Video Foto Galeri Yazarlar
13.12.2018 - Perşembe

Şahımerdan SARI

İSLAM ALEMİNDE İTİKADİ DURUM - A) GAFLET VE HİLE 5) KURBİYYET VE TEŞBİH 2.BÖLÜM

19 Temmuz 2018 09:48
A
a
NisaButikAdana
B) Gruplarda: İslam toplumunun içinde en büyük düşman müslüınana benzediği için münafıktır.

Biliyoruz ki insanlar itikad bakımından üçe ayrılırlar. 1) Mümin, 2) Kafir, 3) Münafık
 
1) Mü'min: Allah (c.c)'ın inanılmasını emrettiği ve Hz.Peygamberin haber vermiş olduğu bütün İslami esasları kalb ile tasdik  dili ile ikrar eden kimsedir. Mü'min imanını ilan ettiği için
açıktır.

2) Kafir: Allah ( c.c )'ın inanılmasını emrettiği ve Hz.Peygamber (sav)'in haber vermiş olduğu esasları kısmen veya tamanen inkar eden kimsedir. Kafir küfrünü ilan ettiği için bu da açıktır.

3) Münafık: Aynı esaslara kalben inanmadığı halde zahirde dili ile inandığını söyleyen kimsedir. Bu tür kişiler olduğu gibi görünmekdiklerin ve hakikate benzerliklerinden dolayı açık değil ve kafirlerden daha tehlikelidirler.
 
Kuran, Kerim' in en uzun suresi olan Bakara Suresinin baş tarafında bu üç çeşid kimselerin vasıfları tavsif edilirken mü'minlerin vasıfları beş ayet-i kerm e ile, kafirlerin vasıfları iki ayet-i kerin e ile tavsif edilmiş ve münafıkların vasıfları on üç ayet-ikerin e ile ancak tavsif edilmiştir. Münafıkların bilinmesi hakikate benzerliğinden dolayı daha zor ve İslam toplumu için daha tehlikeli olmuştur. En büyük tehlike ve en şerli grup münafıklar sınıfı olduğu için ahirette ki yerleri kafirlerden daha aşağıdır. Çünkü şer bakımından onlar kafirlerden daha alçaktır.
 
Bu hakikati beyanlı Kınan--ı Kerim bunların cehennemdeki yerlerini bir ayet-i kerimede şöyle beyan buyurmaktadır.


 
اِنَّ الْمُنَافِقٖينَ فِى الدَّرْكِ الْاَسْفَلِ مِنَ النَّارِ وَلَنْ تَجِدَ لَهُمْ نَصٖيرًا


Muhakkak ki münafıklar ateşin en alt tabakasmdadırlar. Sen onlar için asla bir yardımcı bulamazsın! (Nisa Suresi 145)

Müslümanların söylemlerini söyleyip, kıyafetini giyip ve çoğu kez aynı amelleride işledikleri için Müslümanların arasında yaşayarak fırsatını bulduklarında da kendi itikadlarının hükmünde olan kafirlerle işbirliği yaparak Müslümanlara zarar vermeye çalışırlar. Bu nedenle münafıklar kafirlerden daha fazla İslam alem me zarar verirler. Münafıkların tümü bütün Müslümanlar tarafından bilinmez. Zira İslam zahire göre hüküm verir, kalbi durumu (iç alemi) ancak A Ilah (c.c) 'ya aittir.
Münafıklar İslam alemine çok zararlı oldukları ve en büyük tehlikeyi oluşturdukları için vasıflan, halleri ve bazı karakterleri Kuran-ı Kerimde zikredilerek bunlara karşı mü'minler uyarılmışlardır. Detaylarına girmeden biz sadece burada bakara suresinin baş tarafındaki münafıkların vasıflarını beyan eden ve peşpeşe gelen ayatleri okumakla iktifa edelim
 
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَبِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَمَا هُمْ بِمُؤْمِنٖينَ
يُخَادِعُونَ اللّٰهَ وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَمَا يَخْدَعُونَ اِلَّا اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ
فٖى قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ فَزَادَهُمُ اللّٰهُ مَرَضًا وَلَهُمْ عَذَابٌ اَلٖيمٌ بِمَا كَانُوا يَكْذِبُونَ
وَاِذَا قٖيلَ لَهُمْ لَا تُفْسِدُوا فِى الْاَرْضِ قَالُوا اِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ
اَلَا اِنَّهُمْ هُمُ الْمُفْسِدُونَ وَلٰكِنْ لَا يَشْعُرُونَ
وَاِذَا قٖيلَ لَهُمْ اٰمِنُوا كَمَا اٰمَنَ النَّاسُ قَالُوا اَنُؤْمِنُ كَمَا اٰمَنَ السُّفَهَاءُ اَلَا اِنَّهُمْ هُمُ السُّفَهَاءُ وَلٰكِنْ لَا يَعْلَمُونَ
وَاِذَا لَقُوا الَّذٖينَ اٰمَنُوا قَالُوا اٰمَنَّا وَاِذَا خَلَوْا اِلٰى شَيَاطٖينِهِمْ قَالُوا اِنَّا مَعَكُمْ اِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِٶُنَ
اَللّٰهُ يَسْتَهْزِئُ بِهِمْ وَيَمُدُّهُمْ فٖى طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ
اُولٰئِكَ الَّذٖينَ اشْتَرَوُا الضَّلَالَةَ بِالْهُدٰى فَمَا رَبِحَتْ تِجَارَتُهُمْ وَمَا كَانُوا مُهْتَدٖينَ
مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ الَّذِى اسْتَوْقَدَ نَارًا فَلَمَّا اَضَاءَتْ مَا حَوْلَهُ ذَهَبَ اللّٰهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَهُمْ فٖى ظُلُمَاتٍ لَا يُبْصِرُونَ
صُمٌّ بُكْمٌ عُمْیٌ فَهُمْ لَا يَرْجِعُونَ
اَوْ كَصَيِّبٍ مِنَ السَّمَاءِ فٖيهِ ظُلُمَاتٌ وَرَعْدٌ وَبَرْقٌ يَجْعَلُونَ اَصَابِعَهُمْ فٖى اٰذَانِهِمْ مِنَ الصَّوَاعِقِ حَذَرَ الْمَوْتِ وَاللّٰهُ مُحٖيطٌ بِالْكَافِرٖينَ
يَكَادُ الْبَرْقُ يَخْطَفُ اَبْصَارَهُمْ كُلَّمَا اَضَاءَ لَهُمْ مَشَوْا فٖيهِ وَاِذَا اَظْلَمَ عَلَيْهِمْ قَامُوا وَلَوْ شَاءَ اللّٰهُ لَذَهَبَ بِسَمْعِهِمْ وَاَبْصَارِهِمْ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖيرٌ

İnsanlardan öyleleri de vardır ki: "Biz Allah'a ve ahiret gününe iman ettik!" derler halbuki onlar mü'min değillerdir. Allah’ı ve iman edenleri aldatmaya çalışıyorlar; oysa kendilerinden başkasını aldatmıyorlar da farkında değiller ... Onların kalplerinde hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Yalanlamalarından ötürü onlar için çok acıklı bir azap vardır. Onlara: "Yeryüzünde fesat çıkarmayın!" denildiği zaman: "Biz ancak ıslah edicileriz." derler. Dikkat edin  Doğrusu onlar fesat çıkaranların ta kendileridir; ne var ki farkında değiller... Onlara: "İnsanların iman ettiği gibi iman edin:" denildiğinde: "Biz o akılsızların iman ettiği gibi iman eder miyiz?" derler. Dikkat edin! Doğrusu onlar akılsızların ta kendileridir; ne var ki bilmiyorlar... İman edenlerle karşılaştıkları zaman: "İman ettik." derler, şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında ise: "Şüphesiz biz sizinle beraberiz biz sadece alay edicileriz!" derler. Allah onlarla alay eder ve azgınlıkları içerisinde bocalar bir halde kendilerine mühlet verir. İşte onlar, hrlayete karşı sapıklığı satın almış kimselerdir. Alış verişleri kar getirmedi ve doğru yolu bulanlardan olmadılar . Onların durumu, bir ateş yakan kimsenin durumu gibidir ki, etrafını aydınlatınca Allah onların nurunu giderdi ve onları karanlıklar içerisinde görmez bir halde bıraktı. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; artık onlar dönmezler. Ya da gökten boşalan şiddetli yağmur gibidir ki, içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek vardır. Yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Şüphesiz Allah kafirleri çepeçevre kuşatandır. Şimşek neredeyse gözlerini kapıverecek. Onları ay­dınlattığı zaman onda yürürler. Onlar üzerine karardığı zaman dikiliverirler , Allah dileseydi elbette onların işitmelerini de görmelerini de giderirdi. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir. (Bakara Suresi 8-20)

Okumuş olduğunuz bu ayeti kerimelerde münafıkların söylemlerini hallerini her zaman görmekteyiz. Mekke döneminde dünyalık bir menfaat veya bir korku olmadığından münafıklar guruhu pek de görülmemektedir. Fakat münferid olarak vardır yok da değildir. Ancak Medine döneminde İslam devleti içerisinde bir tareaftan Müslümanların sahip olduğu haklara sahip olma isteği diğer taraftan İslam devletinin otorite korkusu ile birçok kafir Müslüman gibi görünmekte kendilerine çare aramışlardır. Fakat kafirlerle işbirliği yapma fırsatını bulduklarında akidelerinin gereğini ortaya koymaktan çekinmemişlerdir.

Münafıklardan bazıları vardır ki Müslümanlara çok benzedikleri için ilim ehli, muttaki ve ileri gelen Müslümanlar dahi onları tanıyamamıştır. Rasul-i Ekrem (sav) kendi zamanındaki münafıkları kendisine verilen İlahi haberle biliyor ve hepsini ifşa etmiyordu. Ancak münafıkların isimlerini hz. Huzeyfet-ül Yemana bildirmişti. Ashab-ı kiram hz. Huzeyfe'ye bildirildiğinin farkında idiler. Ashabı kiram hz. Huzeyfe'ye münafıkların isimlerinin açıklanmasını (emanet olan sırra ihanet olur diye) sormamışlar, zaten o da söylemezdi. Fakat ashabı kiramdan ileri gelenler hz. Huzeyfenin katılmadığı cenaze namazlarına katılmamış ve ozaman ölen kişinin münafık olduğunu anlamış oluyor ve yinede ilan etmiyorlardı.

Hz. Ömer'in hilafeti esnasında bir münadi gelip mescidin yanında bulunan topluluğa "falan kişi vefat etti, cenaze namazına hazır olun" dediğinde o toplulukta bulunan hz. Ömer dikkatini hz. Huzeyfe'ye yöneltiyor. Hz. Huzeyfe'nin gizlice bir taraftan çekilip gittiğini fark edince daha kısa bir yoldan huzeyfe'nin önüne çıkarak "­ey Huzeyfe bildiğime göre bu kişi münafık değil iyi bir müslümandı" deyince hz. Huzeyfe "beni rasulullahm emanetini ifşaya zorlama ya emirel mü'rninin" diye konuşmanın uzamasının önünü keserken hz. Ömer sarsılıp Huzeyfe'nin kolundan tutarak "Allah için Allah rasulu (sav) “Ömer bin Hattab'ta münafıklardandır" diyerek adeta baygınlık geçiriyor. Fakat hz. Huzeyfe "vallahi ya emirel .. mü'minin Allah Rasulu(sav) öyle bir şey söylemedi" deyince hz. Ömer teselli bulup teskin olmuştur.

Münafıkların Müslümanlara benzerlikleri ve görünüşteki yakınlıkları o derece ciddi boyutlara ulaşıp Müslümanları hayrette bırakmıştır ki münafık oldukları bilindiği zaman cennetle müjdelenen ve hulefa-i raşidinin ikincisi olan hz. Ömer dahi hayrette kalıp kendi kendisinden korkmuştur. Nitekim bu hususta Rasul-i Ekrem (sav) "münafıklardan öyle kimseler varki sizlere söylesem hepiniz hayrette kalırsınız diye buyurmuştur. El-an içinde yaşadığımız şu zamanda münafıkların sayısı İslam coğrafyasında belki de kafirlerden ve Müslümanlardan"" daha çoktur. Bunun için bugunkü Müslümanların durumları o kadar zorlaşmışki İslam' ı bu gibi "müslümanım" diyen münafıklara enlatmak kafirlere anlatmaktan daha zor duruma gelmiştir.

Münafıkların Müslümanlar için kafirlerden daha büyük tehlike oluşturmalarının nedeni Müslümanlara benzerliklerinden ve daha yakın görünmelerindendir.


Haber var islah eder, haber var ifsad eder
NisaButikAdana