e bir gerekçe sunmaktadır.”

İsrail Ordusu’nun Lübnan’a girip Şiî ortaklığıyla Filistinli grupların kökünü kazımasının ardından Şiîler, Lübnan’ın güneyinde Siyonist İsrail askerlerini güllerle karşılamışlardı.4

Emel Partisi liderlerinden Haydar ed-Dâyih şunları söylemektedir: “Biz İsrail’e karşı silah taşıyorduk. Fakat İsrail kollarını bize açtı ve yardım etmek istedi. İsrail bize güneyden Vahhabî Filistin terörünü söküp atmamız için yardım etmişti.”5

Kaynak:

1.  Bu katliamlara Humeyni tarafından herhangi bir kınama yayınlanmış dğildir. İşlenen bu zincirleme katliamların durdurulması hususunda hiçbir rol üstlenmemiştir. Hatta Şeyh Esad Beyyûd et-Temîmî, (Allah rahmet eylesin) Gazi Abdulkadir el-Huseynî ile birlikte 1986 yılında Filistin halkına karşı işlenen Şiî katliamlarının durdurulmasını talep etmek üzere İran’a gitmiş, fakat Humeyni’nin reddiyle karşılaşmıştır. Daha sonra yardımcısı Muntazarî’ye gitmişler ve bunun üzerine Muntazarî, bu katliamları kınayan ve Humeyni’nin öfkelenmesine neden olan bir fetva yayınlamıştır. Bu fetva, Muntazarî’nin başkan yardımcılığından azledilmesinin bir sebebi olarak görülmektedir. (Muhammed Esad Beyyûd, “Mâzâ Yecrî fî Lübnân/Lübnan’da Neler Oluyor?” adlı makale, Mufekkiratu’l-İslâm, 27.8.1427h./20.9.2006m).

Üstad Fehmî Huveydî şunları söylemiştir: Emel Örgütü’nün, kamplarda Filistinlileri katletmesi sırasında Humeyni sessizliğini bozmamıştır. 20 Haziran 1985 tarihinde bayram namazından sonra insanlara hutbe okurken de kamplarda Filistinliler üzerinde gerçekleştirilen savaşa hiç değinmemiştir. Yakınındaki bazı kimselere sorduğumda “İmam, çeşitli kuvvet akımları arasında bir denge unsurudur. Kendine göre hesapları ve özel dengelemeleri bulunmaktadır.” dediler. (Fehmî Huveydî, İran mine’d-Dâhil/Kendi İçinden İran, s. 404).

2. Kuveyt el-Vatan Gazetesi, 3.6.1985, (Emel ve’l-Muhayyemâtu’l-Filistîniyye, s. 99)
3. Emel ve Hizbullah fî Halebeti’l-Mucâbehât, s. 81.

4. Bunları Subhî et-Tufeylî, 29 Receb 1424h/25 Eylül 2003 tarihli 9067 syılı el-Şark el-Evsat Gazetesi’ndeki röportajında ifade etmiştir. Aynı olayı Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah da Hizbullah’ın enformasyon birimi tarafından yayınlanan Sicillu’n-Nûr adlı kitabın 227. sayfasında teyit etmiştir. (Irâk bilâ Kıyâde, Âdil Raûf, s. 266’dan naklen)
5. el-Üsbû’ el-‘Arabî Dergisi, Haydar el-Dâyih ile röportaj, 24.10.1993.

Katliamla ilgili gazete manşetleri:



"Lübnan'da Filistin kamplarındaki Şii Emel kuşatmasının kalkması, binlerce mazlum insana nefes alırdı. Fakat sıkıntılı geçen yıllar ve son 6 ayda bu kamplarda süren açlık ve sefalet, Filistinlileri ölüm korkusundan başka bir şeyi düşünmez hale getirdi. Kamplarda binlerce insan açlıktan can çekişirken, genç ihtiyar, kadın çocuk sakat kaldı. Salgın hastalıklar sürüyor.

Lübnan’ın Başşehri Beyrut'ta, Suriye birliklerinin baskısı neticesi Şii Emel milislerinin şimdilik kuşatmasından kurtulan Filistin kamplarında, artık fare eti yemeye bile alışan halkın hürriyeti" mânâsız bir tavırla karşıladığı bildirildi.
 
Geçtiğimiz Kasım ayından Mart sonuna kadar Şii Emel milislerinin kuşatması altında bulunan Sabra, Şatilla ve Burç el Barajneh kamplarında, sürekli bombardıman sebebiyle tek bir sağlam binanın kalmadığı haber veriliyor. Son 6 aylık muhasara döneminde, 7000 kişinin öldüğü, 2000 kişinin de sakat kaldığı kamplara giren gazeteciler, bölgede tam bir hüzün ve sabır havasının hâkim olduğunu bildiriyorlar. Kuşatma sırasında yiyecek sıkıntısı sebebiyle kedi, fare ve köpek yemek zorunda kala kamp sakinlerinin, sık sık şehre inerek, yeni bir kuşatma ihtimaline karşı çuvallar dolusu yiyecek satın alıp stok yapmaya çalıştığı bildiriliyor."



 

Kaynak : Milathaber.com

Haber var islah eder, haber var ifsad eder