Video Foto Galeri Yazarlar
24.9.2018 - Pazartesi

Muhyiddin Erkam

BİRAZ GÜNAHLARIM VAR AMA YANAR YANAR ÇIKARIM

7 Şubat 2018 15:12
A
a
BİRAZ GÜNAHLARIM VAR AMA YANAR YANAR ÇIKARIM
 
إِنَّ الْحَمْدَ لِلَّهِ نَحْمَدُهُ وَنَسْتَعِينُهُ وَنَسْتَغْفِرُهُ وَنَعُوذُ بِاللهِ مِنْ شُرُورِ أَنْفُسِناَ وَمِنْ سَيِّئاَتِ أَعْمَالِناَ، مَنْ يَهْدِهِ اللهُ فَلاَ مُضِلَّ لَهُ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلاَ هاَدِيَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ.
أَمَّا بَعْد ُ: فَإِنَّ أَصْدَقَ الْحَدِيثِ كِتَابُ اللهِ وَخَيْرَ الْهَدْيِ هَدْيُ مُحَمَّدٍ (صلي الله عليه وسلم) وَشَرَّ الأُمُورِ مُحْدَثَاتُهَا وَكُلَّ مُحْدَثَةٍ بِدْعَةٍ وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلاَلَةٍ وَكُلَّ ضَلاَلَةٍ فِي النَّارٍ.
 

Kahr ve istilâsı ile tek olan, ebedîlik hakkını kendisinden başka kimseye vermeyen, takdir ettiği ölümle bütün mahlûkatı zelil eden; ölümü müttakiler için bir kurtuluş ve kendisiyle buluşma sebebi kılan; kıyamet gününe kadar kabri asiler için bir zindan ve dar bir hapis yapan Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Zahirî (ve bâtınî; apaçık) nimetleri ihsan etmek, kahrıy-la intikam almak O'na mahsustur. Yerdekilerin ve gökteki-lerin şükrü; öncekilerin ve sonra gelenlerin hamdi O'nadır. Apaçık mucize ve delillerin sahibi Hz. Muhammed'e (s.a.v), onun âline ve ashabına ve bütün müslümanların üzerine salât ve selâm olsun.

Hiç şüphesiz ümmeti felakete sürükleyen, onları sahip çıkmaları gereken inançlarından uzaklaştıran ve böylece şeytan aleyhilla’ne'nin tuzağına ve kafirlerin ve münafıkların her türlü oyununa düşmeye sebep olan anlayışların başında gelen; biraz günlarım var ama yanar,yanar sonrada cennete giderim düşüncesi ve bu düşüncenin çarpık şekilde anlaşılması ve böyle anlaşılması adına çalışan batıl ehlinin sokup yerleştirdiği fitnedir.

Bu gibi meseleler de çarpık bir anlayışı zihinlere yerleştirmek aynı bedeni uyuşturan bir narkozu vücuda enjekte etmek gibidir ki, böylelikle o kimsenin inancı, dünya ve ahiret mutluluğu elinden alınıp başka fikir ve ideolojilere hayatı kurban edilirken maktulün herhangi bir tepki vermemesi ve herhangi bir acı hissetmemesi içindir. Ne yazık ki bu ölçüsü kaçırılmış çarpık düşünceye kapılan milyonlarca insan bulunmakta ve nefse hoş gelen bu dürtüyü yıkmak, bu konuda laf anlatmak ta hayli zor olmaktadır. Doğru bir süzgeçten ( Kuran ve Sünnet ) geçirilmeden kabul gören bu fikirlerin insanlar üzerinde etkinliği hiç şüphesiz arkasına şeytani gücü almasından ve nefse hoş gelmesinden kaynaklanmaktadır. Halbuki Nebi (S.a.v) şöyle buyurmuştur “Cehennem, nefse hoş gelen şeylerle kuşatılmış; cennet ise, nefsin istemediği şeylerle çepeçevre sarılmıştır.”(Buhârî, Rikak 28; Müslim, Cennet 1.) Peki bu hadisi şerif ışığında baktığımızda bu kadar hoş gelen bir fikir, bedelsiz cennet getiren bir düşünce nasılda cennet yolunun anlayışı olabilmektedir? Öyleyse bu meseleyi açığa çıkartmak mutlu bir akıbetle karşılaşmak için ne kadar da önemlidir. İslam tarihi incelendiğinde hiç şüphesiz karşımıza çıkan sorunların başında ehli batılın hakkın yoluna taş koyma ve o yoldan saptırmak adına ortaya attığı ve kitleler üzerinde tesir bırakmış olan batıl fikirlerin var olduğudur. Hak ve batıl savaşı içerisinde böyle var olagelmiş olan fitnelerin bugün ayyuka çıktığına ve milyonlar üzerinde hakim olduğuna şahitlik etmekteyiz. Temel sebep olarak ise Allah'ın pak şeriatı olan islam nizamının insanlar üzerinde hakim olmasını istemeyen bir takım çıkar sahipleri, insi ve cinni şeytanların hakkın nurunu söndürme çabalarıdır. Evet gerçekten ucuz bir cennet dünya pazarında çok talibi olan değerli bir hazinedir. Peki ya işlenen günahlar ne olacak? nasıl insanlar gözünde masumlaştırılacak? elbette ki biraz günahların var ama yanar yanar cennete girersin söylemiyle masum bir hal aldırılacak. Hiç kimse kalkıp ta pisliğin dibine vurmuş olan bir topluma günahsız olduklarını söylemez, söyleyemez hemen o dakika açığa çıkar yapılmaya çalışılan aldatmaca. Yeri gelmişken peygamber ve ashabı ikram bu kadar çileyi neden çekti onlarda sonuçta temiz kalpli idi onlarda bizim gibi insan idi onlar da cenneti istiyor idi şeklinde bir sual ettiğinizde muhtemelen alacağınız cevap ya! onlar peygamber ve ashabıdır şeklinde bir karşılık olacaktır. Halbuki yine Nebi (S.a.v) kurtuluşa erecek fırkayı tarif ederken şöyle buyurmuştur “Bunlar benim ve ashabımın üzerinde bulunduğu yolda olan kimselerdir.” .(Ahmed b. Hanbel, 3/145; Zevaid, 6/226).Görüldüğü üzere delaletten uzak olan anlayış itikatta,amelde,istikamette ve metotta peygamber ve ashabının yürüdüğü yol üzerinde onlar gibi yürüyenlerdir. Bu meyanda bir çok delil zikretmek mümkündür fakat biz bu konuya direk temas eden Allah c.c nün ayet-i kerimelerine başvurmak meselenin aslını islam ulemasının görüşleriyle netleştirmek istiyoruz. Eğer bu konuya temas eden herhangi bir delil olmamış olsaydı haşa ve kella o zaman insanların bu gevşekliği hesap edilememiş olurdu ki buda Allah için muhaldir.
Allah c.c Bakara suresinde şöyle buyurmaktadır;


وَقَالُوا لَنْ تَمَسَّنَا النَّارُ اِلَّٓا اَيَّاماً مَعْدُودَةًۜ قُلْ اَتَّخَذْتُمْ عِنْدَ اللّٰهِ عَهْداً فَلَنْ يُخْلِفَ اللّٰهُ عَهْدَهُٓ اَمْ تَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

 İsrailoğulları: Sayılı birkaç gün müstesna, bize ateş dokunmayacaktır, dediler. De ki (onlara): Siz Allah katından bir söz mü aldınız -ki Allah sözünden caymaz-, yoksa Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?  (Bakara - 80)

İbn kesir rha Tefsirul kuranul azim adlı eserinde şöyle rivayetlerde bulunmaktadır;
 Allah Teâlâ yahûdîlerin kendileri için uydurdukları bir iddiayı bil­direrek buyuruyor ki: Onlar kendilerine ateşin ancak bir kaç gün değebileceğini, sonra ateşten kurtulacaklarını söylüyorlar. Allah da, Yoksa Allah'a karşı bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz? buyurarak onları reddediyor. Eğer Allah'dan bir va'd sâdır olmuşsa, Allah vadin­den caymaz. Hayır, siz Allah'a karşı bilmediğiniz bir yalan söylüyor ve ona iftira ediyorsunuz.
 
Muhammed İbn îshâk... İbn Abbâs'dan nakleder ki; Yahûdîler, bu dünya yedibin senedir. Biz, her bin sene için bir gün cehennemde kalacağız ve azâb göreceğiz. Bütün azâb süremiz sayılı yedi gündür di­yorlardı. Bunun üzerine Allah Teâlâ : «Sayılı günlerden başka asla bizeateş dokunmayacak dediler»- âyetini inzal, buyurdu.
 
Abdürrezzâk Ma'mer'den o da Katâde'den nakleder ki bu âyetin mânâsı, «bizim bu­zağıya tapındığımız günler kadar bize ateş dokunacaktır» demiş olma­larıdır.
İkrime der ki; Yahûdîler, Rasûlullah (s.a.) ile çekişerek dediler ki: Biz cehenneme ancak kırk gece gireceğiz. Ondan sonra Allah bizim yerimize bir başka kavmi cehenneme sokacak. Bununla Hz. Muham­med (s.a.) i ve ashabını kasdediyorlardı. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.) eliyle onları göstererek; hayır, siz cehennemde ebediyyen kala­caksınız. Oraya sizin arkanızdan hiç bir halef kılınmayacaktır, dedi. Bunun üzerine Allah Teâlâ : «Sayılı günlerden başka asla bize ateş dokunmayacaktır dediler.» âyetini inzal buyurdu.
Yahudilere göre; cennet kendileri için hazırlanmıştır ve onlar katiyyen cehenneme girmeyeceklerdir. Ancak Yüce Allah peygamberine şöyle demesini buyurmaktadır: «Eğer iddianızda samimî iseniz ve cen­netin yalnız size âit olduğunu kabul ediyorsanız, ölümü isteyin, çünkü ölmek sizin için bir tehlike arz etmez. Ne de olsa öldüğünüz takdirde doğrudan cennete gireceksiniz. Bunda kesin kanâata sahipseniz, dola­yısıyla çabucak ona ulaşmayı istemelisiniz.» Fakat onlardan hiç birisi ebediyyen ölümü istemez. Çünkü önceden- işledikleri küfür, fısk ve isyânla, suçsuz kişileri öldürmeleri ve peygamberlere karşı kötü davran­maları onların cennete girmesini önleyecektir.
Allah'a andolsun ki; dünyada uzun müddet yaşamayı en çok is­teyen ve dünya mallarına en fazla harîs olan kavim yahûdîlerdir. On­lar, Allah'a şirk koşan ve âhirete inanmayan, müşriklerden daha çok dünyaperesttirler. Âhirete inanmayan müşrikler için dünyadan başka bir yerde hayat söz konusu olmadığından dünya hayatına hırsla bağ­lanmaları normal görünebilir. Kitab ehli olan ve bir. peygambere bağ­lanan yahûdîler ise onlardan daha çok dünyaya bağlanmakta ve sarıl­maktadırlar. Materyalist yahûdîler dünyaya öylesine tutkundurlar ki, her biri bin sene yaşamak ister. Ancak bu istekleri onlar için elim bir azâbdan başka bir şey getirmez. Çünkü Allah onların yaptıklarını bil­mekte ve onlan bu davranışlarından dolayı cezalandırmaktadır.   ( Tefsirul Kuranul Azim )
 
Elamlılı Hamdi Yazır rha;
Böyle hakikati tahrif eden, gerçeği saptıran, yalan yanlış yazılarla, propagandalarla halkı iğfal ederek haktan uzaklaştırmanın akıbeti ne kadar fecidir. İnsanları ebedi azaba sürükleyen bu dolandırıcılığın vebali karşısında dünyanın o süflî kazançları, ahiretteki azabı ne kadar şiddetlendirecektir. Onlar kendi gönüllerince güya buna da bir çare bulmuşlar ve cahil halka, avama şu ümniyyeyi de telkin ederek demişlerdir ki, sayılı birkaç günden başka bize cehennem ateşi hiç temas etmiyecek (dokunmayacak)tir. ( Hak dini Kuran dili Tefsiri )
 
Evet görüldüğü üzere yahudiler de ateşte sayılı gün duracaklarını yani yanıp yanıp sonrada cennete gireceklerini düşünürken ölümü de temenni etmekten bir o kadar uzak olduklarına şahit oluyoruz. Ne gariptir ki bir yahudileşme temayülü içersinde şuan bu düşüncelere ümmet olarak biz sahip ve ölümü temenni etmekten de bir o kadarda uzağız. Sebep olarak ise elleriyle işledikleri yüzünden ölümü temenni etmek istemezler ayeti ufkumuzu daha da aydınlatmaktadır. İşlenen günahlar hangi durumda bizi ateşten çıkartmaz kimler sayılı gün değil ebedi azaba uğrarlar diye sorduğumuzda Allah c.c devam eden ayeti kerimede şöyle buyurmaktadır;

بَلٰى مَنْ كَسَبَ سَيِّئَةً وَاَحَاطَتْ بِه۪ خَط۪ٓيـَٔتُهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ
 Hayır! Onların dediği gibi değil, Kim bir kötülük eder de kötülüğü kendisini çepeçevre kuşatırsa işte o kimseler cehennemliktirler. Onlar orada ebedi kalırlar.  (Bakara - 81)
Elmalılı Hamdi Yazır rha;
Hayır, mesele onların dediği gibi değil, her kim bir seyyie(günah) kazanır, bir fenalık yapar ve yaptığı fenalık kendisini her tarafından kuşatırsa; içini ve dışını, kalbini, dilini ve diğer azalarını tamamen kaplarsa, kötülüğü alışkanlık haline getirir ve bir de helal görmeye başlarsa İşte bunlar ateş ehli, ateş ashabıdırlar, onlar o ateşte süresiz kalıcıdırlar. Öyle onların umduğu ve iddia ettiği gibi, yedi günde, kırk günde değil, hiçbir zaman o ateşten çıkıp kurtulamazlar, hep orada kalırlar, orası ebedilik âlemidir. Ve bunlar o âleme günaha batmış olarak, kötülüğe bulanmış olarak ve temiz hiçbir yanları kalmamış olarak gitmişler ve artık fenalık onların ebedî hasleti ve genel özelliği olmuştur. İnsanı kuşatan bir tek kötülük böyle sonuç verirse birçok kötülüğe bulaşmış olanların halleri artık kıyas edilsin. ( Hak dini Kuran dili Tefsiri )

Ayeti kerimelerden de anlaşıldığı üzere yapılan kötülükler artık normalleşmiş kalp günahın acısını kaybetmiş insanın hayatını ihata edip kuşatmış ise zamanla yapılan kötülüğü helal görmeye götürür ki bu durum ehli sünnet vel cemaat'in görüşüne göre küfürdür.Yani kişiyi imandan çıkartan bir durumdur. Hiç şüphesiz iman ancak salih ameller işlemeyle muhafaza altına alınabilir. Kötülüklerin üzerine çöktüğü bir inanç tevbe ederek temizlenmezse ateşin odunu yediği gibi yiyip,kül olmaya sonrada savrulup kaybolmaya mahkumdur.  Evet çizgileri doğru şekilde ifade edilmeyen bir anlayış zihinlere nasılsa cennete gideceksin şeklinde yerleştirildiğinde insanlar muhafaza etmeleri gereken bir inancın var olduğundan dahi habersiz bir şekilde hayatları kötülüklerle kuşatılmış bir halde aldatılmış olurlar ki işte bu durum yahudi hahamların kendi cahil halklarına ucuz cennet satma örneğinin ta kendisidir.

Ehli kitabın kendi dinlerini tahrif edip değiştirmeleri, halklarını bu durum karşısında aldatıp kandırmaları nasıl oldu ise bugün çizgileri belli edilmeden servis edilen yanar yanar gidersin düşüncesi aynı meyanda islamı arkadan mana olarak tahrif etmede, islamın kavramlarının içinin boşaltılmasında, müntesiplerinin yaşam şeklinin değiştirilmesinde kullanılan en baş fitnedir. Şuan Ümmet-i Muhammed'e öyle bir hal aldırılmıştır ki ne yaparlarsa yapsınlar ve ne kadar yaparlarsa yapsınlar önemli değilmiş gibi gösterip Allah'ın yasak kıldıklarını hafife aldırttırıyolar ki işlenen günahlar onların alışkanlığı haline gelsin onları kuşatsın onların içleri ve dışları onunla dolup taşsın bu durum kalplerinde olanı ortadan kaldırsın ki vücuda verilen narkoz etkisini göstermiş olsun. Böylelikle onun inandığı din, mana olarak tahrif edilip kendiside başka ideolojilerin varlığını kabul etsin onun uğrunda savaş versin ömürünü onun hakimiyeti için sarf etsin ki onu bu tuzağın içine çeken modernistlerin,metaryelistlerin,kapitalistlerin kulu-kölesi haline gelebilsin. Çağımızın firavunları elbette halkaları kendine köle edinmek için karşılarında ki Musa'ları ortadan kaldırmanın peşine düşmüşlerdir. Kuran-ı kerim bu gün bütün firavunlar karşısında ki ortadan kaldırılması gereken bir Musa'dır. Onun için onu elleriyle bozamayacaklarını bilenler onun çizgilerinin manasına yönelmişlerdir ki böylelikle kendilerine karşı halkları ayaklandırmasından kuran-ı aciz (haşa) bırakabilmiş olsunlar. Kurulan bu tuzakların,yapılan bu oyunların karşısında islam alemine düşen şey hiç şüphesiz kitabullaha sımsıkı sarılmak onu peygamber ve ashabı gibi anlayıp öylece amel etmeleridir.

Unutmayalım ki bizlerin aklı ve ilmi bu oyunları anlamak için yetersiz, Allah'ın ilmi ise sonsuz ve her şeyi kuşatmıştır. O hileleri ve tuzakları boşa çıkartan kendi kitabına ve peygamberinin sünnetine sımsıkı yapışanları delalete düşmekten koruyandır.

Rabbim bizleri Hakkı hak bilip hakka sarılan, Batılı da batıl bilip batıldan uzaklaşan kullarından eylesin. Amin
Sözlerimizin başı da sonu da Allah'a hamd etmektir. ELHAMDULİLLAHİ RABBİL ALEMİN...

 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder