Video Foto Galeri Yazarlar
26.9.2018 - Çarşamba

Saliha NUR

HER HALİYLE ÖRNEK BİR HANIM SAHABİ ÜMMÜ SELEME (RADIYALLAHU ANHA)

“ Ey İman eden kullarım. Şüphesiz ki benim arzım (yeryüzü) geniştir. O halde ancak bana kulluk edin.(Ankebut 56)”

15 Ocak 2018 12:31
A
a
“BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM”
- HER HALİYLE ÖRNEK BİR HANIM SAHABİ  ÜMMÜ SELEME (RADIYALLAHU ANHA) -
 
                Hamd Alemleri yoktan var eden benzersiz olarak yaratan, yaratıp bırakmayan ve koyduğu kanunlarıyla kendisine boyun eğdiren kendisinden başka İlah olmayan Allah(cc)’ya olsun. Salatu Selam Alemlere Rahmet olarak gönderilen yaşayan Kur’an Hz. Muhammed Mustafa (sav)’e  ve derdi Allah’ın dini olan tüm Mü’minlerin üzerine olsun . İnşaAllah.

                Ümmü Seleme Rasulullah(sav) Efendimizin en son vefat eden hanımlardan. İslam ile şereflenen ilk kafilede yer almış çilekeş bir İslam mücahidesi. Zekasıyla, soyu, güzelliği, iffeti, nezaketi ve nezahetiyle Rasulullah’a aile olma şerefine eren bahtiryarlardan… Mü’minlerin annesi…

                Asıl adı Hind’dir. Ebu Seleme Künyesidir. İlk iman kafilesinde hem kendisi hem de kocası vardı. İkisi de Habeşistan’a ilk hicret edenlerdendi. Her asırda olduğu gibi iman edenler çoğaldıkça işkence edenlerde çoğalıyordu. Kalplerde ki imana kükmedemeyen kafirler, müşrikler mazlumların bedenlerine zulüm ve işkence yapıyorlardı. İşte bu sebepten dinlerini yaşamak isteyen Mü’minler hicret ediyorlardı. Mekke sokakları hangi mazlumu sıktıysa veya işkenceye tabi tuttuysa ilk fırsatta o kişi, Allah için dini için Medine’ye hicret ediyordu. Tek dertleri ise Rablerine hakkıyla kulluk yapabilmekti.

                “ Ey İman eden kullarım. Şüphesiz ki benim arzım (yeryüzü) geniştir. O halde ancak bana kulluk edin.(Ankebut 56)”

                “Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yerde bulur, genişlikde. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse şüphesiz onun mükafatı Allah’a düşer. Allah çok bağışlayandır çok merhamet edcidir.”(Nisa 100)

                Bu ayeti Kerimeyi Seyyid Kutub(Rha) şu şekilde açmıştır. Bir kere Kur’an’ı Kerim hicret kavramını öncelikle “Allah yolunda” olmasıyla sınırlandırmaktadır. İslam’a göre geçerli olan hicret budur. Bol mal elde etmek veya zorluklardan kurtulmak yahut zevk ve şehvetlere ulaşmak ya da hayatın herhangi bir nimetine kavuşmak için hicret etmek İslam nazarında geçersizdir. Kim bu şekilde Allah yolunda hicret ederse kurtuluş, rızık ve yaşama fırsat ve yollarından yoksun olmaksızın ve yeryüzünde bir darlığa düşmeksizin bir genişlik ve serbestlik bulur.

                İşte Seleme ailesinin de tek derdi Allah’ın rızası onu dininin hakim olması İlayi Kelimetullah’ın yücelmesiydi. Tabi ki bu da kolay olmadı. Çektiği çileyi Ümmü Seleme’den dinliyoruz: “Hicret için yola çıktığımızda benim kavmimden olan mugiraoğullarının erkekleri yanımıza gelerek kocama: Sen kendin gidebilirsin. Fakat kızımızı götüremezsin dediler ve beni çekerek aldılar. Bunu duyan kocamın kabilesi Abdulesedoğulları kızgın bir halde bana dönerek vallahi madem siz kızınızı bu adamdan aldınız biz de çocuğumuzu bu kadının yanına bırakmayız dediler. Oğlum Seleme’yi elinden zorla çekip aldılar. Bu çekişmeden dolayı Seleme’nin kolu yerinden çıkmıştı. Kabilem beni kendi yanlarına alarak göz hapsine mahkum ettiler. Ailem parçalanıp ayrıldı hepimiz farklı yerlerdeydik.”

                Böyle bir tablodan, genç, yaşlı, kadın, erkek, büyük , küçük, davetçi, davet edilen, ilimli, bilgisiz, cahil  demeden herkesin kendine ders çıkarması lazımdır. Çünkü Seleme ailesi mal, mülk geçimsizlik yüzünden değil dinlerini yaşamak için parçalanmıştı.

                “İman edipte güzel davranışlarda bulunanlar bilmediler ki biz güzel işler yapanların evini zayi etmeyiz”(Kehf 30)

                “Sabretmelerine karşılık da onları cennet ve ipekten giysiler ile mükafatlandırır.”(İnsan 12)

                İnsanın kendisini Allah yolunda feda etmesinden daha büyük bir ihsan ve iyilik var mıdır? Bir kadının dinini yaşamak için Rabbim Allah dediği için kocasından alıyoruz? Kendimizi onların yerine koyuyor muyuz? Acaba sürekli olarak teslimiyetimizi, dinimizi, görevimizi, Allah rızasını ve onun Resulünü göz önüne koyup muhasebesini yapıyor muyuz? Yoksa biz tarihle aramızdaki bütün ilişkileri kesip olaya sadece bir siyer, bir hatıra, bir hikaye olarak mı bakıyoruz ? Maalesef bugün bizler toplum olarak da fert olarak ta bu şuurdan çok uzağız. Zihnimizde sahabe deyince melek gibi günahsız nur yüzlü İnsanlar canlanıyor. Öze inemiyoruz.

                Oysa ki onların nefisleri, istekleri vardı. Evlatları, sevinir ve ağlarlardı. Fakat hiçbir sahabeyi bunlar mücadeleden geri bırakmazdı. Çünkü onlar imanın tadını alan gerçek müminlerdi ve onların hedefi cenneti.

                “Müminler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.”(Mü’minun 1)

                “İşte bunlar varis olanların ta kendileridir. Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. Onlar orada ebedi kalacaklardır.(Mü’minun 10 11)

                Ümmü Seleme’ninde gayesi Rabbinin Rızası’nı kazanmak ve verdiği söze sadık kalmaktı. O iman ettiği ilk günden itibaren kendisini Allah’a adamış, başını bu yola feda etmiştir. Bu yol çileliydi musibetle doluydu. Fakat Allah(cc) onunla beraberdi. Kim ki Allah’a tevekkül eder ve O’na yönelirse o asla kaybetmezdi.

                “Onlar şöyle dediler. Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik Ey Rabbimiz bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma.”(Yunus 85)

                Ailesi parçalanan Ümmü Seleme biran bile isyan etmedi fakat bir kadın ve en önemlisi bir anne olarak çok gözyaşı döktü. Hangimiz dayanabilirdik ki bu tabloya bir kadın olarak. Hele ki kalbinde iman olmayan, tek derdi dünya olup evlatlarının emanet değilde sahibi gibi davranan kadınlar asla bir Seleme olmazlar. Fakat o gözyaşı dökerken Allah’a olan teslimiyetini biran olsun bırakmadı. Sonunda onun bu durumuna dayanamayan akrabaları onu serbest bıraktı. Ümmü Seleme yalnız başına kucağındaki çocuğu ile günlerce sürecek bir yolculuğa çıkmıştı. Uzun ve tozlu çöllerden geçecekti. Kumlu tepeleri aşıp vahşi ve yırtıcı hayvanların arasında geceleyecekti. O bütün bunları göze almıştı. Ne korkuyor ne de bağırıp çağırıyordu. Çünkü onda iman vardı. O Kur’an’ın şu ayetini ruhunda sindirip özünde yaşıyordu. O baştan aşağıya imanla dolu yiğit bir sahabi hanımdı.

                “Kim Allah’tan korkarsa Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah’a güvenirse O ona yeter. Şüphesiz Allah emrini yerine getirendir. Allah herşeyi için bir ölçü koymuştur.” (Talak 3)

                Ve sonunda aile bir araya toplandı. Hasret ve çile sona ermişti. Bir gün kocası Ebu Seleme sevinçli bir halde eve geldi. Sebebini ise şöyle anlattı: Ben Rasulullah’tan bir söz işittimde ona sevindim . “Müslümanlardan bir kimse musibete uğradığı zaman. Biz Allah’a aidiz ve yine Ona döneceğiz der, sonrada. Allah’ım bu uğradığım musibetin mükafatını ihsan et ve beni ondan daha hayırlısına nail eyle diye dua ederse muhakkak Allah onun duasını kabul eder buyurdu.”

                Resulullah’tan bir hadis duyduğu gibi onunla amel eden ve sevinen Müslümanlar… Bugün ise sünnet deyince yemeğe tuzla başlamak dışında akıllarına bir şey gelmeyen ama onu bile yapmayan sözde Müslümanlar… Gelin aradaki farkı siz düşünün. Seleme ailesi sözde Müslüman değil gerçekten iman eden ve İslam yolunda her türlü çileye katlananlardan oldular. Onların teslimiyeti bizimki gibi dilde değildi. Bunu ispat etmişlerdi.

                “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma(fakirlik) ile deneriz. Ey Peygamber sabredenleri müjdele.
                O sabredenler kendilerine bir bela geldiği zaman Biz Allah’ın kullarıyız ve biz O’na döneceğiz derler.
                İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır.”(Bakara Suresi 155, 156, 157)

                Onlar Allah yolunda beraber mücadele eden ve birbirlerini Allah için seven eşlerdi. Bir gün Ümmü Seleme kocasına şöyle dedi: Duyduğuma göre bir kadın cennetlik kocası ölür de kocasından sonra sabredip evlenmezse, Allah ikisini cennete tekrar eş olarak birleştirir. Aynı şekilde cennetlik bir kadın ölürse kocası ondan sonra evlenmezse… Ebu Seleme sözünü keserek sana söz veriyorum, senden sonra evlenmeyeceğim. Sende benden sonra evlenme dedi. Sonra, bana itaat ediyor musun dedi. Ebu Seleme’de öyleyse ben ölürsem senden evlenmeni istiyorum diyerek şöyle dua etti.

                “Allah’ım ben öldükten sonra Ümmü Seleme’ye benden daha hayırlı onu üzmeyen ve ona eziyet etmeyen bir eş nasip et.”
                “Ümmü Seleme kocası öldükten sonra bu anı hatırladıkça üzülür ve benim için eş olarak Ebu Seleme’den daha hayırlı kim olabilir ki diyerek böyle bir şeyin olacağına inanmıyordu. Ancak bir müddet sonra Allah Rasulü ile evlendi. Ve o artık Mü’minlerin annesi olmuştu. Ümmü Seleme annemiz asalet sahibi bir hanımefendi idi. Efendimize karşı hep asil davranışlar sergiledi. O aynı zamanda, dirayetli, zeki ve problemlere Hatta Hudeybiye antlaşmasından sonra Rasulullah(sav) ashabına kurbanlarını kesip traş olmalarını söylediği halde kimse bunu yapmamış ve Efendimiz’de üzgün bir halde eve gelip bu durumu eşi Ümmü Seleme’ye anlatmıştı. Firaset sahibi annemiz ise şunu söyledi: “Ya Rasulullah. Emrini yerine getirmek istiyor musun? O halde dışarı çık, kurbanlık develerini kes ve traşını ol. Ashaba bir şey söyleme.” Dedi.

                Ne firaset… Ne Teslimiyet… Allah Rasulu hanımının görüşüne uyuyor… Onun fikrine değer veriyordu. Çünkü İslam’da kadınlarla da istişare edilir. Söyledikleri doğru ise uyulur. Şunu da bilelim ki Mü’min kadın kocasının  hem din kardeşi, hem de danışmanıdır. İslam dini her konuda olduğu gibi burada da huzur, mutluluğun, düzen ve kanunu onda olduğunu bizlere göstermiştir.

                Bu mübarek annemizde bizlere her özelliğiyle örnek olur inşallah. Ümmü Seleme annemiz Efendimizin en son vefat eden hanımıdır. 84 yıl gibi bereketli bir ömür sürmüştür. Rabbim bizleride onun gibi Saliha kadınlardan eylesin inşaAllah. Çünkü onlar ve onun gibilerdir cenneti hak edecek olanlar.

                “İşte onlar için içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada tahtlar üzerine kurularak altın bileziklerle süslenecekler. İnce ve kalın ipekten yeşil giysiler giyeceklerdir. O ne güzel karşılıktır. Cennet de ne güzel bir yaslanacak yerdir.(Kehf 31)

Elhandulillahi RabbilAlemin…                                         

 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder