Video Foto Galeri Yazarlar
26.9.2018 - Çarşamba

Şahımerdan SARI

İSLAM ALEMİNDE İTİKADİ DURUM - A) GAFLET VE HİLE 4) DİYALOG 1.BÖLÜM

12 Temmuz 2018 10:39
A
a

4- Diyalog: Dinler arası diyalog İslam düşmanı olan şerr odaklarının İslam alemini pasifize edip Hristiyan ya da Yahudi misyonerlerine zemin hazırlamak için yapılan bir oyundur. Bu oyunun aktörlüğünü malesef İslam Alemi içerisinde ilahiyatçı, din alimi olarak bilinen bir veya birkaç kişiye vermişlerdir. Yahudi, Hristiyan, müşrik kim olursa olsun gayri Müslimler hepsi kafirdir, Allah’ın düşmanıdır ve ebediyen cehennemliktirler. Bu keyfiyetler Kuran -ı K erim 'de gayet sarih olarak zikredilmiştir.
 
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارٰى اَوْلِيَاءَ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَاءُ بَعْضٍ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَاِنَّهُ مِنْهُمْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدِى الْقَوْمَ الظَّالِمٖينَ
 
Ey iman edenler, Yahudi ve Hıristiyanları dostlar (veliler) edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez. (Maide 51)

Hz. M uhammed (s.a.v)'in peygamber olarak dünyaya teşrifinden (m:610) bu yana bütün küfür alemi İslam'ın intişarına,
inkişafına ve hakimiyetine mani olmak için denen edikleri, hile, kurnazlık ve başvurmadıkları yol kalmamıştır. Henüz Allah (c.c) Resulü Hz.Muhammed (sav) Mekke'de iken müşrikler Allah Resulü (sav) ve o hun nurlu yolunda gidenleri baskı, işkence ve her türlü tehdit ile vazgeçiremeyince uzlaşma teklif etmişlerdi. Bu uzlaşma tekliflerinde kendileri de çok taviz vermekle beraber müslümanlardan biraz taviz vermelerini istediler. Müslümanların taviz vermeleri itikadlarının gereği olarak mümkün değildir. Kafirler dokrandokuz taviz verip Müslümanlardan buna karşılık bir tek taviz istense Müslümanlar "biz doksan sekiz karlıyız" şeklinde düşünemezler bilakis bu durumda Müslüman yüzde yüz zararlı olur. Çünkü kafirler taviz verdi diye itikadlan bozuldu diyemeyiz zaten itikadlan bozuktur, ama Müslümanlar bir taviz vermekle itikadları bozulur.

Kafirlerin peygamberimize çok taviz vermeleri karşılığında bir tek taviz istemişlerdir ama Allah rasulu taviz verme hususunda en ufak bir temayül göstermemiş bilakis o tekliflere her defasında çok sert cevap vermiştir.Mesela Kuran-ı Kerim'de "Kafirun" ve bazı ayeti kerimeler ve Allah Resulü . (sav)'in tavır ve sözlerinden anlaşılmaktadır ki çok sert ve kesin "red" cevabı verilmiştir.

Medine döneminde de Yahudilerlerle yapılan anlaşmaları defalarca Yahudier bozmuş ve müslümanlara her fırsatta ihanet etmiş ve cahiliyye müşrikleri ile İslam'ın aleyhinde birleşmişlerdir. O günden bu yana, bütün küfür ehli Yahudi, Hristiyan, Putperest, Ateist ve küfrün her çeşidi ile müslümanlığa karşı zaman zaman ittifak halinde askeri siyasi ve kültürel tüm alanlarda sıcak ve soğuk savaş şeklinde mücadele etmişlerdir. Son olarak bugün, alem-i İslam'ın ittihadını sağlayıp İslam'ın dünya hakimiyetini hedefleyecek bir şuurlu İslami , siyasi ve askeri gücün oluşmaması için halen küfür alem-i çeşitli entrikalar çevirmektedir. Müslaman toplumların yaşadığı yerlerde tefrika tohumlarını saçmaya devam etmektedir. Son yılların en belirgin fitnelerinden biri de 'Dinler Arası Diyalog' ismi altında İslam dinini sorgulamak ve Kuran-ı Kerim etrafında dolaylı olarak şüpheler oluşturmaya çalışmaktadırlar. H edef kendilerince Kur’an-ı Kerim'i ve böylece İslam dinini tahrif etmeye çalışmaktır. Fakat bu sinsi emellerine ulaşamayacakları ve umutlarının kursaklarında kalacakları bilakis çalışmalarının geri tepip, aleyhlerine döneceği muhakkaktır. Belki bir müddet gündem oluşturup müslümanlan meşkul edebilirler. Lakin neticede müslümanların uyanışına vesile olacaktır. İnşAllah çürıkü tarihte ne zaman kafirler İslam dininin mukaddes ve temel kitabı olan Kuran-ı Kerim'i sorgulamaya kalkmışlar ise, bu istikametteki bütün çahşmaları hüsranla scnuçlanrruş, müslümanların Kuran; Kerim'i ve kendilerini araştırmaya vesile olmuştur. Bugünün müslümanlarının ihtiyacı da zaten budıır.Yani bugünün müslümanları kendi dinlerini ve kitablarını araştırıp bilgi sahibi olunca selefleri olan sahabe ve tabiinin yolundan giderek kendi zamanlarındaki keferelere karşı mücadele ve kendi aralarında ittihad ihtiyacı hissedeceklerdir. İşte bütün meseleler o zaman çözülür. Velev ki İslam dinini tahrife yönelen şer güçler, müslüman adı altında bazı bel'am kılıklı mel'unlarla işbirliği yapsalar dahi. Esasen İslam dininin ne manaya geldiğinin mahiyetinden habersiz olanlar bu dine mensup sayılmazlar. Bazılarının cehaleti mazeret göstererek (bu insanlar bilmiyorlar) diyerek fetret dönemi gibi değerlendiremezler. Böyleleri küfürden de kurtulamazlar. Zira fetret devri peygamberlerin gönderilmediği devirler içindir ki bu devirler kısa ve istisna denilecek kadar azdır. oysa bizm peygamberimiz Hz. Muhamm ed (sa;v) gönderildiği zamandan kıyamete kadar gelecek bütün zamanlar için gönderilmiştir. Bu dini bilenlerin görevi onun ne anlama geldiğini insanlara anlatmaktır. İman edebilmek için din:in ne anlama geldiğini kavramak, bilmek ve kabullenmek şarttır. Onun için bu dinin hemen insanlar anlatılması lazımdır ki insanlar ya ona inanıp gereğini yerine getirsinler, ya da inanmıyorlarsa kendi kimliklerini açıkça hal ve tavırları ile ortaya koysun lar. Böylece saflar belirginleşmiş olur. İşte bu zamanda en büyük ihtiyaç budur. Yani müslüman olduğunu söyleyenler bilerek ve isteyerek kimliklerinin gereğini yerine getirerek saf tutsunlar. İslam'ın istediği vasıflardan hoşlanmayanlarda kendi layık oldukları isimde ve saflarda kalsınlar ki, müslümanlarda onları tanıyıp gerektiği gibi muamele etsinler.

Haber var islah eder, haber var ifsad eder