Video Foto Galeri Yazarlar
18.8.2018 - Cumartesi

Irak'ta tutuklu 'IŞİD'in aile mensupları' Türkiye'ye iade edilmeyi bekliyor

Okunma: 3697
IRAK 5 Mayıs 2018 12:23
Videoyu Aç Irak'ta tutuklu 'IŞİD'in aile mensupları' Türkiye'ye iade edilmeyi bekliyor

"En zor şey bizim çocuklarımızın orada esir olması. Bizim çocuklarımız orada hangi koşullarda? Aç mı, susuz mu? Betonda mı yatıyorlar? İşkence mi görüyorlar? Bilmiyoruz,"

"Bizim her günümüz ızdırap. Bugün Hatice yaşıyor mu yaşamıyor mu? Bugün Hatice öldü mü ölmedi mi? Çocukları mı öldü, Hatice mi gitti? Her günümüz böyle."

Fadime Maden'in yeğeni Hatice Cırcır'dan bahsederken sık sık gözleri doluyor.

"Ben onun anası gibiyim, teyzesi değil," diyor. Konya'nın Meram ilçesinde evleri yan yana. İki kız kardeşin çocukları kardeş gibi büyümüş, teyzelerini anneleri bilmişler.

32 yaşındaki Hatice Cırcır, bugün Irak'ın başkenti Bağdat'taki bir cezaevinde tutuluyor. IŞİD'e yardım etmek suçlamasıyla yargılanan yüzlerce kadından biri. 6 yaşındaki kızı ve 1,5 yaşındaki oğlu da kendisiyle birlikte yedi aydır hapis.

Fadime Maden, "En zor şey bizim çocuklarımızın orada esir olması. Bizim çocuklarımız orada hangi koşullarda? Aç mı, susuz mu? Betonda mı yatıyorlar? İşkence mi görüyorlar? Bilmiyoruz," diye konuşuyor.

Yetkililerden bir an önce devreye girip Hatice ve benzeri durumdaki diğer kadınların Türkiye'ye iade edilmeleri için harekete geçmelerini istiyor.

'IŞİD'in aile mensupları'

Irak'ın Telafer kentinin Ağustos 2017'de IŞİD'in elinden alınmasının ardından yabancı ülke vatandaşı yaklaşık 1700 kadın ve çocuk Irak güçlerine teslim olmuştu.

Yanlarında bir erkek olmaksızın teslim alınan bu kadınlar "IŞİD'in aile mensupları" olarak nitelendirilmişti.

Kadınların büyük bölümü IŞİD'e yardım ve yataklık ettikleri gerekçesiyle tutuklanmış, askeri operasyonların bitmesinin ve Irak'ın IŞİD'i yenilgiye uğrattığını ilan etmesinin ardından yargılama süreci başlamıştı.

Bağdat'taki alıkonma merkezinde tutulan ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu düşünülen en az 328 kadın ve 600 kadar çocuk olduğu sanılıyor.

Bu kadınların en az 42'sinin idam cezasına çarptırıldığı, en az 18 Türk kadının da müebbet hapis cezası aldığı belirtiliyor.

Ocak ayında Almanya vatandaşı olduğu belirtilen bir kadın da IŞİD'e lojistik destek verme suçlamasıyla idam cezasına çarptırılmıştı.

Irak'taki Terörle Mücadele Yasası, IŞİD adına eylemlere karışmasalar dahi şüphelilerin örgüte üye olmak ya da yardım ve yataklık suçlamalarından idam cezasına çarptırılmalarına olanak tanıyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, bu yargı süreçlerinin "adil olmadığını" savunmuştu.

'Haticemin eline silah almışlığı yok'

Irak, halihazırda mahkemelerinde yargılanan suçluların iadesini öngören bir uluslararası anlaşma ya da sözleşmeye taraf değil.

Ancak Türkiye ile Irak arasındaki hukuki-adli yardımlaşma anlaşması gereği suçluların belli şartlarda iadesi mümkün.

Nitekim benzeri bir durumda, Bağdat hükümeti, Şubat ayında IŞİD üyesi olmakla suçlanan dört Rus kadın ve 27 çocuğu Moskova'ya iade etmişti. Şimdi bu kadınların Rusya'da yasa dışı yollardan Irak'a girmek suçlamasıyla yargılanması söz konusu.

Irak hükümetinin tüm IŞİD davalarını ivedilikle ele alması ve böylelikle ülkede seçimler yaklaşırken iç kamuoyuna "Terörle mücadelede taviz yok" mesajı vermesi bekleniyor.

Nitekim Başbakan Haydar El İbadi, Irak'ta her kim suç işlemişse Irak'ta yargılanacağını söyleyerek sert bir çıkış yapmıştı.

Ancak Fadime Maden, yeğeni Hatice Cırcır'ın Irak'ta hiçbir suça karışmadığında ısrar ediyor, "Benim Haticemin eline silah almışlığı yoktu," diyor.

Maden'in ifadesine göre Hatice Cırcır, eşi Yusuf'un "Çocukları götürürüm, yüzlerini göremezsin" tehdidi üzerine 2014 yılında üç çocuğu ve karnındaki bebeğiyle Suriye'ye gitmek zorunda kalmış.

'Sınırlar neden güvenli değil?'

Maden, yeğeni ve ailesinin Suriye'ye gidişini engellemek için yetkililere ihbarda bulunduklarını, ancak bunun da bir işe yaramadığını anlatıyor:

"Benim oğlum şikayetçi oldu. Bizim kızımızı damadımız kaçırıyor diyerekten. O gün Antep'te yakalandılar, tutuldular. Oğlum aldı geldi hepsini, hem kızımızı hem çocuklarını hem kocasını. Ama bir hafta sonra bir gün bir baktık, bir gece tekrar gitmişler. O kadar kolay ki. Gidenler bir gecede geçiyorlar.

"Bütün ülkelerden gelen insanlar, IŞİD'e katılan insanlar bizim Türkiye'den geçti. Sınırlar neden güvenli değil? Sen vatandaşın geçtiğini biliyorsun, bir gün önce şikayet ediliyor, bir hafta sonra tekrar nasıl geçiyor oradan?

"Bizim çocuklarımız Suriye'ye giderken nasıldı? Çarşıya gider gibi. Giderken çok kolaydı. Dönerlerken duvarlar örüldü, yollar tehlikeye girdi. Peki niye bu insanların oraya gitmesine izin verildi?"

'Çok sayıda tünel var'

Türkiye, Suriye sınırının giriş-çıkış denetimindeki zaafiyet nedeniyle uluslararası toplumun da eleştirilerine konu olmuş, özellikle Avrupa Birliği karşı karşıya kaldığı yoğun göç akınının ardından Türkiye'den sınır kapılarını sağlamlaştırması talebinde bulunmuştu.

Avrupa Birliği ile Türkiye arasında varılan mülteci anlaşmasının ardından da Suriye sınırından geçişler daha sıkı kontrol edilir hale gelmiş, 911 kilometrelik sınıra duvar inşasına başlanmıştı.

Fırat Kalkanı Harekatı'yla Türk ordusunun kontrolüne geçen Cerablus bölgesinde görev yapan Özgür Suriye Ordusu ÖSO komutanı Anas Haji Yahya, BBC Türkçe'ye yaptığı açıklamada, Rakka'dan, Menbiç'ten Türkiye'ye gelmek isteyen çok sayıda kişi olduğunu, bu geçişleri önlemek için Türk ordusuyla birlikte çalıştıklarını söylüyor.

600 dolara geçiş iddiası

Türkiye-Suriye sınırında insan kaçakçılarının halen yer yer faaliyet gösterdiği, kişi başı 600 ABD doları gibi ücretler karşılığında Suriye'den Türkiye'ye geçişler yapma girişiminde bulundukları biliniyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü bu hafta Türkiye'nin geçişleri engelleme konusundaki tutumunu eleştirmiş, Türkiye'ye girmeye çalışan sığınmacıların kendilerine ateş açan Türkiyeli sınır muhafızları tarafından öldürüldüğünü ve yaralandığını ileri sürmüştü.

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü (GİGM) ise iddialara "Türkiye, örgütlere karşı sınırlarının güvenliğini sağlarken açık kapı politikasından ödün vermek zorunda kalsa dahi sınırlarına gelen ihtiyaç sahibi Suriyelileri ülkesine kabul etmeye devam etmiş, gelen Suriyelilere ateş açmamış, asla şiddet uygulamamıştır" diye yanıt vermişti.

Fadime Maden, yeğeni Hatice Cırcır'ın Türkiye-Suriye sınırından geçiş kolay olduğu için IŞİD tarafından Irak'ın Telafer kentine sürüldüğünü söylüyor.

Eşi Yusuf'un ölmesinin ardından kaçmasın diye Telafer'e gönderilen Hatice'nin buradaki bir bombardımanda 11 ve 13 yaşındaki iki oğlunu da kaybettiğini anlatıyor.

Hatice Cırcır'ın Türkiye'ye kaçmak için çok çabaladığını ancak IŞİD'in buna imkan vermediğini söyleyen Maden, yeğeninin Bağdat'taki bir hapishanede tutulduğunu da kendi çabalarıyla öğrendiklerini ifade ediyor.

Maden, Hatice'nin yargı önüne çıkıp çıkmadığını bilmediklerini, ancak benzeri durumdaki Türk kadınların idam cezasına çarptırılmalarının ardından kaygılarının tırmandığını söylüyor:

"Orada iki tane torunumuz var. Biri 7 yaşında, biri 2 yaşında. O çocukların gözünün önünde bir annenin asılması ne demektir yani? Bu kadınlar ellerine silah almamışlar, bu çocuklar ellerine silah almamışlar.

"Erkekler olsa tamam. Ama kadınlar kandırıldı, çocuklar zaten tüm suçsuz, masum çocuklar. Koca mağduru olmuş bunlar, çocuklar da baba mağduru olmuş. Bu çocukların ölmesine nasıl izin veririz? Bu kadınların asılmaması lazım. Bu insanların ölmemesi lazım.

"Biz bunları düşünüyoruz vallahi uykularımız kaçıyor. Korkup böyle tortop duruyoruz. Ayağımızı uzatamıyoruz, kolumuzu deviremiyoruz. Gece yatıyoruz, düşünüyoruz: Haticegil ne yapıyor? İdam olursa onun çocukları ne yapar? Hep böyle tasa. Böyle kaygı. Böyle acı. Böyle korku."

Kaynak : BBC

Haber var islah eder, haber var ifsad eder