Video Foto Galeri Yazarlar
19.10.2018 - Cuma

Kübra YILDIZ

İNSANIN ACİZLİĞİ

‘’İnsan zayıf olarak yaratılmıştır ki bir kul olarak yaratıcısına karşı olan acizliğini anlayabilsin ve dünyanın geçiçi bir mekan olduğunu fark edebilsin.’’

5 Şubat 2018 16:16
A
a
                              BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
                               İNSANIN ACİZLİĞİ

 
Ey geceyi gündüz,gündüzü geceye katan,azameti ve yüceliği olan ihsanı bol,Rahmeti bol olan Rabbimiz bütün Hamdu Senalar sanadır.Hamd ve şükürler sanadır.Dua ve niyazlar,yalvarış ve yakarışlar dile getirdiğimiz getirmediğimiz her türlü eşsiz hamd sena ancak sana mahsustur Allah’ım.
 
Gerçek şu ki,insan tam bir acı ve noksanlık içindedir.Onun hesabı gelecek de olacaktır.Eğer kimyayı saadet,bu kalp cevheri üzerine bina edilirse hayvanlar derecesinden kurtulup melekler derecesine erişir.Eğer dünyaya yönelip onun arzularına tabi olursa yarın kıyamette köpek ve domuz dahi ondan üstün olur.Çünkü onların hepsi toprak olup azap ve cezadan kurtulucaklar.Fakat o kimse elem verici azapta kalacak.Bu itibarla insan kendi şerefini idrak ettiği gibi noksanlığı ve çaresizliği de idrak etmelidir. İnsanın kendini bu şekilde tanıması da Allah (c.c)nun marifet kapısının anahtarlarındandır.
Gözsüz bir akrebe ayaksız bir yılana malup olan küçük bir sineğin saldırılarından acze düşen insan her nasılsa acizliğini,zayıflığını unuturda gurulanır,kibirlenir.Hatta Fravun gibi İlah’lık davasında bulunur.

Nisa suresinin 28.ayetinde bu gerçeğe şöyle dikkat  çekilir; ‘’İnsan zayıf olarak yaratılmıştır ki bir kul olarak yaratıcısına karşı olan acizliğini anlayabilsin ve dünyanın geçiçi bir mekan olduğunu fark edebilsin.’’İnsan ne zaman nerede doğacağını?Hangi vakitte ve ne zaman öleceğini?belirleyemez.Dahası yaratıldığı hayattan ne kadar memnun olursa olsun o hayatı olumsuz yönde etkileyecek unsurlar üzerinde hiçbir kontrol mekanizmasına sahip değildir. İnsan bedeni her yönüyle korunmaya ve kollanmaya muhtaçtır.Ortalama 70-80 kiloluk bir et ve kemik yığını olan beden ince bir deriyle kaplanmıştır.Elbette bu narin deri çizilir ve yırtılır,darbe alınca morarır.Allah insanı en güzel ve mükemmel sistemlerle yaratmıştır.Ancak dünyanın geçiciliğini gösterecek ve hırslara  kapılmalarını engellemek için bedeni et ve yağ gibi çabuk bozulabilen maddelerden yaratmıştır.Bu ve bunun gibi durumlar acizliğini ve yaratıcısına ne denli muhtaç bir durumda olduğunu hatırlar.Hastalıkla birlikte sağlıklı olmanın Allah’ın bir lutfu ve nimeti olduğu daha iyi anlaşılır.Uzun süre hasta olmayan bir insan bu duruma alışır.Ani bir hastalıkla karşılaştığında aslında sağlıklı olmanın Allah’ın bir lutfu olduğunun farkına varır.Kader gerçeğini kavrayamamış olan insanlar başlarına gelen hastalığın sebebi olarak yalnızca virüsleri ve mikropları görür.Bir trafik kazası geçirdiğinde bunun tek sebebinin kötü araba kullanan bir insan olduğunu zannederler halbuki gerçek böyle değildir.İnsana zarar veren her araç Allah’ın sebeb olarak yarattığı varlıklar.Ve bu varlıkların hiç biri başıboş değildir.Tümü Allah’ın kontrolü ile hareket etmektedirler.Bir insan naparsa yapsın bunları değiştiremez.Kaderinden tek bir anı bile çekip çıkaramaz.Çünkü kader bir bütün olarak yaratılır.Sonsuz kudret sahibi Allah’a teslim olan onun sonsuz aklına ve rahmetine güvenip dayanan insan için hastalıkta kazada musibette sonu hayırla bitecek geçici imtihanlardır.Önemli olan Allah’a iman eden onun yaratmış olduğu kadere teslim olan insanların bu tür zorluk ve hastalık anlarında gösterecekleri güzel ahlaktır.

‘’Ki beni yaratan ve bana hidayet veren O’dur.Bana yediren ve içiren O’dur.Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur.Beni öldürecek sonra diriltecek olan da O’dur.’’(Şuara suresi 78-81)
 
Musibetler asıl büyük musibet olan inançsızlıktan alıkoyar. Asıl büyük hastalık,inançsızlık ve ibadetsizlik musibetidir.Biz ikaz edip bu gibi dehşetli hastalıklardan kurtarmaya vesile olan maddi dertlerimiz aslında dert değil dermandır.Allah’ı tanıyan ona kulluk edenin dünyası aydınlık ve mutlulukla doludur.Kişi imanın kuvvetine göre bunu hisseder.İmanın verdiği manevi sevinç şifa yanında küçük maddi hastalıklar hiç hükmünde kalır.Diğer taraftan dünyada yaşadığımız acı ve sıkıntılar ahirete nimet olarak kendini gösterecek dünyanın tatlı gördüğümüz günahlı bir çok sahnesi ise orada acı biber tablo halinde karşımıza çıkacak.

‘’Ki onların başlarına bir musibet geldiğinde;Biz Allah için varız ve yine O’na döneceğiz derler.’’(Bakara 156)

Sözünü ettiğimiz musibetler belalara gelince;sıkıntılar mü’minin gücünü,enerjisini harekete geçirir.Ancak gözlerde ki perdeyi kaldıran,kalplerin pasını silen sıkıntı ortamı içinde yeşertebilecek doğru değerleri isabetli düşünüp serpilmesini sağlar.Şimdi bizim burada başımıza gelen musibetler sadece bir değdirilmeden ibaret olup Cehennem’de tamamının yüklendiğini ve ebedi olarak orada kalacağınımızı unutmamalı,Tam tersi olarak en mutlu günümüzü hatırlayalım,hatırladıkça mutlu oluruz değil mi?İşte aynı şekilde mutluluğunda sadece değdirilip çekildiğini ve Cennet’te de ebedi olarak devam edeceğini düşünsenize..

Hastalık ve musibetler bizim için birer sabır sınavıdır.Kişinin değer ve iyiliği böylesi durumlarda göstereceği sabır ölçüsündedir.Sabırdan yoksun olan,her türlü iyilikten yoksundur.Sabır,imanımızın göstergesidir.Altın ile bakır,elmas ile cam,sıkıntı ateşiyle sınama sonucu belli olur.Peygamberimiz(s.a.v) ‘’Şüphesiz,büyük mükafat büyük belalardadır.Allah bir topluluğu severse onları sıkıntılarla imtihan eder.Rıza gösteren rıza bulur hoşnutsuzluk gösteren de hoşnutsuzluk bulur.’’ Sabır Gösteren,’’Sabırlılar defteri’’ne kaydedilir.Peygamber Efendimiz (s.a.v) başka bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:’’Mü’minin durumu hayret vericidir.Her hali hayırdır.Bu ondan başkası için söz konusu değildir.Kendisine bir nimet gelse şükreder,mükafat alır.Bir hastalık gelse sabreder,yine mükafat alır.Kısacası,Allah’ın Mü’min için her hükmü hayırdır.’’

Diğer yandan nimetle azmak sıkıntıyla isyan etmek imanla asla bağdaşmayan bir durumdur.Bize düşen kendimiz için en iyi bildiğimiz yolda var gücümüzle çaba göstermekle beraber,tersiyle karşılaştığımızda ‘’bir hikmeti vardır’’diyerek Allah’a teslim olmak ve fırtına geçinciye kadar sabretmektir.
 
Selam ve Dua ile….    

 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder