Video Foto Galeri Yazarlar
17.10.2017 - Salı

Muhyiddin Erkam

EĞER ALLAH’I SEVİYORSANIZ

Üzerine satır,satır şiirlerin yazıldığı , Adına kitaplar basıldığı, uğrunda canlar verilip canlar alındığı meskeni yürek olan derdi maşukuna varmak olan , yalan ve gerçek olarak ikiye ayrılan bir olgudur sevgi.

9 Mart 2017 17:02
A
a
 
بِسْمِ اللهِ الرَّحمن الرَّحِيم
إِنَّ الْحَمْدَ ِللهِ نَحْمَدُهُ وَنَسْتَعِينُهُ وَنَسْتَغْفِرُهُ وَنَعُوذُ بِاللهِ مِنْ شُرُورِ أَنْفُسِناَ وَمِنْ سَيِّئاَتِ أَعْمَالِناَ، مَنْ يَهْدِهِ اللهُ فَلاَ مُضِلَّ لَهُ وَمَنْ
يُضْلِلْ فَلاَ هاَدِيَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ
ياَ أَيُّهاَ الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللهَ حَقَّ تُقاَتِهِ وَلاَ تَمُوتُنَّ إِلاَّ وَأَنْتُمْ مُسْلِمُونَ

 Kahr ve istilâsı ile tek olan, ebedîlik hakkını kendisinden başka kimseye vermeyen, takdir ettiği ölümle bütün mahlûkatı zelil eden; ölümü müttakiler için bir kurtuluş ve kendisiyle buluşma sebebi kılan; kıyamet gününe kadar kabri asiler için bir zindan ve dar bir hapis yapan Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Zahirî (ve bâtınî; apaçık) nimetleri ihsan etmek, kahrıy-la intikam almak O'na mahsustur. Yerdekilerin ve gökteki-lerin şükrü; öncekilerin ve sonra gelenlerin hamdi O'nadır. Apaçık mucize ve delillerin sahibi Hz. Muhammed'e (s.a.v), onun âline ve ashabına ve bütün müslümanların üzerine salât ve selâm olsun.
 
Üzerine satır,satır şiirlerin yazıldığı , Adına kitaplar basıldığı, uğrunda canlar verilip canlar alındığı meskeni yürek olan derdi maşukuna varmak olan , yalan ve gerçek olarak ikiye ayrılan bir olgudur sevgi. Sevgiyi tarif etmeye kalktığımızda; Sevgi bir şeye rağbet etmek, dert etmek, istemek, elde etmek ondan haz duymak beraberliğini aramak, kaybetmekten korkmak, razı etmeye çalışmak gayesidir.  Sevginin temelinde ise hayranlık yatmaktadır. İnsan fıtratına konulmuş bu duygu Allah cc için tasarlanmış, O’nu sevmesi O’na rağbet etmesi O’nun rızasını dert edinmesi sevgisizliğinden korkması için verilmiştir ki gerçek olan sevgide budur.Diğer sevgiler ele alındığında onlar arızidir sevilenin ortadan kalkmasıyla beraber sevgide ortadan kalkar onun adı kısa sureli hayranlıktır. Eğer gerçek bir sevgi olmuş olsaydı sevilenden gelen dertler arttığında nefrette artmazdı. Her ne pahasına olursa olsun aradaki ilişkiler kopmazdı.Ama Allah sevgisine geldiğimizde ise ondan gelen hertürlü dert bela ve sıkıntıda ona yakınlaştırmaktan ona yalvarmaktan onu kaybetmekten korkmaktan başka hiçbir şeyi arttırmamaktadır. İşte kamil sevgide budur. Her sevilen ve sevgisi bir gün muhakkak ortadan kalktığı gibi Allah cc ( el-baki ) sıfatıyla asla ne zatı nede sevgisi  yok olmaz. İmam-ı gazalinin dediği gibi muhakkak kulun kemalatı ancak şu iki şey ile olur, ilim ve sevgi. Gerçek ilmin Allah’ı tanımak ve gerçek sevginin Allah’ı sevmek olduğunu anlamasıyla diye buyururken işte bu ince çizgiye temas etmektedir. Peki insan Allah’ın dışındakileri sevemezmi, sevmeli değil mi diye sorulacak olursa deriz ki evet sevebilir, sevecektir de. Nitekim Allah cc ayetinde şöyle buyurmaktadır;
 
“Sad suresi(32-33) Süleyman: Gerçekten ben mal sevgisini, Rabbimi anmak için istedim, dedi. Nihayet güneş battı. (O zaman:) Onları (atları) tekrar bana getirin, dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı. “
 
Süleyman (a.s)’dan bahsederken Allah cc bize onun sevgisi örnek getirerek malını ancak Allah’ı anmak için sevdiğinden ve istediğinden bahsediyor. İşte bu gayeli sevgidir ki Allah’ı sevmek için elindekini sevmek demektir. Süleyman (a.s) Allah cc’nun nebisidir. Allah cc nebileri ve rasülleri bizlere örnek olarak göndermiştir.  Allah cc buyuruyor;
 
“Ahzab suresi (21 ) Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü'nde güzel bir örnek vardır. “
 
Allah’tan gelen çağrıya iman etmiş , onu tevhid etmiş her bir kul için en güzel kulluk örnekliği olarak karşımıza Allah cc seçtiği elçiler ve onların Allah cc’den alıp bize getirdikleri evveliyatında kendilerinin uygulayıp uygulamaya davet ettikleri hayat karşımıza çıkmaktadır.
Bu anlayış isteyerek gelmediği şu hayatta ve yine isteyerek gitmediği şu hayatta istediği gibi yaşayamıyacağına iman eden kişilerin üzerlerinde bulundukları anlayıştır. Geçen yazılarımızdan da hatırlanacağı üzere mülk suresi ikinci ayeti ifade ederken şu cümleyi kurmuştuk. İnsan şu hayatta istediğini yaşamakla, istenileni yaşamak arasında(muhayyer) imtihan halindedir. İstenileni yaşamaya talip olmuş kullar için elbette Allah cc seçip razı olduğu rızasını arayanların önüne koyduğu nebiler ve resullerin izinden gitmek şehadet ettikleri tevhidin gereğidir. Zira İman bir iddiadır ve her iddia ispat istemektedir. Aksi halde ağızlarında sloganik olarak tilavet ettikleri şehadet sahipleriyle, söylemlerinde sadık olan şehadet sahiplerini dünyada birbirinden ne ayırabilirdi ki. Tabi ki inandıklarını kimin yaşadığı ve kimin iddiasını ispatladığıyla ayrışma olmaktadır. Ey şehadet sahipleri: şehadeti yıllanmış olanlar ve ey şehadetleri küllerinden doğanlar ve yine ey taze şehadet sahipleri; Allah’ı seviyor muyuz? Elbette(bela)’ki diyorsak iddiamızı ispat etmeye bizleri çağırıyor maşukumuz Allah cc.
 
 
قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُونٖى يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَحٖيمٌ
 
“ Ali imran suresi (31) De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok affedici, çok merhametlidir."
 
Hasan-ı Basri (rh); Bu ayetin bir adamın Allah’ı sevdiğini iddia etmesi sebebiyle indi diye buyurmaktadır. Sebebi nüzulden de anlaşıldığı üzere Allah cc’ye göre Allah sevgisi; ne laftan öteye gitmeyen bir iddia ne de insan vicdanında kalan aşktan ibarettir. Allah sevgisi; en sevgili gibi( Hz.Muhammed S.a.v) gibi Allah’ın nizamını yaşamak ve yaşatmaktır. Öyleyse nerede bu anlayışın sahipleri sevgileri arizimiydi ki Allah’ın nizamı yeryüzünden kalkınca onlarında hayatlarından kalktı. Şehadetleri sloganikmiydiki musibette sadakat gerektiğinde rüzgarlarda savrulup gitti yoksa münafıkçamıydı anlayışımız sözler sadece dillerde kaldı. İbn kesir (rh.a); ilgili ayetin tefsirinde dediği gibi bu ayeti kerime Allah’ı sevdiğini iddia edipte muhammedi bir yolda olmayan herkese karşı bir hüccettir. Çünkü ayet bu iddia sahibini söz,fiil ve davranışlarında muhammedi şeriata uymadıkça yalancı saymaktadır diyerek gerçek sevginin sırrını bizimle paylaşmaktadır. Allah cc bizleri sevmesinin bize getirisi ona karşı yaptığımız hataların ve kusurların bağışlanması , affedilmek ve merhamet edilmektir. Bu ne büyük sonuç ne kutlu müjdedir. Affedilmeyi bekleyen yokmu… Bu gün ümmeti muhammedin içerisinde bulunduğu durum Allah’ın düşmanlarının Allah’ın taraftarlarına yaptıkları zulüm namusu ekberin(kuran-ı azimuşşan) içerisinde bulunduğu konum karşısında sadece vakıayı seyru seluk edenler acaba iddialarında kime göre samimiler, kimin taraftarı ve kimin seyircisiler bunları düşünmek mecburiyetindedirler. Sözüm ona iki milyarlık seyirci hiç mi siyer-i nebi bilmedi ( gereğini ifa edenleri tenzih ederim ) yoksa sadakat gerektiği içinmi işine gelmedi. Yada elinde bulunanları ( can,mal eş,çocuk,itibar,lüks) Allah’tan daha mı çok sevdi peki şunu düşünmek yerli yerinde değilmi elinde olanları size kim bahşetti ey iddia(sevgi) sahipleri! Hani kişi sevdiğiyle beraberdi, hani seven sevdiğinin sevdiğini de severdi askıda kaldı cümleleri dünya oldu dertleri , Allah’tan başkalarıyla doldu kalpleri yer kalmadı , gerçek sevgi (Allah sevgisi) kurban oldu yalan sevgiye ( dünya sevgisi) şekiller ve simalar değişti bozuldu düzen unutuldu kuran iddialar sadece dillendi(dilde kaldı) gözler Abdullah bin Ömerleri çok özledi. Onun istenileni yaşama gayretini önderine bağlılığını izinden gidişini sevgisini ve rağbetini bakın hatırlattı bize Allah’ın hangi ayetinin tecellisini;

Bir gün Abdullah bin Ömer (rh.a) beraberinde bir heyet iler birlikte gider iken aniden devesini çöktürdü ve heyetten uzaklaşmaya başladı. Bu durumu merak eden heyettekiler devesini çeken kölesine geldiler ibn ömer namazamı gitti diye sordular bunun üzerine ibn ömer’in kölesi dediki hayır! Rasulullah (S.a.v) buradan geçerken gayri ihtiyari küçük abdestini yapmak için devesini çöktürmüştü ibn ömer’de bu sebeple küçük abdestini yapmaya gitti dedi. Subhanallah bu ne rağbet bu nasıl bir samimiyet, neden olmasın ki EĞER ALLAH’I SEVİYORSANIZ  bana uyun ki denilmedi mi. İşte karşımızda sadık iddia sahipleri ve onların üzerlerindeki Allah sevgisi…
 
Allah için sevmek ve Allah’a rağmen sevmek bütün mesele bunu idrak etmek…
 
Rabbim sen bizleri sevginle kuşat, sana rağbet etmeyi, sevgini her şeyin önüne geçirmeyi bizlere nasip et. Sözlerimize ve iddialarımıza sadık kalmayı en güzel örneklerin yolunda olmayı yalan sevdalardan sıyrılmayı bize nasip et. (Amin)
 
Rabbim akıbetimizi hayr eyle ve bizleri ancak Müslüman olarak öldür. Sözümüzün başı da sonu da Allah’a hamd etmektir.
 
ELHAMDULİLLAHİ RABBİLALEMİN

Haber var islah eder, haber var ifsad eder
************ Sponsor Reklam Alanı; ucuz uçak bileti al | Kek kalıpları |