Video Foto Galeri Yazarlar
21.7.2019 - Pazar

İran'ın Hürmüz tehdidi sürüyor

Okunma: 534
GÜNDEM 25 Nisan 2019 15:40
Videoyu Aç İran'ın Hürmüz tehdidi sürüyor

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Washington ile esir değişimi için bir müzakere teklifi sundu. Bununla birlikte ABD’yi, İran’ın petrol ihraç etmesine engel olmaya çalışması durumunda karşılaşacağı sonuçların yanı sıra Hürmüz Boğazı kullanımı konusunda da uyardı.

KahveKitap
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, bu uyarısını hem Asia Society (Asya Toplumu) Merkezi’nde hem de New York’ta BM Genel Kurulu’nun üst düzey toplantısında Dünya Barış İçin Çoğulculuk ve Diplomasi Günü’ne dair yaptığı konuşmasında tekraren dile getirdi.

Zarif, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi’nin İran petrolüne yönelik yaptırımlarda tanımış olduğu muafiyetleri durdurma kararına şu sözlerle yorum getirdi:
“İnanıyoruz ki İran, petrolünü satmaya devam edecek. Petrolümüz için alıcı araştırmayı ve petrol ürünlerimizin geçişi için güvenli bir koridor olarak Hürmüz Boğazı’nı kullanmayı sürdüreceğiz”.
Konuşmasına İran Devrim Rehberi Ali Hamaney’in açıklamalarının altını çizerek devam eden Zarif, “ABD, bizi bundan men etmeye çalışmak gibi çılgınca bir önlem alırsa sonuçlarına hazır olması gerekir” uyarısında bulundu ancak bu ‘sonuçların’ tam olarak ne olduğu konusuna bir açıklık getirmedi.
Zarif, sözlerini “Trump yoğun baskı politikası ile İran’a daha fazla baskı uygularsa bize boyun eğdirebileceğini sanıyor. Ancak bu hatalı bir yaklaşım zira İranlıların baskılara karşı bir alerjisi var” ifadeleri ile sürdürdü.



Tahran’a yönelik Amerikan yaptırımlarının hedefinde daha fazla müzakere mi yoksa rejim değişikliği mi olduğu sorusuna ise Zarif, “B Takımı, yani ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu gibi anıldıkları isimler ‘b’ harfiyle başlayanlar, en hafif değerlendirme ile rejimi değiştirmek istiyorlar. Şu ana kadar bir kriz yaşanmadı ancak durum kritik. Olaylar… mümkün. B Takımı’nın özellikle Amerikan başkanlık seçimlerine yaklaşıyorken bölgenin herhangi bir noktasında bir olay planlamasını uzak bir ihtimal olarak görmüyorum. Ancak henüz oralara varmadık” cevabını verdi.
Bununla birlikte Zarif, Washington ile Tahran’ın ortak önceliği olması dolayısıyla hem Irak hem de Afganistan’a istikrar getirmek için ABD ile işbirliği önerisinde bulundu. Ayrıca İngiltere-İran vatandaşı olan ve 2016 yılından bu yana İran’da alıkonan yardım gönüllüsü Nazanin Zagari Ratcliffe ile ABD’den iade talebine dayalı olarak 3 yıldır Avustralya’da tutulan İranlı bir kadının değişimine hazır olduğunu belirterek, “Onlar için gerçekten üzülüyorum. Zagari Ratcliffe meselesinde yardım etmek için elimden gelen çabayı gösterdim. Ancak kimse Avustralya’da hapisteyken çocuk doğuran hanımdan bahsetmiyor. Şimdi masaya açık bir teklif sunuyorum: Bu iki hanımın değişimi yapılsın. İran 6 ay önce ABD’ye esir değişimi için anlaşmaya açık olduğunu iletmişti ancak henüz bir cevap alamadı. ABD’den teslim taleplerine dayalı olarak tüm bu insanlar ABD’de hapiste. Kendileri hakkındaki iddiaların zayıf olduğunu düşünüyoruz. ABD, sanıyor ki İran’dakilere yöneltilen suçlamalar zayıf. Şimdi bunu tartışmayalım. Gelin esirleri değiştirelim. Ben hazırım; bunu gerçekleştirmek için yetkim var” ifadelerini dile getirdi.

BM Genel Kurulu’nun üst düzey toplantısında Zarif, ‘ülkesinin daima barış için çoğulculuk ve diplomasiyi savunduğunu ifade ederek, “Kitlesel diplomatik çabalar, akıllıca bir seçenek olmakla kalmayıp aynı zamanda tek çözümdür de. Uluslararası siyasette tek kutuplu bir dönem yaşandıysa da şimdi onun devri geride kaldı. Bizim de bölgesel ortaklık için yeni ve kapsamlı bir yaklaşım ortaya koymak adına geçen hafta sonu Bağdat’ta Irak’a komşu ülkelerin milletvekilleri ile bir araya gelmek; Astana süreci doğrultusunda Suriye krizi için Suriye, Türkiye ve Rusya ile işbirliğini güçlendirmek; Afganistan’da barış ve istikrar için bölgesel ve gerçekçi bir yaklaşım benimsemek; Pakistan ile bölgesel istikrar ve terörle mücadele için çok taraflı bir yaklaşım konusunda görüşmeler yürütmek; geçen hafta Hazar (Kazvin) Denizi anlaşmasını etkinleştirmek için Hazar Denizi’ne kıyısı olan ülkelerin üst düzey yetkilileri ile toplanmak ve Yemen meselesinde Stockholm sürecini kolaylaştırmak gibi ‘diplomatik girişimlerimiz’ oldu” ifadelerini kullanmakla birlikte ülkesinin ABD’nin ‘usulsüz’ olarak çekilmesinden sonra nükleer anlaşmaya bağlı kaldığını yineledi.

Son olarak ABD’yi, ‘Güvenlik Konseyi’nin 2231 no’lu kararı gereğince yükümlülüğünü yerine getirmeye çalışanları cezalandırmak’ ile suçlayarak ABD’nin uluslararası kanuna ve Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı olarak başkalarına dayattığı hiçbir baskıyı kabul etmeyeceğini belirtti.
Kaynak : şarkul avsat

Haber var islah eder, haber var ifsad eder