Video Foto Galeri Yazarlar
24.11.2017 - Cuma

Gökhan ARSLAN

“MEZHEB” KELİMESİNE TAKANLAR

“Mezhep” kelimesine kıl olanlar, depresyona girenler, bu kelimeye ön yargıyla bakanlar ve mezhebi islam dinine yakıştırmayanlar için ilaç (antideprasan) niteliğinde olacağını umduğumuz bir yazıyla karşınızdayız.

4 Eylül 2017 15:23
A
a
Evet fıkhî mezheplerden bahsediyorum. Hanefî, Şafiî, Malikî ve Hanbelî.

“Mezhep” kelimesine kıl olanlar, depresyona girenler, bu kelimeye ön yargıyla bakanlar ve mezhebi islam dinine yakıştırmayanlar için ilaç (antideprasan) niteliğinde olacağını umduğumuz bir yazıyla karşınızdayız.

Boşuna uğraşmayın. Mezheplerin mahiyetini ve ne işe yaradıklarını anlatacak değilim. Daha ismine bile ön yargıyla bakılan bir kavramın içeriğini mi anlatacağım? Bu bildiğiniz zaman kaybı. Ben sadece halk arasında ve bazı islami grupların “mezhep” kelimesine bakış açılarını ve bu kelimeye neden bu kadar taktıklarını izah etmeye çalışacağım.

Mezhep, zamansal bir aşamadır. Mezhepler “nasıl oluştu” diye sorabilirsiniz ama “nasıl kuruldu” diye soramazsınız? Çünkü mezhep kurulmaz. Zorunlu olarak meydana gelir. Kurulan bir şeyi sorgulayabilirsiniz ama zamanımıza kadar ümmetin üzerinde ittifak edegeldiği bir şeyi sorgulayamazsınız. Kısır döngüye girer beyninizi yakarsınız.

“Mezheb”  kelimesi türlü oyunlar sonucunda İslam dünyasında mide bulandıran, fitneye sebep olan bir isme dönüştü. “Mezhep” kelimesini kullanmaya çekinir olduk. Eğer Müslüman kardeşimizle ayrılığa sebep olacaksa, halk arasında fitneye sebep olacaksa kullanmayalım bu kelimeyi. Ne diyelim o zaman? Dört büyük mezheb yerine, “Dört Büyük Usül”, “Dört Büyük Ekol”, “Dört Büyük Yol”, “Dört Büyük Otoban”, Kaynağını kuran ve sünnetten alan “Dört Büyük Çeşme”. Ne diyeyim artık…

Süpüren şeye süpürge, çekilip yatılan şeye çekyat denmesi gibi Peygamberi gören sahabeden bu yana tabiin ve etbaa tabiinin usul kaidelerinin derlenip toplatıldığı o güzergaha da “gidilen yol” anlamında “Mezheb” denilmiştir. Yani sözlüğe bu isimle girmiş kalkıp dil kurumuna şikayette mi bulunalım “bu isme mezhep denmesin!” diye..

Sonra gelelim Hanefi, Şafi, Maliki, Hanbeli meselesine…

Siz bakmayın Hanefî, Şafi denildiğine. Gözünüzü seveyim şu isimlere de takılmayın. Bu isimleri alması mı sıkıntı sizin için? Demeyiz olur biter? İsterseniz isimsiz olsunlar. Hadi Hanefi Şafiyi kaldıralım. Ne değişecek ki? Zaten bizim için önemli olan bu mezheblerin “usul kaideleridir”. İsim sadece hangi ekole ait olduğunu bilebilmek içindir. "Telefon işimizi görsün de markası önemli değil" misali...

İsmi olmasa da mezhepler dediğimiz bu oluşum zaten başka isimler alarak dinimizde var olacaktı. Bunu bir Allah(c.c.)’ın kulu engelleyemez. Bir şey diyeyim mi? Çocuğa isim takar gibi bu isimler de alınıp mezheblere takılmadı. Bu isimler zaruri olarak mezheplerde yerini aldı. 

 Evet katılıyorum isimlere takılmamak elde değil. Hele de başına Hanefi Şafi gibi özel isimler getirdiniz mi sanki tam bir kapışma arenasıymış gibi bir mana çıkıyor. Dediğim gibi isim olayını aşın ve “mezhep” ismini duyduğunuzda beyninize artık olumlu sinyaller gönderin?

Eğer daha cazib gelecekse isterseniz Şafi, Maliki, Hanbeli ve Hanefi isimleri yerine NO:1,NO: 2 NO:3 ve NO:4 diyelim?

Fıkıh usulü okumayanların mezheplere bakış açıları komedi derecesinde gülünçtür. Mezhepleri öyle bir anlatmışlar ki adam paranoya derecesinde “mezhep” kelimesine kıl olmuş.

Ben mezheplerin mahiyetini bilmemiş ve (yarım yamalak da olsa) fıkıh usulü görmemiş biri olsaydım mezhebe şu şekilde bakardım;

Bir adamın kurmuş olduğu ve tekbir kişinin aklına hizmet eden, birbirleriyle çekişip yenmeye çalışan, dinde ayrılıkçılığa sebep olan ve zorlaştıran, “parti kurduk bize bekliyoruz” der gibi “mezhep kurduk gelin millet bizi tercih edin" gibi anlardım. Daha sonra;
“İslam dini bir bütündür mezhebler ise bir parçadır. O halde bütünü terkedip parçaya tabi olmak ahmaklıktır” diye bakardım.

Mezhep kelimesi bende hiçbir zaman olumlu bir mana çağrıştırmazdı. Mezhep benim beynimde bütünün bir parçası olarak kaldığı için havaya uçsa bende olumlu bir mana uyandırmazdı. “Yok abi bu mezheb işi benim kafama yatmadı, din bir tane ama fıkıh mezhep 4 tane olacak iş değil. Ben bu dini bütün olarak kabul etmişim aklımı tek bir mezhebe ipotek edemem” derdim. Tabi bu gibi vesveseler ilimsiz kişilere musallat olabilecek doğal şeylerdir. Hiç fıkıh bilmeyenlerle fıkıh usulü okumayanlar bu konuda abi kardeş gibidirler. Neyse...

Bir de "tek görüş olsun" hastalığı vardır ya bir tek görüş olsun ister insan. "Bu ne ya! birinin helal dediğine diğeri haram diyor!" deyip dinden şüphe etmeye başlıyor insanlar.

"Güzel dinimiz bir tanedir. Bu mezhepler de nedir?  Bu laf da internette iyice bir yayılınca yeme de yanında yat. İnsanlar akıllarına hoş gelen şeyi yaymayı severler zaten. 

Halkın aklına hitap etmeyi bilen akıl ustası hocalar vardır. Size aklınızı kullanmayı öğretir ama aslında şeytani hedefleri vardır. ”Senin aklın yok mu” diyerek mezheblerin mantıksızlığını aklınıza hitap edecek şekilde ayağınızın önüne koyar size de şut çekmek kalır.

Bir de sayıya takılanlar vardır. Neden 4 Mezheb?

Fıkıh usulü okuyanlar isterler ki mezheplerin sayısı 4 değil de 400 olsun 4000 olsun. Bu kadar net...

Sahi ya neden 4'e bu kadar çok takılıyorsunuz? Zaten 1’e inmezdi onu unutun. Çoğalırdı da azalmazdı. Zaten onlarca mezhepten 4’e kadar indi. Ve ümmet bu dört mezhepde karar kıldı. Zaten mezheplerin sayısı olmaz. Sayı da zamansal bir süreçtir. Birilerinin belirlemesiyle değil. “Hooop tamam 4’e kadar yeter” demedi kimse. Yani buna da kimse karışmadı. Her şey zamansal gelişti. Ne mezhebe ne ismine ne de sayısına kimse karışmadı. Zaten görüş farklılığındaki güzelliği ve kolaylığı bu ümmet bilse herkes 4’ün yanına bir sıfır daha eklerdi. Zira mezheplerin çokluğu islam dininin ne kadar geniş bir din olduğunu gösterir. Çoğalması için de dua edelim. 

Şimdi şurayı anlayabilirseniz neden 4 yerine 400 olsun demek istediğimizi anlarsınız.

Eski dinlerin kitaplarında helaller ve haramlar tartışmaya ve ictihada mahal bırakmayacak kadar ayrıntılı bir şekilde açıklanır ve mezheplere gerek kalmadan insanlar kitaplardan alıp uygularlardı. Kitap bize yeter mantığı :)

Sadece Muhammed (s.a.s) ümmetine has olarak, alimlere de kitap ve sünnetten hüküm ve fetva çıkarma ayrıcalığı verilmiştir. Bizim dinimizde “mezhepler” dediğimiz farklı ekollerin olması normaldir kardeşim. Biz illa tek görüş olsun demiyoruz. Neden bu kadar zora sokuyoruz ki. Neden dinimizi yahudi ve hristiyanların dinine dönüştürmeye çalışıyoruz?

Ne hale getirdiler bu kelimeyi. Eskiden müslümanların başının tacı iken şimdi 3-5 serserinin yüzünden ayaklar altına alınır oldu “Mezheb” kavramı…

Eskiden mezhep denildiğinde kimse gocunmazdı fıkhi bir otorite olduğu bilinir, saygı gösterilirdi. 

Zaten eskiden “mezhep” kelimesi şimdiki gibi gündem olmazdı ki. Şimdiki gibi mezheplere art niyetli bakılmazdı. Zaten ilim adamları da bir meseleyi tartışırken “getir mezhebini ben de getireyim mezhebimi kozumuzu paylaşalım" demezlerdi. Mezhep birilerinin hatırı isteği üzerine kurulan bir takım değildi ki. İnsanların mezhep alimlerine olan güven ve samimiyeti belliydi.

Hem felsefede hakim olan “yeni fikir eski fikri çürütür” misali mezhepler arasında fikir çürütme yerine hakikate yaklaşma mücadelesi vardır.

Sen nerede duracağını bilmiyorsan bu mezheplerin suçu değil.

Hanefi Şafi gibi mezheplerin olmasını dine konduramayanlar var. Birbirleriyle çekişip yenmeye çalışan Fenerbahçe Galatasaray takımları gibi görüyor. E doğru.. Sen imamlar arasındaki hakikate ulaşma gayretini çekişme olarak isimlendirirsen mezhepleri de tek kale maç yapan takımlar olarak görürsün.

Fıkıhtan yoksun müslüman kardeşlerin ellerine sağlık valla. Mezheb kelimesini halk arasında kötü tanıtmayı başardılar.

Elinize sağlık ya!

Dine çok büyük hizmet ettiniz. Bu ümmet sizinle gurur duyacak. Kurtardınız halkımızı mezhep denilen tek adamcılıktan, şahsi görüşlerden... Sizin Allah(c.c.)’ınıza kurban... Bıraksın tabi millet bu mezhepleri de peygamberin sünnetine sarılsın değil mi?...

Mezhep = Ayrılıkçılık
Mezhep = Fitne
Mezhep = Sünnet dışı şahsi görüş
Mezhep = Taassub, körükörüne bağlanma
Mezhep = Dinde tefrika


BRAVO SİZE BRAVO…..!!!

Haber var islah eder, haber var ifsad eder