Video Foto Galeri Yazarlar
20.11.2018 - Salı

Şahımerdan SARI

İSLAM ALEMİNDE İTİKADİ DURUM - A) GAFLET VE HİLE 4) DİYALOG 3.BÖLÜM

14 Temmuz 2018 10:49
A
a

D) Yahudi, Hıristiyan ve kafirlerle dostluk olmaz:

Müslümanlar, Müslümanların dışında hiç kimseyi dost edinemezler. Bu şekilde bir dostluk  Allah (c.c) tarafından reddilmiştir. Evvela Yahudi ve Hıristiyanlar, Müslümanlara karşı kendileri hiçbir zaman dostluk sözlerinde samimi olmazlar. Kainatın halikı, gizli ve aşikar her şeyi bilen Allah ( c.c) tarafından onların samimiyetsizliği Müslümanlara, ayetlerle beyan buyrulmuştur. Nitekim yüce Allah (c.c) Kuran-ı Kerimde;
 

وَلَنْ تَرْضٰى عَنْكَ الْيَهُودُ وَلَا النَّصَارٰى حَتّٰى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ اِنَّ هُدَى اللّٰهِ هُوَ الْهُدٰى وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ اَهْوَاءَهُمْ بَعْدَ الَّذٖى جَاءَكَ مِنَ الْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ اللّٰهِ مِنْ وَلِىٍّ وَلَا نَصٖيرٍ
 

Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki; hidayet ancak Allah' ın yoludur. Sana gelen ilim (kuran)'dan sonra onların arzularına uyacak oJurran, and olsun ki, Allah'dan sana ne bir dostane bir yardımcı vardır ... (Bakara 120) Diye buyurmaktadır.
Böylece Allah (c.c) onların güvenilir olmadığına beyandan sonra yine onlara karşı da müminlerin dostluğa meyillerini red için Kur’an-ı Kerimde;

 

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارٰى اَوْلِيَاءَ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَاءُ بَعْضٍ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَاِنَّهُ مِنْهُمْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدِى الْقَوْمَ الظَّالِمٖينَ

 
Ey İman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar biribnin  dostudurlar(biribirinin tarafını tutarlar ), içinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. (Maide 51) Buyurarak, Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyi küfür ile nitelendirmiştir. Bu kadar açık ve kesin Kur’ani deliler olduğu halde "dinler arası diyalog" adı altında Yahudi ve Hıristiyanlarla dostluk ve diyalog saçmalığını iddia edenlerin Müslümanlıklarını muhafaza edeceklerine inanmak hamakat ve budalalıktır. Esasen Allah (c.c) mü'minleri bütün kafirlerle dostluktan menetmektedir. Nitekim Kuran-ı Kerim' de Allah (cc) bu hususta;

 

لَا يَتَّخِذِ الْمُؤْمِنُونَ الْكَافِرٖينَ اَوْلِيَاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنٖينَ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ فَلَيْسَ مِنَ اللّٰهِ فٖى شَیْءٍ اِلَّا اَنْ تَتَّقُوا مِنْهُمْ تُقٰیةً وَيُحَذِّرُكُمُ اللّٰهُ نَفْسَهُ وَاِلَى اللّٰهِ الْمَصٖيرُ

 

Müminler mümünleri bırakıpta kafirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa, artık onun Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur. (Al-i imran 28) Buyurulmaktadır. Bu konuda daha birçok ayet-ı kerimede K uran-ı Kerim'de bulunmaktadır. Konunun anlaşıldıgı kanaatıyle başka ayet-i kerime ve izaha gerek yoktur.

E) Bütün Kafirler Birbirinin Dostu olabilirler  Fakat Müslümanlara Düşmandırlar: Kuran, Kerim'in nazil oluşundan bu yana, onbeş asırdan beri sayısız defa kafirler bütün çeşidiyle İslam'ın aleyhinde birleşmiş ve Müslümanlara karşı mücadele etmişlerdir. Henüz Resulullah (sa:v)'in dünyada yaşadığı dönemde, Yahudilerin (B eni.Kurayza, B eni.Nadir ve Beni Kaynuka Yahudeleinin ) ahit'lerin bozmaları, zaman zaman müşriklerle işbirliği yaparak Müslümanların En kritik zamanlarında ihanet etmeleri ve daha sonra çoğu kez Hıristiyanlarla işbirliği yaparak İslam devletlerine saldırmalanna tarih şahitlik etmektedir. Abbasiler döneminde Haçlı seferleri yüzyıllarca devam etmiş, daha sonra Osmanlılar döneminde de yine yüzyıll:ırca "kutsal ittifak" adı altında bütün kafirler İslam alemine saldırmışlardır. Bu saldırılar bazen askeri, bazen siyasi bazende ekonomik oluyor. Müslümanlara karşı Hıristiyanlar, Yahudi ve her çeşit kafirler fırsat buldukça mücadele etmekten hiçbir zaman kcçınmamışlardır zaman zaman İslam devletleri ile ateşkes antlaşmalarını da başanla olacaklannı umdukları her fırsatta bozmuşlar ve. gü:venirsizliklerine tarih her zaman şafiit olmuştur. Hıristiyan, Yahudi ve diğer (her çeşit) kafirlerin Müslümana dosto1nayacağı için, Müslümanların da onlara dost olmamalarının en önemli gerekçesi ve delili bizzat Kuran-ı Kerim'dir. Bu konuda yüce Allah (cc) Kuran-ı Kerim'de Hıristiyan ve Yahudilerle dostluğu red babından;

 
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارٰى اَوْلِيَاءَ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَاءُ بَعْضٍ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَاِنَّهُ مِنْهُمْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدِى الْقَوْمَ الظَّالِمٖينَ
 
Ey iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin, zira onlar birbirinin dostudurlar. İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez. (Maide 51) Buyurmaktadır. Bu ayeti kerimede Yahudi ve Hıristiyanların veya diğer kafirlerin birbirlerinin dostu oldukları beyan olunmaktadır. Haliyle Müslümanların düşmanıdırlar. O kafirler, İslam'ın hak olduğunu bildikleri halde inkar ediyorlar. Bu durumları geçmişte olduğu gibi, bugün de, yarın da böyle olmaya devam eder. Yani onlar bildikleri halde, hakikatleri gizliyorlar. Bu husuta Allah(c.c) K uran-ı Kerim de;
 
يَا اَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَاَنْتُمْ تَشْهَدُونَ
يَا اَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَلْبِسُونَ الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُونَ الْحَقَّ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ
 
Ey eh l-i kitap! Gerçeği görüp bildiğiniz halde niçin Allah’ın ayetlerini inkar edersniz. Ey Ehl-i kitap! Neden doğruyu eğriyi karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz? (Al-i imran 70-71) Buyurm akla, ehl-i kitabın müşrikler gibi İslam'a karşı mücadele etmişler, ancak ehl-i kitap bildiği halde karşı çıkmıştır. Ve İslam'a karşı çıkışta birbirlerine yardım ediyorlar. Müslümanlar kafirlere taviz vermezler; Şüphesiz "Dinler Arası Diyalog" meselesi Yahudi ve Hıristiyanlardan kaynaklanmaktadır. Kafirler, İslam'a ve Müslümanlara bu kadar kin ve düşmanlık beslerken, Müslümanların faydasına olacak bir iş yapma fikrini nasıl ortaya atabilirler? Onların maksatları, Müslümanlardan taviz koparmaktır. Velev ki Müslümanlar az taviz verip, onlar çok taviz verseler dahi zararlı çıkacak olan Müslümanlardır. Zira Hıristiyan ve Yahudiler kendi dinlerinden taviz verince akideleri yeni mi bozulmuş olacak? Onlar zaten dinlerini, kitaplarını tahrif etmiştir. Tıpkı şeytan, Müslümanları aldatmaya çalışınca bazı doğru söz söyledi diye " kendi itikadını bozdu" denilemeyeceği gibi. Kafirlerin amacı, Müslümanların da dinlerini tahrife yönelmelerini sağlamaktır. Bu isteklere ancak hain ve gafil
olanlar temayül ederler. Oysa Kuran-ı Kerim'i kendilerine kitap olarak kabul edenlerin, gayri Müslimlerin hiçbir konuda ilmine ihtiyaçları olamaz. Zira Hz. Muhammed (sa;v) de Tevrat, İncil ve Zebur'dan faydalanma yoluna gitmemiş ve faydalanmayı da tasv:ip etmemiştir. Nitekim Kuran-ı Kerirrı'de bu hakikati beyanla Allah(cc)


 
اَوَلَمْ يَكْفِهِمْ اَنَّا اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ يُتْلٰى عَلَيْهِمْ اِنَّ فٖى ذٰلِكَ لَرَحْمَةً وَذِكْرٰى لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
 
Kendilerine okunmakta olan, kitabı (Kuran-ı) sana indirmemiz onlara yetmedi mi? Elbette iman eden bir kavim için onda rahmet ve ibret vardır. (Ankebut 51) Diye  buyurarak kitap olarak K ur’an-ı K erim' in yeterli olduğunu açıkça beyan buyurmaktadır. K uran 'ın ruhuna vakıf olmayıp batı kültürünün tesiriyle ruhu kirlenmiş olanlar, kafirlerin bu oyunlarını bir cazibe gibi anlatmaya çalışırlar. Fakat daha önce de belirttiğimiz gibi. Allah (cc) dinini muhafaza edecektir. Bu gibi sinsi emellerle iştigal edenler, Allah (c.c)'ın kitabına ve dinine hiçbir zarar vermezler. Ancak biraz gündem oluşturarak, Müslümanları biraz meşgul edebilirler. Bu meşguliyet de, Müslümanların dinlerinin daha iyi araştırıp tanımalarına vesile olacaktır inşAIlah. Şimdi de bu sinsi çalışmalara karşı, Müslümanların tutunması gereken tavırlar konusunda birkaç cümle ile izahatveını eye çalışalim. Evvela, Müslümanların kafirlere taviz vermeleri Allah (cc) tarafından red edilmiştir. Bu hususta Kuranı Kerim de; 

فَلَا تُطِعِ الْمُكَذِّبٖينَ
وَدُّوا لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ

 
O halle, hakikati yalan sayanlara boyun eğme. Onlar isterler ki, sen yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar. (Kalem 8-9) Buyuruyor. Bu durum Resulullah (sav)'in şahsında bütün ümmete şam ilidir. Taviz isteklerinden dolayı müminlerin kafirlere yumuşak davranmaları dahi men olunmuştur.

Haber var islah eder, haber var ifsad eder