Video Foto Galeri Yazarlar
27.4.2018 - Cuma

Hacı KAR

AHLAK, SİZSİNİZ! (2)

Yeryüzündeki bütün tağutları, her yönüyle ve her çeşidiyle tanımayıp reddettim... Yegâne Rabbimiz ve İlâhımız Allah'a, katıksız, şirksiz, şüphesiz ve kesin iman ettim...

25 Aralık 2017 09:40
A
a
Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla.
Hamd, Alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
Salât ve selâm olsun Rasulullah'a, Âline, Ashabına ve Kıyamete kadar O'nun izinde giden muvahhid ve müttakî mü'minlere...
Ben, şehadet ederim ki, Allah'dan başka ilâh yoktur ve yine şehadet ederim ki, Hz. Muhammed (s.a.s.) Allah'ın kulu ve Rasulü'dür...
Yeryüzündeki bütün tağutları, her yönüyle ve her çeşidiyle tanımayıp reddettim... Yegâne Rabbimiz ve İlâhımız Allah'a, katıksız, şirksiz, şüphesiz ve kesin iman ettim... Yaratılış gayemiz olan Rabbimiz Allah'a ibadet etmekte O'na hiçbir şeyi ortak etmez, yalnız O'na ibadet eder ve yalnız O'ndan yardım dileriz...
Allah'ı Rabb, İslâm'ı din, Rasulullah Muhammed (s.a.s.)'i hayat önderi olarak kabul edip razı oldum ve hiç tereddüt etmeden iman ettim...
 
Rasulullah (sav) insanlığa gayet açık ve izaha gerek olmayan anlaşılır bir ahlak sistemi sunmuştur. Bu sistemde, neyin İslam’a uygun, hangi davranışların kötü, hangilerinin makbul olduğu, toplumda hangilerinin yerleşmesi ve derinlemesine kök salması gerektiği gayet anlaşılır bir şekilde açıklanmıştır. Kötülük nedir? Meydana gelişinin sebepleri nelerdir? İnsanlık hayatında hangi şekillerde tezahür eder? Kötülüğün çoğalmasının sebepleri nelerdir?

Nerelerden kaynaklanmaktadır; neler kötülüğün yollarını açar ve gündelik hayat içerisinde karşımıza nasıl çıkar? İşte Rasulullah (sav)’in bütün gayesi bu soruların cevaplarını vermek, iyi amellerin yollarını göstermek, içtimai ve ferdi hayatta, kötülüğün yerine iyiliği hakim kılmaktır. Kısacası, İslam kötülüğe giden bütün yolları kapatırken, insanlığın sağlıklı bir ahlak yapısına sahip olmasını ve toplumda iyiliğin yer etmesini ister.
 
“ Güneşe ve onun ışığına, (ışık bakımından) onu takip ettiğinde aya, (güneş) açıp parlattığında gündüze, onu(n ışığını) örttüğü zaman geceye, göğe ve onu bina edene, yere ve onu (hayata elverişli olarak) ‘yayıp döşeyene’, her bir nefse ve onu (insan şeklinde) düzenleyene, sonra da ona, hem kötülüğü, hem de (kendisinden) sakınmayı ilham edene andolsun ki! O (nefsi)ni (günahlardan) tertemiz yapan, muhakkak kurtulup umduğuna ermiştir. Onu (günahlarla) örtüp gömen de elbette ziyana uğramıştır.” (Şems Suresi 7-10)
Bu ayette insana mütenasip ve en uygun bir vücud şekli verildiği ve yararlanacağı bilgi birikimini sağlaması için gerekli kabiliyetlerle donatıldığı apaçık beyan edilmiştir. İnsana, bulunduğu her şarta uyum sağlayabilecek güç verilmiştir. Kurtuluş ancak nefsini haramlardan korumak ve takva sahibi olmakla mümkündür. Diğer bir taraftan, takva hissinden uzak, nefislerinin peşinde koşanlar, gerçek kaybedenler olacaklardır.

Bu husus Kur’an’ı Kerim’de daha da açıklanarak şöyle buyurulmaktadır: “Biz insanı katışık bir nutfeden yaratmışızdır; onu deneriz; bu yüzden onun işitmesini ve görmesini sağlamışızdır. Şüphesiz ona yol gösterdik; buna kimi şükreder, kimi de nankörlük.” (İnsan Suresi 2-3)
İnsana iki yolu da idrak etme ve seçme kapasitesi verilmiştir. Fakat hangisinin hak olduğu ve Allah (cc)’ın hoşnutluğa kavuşturacağı ve hangisinin de yanlış, Allah (cc)’tan uzaklaştırıcı olduğu bildirilmiştir.

“ Biz (hikmetimiz üzere) ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi? Ona iki yol (iki hedef olan hayır ve şerri) göstermedik mi?” ( Beled Suresi 8-10)
Tin Suresi’nde ise, “ Biz, insanı en güzel şekilde yarattık, sonra onu aşağıların en aşağısı kıldık. Yalnız, iman edip salih amel işleyenler bunun dışındadır. Onlara kesintisiz ecir vardır.” buyurulmaktadır. Bu ayetlerde, insanın en güzel bir şekilde yaratıldığı, fakat hak yolu terk ederse ve kabiliyetlerini kötüye- ahlaksızlığa kullanırsa alçalacağı ve hayvanlardan dahi aşağı duruma düşeceği bildirilmektedir.

Kur’an’ı Kerim’de, insanı cehalete, ahlaksızlığa ve günah işlemeye sürükleyen ana sebepler şu şekilde açıklanmaktadır.
1)- Körü körüne Geçmişe Bağlılık: Çoğu kavmin ve insanların batıl yollara sapmasının, ahlaksızlık içerisinde yer almalarının tek sebebi, onlara Hakk mesaj geldiği zaman onu reddetmeleri ve atalarının izinde körü körüne gitmekte ısrar etmeleridir. İnsanlık tarihi, atalarının inançlarını bırakmak istemeyen ve İlahi daveti reddeden toplumların ve bu toplumların çeşitli felaketlerle helak olduğuna şahittir. Nuh, Ad, Semud, İbrahim, Musa’nın kavimlerine ve diğer birçok kavme peygamber gelmiş, fakat İlahi davete icabet etmemişler, ahlaksız atalarının izinde gitmekte ısrar etmişlerdir. “ Onlara, ‘Allah’ın indirdiğine uyun’ denince: ‘Babalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız’ derler. Ya şeytan babalarını alevli ateşin azabına çağırmışsa?!” (Lokman Suresi -21)…

2)- Önderler İtaat: İnsanların ilahi davete icabet etmelerini engelleyen diğer bir sebep, politik liderleri, hükümdarların, zenginlerin hakimiyetine girmeleri ve onların yolundan gitmeleri olmuştur. Onlar, Allah’ın Rasullerinin getirdiklerini reddetmişlerdir. “ Yüzleri ateşe çevrildiği gün; ‘Keşke Allah’a itaat etseydik, keşke peygambere itaat etseydik.’ derler. ‘Rabbimiz! Biz yöneticilerimize itaat etmiştik, fakat onlar bizi doğru yoldan saptırdılar’ derler.” (Ahzab Suresi 66-67)

3)- Kibir: Çoğu insanın mahvolmasına sebep, kibirleri olmuştur. Diğer insanların gözünde onurlarının kırılacağı ve mevkilerinin sarsılacağı endişesi ile inandıkları ve gittikleri yolun yanlış olduğunu itiraf etmekten kaçınmışlardır. “ Nuh dedi ki: Rabbim! Doğrusu ben, milletimi gece gündüz çağırdım. Fakat benim çağırmam, sadece benden uzaklıklarını artırdı. Doğrusu ben Senin onları bağışlaman için kendilerini her çağrışımda, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, direndiler, büyüklendikçe büyüklendiler.” (Nuh Suresi 5-6)

4)- Dünyevi Mevki: Birçoklarının mahvına sebep olan şey de, bütün ahlaksız ve edepsiz davranışlara rağmen, zenginleri, güçlüleri bu dünyada üstün ve başarılı görmeleri, ne kadar dürüst ve namuslu olurlarsa olsunlar fakirleri ise adamdan saymamalarıdır. İnsanı ahlaki değerlerine bakılmaksızın, dünyevi mevkisine göre değerlendirmişlerdir. Nuh (as)’ın kavmi, ona inananların çoğu fakir olduğu için, İlahi davete kulak vermemişti. “ ‘Sana mı inanacağız? Sana en rezil kimseler uymaktadır’ dediler.” ( Şu’ara Suresi 111)

5)- Nefs ve Zan: Bir takım insanlar sırf nefislerine kul köle oldukları için veya kendi kafalarına göre yaşamak istedikleri için Hakk’ı inkar etmişlerdir. Ya da bir takım kuru boş fikir ve akımlara saplanmışlar ve hayatın gerçek manasını anlamak istememişlerdir. Kur’an’ı Kerim’de, bildiği halde sırf nefsi arzularının peşinde koşan ve Hakk’ı inkar eden bir kişiden bahsedilerek şöyle buyurulur: “(Ey Muhammed) Onlara, şeytanın peşine taktığı ve kendisine verdiğimiz ayetlerden sıyrılarak azgınlardan olan kişinin olayını anlat… Andolsun ki, cehennem için de birçok cin ve insan yarattık; onarlın kalpleri vardır ama hakikati anlamazlar, gözleri vardır ama hakikati görmezler, kulakları vardır ama hakikati işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da sapıktırlar. İşte bunlar gafilerdir.” (A’raf Suresi 175-179)

6)- Hakk’a Muhalefet: Fertleri ve milletleri doğru yoldan uzaklaştıran bir başka kötü halde, Hakk’ı kabul etmemektir. Bazı insanlar kötü ve ahlaksız amellere kıymet ve değer vermektedir. Ahlaksızlık ve haksızlık yapmaktan kalplerinde hiçbir rahatsızlık duymamaktadırlar. “ Onlara: ‘ İşte bu, yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmenizden ötürüdür. Temelli kalacağınız Cehennem’e kapılarından girin’ denir. Büyüklenenlerin durağı ne kötüdür.” (Mü’min Suresi 75-76)

7)- Dinin Dünya Hayatını Çekilmez Yaptığı Düşüncesi: Ahireti düşünmeyenlerin çoğunun ortak fikridir bu. Başarılı ve iyi bir dünya hayatının dini inançlarla birlikte yürümeyeceğini sanırlar.’İkisi birlikte gitmez, dünyadaki hedefine ulaşmak istiyorsan dinden vazgeç’ derler.

“Kavminin inkar eden ileri gelenleri, ‘Şuayb’a uyarsanız, andolsun ki siz kaybedersiniz’ dediler.” (A’raf Suresi 90)
Ne acı gerçektir ki Kureyş’in ileri gelenleri de aynı şeyleri söylüyorlardı...
 
Yüce yaratıcıya tam anlamıyla kulluk yapıp geçici dünya hayatını, ebedi mutluluğa çevirmek adına, yüce Allah (cc) bizlere tüm davranışlarımızda, hal ve hareketlerimizde Kur’an ahlakıyla ahlaklanan Hz. Muhammed (sav) ‘e uymayı nasip etsin. (Allahümme âmin)

 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder