Video Foto Galeri Yazarlar
21.5.2018 - Pazartesi

Sevde GÖK

CEZALANDIRILAN BİR ÜMMET MİYİZ ?

Bizler düşünmeliyiz, acaba cezalandırıldık mı? Yaklaşık 100 yıl önce Hilafet yıkılırken, İslâm âlemine ait topraklar parçalanırken, azgın cebbarlar tarafından işgal edilirken, zulüm, işkence, kan gözyaşı yaşanırken aciz kalan veya bilerek oturup seyreden ümmet yok muydu?

17 Şubat 2018 10:16
A
a
<< Ey iman edenler,Allah'dan nasıl korkmak lazımsa öylece korkun.Sakın müslümanlar olmaktan başka bir(sıfatla) can vermeyin.>>Al-i İmran,3/102
İttekullah; Allah (c.c)'dan hakkıyla korkmak, karşı gelmekten şiddetle sakınmak, ümmet'i muhammedin kalbinden ve dilinden eyleme dökülmesi gereken amel...
 
Allah c.c'dan hakkıyla korkmayı unutup, dünyevi kazançlarının peşine düşen israiloğulları ve cezalandırılmaları anlatılmaktadır yegane kitabımız Kurân'da... İsrailoğulları kendilerine cihad emredildiğinde oturmuşlar ve Hz.Musa a.s'ya ''sen ve Rabbin gidin savaşın biz burada bekleyicileriz'' diyerek kendilerini maddi manevi yüceltecek cihada yüz çevirmişlerdir.
 
<< Dediler ki: “Ey Mûsa! Onlar orada bulundukça, biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, onlarla savaşın. Biz burada oturacağız.”>> (Maide,5/24)
Hz. Musa (a.s) Allah c.c'a şöyle yalvardı;
<<Mûsa, “Ey Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebilirim. Artık bizimle, o yoldan çıkmışların arasını ayır” dedi.>> (Maide,5/25)
Allah Subhanehu Teala cevap verdi(ceza verdi)
<< Allah, şöyle dedi: “O hâlde, orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. Bu süre içinde yeryüzünde şaşkın şaşkın dönüp dolaşacaklar. Artık böyle yoldan çıkmış kavme üzülme.”>> (Maide,5/26)
''Yeryüzünde kırk yıl şaşkın şaşkın dolaşın.....''

Peygamberine verilen emre yüz çeviren, cihad kendilerine farz kılındığı halde ''sen ve Rabbin gidin savaşın'' diyerek ukâla cevap vererek yerinden kımıldamayan İsrailoğulları...
İslâm ümmetinin eğri oturup doğru konuşması şart olmuştur, acaba Allah c.c'ın emrine râm olmayan Muhammed ümmeti bu emirden ve cezalandırılmaktan emin mi? emniyette mi?...
İslâm âleminin yeryüzünde başıboş şaşkın şaşkın,darma dağınık bir halde dolaşması nice 40 yılı aşmadı mı?

Bizler düşünmeliyiz, acaba cezalandırıldık mı? Yaklaşık 100 yıl önce Hilafet yıkılırken, İslâm âlemine ait topraklar parçalanırken, azgın cebbarlar tarafından işgal edilirken, zulüm, işkence, kan gözyaşı yaşanırken aciz kalan veya bilerek oturup seyreden ümmet yok muydu?

İslâm ümmetinin toprakları birbir ele geçirildiğinde, darağaçlarında idam edilen âlimlerin ahı, işkence, bomba, tanklar altında can veren ümmet ve bütün bu zulümleri seyeredenler ve halâ da seyretmeye devam eden ümmet !... 

<< O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü’minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.>> (Buruc,85/6-7)
Açık alânen ''siz ve Rabbiniz gidin savaşın'' demeyen ,ancak sessiz sessiz seyredip,tabiri caiz ise''Allah'ın seçtiği,azınlıkta olsa Tâifet'ul Mansura var,onlar savaşıyor nasıl olsa,bize ihtiyaç yok,bulunduğumuz topraklarda da müslümanlara ihtiyaç var'' diyen diğer yandan da hayatını,canını,malını,sevdiklerini feda etmiş  mücahidleri eleştirip ''birleşemediler,bir zafer kazanamadılar vs...''diye eleştiren ümmet yok mu?

Yaklaşık yüzyıldır şaşkın şaşkın dolaşan ümmet gafletten, acizlikten, zilletten kurtulmalı, zalimlerin zulmüne dur diyebilecek gücü ve ümmet birliğini gerçekleştirmelidirler. Allah c.c'ın arzında zulüm gören,ölüme veya zindanlara terkedilmiş kardeşlerine sahip çıkmalıdırlar...Tağut devletlerin, Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyen tağut yöneticilerinden yardım bekleyen  ,''mazlumların kurtuluşu için çalışıyorlar,bize de faydası olur muhakkak '' diye düşünenler yanılıyorlar, hem bu dünyada,hem de ahirette  yanıldıklarını görecekler...

Rasûlullah s.a.s, buyurdu; 
''Her kim sadece ve sadece Allah’ın kelimesi en yüce olsun diye savaşırsa, onunkisi Allah yolundadır.” (Buharî, Kitâbü’l-Cihâd, 16; Müslim, Kitâbü’l-İmâret, 42)
Yalnız Allah c.c için ve Allah'ın sözü yeryüzünde hakim kılınsın diye...

Batılılardan alınmış laikliği, demokrasi denilen putu, insanların kalblerine, yaşantılarına yerleştirmek, sistemlerini sağlamlaştırmak için çalışanların uğruna can vermek değil, Allah c.c için ve Allah c.c yolunda...

Azınlıkta olsa, (Tâifet'ul-Mansûra) Allah yolunda cihad eden, davet çalışması yapan topluluklar var yeryüzünde, Şam beldelerinde  Elhamdulillah.Allah c.c yolunda verilen nice şehidlerimiz var ve varolmaya da devam edecek kıyamete kadar biiznillah... her asırda, her kavim, her millet bir ümmet, gelip geçiyor (bkz.Bakara,2>/(134,9) Şehidlerimiz de bir ümmetti, geldi, geçti, geçmeyede devam edecek, onların kazandıkları kendilerine,bizim kazandığımız(inşaallah kazanacağımız) bize olacaktır.

Allah c.c'ın lânetlediği, yüz çevirdiği ümmet olup, aynı günahlarla, israiloğullarıyla birlikte haşrolunmak yerine,
<< Biz öncekileri helâk etmedik mi? Sonra arkadan gelenleri de onların peşine takacağız.>>( Mürselat,77/16-17)
Allah c.c 'ın arzında,Allah c.c'ın sözü en yüce olsun diye mücahede eden yiğitlerle yürümek,onlarla haşrolunmayı istemek en güzel seçim olacaktır İnşaallah...

Her ümmetin okuduğu,bildiği Âyet'i tekrar zikredelim ve tekrar anlamaya çalışaşım.
<<Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat O’na sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele.>> (Hacc,22/37)
Allah c.c için kesilen kurbanlar nasıl fiîli ameller ise,Allah c.c için ödenen bütün bedeller fiili,salih amellerdir,olmalıdır da...Allah'a ulaşan ancak takvadır...
<< (Ey Muhammed!) Onlara, Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, “Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. Öteki, “Allah, ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti.>>Mâide,5/27
“Allah, ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder''
Allah'dan hakkıyla korkanların,yüreğiyle,bütün azalarıyla,ruhuyla teslim olanların..desinler diye savaşanların değil,şucu bucu için,tağutlar istedi diye değil,yalnız Allah c.c için ve mükafatınıda yalnız Allah c.c 'dan bekleyerek...
<< Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının, O’na yaklaşmaya vesile arayın ve O’nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.>>(Mâide,5/35)

 Dersimizin başında zikrettiğimiz Ali imran 102. Ayet'te emredildiği gibi,
''Ey iman edenler, Allah'tan nasıl korkmak gerekiyorsa öyle korkup gerektiği gibi sakının ve kesinlikle müslüman olarak can verin '' dedi Allah  SubhanehûTeâlâ...
Allah c.c'dan hakkıyla korkmayı unutup, dünyevî kazançlarının peşine düşen Yakuboğulları gibi olmamak için... Yakuboğulları, kardeşleri Yusuf'u kuyuya attılar ölsün diye, baba ve Peygamber Yakub'un gözdesi olmasın diye... 21.yüzyılda, cemaat olmanın bilincini, izzetini, gücünü göremeyen kör gözlerle... inananlar olarak, dağılmış, paramparça olmuş İslâm ümmeti...
Kimi, kimleri kuyulara attık, terkettik (zindanlara,köleliğe), görmez, duymaz oldu?!.. ya kendi hocalarımızın, cemaatlerimizin çıkarı için, ya şahsi menfaatlerimiz için, bölünmüş, paramparça olmuş, kaybetmiş ümmet olma pahasına... Kimleri, hangi yusuf'ları(kardeşlerimizi) terkettik, gözden, gönülden çıkardık? Tâğutların ümmete sağladığı hangi dünyevî rahatlıklar uğruna...
Unuttuğumuz bir şey var... Bir avuç Tâifet'ul-Mansûra'nın zafer sancağını dikeceği, siyah sancaklıların cihadlarıyla, elleriyle, yürekleriyle, yeryüzüne İslâmın hakimiyyetinin ilân edileceği o gün... işte o kutlu, izzetli, şerefli zafer gününü dünyanın bütün müslümanlarının yaşaması için, ümmetce tevbe etmekle emrolunduk. Büyük bir tevbe, samimi gerçek tevbe... nerede, nasıl yanlışlar yaptıysak, her ne çeşit günahlar, haramlar işlediysek, göremediğimiz yanlışlarımızı görmek için, hatalarımızı düzeltmek için, zaferlerimize engel olan günahlarımız nasuh tevbeyle affolunsun diye... İsrailoğulları gibi topluca helâk olmamak için...

 <<Ey mü'minler! Hepiniz topluca, Allah'a tevbe edin felaha eresiniz (dünya ve ahiret mutluluğunu elde edesiniz).>> (Nur,24/31)

'' Allah'ım, cezalandırılmış ümmet olmaktan Sana sığınıyoruz, af ve afiyet istiyoruz, hem dünyamız, hem de ahiretimiz için''amin.

 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder