Video Foto Galeri Yazarlar
22.7.2019 - Pazartesi

IŞİD Taliban'ı Uyuşturucu taciri ve milliyetçi olarak tanıttı

Okunma: 4312
GÜNDEM 25 Ocak 2016 23:59
Videoyu Aç IŞİD Taliban'ı Uyuşturucu taciri ve milliyetçi olarak tanıttı

IŞİD'in resmi dergisi Dabıq'ın 13. sayısı çıktı. Derginin içeriğine dair değerlendirme yazısını ilginize sunuyoruz.

KahveKitap

IŞİD’in İngilizce yayımlanan Dabıq dergisinin 13.sayısı 2 Aralık’ta Kaliforniya San Bernardino’da gerçekleşen saldırıyı öven bir makale ile başlıyor. Ebu Bekir el-Bağdadi’nin propagandistleri saldırının sorumlusu çiftin yalnızca rahat hayatı değil bir daha göremeyeceklerini bildikleri kızlarından da vazgeçtiğini belirtiyor.

“Halife Bağdadi" daha fazla Müslümanın bu çiftin adımlarını takip etmesini istiyor; "Allah asil kardeşimiz Syed Rizvan Faruk ve mübarek eşinin fedakarlıklarını kabul etsin, onları şehitler arasına alsın ve amellerini Amerika’da, Avrupa’da, Avustralya’da daha fazla insanın uyanması için vesile kılsın." 

Bununla birlikte derginin büyük bir kısmı başka meselelere de tahsis edilmiş. Kapak konusu ise Sünni cihatçıların Şiileri tanımlamak için kullandıkları “Rafizi” terimi yani “ayrılan”ları kınama özelliğindedir.

Dergini kapak konusu: Rafıziler

Dabıq dergisinin geçmiş sayılarında olduğu gibi IŞİD sürekli olarak El Kaide ve Taliban’ı eleştirmekte. Kapakta belirtilen makalede Eymen el Zevahiri Şiilere karşı yumuşak davranmakla suçlanmaktadır. “Halife Bağdadi”nin cihatçı rakiplerini takıntı haline getirmiş durumda olduğu anlaşılmaktadır.

Suudi Arabistan’ın Saray Alimleri

IŞİD ve El Kaide Suudi Arabistan’ın Ocak ayı başında 40’tan fazla kişiyi idam etmesini kınadı. Ölüm cezası verilenlerin çoğu El Kaide’nin 2003’ten 2006’ya değin Suudi Krallığını istikrarsızlaştırma girişimlerinde rol almıştı. Fakat Dabıq dergisi yazarları El Kaide’nin Suudi idamlarına cevabının yetersiz olduğunu şu sözlerle iddia ediyor:

“Zevahiri mürted Suudi rejimini eleştirdi fakat onları destekleyen şer alimlerden hiç bahsetmedi. Bunun yerine sadece Arap yarımadasının alimlerine hükümet aleyhine konuşmalarını öğütledi.”

Suudi Arabistan krallığına yakın isimlerin fotoğraflarının paylaşıldığı sayfada "Küfrün İmamlarını Öldürün" denmiş.

“Halifenin” iddiasına göre kendi destekçileri, Suudi Arabistan’ın dini kurumlarına saldırarak El Kaide’den daha iyi bir performans sergilemiştir. Dergi yazarları şu ifadeleri kullanıyor; “Saray alimlerinin kanını dökmek neredeyse bir zorunluluk haline geldi. Zira İslam’a karşı savaş açanları destekleyerek dinden dönmüşlerdir. Gerçekleştirdiği idamlarla beraber onları öldürme sebeplerimiz güçlenmiştir.”

Dergiyi yayımlayan cihatçılar soruyor; “Arap yarımadası Müslümanları ne zaman uyanacak ve bu saray alimlerinin irtidadına karşı ayaklanacak? Bu alimler Allah’a ve Müslümanlara karşı olan yeminlerinden dönmüşlerdir. Yalanlarıyla ve cihada karşı inanları kışkırtmalarıyla dini hedef haline getiriyorlar.”

Jihadi John: Şebab, Nusra ve IŞİD'e giden yol hikayesi

Dabıq, kamera önünde birçok kurbanın kafasını kesmekle ünlenmiş Jihadi John olarak bilinen savaşçının Kasım 2015’te ABD hava saldırılarında öldürüldüğünü doğruladı. Bu celladın gerçek adı Muhammed Emvazi idi fakat IŞİD onu “Ebu Muharib el-Muhacir" olarak anıyor ve dergide kariyerinin kısa bir biyografisi veriliyor.

Emvazi, El Kaide’nin 7 Temmuz 2005’te Londra’yı bombaladığı zamanlarda cihatçı olma yolunda adımlarını attı. El Kaide’nin resmi kolu olan el-Şebab üyesi Bilal el Bercavi ve Muhammed Sakr ile çalışmaya başladı. Bercavi ve Sakr ABD’nin drone saldırılarında öldürüldü. Bercavi Doğu Afrika’da El Kaide’nin en kıdemli kadrosuna hizmet eden Lübnan asıllı bir İngiliz vatandaşıydı.

Bağdadi’nin adamları Emvazi’nin hikayesini anlatırken bile El Kaide ile rekabet içine giriyor. Mesela dergide yer alan bir dipnot, Emvazi’nin Bercavi ve Sakr ile işbirliğinin el-Şebab örgütünün 'dinden dönmüş' Pakistan istihbaratı ajanı olarak tanımlanan Taliban lideri Ahtar Mansur'a bağlı olarak "Halife'ye" karşı savaş başlatmadan önce gerçekleştiğine dair okuyucuları bilgilendiriyor. El Kaide'nin Doğu Afrika kolu olan el-Şebab, Taliban lideri Ahtar Mansur'a bağlılığını bildirmiş ve Somali topraklarında ayrışmayı kabul etmeyeceklerini açıklamıştı. Bu açıklama öncesinde Şebab Hareketi'ni öven açıklamalarda bulunan IŞİD politikasını değiştirmiş ve Dabıq dergisinin 12. sayısında Şebab'ın şeriatı uygulamadığı ve hatta uyuşturucuya iltimas gösterdiğini ileri sürmüştü.

Dabıq yazarları el-Şebab’ın Bağdadi’nin grubuna katılmak isteyenler üzerinde kuruduğu baskıya da değiniyor. Ahtar Mansur (Molla Ahtar Muhammed Mansur) Taliban’ın lideri konumunda. Geçtiğimiz ağustos ayında Zevahiri emri altında bulunan tüm cihatçılar ve kendi adına, hatta El Kaide’nin el-Şebab gibi bölgesel kollarında savaşan tüm cihatçılar adına Mansur’a biat etti. IŞİD, El Kaide ve Taliban’ı Pakistan istihbaratının ajanları olmakla suçluyor.

Dabıq yazarları güvenlik güçlerinin durdurma girişimlerine rağmen Emvazi’nin 2012’de Suriye’ye gelmeyi başardığını iddia ederek İngiltere’nin M15’i ile alay ediyor. IŞİD, Nusret Cephesi (El Nusra) Bağdadi’nin ordusu olarak faaliyet gösterdiği zamanlarda Emvazi’nin Nusret Cephesi’ne katıldığını bildirmekte. 2013’te Nusra lideri Ebu Muhammed el Cevlani ile Bağdadi arasındaki anlaşmazlık kamuoyunca bilinir oldu. Cevlani, Bağdadi’nin El Nusra’ya hükmetme girişimlerini reddetti ve Eymen el Zevahiri’ye bağlılığını bildirdi. Bu liderlik tartışmaları IŞİD ve El Kaide arasındaki küresel mücadele içinde daha karmaşık bir hal aldı.

IŞİD, Cevlani’nin 'ihanetinden' önce Emvazi’nin El Nusra’ya katıldığını belirtiyor. Emvazi Cevlani’ye itaat etmedi. Bunun yerine Cevlani’yi reddettiğini açıklayan ilk kişiler arasındaydı. Hatta Emvazi Cevlani’nin Şeyh Şerif (Somali’deki İslam Mahkemeleri Birliğinin eski yöneticisi) olma yolunda ilerlediğini söyleyerek uyarıda bulundu. Bağdadi destekçileri Şeyh Şerif’i cihatçıların amaçlarına ihanet etmekle suçluyor. El Şebab İslam Mahkemeleri Birliği’nden doğdu ve sonradan ise El Kaide’nin kolu oldu.

Bu sebeple Dabıq yazarları El Kaide’nin Emvazi’nin kariyerinde oynadığı role karşı oldukça hassaslar. Onu Zevahiri’ye bağlı El Nusra ve el-Şebab’tan uzak tutmaya çalıştılar. IŞİD Emvazi’nin Suriye savaşına katılma hikayesini anlatırken onun idlib ve Rakka’da savaştığını söylüyor.

“Aynı zamanda sahvat’a karşı savaştı.” diyor biyografi yazarı ve ekliyor; “Huraytan’ı geri almak için yapılann savaşta Emvazi sırtına bir kurşun yarası aldı.” Sahvat veya sahva “uyanış” kelimesine atıftır. Bu terim önceden Irak El Kaidesi ve Irak El Kaide’sinin siyasi cephesi Irak İslam Devleti’ne karşı ayaklanan kabile güçlerini tanımlamak için kullanılmıştı. Fakat şimdi IŞİD cihatçı rakipleri de dahil 'halifenin' muhaliflerini tanımlamak için kullanıyor.

El Kaide ve IŞİD arasında ayrılık: Şii sivillerin hedef alınması

Dabıq dergisinin 13.sayısı Şiilerin Sünni cihatçılarla dindaş olmadığını belirterek, Şiiler üzerine odaklanmaktadır. IŞİD dünya çapındaki Şii sivilleri kasıtlı olarak hedef alıyor. Bu kasıt El Kaide’den farklı bir yol çizme amacı taşımaktadır. Çünkü Zevahiri ve emri altındaki komutanlar askerlerine Şii sivilleri hedef almamalarını emrediyor.

IŞİD dergide Irak El Kaidesi’nin kurucusu Ebu Musab el-Zerkavi ile El Kaide’nin kıdemli liderleri arasında geçen mektuplaşmayı aktarıyor. Dabıq’ta alıntılanan mektuplardan biri 2005 yılında Zevahiri tarafından Zerkavi’ye yazılmıştır. Zevahiri mektupta Zerkavi’nin Şiileri hedef almasının El Kaide’nin uzun süreli hedeflerini başarmasını zorlaştırdığından yakınıyor.

IŞİD bu mektupları Sünni cihatçıların Şiilere saldırma ile alakalı farklı görüşlerini göstermek için kullanmakta. Ve Bağdadi’nin adamları Zevahiri’nin konuyla ilgili kurallarını yıkmaktadır.

Hilafet propagandacılarına göre Zevahiri’nin Rafizilere karşı izlediği politika onların Müslüman olduklarına dair sapık inanışını göstermektedir. Bağdadi destekçileri Şiilerin bugünkü gibi politik ve askeri güçleri olmamasına rağmen hiçbir Sünni İslam devletinin Rafizileri öldürmeye kalkışmadığını iddia etmekte. Bu gücün merkezinde İran bulunmaktadır. Bu sebeple IŞİD’e göre şimdiki zamanda Şiiler hedeflenmelidir.

Dabıq yazarlarına göre El Kaide’nin yakın müttefiki Taliban da Şiilere karşı politikasında yanılgıya düşmüştür; “Milliyetçi Taliban’a gelince Rafizileri kardeşleri görerek ve onları hedef alanları kınayarak Zevahiri’nin El Kaidesi ile benzeşmektedirler.”

Horasan İlinin Valisi: Taliban ve El Kaide Pakistan istihbaratına çalışıyor

Dergide IŞİD’in sözde Horasan ilinin valisi olarak tanıtılan Şeyh Hafız Said Han ile bir röportaj yer alıyor. Bağdadi’nin Horasan’daki (Afganistan, Pakistan ve çevre devletlerin bir kısmını içine alan bölge) askerleri cihatçı rakipleriyle sık sık çatışmaktalar. Said Han röportajında El Kaide ve Taliban’ı kötülüyor:

“Milliyetçi Taliban hilafete karşı savaş başlatmak için çeşitli sorunları körüklemektedirler.”

Said Han, aynı zamanda Taliban’ın şeriat ile değil kabile gelenekleri ve insanların arzularına göre yönetildiğini iddia ediyor.

Said Han, Taliban emiri Molla Mansur’u Pakistan istihbaratının ajanı olarak tanımlamakta. Mansur ve şürekasının Pakistan istihbaratı ile güçlü ve derin bağları bulunduğunu ve Pakistan’ın İslamabad, Peşaver ve Ketta gibi şehirlerinde yaşadıklarını belirtiyor. Ayrıca Mansur’un şürekasında ona yaptığı her şeyde yardım eden Pakistan istihbaratından kişiler olduğunu söylüyor.

Said Han, Taliban ve Pakistan istihbaratı arasındaki ilişkinin 1980’de Pakistan Askeri İstihbarat Servisi başkanlığı yapan Hamid Gül’ün geçen sene vefat etmesinden sonra belirginleştiğini ve ölümü üzerine Mansur’un başsağlığı dileyip Gül’ün kendisi ve Taliban için yaptıklarını övdüğünü belirtiyor. 

IŞİD’in valisi, Taliban’ın Bağdadi’ye biat eden Özbekistan İslam Hareketi üyelerine saldırdığını doğruladı. Han, Özbekistan İslam Hareketi cihatçılarından “halifeye samimiyetle biat etmiş mücahid Özbek kardeşlerimiz” diye bahsediyor. “Taliban saldırısı sebebiyle Özbek kardeşlerimizin bir kısmı şehit düştü ve yaralandı. Taliban hareketi savunmasız kadınları ve çocukları öldürerek Özbekler üzerinde zulmünü arttırdı.”

Taliban, geçen yaz Molla Ömer’in 2013’te vefat ettiğini kabul etti. Han kendisinin ve diğerlerinin zaten Ömer’in öldüğünden şüphelendiklerini çünkü Taliban’ın eğiliminde, faaliyetlerinde ve resmi açıklamalarında değişiklikler ve sapmalar meydana geldiğini fark ettiklerini iddia etti. Örnek olarak Taliban’ın bazı bölgelerde şeriat yasalarını uygulamayı durdurduğunu açıkladı.

Afganistan'da uyuşturucu ticaretini büyük oranda bitiren Taliban, Dabıq dergisine göre uyuşturucu ticaretine izin veren 'milliyetçi' bir yapı

El Kaide ile ilgili olarak Han, birkaç üyesi dışında El Kaide’nin artık Horasan’da var olmadığını söylüyor. Bu birkaç kişinin de IŞİD ile savaşacak gücünün bulunmadığını fakat halife ile ilgili yanlı bilgiler yaydıklarını ve insanları Bağdadi’nin örgütüne biat etmeye karşı kışkırttıklarını belirtiyor.

El Kaide ,Afganistan’da Han’ın inanmak istediğinden daha önemli bir güce sahip. Mesela Eylül 2014’te Eymen el Zevahiri Hindistan Yarımadası'nda Afganistan ve bölge boyunca faaliyet gösteren El Kaide’nin kurulduğunu duyurmuştu. Ekim 2015’te ABD ordusu güney Afganistan’da El Kaide’nin iki eğitim kampına saldırı başlatmıştı. Dabıq dergisinin 2015 Ocak’ta online yayımlanan 6. sayısı El Kaide’nin bölgedeki altyapısı ile ilgili ek detaylar verdi.

Said Han, El Kaide ve Taliban arasında hiçbir farkın olmadığını çünkü Zevahiri’nin Mansur’a biat ettiğini ve iki grubun da Pakistan istihbaratı hakimiyetinde olduğunu öne sürmektedir. IŞİD, Taliban’ın Pakistan ile bağları olduğu iddiası ile cihatçıların Taliban’dan soğumasını umarak propagandalarını sürdürmektedir.

IŞİD valisi El Kaide ve Taliban'ın gerçekte İslam'a karşı savaştığını ileri sürüyor

IŞİD'in Daimi Mesajı

IŞİD, El Kaide ve Taliban cihatçılarını sürekli olarak Dabıq dergisinde eleştiriyor.

Eğer iddia ettikleri gibi El Kaid,e Bağdadi’nin örgütü tarafından gölgede bırakıldıysa o vakit IŞİD Zevahiri’nin grubu hakkında neden bu kadar çok mürekkep harcamakta? Açıkça görülüyor ki El Kaide hala IŞİD’in en büyük 'rakibi'.

Dabıq dergisinin son sayısı bu hafta online yayınlanırken bile IŞİD kuzey Afrika ve diğer yerlerdeki El Kaide savaşçılarını 'kazanmaya' çalışıyor. Bağdadi’nin propagandacıları Mağrip’teki cihatçıları hedef alan bir dizi video ve mesaj yayınladı. IŞİD’in dergideki El Kaide karşıtı argümanları ve diğer yayınları birlikte yürütülen bir kampanyanın parçasıdır.

Kaynak : İncaNews

Haber var islah eder, haber var ifsad eder