Video Foto Galeri Yazarlar
15.10.2019 - Salı

İran'dan tankerleri karşılıklı bırakma sinyali

Okunma: 279
İRAN 25 Temmuz 2019 11:37
Videoyu Aç İran'dan tankerleri karşılıklı bırakma sinyali

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin, “Avrupalı ülkeler Cebelitarık’taki haksızlığa son vermesi halinde uygun bir cevap vereceğiz” sözleri, alıkonulan İngiliz tankerin serbest bırakılmasının İran’a ait 'Grace 1' petrol tankerinin serbest bırakılmasına bağlı olduğu sinyalini verdi. Öte yandan İngiltere ise İran’a arabulucu yolladığı iddialarını reddetti.

KahveKitap
Ruhani, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun geçtiğimiz Cuma günü İngiliz bandralı Stena Impero isimli petrol tankerine el koymasının ardından, ABD ve İngiltere’den uluslararası sularda seyrüsefer güvenliğini sağlama çağrılarına yanıt verdi.

“Hürmüz Boğazı ve Körfez güvenliğini sağlamak, öncelikli olarak İran ve bölge ülkelerinin sorumluluğundadır” diyen Ruhani, stratejik geçide yönelik uluslararası ilgiyi “başkalarını ilgilendirmez” diye değerlendirdi.

Ruhani, “Bu ülkeler, uluslararası çerçevelere uyar ve Cebelitarık'ta olanlar da dahil olmak üzere yanlış eylemlerini bırakırlarsa uygun bir cevap alırlar” dedi.

Ruhani, Devrim Muhafızları’nın İngiliz tankerini alıkoymasıyla ilgili olarak, “Hürmüz Boğazı ciddiye alınmayacak ve uluslararası kurallarla oyun oynanacak bir yer değil. Tüm dünya Basra (Arap) Körfezi'nde güvenliği sağladığı için İran Devrim Muhafızları'na müteşekkir olmalıdır” ifadelerini kullandı.

Ruhani, açıklamasının devamında, “Kimsenin Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi’nde kaos oluşturmasına izin vermeyeceğiz. Biz, bazı Avrupa ülkeleri ile olan gerginliğin ve askeri çatışmanın arkasında değiliz” dedi.


Hunt’tan deniz misyonu açıklaması

İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, İran'ın İngiliz petrol tankerini alıkoymasını "devlet korsanlığı" olarak niteleyip, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz taşımacılığının korunması için Avrupa liderliğinde deniz koruma misyonu oluşturmak istediklerini bildirdi.

Tahran'ı uyaran Hunt, “İran'ın bu tehlikeli yolda devam etmesi durumunda, kıyı şeritleri boyunca uzanan sularda daha büyük bir Batı askeri varlığı gibi bir bedeli kabul etmeleri gerekecek” ifadesini kullandı.


Zarif: Burası bizim kara sularımız ve bunu koruyacağız

İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif ise buna karşılık olarak, “İran çatışma istemiyor ancak Basra Körfezi'nde bin 500 mil uzunluğunda kıyı şeridimiz var. Burası bizim kara sularımız ve bunu koruyacağız” dedi.

Ali Hamaney'in Askeri Danışmanı Hüseyin Dahkan, dünkü açıklamasında, Hürmüz Boğazı'nın statüsünde herhangi bir değişikliğin tehlikeli karşılaşmanın kapılarını açabileceğini söyledi.

AFP’nin haberine göre Ruhani’nin açıklamaları, Tahran’ın İngiltere ile tanker değişimine hazır olduğu sinyali şeklinde değerlendirildi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Tahran-Washington hattında nükleer program ve yaptırımlarla ilgili dolaylı müzakerelerin yapıldığı iddia edildi.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin dün yaptığı açıklamalar ‘tanker değişimi’ hususunda yeni yapılmış bir öneri değildi. Zira geçtiğimiz Pazartesi İran Dış İlişkiler Stratejik Konseyi Başkanı Kemal Harazi de Cebelitarık’ta tutulan İran tankerinin serbest bırakılmasının, İran’da İngiltere tankerinin serbest bırakılmasının yolunu açan bir ‘yasal süreç’ başlatacağını dile getirmişti.

İran kanadından yapılan tüm bu yorum ve açıklamalar da Tahran’ın, Cebelitarık’ta alıkonulan petrol tankerine yanıt vermek için İngiltere’ye ait petrol tankerine el koyduğuna işaret ediyor.


İsviçre devrede

İsviçre Dışişleri Bakanlığı’ndan önceki gün yapılan açıklamada, İsveçli bir şirkete ait olan ve geçtiğimiz Cuma İran tarafından el konulan Stena Impero tankeri için Tahran ve Londra ile görüşme halinde oldukları bildirildi.

Açıklamada, “İsveç, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerden endişe duyuyor. İsveç ve Avrupa Birliği açısından seyrüsefer özgürlüğünün korunması çok önemlidir. Bölgedeki duruma yönelik ciddi tehlike göz önüne alınacak olursa, atılan adımların gerginliğin düşürülmesine katkıda bulunması da aynı şekilde önemlidir. İsveç, İngiltere, İran ve diğer ilgili taraflarla çeşitli seviyelerde diyalog yürütmektedir. Sorunlara çözülmesini ve gergin durumu sakinleşmesini umuyoruz” denildi.

Öte yandan İngiltere’nin İran’ın alıkoyduğu tankeri serbest bırakması için Tahran’a arabulucu gönderdiği yönündeki iddiaların haber ajansları tarafından servis edilmesi üzerine, önceki gün Reuters’a konuşan İngiliz bir kaynak, İran’a arabulucu olarak herhangi bir temsilci göndermediklerini söyledi.

Tesnim haber ajansı, dün sabah, Ali Hamaney'in Ofis Başkanı Muhammed Muhammedi Golpayegani’nin, “İran'da bir zamanlar bakan ve milletvekilleri atayan bir ülke, şu anda İran'a arabulucu gönderecek noktaya geldi" ifadelerine yer verdi.

Arabuluculuk ile ilgili tartışmalar, Umman Dışişleri Bakanı Yusuf bin Alevi’nin Cumartesi günü İran’a düzenleyeceği ziyaret öncesinde gelmesi dikkati çekti.

Umman Dışişleri Bakanlığı’nın Twitter hesabından geçtiğimiz Pazartesi yapılan açıklamada, Alevi’nin ‘ikili ilişkiler ve özellikle bölgedeki son gelişmelere ilişkin önümüzdeki Cumartesi günü İran’ı ziyaret edeceği’ aktarıldı.

Alevi’nin yapacağı ziyaret, Maskat’ın Tahran ile Londra arasında arabuluculuk yapıp yapmayacağı sorusunu beraberinde getirdi.

Ruhani, dünkü açıklamasında, ülkesinin müzakereler için hazır olduğunu ifade etti.


Ruhani: Adil müzakerelere hazırız

Ruhani, "Ülkenin icra görevlerinden sorumlu olduğumuz sürece, sorunları çözmek için adil, yasal ve gerçek müzakerelere tamamen hazırız. Ancak, müzakere adı altında teslim olma masasına oturmaya hazır değiliz” dedi.

Ancak Ruhani’nin müzakere konusunda benimsediği tavır, Ali Hamaney’in tutumuyla çelişiyor. Zira Hamaney daha önceki açıklamasında, ABD ile yapılacak müzakere için “katmerli zehir” tanımını kullanmıştı.

İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif de geçtiğimiz hafta, ülkesinin nükleer anlaşma hususunda yeniden müzakereleri reddeden tavrından geri adım attı. Zarif, New York’ta yaptığı açıklamada, nükleer anlaşmadaki maddelerin bazıları için ülkesinin müzakereye açık olduğunu ifade etti.

Zarif’in müzakereye açık olduğunu söylediği madde, İran’ın bazı yükümlülüklerinin sona erdiği dönemi kapsıyor ve anlaşmanın en önemli kısımlarından birini oluşturuyor. Söz konusu kısma, ABD’nin eski Başkanı Obama tarafından 2 yıl boyunca yürütülen müzakereler sonucu varılmıştı.

Ancak Zarif’in sözünü ettiği kısım, balistik füze programı ve İran’ın bölgedeki faaliyetlerini kapsamıyor. Bu iki konu ise ABD’nin anlaşmadan çekilme gerekçesiydi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Mayıs 2018'deki nükleer anlaşmadan çekilme ve İran'a ekonomik yaptırımlar uygulama kararının ardından Tahran ve Washington arasındaki ilişkiler kötüye gitmişti.
Kaynak : Şarku'l Avsat
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...


Haber var islah eder, haber var ifsad eder