Video Foto Galeri Yazarlar
20.11.2018 - Salı

Şahımerdan SARI

İSLAM ALEMİNDE İTİKADİ DURUM - 2'sinin 2.Bölümü

ŞAHIMERDAN SARI HOCA'NIN KALEMİNDEN - İSLAM ALEMİNDE İTİKADİ DURUM A) GAFLET VE HİLE 2) MAHKÛMİYET 2.sinin 2.Bölümü

7 Temmuz 2018 09:44
A
a

İslam'ın hakim olmadığı bir yerde yaşayan Müslümanlar o toplumun nüfusunu l00'de 99'unu teşkil etselerde bir ağırlıkları, gündem belirlemeleri ve İslami bir izzetle yaşamaları mümkün değildir. Bazı İslami ibadetleri yapabilme imkanından dolayı kendilerini hür zannetselerde hükmen topyekün mahkumdurlar.

İktidarda olan tağuti sistemleriMüslümanlara bazı ibadetlerde serbestliğin verilmesi lutuf gibi algılanmamalı; bu zulumlerinin azalması manasında dahi anlaşılmaması gerekir. Geçmiş tarihlerde kendi halkının ekonomik refahı için azami çaba sarf eden nice iktidarlar olmuştur ki; bu durumları onlarla savaş yapılmamasının gerekçesi sayılmamıştır. Nemrudun kendi halkı için imaretler açması, Sebe Melikesi Belkıs'ın halkına hizmet içın o zamanın imkânlarıyla barajlar kurup; tarımda, ekonomide, toplumsal huzurun sağlanmasında hayli mesafeler katetmiş ve idari sistemde şura oluşturarak meşveretle icraatlarını yürütme keyfiyeti dahı Hz. Süleyman'ın kendisiyle savaşmama nedeni olmamıştır. (Geniş bilgi için Nemi Süresinin 20'den 44'e kadar olan ayetlerine bakınız)


Sebe Melikesi Belkıs'ın Hz. Süleyman'a kıymetli hediyeler göndermesi dahi barış nedeni olmamıştır. Barış ise Melike Belkıs'ın Süleyman (a.s) yanına gelip İslam dinine girerek teslim olmasıyla gerçekleşmiştir.

Kur’an-ı Kerim'de geçen bu kıssa dahi İslam'ın gayesinin yeryüzüne hâkim olup insanlık âlemi üzerinde Allah'ın nizamı dışında hiçbir sistemin hakimiyet hakkının olmadığını ispat etmektedir. Dünyanın en ücra köşesinde dahi Allah' ın hükümleri dışındaki hükümler küçücük bir topluma dahi hâkim olsa İslam'ın, peygamberlerin ve bütün Müslümanların görevi ve hedefi gayri İslami hükümlerin insanlar üzerindeki tahakkümünü kaldırıp, yerine Allah'ın hükümlerini ikame etmektir. Esasen Allah'ın hükümleri dışında ki hükümlerle idare olunmayı isteyen bir toplum dahi mahkûmdur. Bu mahkûmiyetten kurtuluş ancak Allah'ın nizamının hâkimiyeti altında yaşamakla olur. İnsanlığın bu hakiki hürriyete kavuşturulması; bütün peygamberlerin temel gayelerinden biridir. Zira bütün peygamberlerin gayesi iki temel esas içerisinde toplanır. Birincisi: İnsanlığı kula kulluktan kurtarıp, sadece ve sadece Allah'a kulluğa davet etmek. İkincisi: Hâkimiyeti; tekvini ve teşrii olarak bütün yönleriyle masivai varlıklardan alıp, sadece Allah'a isnad etmek. Bu keyfiyet ise ancak İslam Nizamının bütün yeryüzüne hâkim olmasıyla nihayet bulur.

Müslüman bu şuura sahip olan kişidir. İslam'ın gayesini idrak etmeyen, beşeri sistemlerin hâkimiyetine rıza gösteren, Müslümanlığı sadece etiket olarak algılayıp peygamberlerin gayesini ve hedeflerini kendisine amaç edinmeyen kişi ve ya kişiler varlıklarıyla Allah'ın dinine değil, küfür sistemine hizmet etmiş olurlar. Nüfus cüzdanlarında din hanesinde İslam dahi yazılı olsa bunlar İslam toplumunun değil; cahiliye toplumunun nüfusuna dâhil olurlar.
 
Müslümanlar ya İslam ümmeti olarak İslam ahkamını hakim kılıp icra etmek suretiyle yeryüzünde İzzet ve şerefle yaşarlar ya da beşeri sistemlerin hakimiyeti altında kendilerine müsaade edildiği kadarıyla İslamı kısmen yaşar farkında olur olmaz, zillet, rüsvaylık ve mahkumiyetle yaşar sayılan çok olsa da selin önündeki saman çöpleri gibi bir ağirukları olmaz.

Nitekim Allah Rasulu ( s.a.v.) Müslümanların bu durumunu,c sebeplerini bazı hadisi şeriflerde beyan buyurmuştur. Bunlardan bir tanesini okuyalım:
 
      Hz. Sevban (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah [aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki:
"Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi, birbirlerini çağıracakları zaman yakındır.
"Orada bulunanlardan biri: "0 gün sayıca azlığımızdan mı?"
diye sordu :

     "Hayır, buyurdular. Bilakis o gün siz çoksunuz. Lakin
sizler bir selin getirip yığdığı çerçöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan çerçöpler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!"
"Zaafda nedir ey Allah'ın Resulü?" denildi.
 "Dünya sevgisi ve ölüm korkusu!" buyurdular." (Ebu Davud, Melahim 5)

Bu hadisi şerif günümüzdeki Müslümanların durumunu tam manasıyla çok bariz olarak ifade etmektedir. Bu durumdan kurtuluşun yolu evvela Müslümanların kalplerinde ki vehni atarak, yerine Allah korkusunu hakim kılıp bu sefer de Allahın dininin hakimiyeti için cihad etmek zorundadırlar. Zaten cihadı terk ettikleri için bu zillete düçar olmuşlardır.

 
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اِذَا لَقٖيتُمْ فِئَةً فَاثْبُتُوا وَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَثٖيرًا لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
وَاَطٖيعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رٖيحُكُمْ وَاصْبِرُوا اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِرٖينَ

Ey iman edenler! (Savaş için) bir toplulukla karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah'ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz. Allah'a ve Resül'üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir. (Enfal Suresi: 45-46)

Müslümanlar beşeri sistemlerin hâkim olduğu ve Kuran'ın hükmetmediği bir yerde mahkûm olduklarını anlayıp hürriyetleri için mücadele etmekle mükelleftirler.

Bütün İslam uleması; "Bir İslam beldesi küfür sistemleriyle istila edilirse orada yaşayan bütün Müslümanların evvel emirde bir imam seçip ona biat ederek İslam nizamının hakimiyeti için müstevlilere karşı topyekün cihad ederler." Kavlinde müttefiktirler. Aksi takdirde cihadı terk eden toplum zillet ve rüsvaylığa mahkum kalır. Ancak cihad sadece münferit bir ibadet değil, aynı zamanda ictimai bir ilahi emridir. Şartlar oluşmadan ve emirin izni olmadan bu ibadet ifa edilemez. Mahkumiyetten kurtuluşun yegane yolu da budur.


 
 
 
 
 
 
 
 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder