Video Foto Galeri Yazarlar
21.8.2019 - Çarşamba

Hacı KAR

AHLAK, SİZSİNİZ! (1. Bölüm)

Ahlak sadece insanı ilgilendirir. Çünkü yeryüzünde yaşayan canlılardan sadece insana sorumluluk gerektiren bazı kabiliyetler verilmiştir ki bunlarla diğer canlılardan ayrılır. Diğer canlılar için ahlak mefhumu söz konusu bile değildir. Bundan dolayı insan toplulukları kendilerine göre ahlaki kurallar oluşturmuşlardır.

30 Ekim 2017 14:42
A
a
KahveKitap
Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla.
Hamd, Alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
Salât ve selâm olsun Rasulullah'a, Âline, Ashabına ve Kıyamete kadar O'nun izinde giden muvahhid ve müttakî mü'minlere...
Ben, şehadet ederim ki, Allah'dan başka ilâh yoktur ve yine şehadet ederim ki, Hz. Muhammed (s.a.s.) Allah'ın kulu ve Rasulü'dür...
Yeryüzündeki bütün tağutları, her yönüyle ve her çeşidiyle tanıyıp reddettim... Yegâne Rabbimiz ve İlâhımız Allah'a, katıksız, şirksiz, şüphesiz ve kesin iman ettim... Yaratılış gayemiz olan Rabbimiz Allah'a ibadet etmekte O'na hiçbir şeyi ortak etmez, yalnız O'na ibadet eder ve yalnız O'ndan yardım dileriz...
Allah'ı Rabb, İslâm'ı din, Rasulullah Muhammed (s.a.s.)'i hayat önderi olarak kabul edip razı oldum ve hiç tereddüt etmeden iman ettim...
 
Ahlak; insanın bireysel, ailevi ve toplumsal yaşantısını ilgilendiren davranışlar manzumesidir. Tanımın bu kadar kapsamlı olması; insanın kendisini, ailesi ve içerisinde yaşamış olduğu toplum ile bir şekilde ilişkili olmasındandır.

Ahlak sadece insanı ilgilendirir. Çünkü yeryüzünde yaşayan canlılardan sadece insana sorumluluk gerektiren bazı kabiliyetler verilmiştir ki bunlarla diğer canlılardan ayrılır. Diğer canlılar için ahlak mefhumu söz konusu bile değildir. Bundan dolayı insan toplulukları kendilerine göre ahlaki kurallar oluşturmuşlardır.

Yüce Allah (cc), insanları yaratıp yeryüzünde yaşamalarına imkân sağladığı gibi; inanç, ibadet ve ahlaki olarak da ne yapmaları gerektiğini belirlemiştir. Onları kendi hallerine bırakmamıştır. Kafanıza göre takılın dememiştir. İstediğiniz gibi davranabilirsiniz dememiştir. Tüm insanların uyması için ahlaki kurallar belirlemiştir. İnsanların dünya ve ahiret saadetleri için uymaları gereken bu kurallar denince şüphesiz ki İslam ahlakı anlaşılır. Kaçınılmaz bir gerçektir ki, İslam ile ahlak bir bütündür, iç içedir.

Bir bütün olarak İslam dininde temel kaynak ilahi vahiy olduğu gibi İslam ahlakında da kaynak ilahi vahiydir. Yani İslami ahlakın kurallarını Kur’an ve Sünnet belirler. Ahlaki kurallar, kendisine uymakla emrolunduğumuz Rasulullah (sav)’in şahsında ve yaşantısının her alanında pratiğe dökülmüş olarak ve canlı bir örnek olarak tüm insanlığa sunulmuştur. Nitekim Hz. Aişe annemize “ Allah’ın Rasulü’nün ahlakı nasıldı?” diye sorulduğunda Hz. Aişe annemiz şöyle cevap vermiştir: “ O’nun ahlakı Kur’an idi. O, Kur’an’ın ‘yapın’ dediklerini yapar, ‘yapmayın’ dediklerini de yapmazdı. Bu yüzden O’nun ahlakının nasıl olduğunu öğrenmek istiyorsanız Kur’an’ı okuyunuz.”

Yüce Rabbimiz de O’nu (sav) ahlak timsali olarak bize sunarken şöyle buyurmuştur:
“ Ve şüphesiz sen, pek yüce bir ahlak üzerindesin.” (Kalem Suresi – 4 )
Bütün asil nitelikler emsalsiz olarak O’nun (sav) karakterinde simgelenmiştir. Eşsiz ve mükemmel bir örnektir.
Ve yine Allah (cc) Peygamber (sav)’i bizlere her konuda örnek gösterirken, ahlak konusunda da O’nu (sav) örnek almamızı emrediyor: “ Andolsun ki, Allah’ı(n rızasını) ve ahiret gününü(n saadetini) umanlar ve Allah’ı çokça ananlar için Allah’ın Rasulü’nde, sizin için, pek güzel bir örnek vardır.” (Ahzab Suresi-21)
Allah’ın Rasulü Muhammed (sav), Kur’an’ı yaşama örneği ve onun muallimidir. O’nun (sav) hayatı ve sünneti bilinmeden Kur’an gayesine uygun anlaşılmaz. Allah’ı sevmek ve O’nun hoşnutluğunu kazanmak için de kimseyi değil, ancak prensip olarak O’nu örnek almak Kur’an’ın ifadesidir. “ (Ey Rasulüm!) De ki: “Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayan ve merhamet edendir” (Al-i İmran Suresi-31)
O’nun (sav) hayatı ve sahih sünneti ortada iken, başkalarını öne çıkarmak veya O’nu (sav) devre dışı bırakmak insanlığın hüsranı olacaktır. Allah’ı sevmenin ölçüsü de O’nun (sav) emirlerini içtenlikle sevmek, yakın ilgiyle onları yerine getirmek, Rasulü’ne/O’nun sünnetine uymak ve O’nun prensiplerini örnek almaktır.
 
Rasulullah (sav) zamanında yaşayan sahabiler, O’nu kendilerine örnek alarak ahlaki özelliklerini kendi hayatlarında uygulamış ve kendilerinden sonraki nesillere sözlü ve fiili olarak aktarmışlarıdır. Bu şekilde Kur’an ve Sünnetteki ahlaki öğretiler yaşanarak ve çeşitli kitaplarda kayıt altına alınarak günümüze kadar ulaşmıştır ve kıyamete kadar da devam edecektir.
Ahlaki açıdan Rasulullah (sav)’i örnek alan herkes, en başta yaratıcısıyla irtibatını güçlendirir. Hayatının her aşamasını Allah’ın emir ve yasaklarına göre düzenlemiş olur. Ayrıca iman ve ibadetten sonra, ahlaki yaşantısında da Allah’ın Rasulü (sav)’e uyan kimse, maddi ve manevi hayatıyla bir bütünlük arz ettiği için kendisiyle barışık, özgüven sahibi, söz ve davranışlarında tutarlı, şüphe ve tereddütten uzak ve akli selim ile düşünebilen bir şekilde hayat sürer. Aynı şekilde bu durumu, ailevi ve toplumsal yaşantısına da yansır. Aile ve toplum içindeki yaşantısında, gerekli ahlaki kurallara uyan kimse saygınlık kazanır, kendisine güven duyulur, sözüne ve görüşlerine itibar edilir. Uyum içinde yaşadığı çevresiyle sıkıntısız veya en az sıkıntıyla geçinir. Bütün bunlar, İslam ahlakı ile ahlaklanmanın günlük yaşantıdaki faydalarıdır. Kulluk vazifesi gereği İslam ahlakı öğretileri ile hayat dizayn edildiğinden dolayı kazanılacak olan yüce Allah’ın rızası ve ahiretteki mükâfatı ise en büyük kazanım olacaktır.
Bir tutum veya davranışın ahlaki olabilmesi için, o özelliğin insanda kökleşmiş olması lazım gelir. Örneğin; selamın devamlı verilmesi ahlaki davranış kapsamına girer ama selam vermeyi alışkanlık haline getirmeyip ömründe birkaç defa selam veren birinin selam vermesi güzel olmakla beraber ahlaki davranış seviyesine ulaşmamıştır. Öyleyse ahlaklı olmak; iyilikleri yerine getirme ve kötülüklerden kaçınmayı meleke haline getirmekle olunur. Yani güzel hasletler, bir sermaye gibi insana ait olmalı ve gerektiğinde kullanabilme tasarrufuna sahip olmalıdır. Günlük konuşmalarda sık sık duyduğumuz “iyi ahlaklı” , “kötü ahlaklı” gibi kavramlar, söz konusu ahlaki kurallara uyup uymamakla alakalıdır. Kur’an’ı Kerim, özelde Hz. Muhammed (sav)’e genelde ise tüm insanlığa indirilmiştir. Dolayısıyla Kur’an ile en güzel ahlaka sahip olan Hz.Muhammed (sav)’in yapıp söylediklerine uyarak ve yasakladıklarını terk ederek güzel ahlak; kendisine uymayıp sakındırdığı şeyleri yapmakla da kötü ahlak sahibi olunur. Çünkü kendisine uymakla emrolunduğumuz Hz. Muhammed (sav) en güzel ahlaka sahipti.

Peygamber (sav) şöyle buyuruyor:
“ Allah’ım beni güzel yarattın. Ahlakımı da güzelleştir.” ( Ahmed bin Hanbel – Müsned)
Abdullah bin Ömer (ra) şöyle rivayet ediyor:
“Allah’ın Rasulü şu duayı çok yapardı: ‘Allah’ım! Senden sağlık, afiyet ve güzel ahlak istiyorum.’
Enes (ra) şöyle rivayet ediyor: “ İnsanların en güzel ahlaklısı Rasulullah idi”
Ebu Derda (ra)’nın rivayet ettiği Hadis-i şerifte Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmaktadır:
“ Kıyamet gününde mü’minin mizanında güzel ahlaktan daha ağır gelecek bir şey yoktur” (Tirmizi, Ebu Davud)
  Hz. Aişe annemiz Rasulullah (sav)’in şöyle buyurduğunu rivayet eder: “Mü’min, güzel ahlakıyla gündüz oruç tutan, gece namaz kılanın derecesine ulaşır.” (Ebu Davud, Tirmizi)
Ebu Hureyre (ra) şöyle buyuruyor: “ İnsanları cennete en çok götüren amelin ne olduğu Rasulullah’a sorulduğunda şöyle buyurdu: ‘ Allah’tan korkmak ve güzel ahlaktır.’ ” (Tirmizi)
Ebu Zerr (ra) şöyle buyuruyor: “Rasulullah bana şöyle dedi: ‘Her nerede olursan ol Allah’tan kork. Bir kötülük yaptığında hemen arkasından bir iyilik yap ki onu silsin. İnsanlarla da güzel ahlakla muamele et.’ ” (Tirmizi)
Abdullah bin Ömer (ra)’nun rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyuruyor: “En hayırlınız ahlakı en iyi olanınızdır.” (Buhari, Müslim, Tirmizi)
Cabir (ra)’nun rivayet ettiği hadiste ise, Rasulullah (sav) şöyle buyurmktadır: “Kıyamet gününde bana en sevimli olanınız ve mekân olarak bana en yakın olanınız, ahlakı en güzel olanınızdır.” (Tirmizi, Buhari)
Güzel ahlaka sahip olanlara bu müjdeleri veren Rasulullah (sav), kötü ahlaklı olanlara da bunların tam zıddını bildirmiştir. Çünkü güzel ahlakın, bireye ve topluma olumlu katkıları olduğu gibi, kötü ahlakın da bireye ve topluma olumsuz yansımaları kaçınılmazdır.

Geçici dünya hayatından ebedi ahiret yurduna olan yolculuğumuzda bir nur gibi yolumuzu aydınlatan; yaşantısı, emir ve tavsiyeleriyle bizlere öncülük eden rehberimiz Hz. Muhammed (sav) mükemmel ahlakıyla da bizlere en büyük önderdir. Kadın ve erkek, büyük ve küçük, yönetici ve yönetilen, fakir ve zengin herkesin uyması gereken tüm öğretiler O’nun yaşantısında ve hadislerinde mevcuttur.

O (sav); inanç ve ibadette, ilim ve amelde, takva ve ihlasta, tevekkül ve kanaatte, sabır ve tahammülde, doğruluk ve adalette, öfkeye hakim olma ve affetmede, sevgi ve kardeşlikte, emanete riayet etme ve sözünde durmada, hayrı gösterme ve iyiliğe aracı olmada, iyiliğe şükretme ve yumuşak davranmada, haya ve tevazuda, cömertlik ve yardımda, hüsnü zan ve kusurları örtmede, evlilik ve aile ilişkilerinde, sıla-i rahim ve akrabalara iyilikte, komşu haklarına riayet etmede ve misafire ikramda, yetimlere ve düşkünlere merhamet etmede, helal kazanç ve ticarette, yiyip-içme ve giyimde, yatma-kalkma ve oturmada, selam verme ve konuşmada, istişare ve kararlarda uyulması gereken en mükemmel örnektir.

Yüce yaratıcıya tam anlamıyla kulluk yapıp geçici dünya hayatını, ebedi mutluluğa çevirmek adına, yüce Allah (cc) bizlere tüm davranışlarımızda, hal ve hareketlerimizde Kur’an ahlakıyla ahlaklanan Hz. Muhammed (sav) ‘e uymayı nasip etsin. (Allahümme âmin)
Selam ve dua ile…

Haber var islah eder, haber var ifsad eder