Video Foto Galeri Yazarlar
18.8.2018 - Cumartesi

Şahımerdan SARI

İSLAM ALEMİNDE İTİKADİ DURUM - A) GAFLET VE HİLE 6) METOD 1.BÖLÜM

21 Temmuz 2018 10:46
A
a
(6-metot): Kelime olarak: usul, tarz, yöntem gibi manalara gelir. Terim olarak belli bir maksada ulaşmak için takip edilen yol ve ya yöntemdir.

Şer güçlerin İslam alemini tağfıl edip hakikatten saptırmak için kullandıkları hile sebeplerinden biride metottur. Oysa İslam dini ne kadar ilahi ise onu hakimiyet hedefine ulaştıran yol da o kadar ilahidir yani tevkifidir. Yani İslam kulluk ve yönetim şeklini belirleme bakımından nasıl beşeri sistemlere ihtiyaç duymuyor ise hakeza metot bakımından da beşeri sistemlere ihtiyaç duymaz ve onların yöntemlerini kullanmaz.

İslam ve metot ilişkisi; hedef ve yol haritası ilişkisi gibidir.Bir hareketin kamil manada bütünlük kazanması için hedefinin belli ve yol haritasının sağlam olması şarttır.

İslam nizamı gibi kainatın en ulvi ve yegane muazzam davasının hedefi medem ki bütün yeryüzüne hakim olmasıdır. Yol haritası da şüphesiz laletayin ve ya değişken olmayıp köklü, kalıcı ve ilahi olması elzemdir.

Hulefa-i Raşidin döneminden bu yana metot hususunda özellikle güç otoriteleri tarafından İslam alemi tarafından çeşitli sarsıntılar meydana getirilmeye çalışılmıştır.

Müçtehit ulemanın görüşlerine başvurulmayıp, haklının sözü değil de güçlünün sözü geçerli sayıldığından metottan sapmalar meydana gelmiş ve İslam alemi üzerindeki idareler kamil hilafetten uzaklaşmışlardır. Birinci dünya savaşı sonrasına kadar nakıs şartlarla da olsa hilafet devam etmiş; özellikle birinci dünya savaşı sonrasından bu yana ise İslam alemi üzerinde İslam ahkamı tamamın azhledilip, hilafette ilga edildikten sonra tamamen cahiliye hükümleri tahakküm ettirilmiştir. Günümüzde ruhları beşeri ideolojilerle kirlenen İslam bilgini kisvesinde ki bir takım kimseler tamamen tağuti sistemlerin yöntemlerini İslami metot gibi Müslüman kitlelere lanse etmeye çalışmaktadırlar. Bu tür çalışmalar dahi sadece ameli değil aynı zamanda itikatdan sapma durumunu meydana getirir.

İslam ümmeti olarak İslami bayatın bütün yönlerini Allah Rasulu (s.a.v)’den örnek almak zorunda olduğumuz gibi, metot hususunda şüphesiz yegane önder Rasuli Ekrem (s.a.v)'i örnek almak zorundayız. Zira Allah (c.c) rasulini örnek göstermiştir.


 
لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فٖى رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَثٖيرًا


Gerçekten Allah'ı, ahiret gününü arzulayanlar ve Allah'ı çok zikredenler için, size, Allah'ın Rasulünde (takib edeceğiniz) pek güzel bir örnek vardır. (Ahzab 21)

Rasulullah'ın örnek olma keyfiyeti ümmeti için kıyamete kadar ferdi ve içtimai hayatın her safhası için geçerlidir. Metot gibi önemli bir husus elbetteki bu örneklikten azade olamaz. Allah Rasulu'nun yaşantısı. attığı her adım, söylediği her söz ilahi murakabe ve kontrol altındadır. Çünkü hayatı boyunca üç-dört meselede sadır olan zelle (küçük hata) dahi derhal bizzat Allah (c.c.) tarafından uyarılarak düzeltilmiştir.

Mesela: Kureyşin ileri gelenlerinden üç-beş kişilik bir grup Rasulullahrn yanına geldiklerinde Allah Rasulunun yanında , oğunluğu fakir Ye kölelerinden oluşan yirmi-otuz kişilik bir grup müslüman gördüklerinde " Ya Muhammed! Biz şimdi gelip bunların arasında mı oturacağız bizimle konuşmak istiyorsan bunları yanından kov, öylece oturalım ya da bizim için ayrı bir yer, onlar için ayrı bir yer veyahut bizim için ayrı bir zaman, onlar için ayrı bir zaman tahsis et. " dediklerinde Allah Rasulu bunlara İslamı tebliğ için fırsat bulma amacıyla düşünüp '' çünkü bunlara is lamı tebliğ edip, İslamı kabul etseler bir anda Mekkeye islamın hakimiyetinin yolu açılmış olacağı ümidiyle kabullenme yoluna temayul edince henüz bu fiiliyata geçmeyen düşünce dahi Allah tarafından düzeltilmiştir. Şöyle ki:


 
وَلَا تَطْرُدِ الَّذٖينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدٰوةِ وَالْعَشِىِّ يُرٖيدُونَ وَجْهَهُ مَا عَلَيْكَ مِنْ حِسَابِهِمْ مِنْ شَیْءٍ وَمَا مِنْ حِسَابِكَ عَلَيْهِمْ مِنْ شَیْءٍ فَتَطْرُدَهُمْ فَتَكُونَ مِنَ الظَّالِمٖينَ
 

“Rablerinin rızasını isteyerek sabah akşam O'na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun”( en'am süresi:52)

Abese süresinin birden on ikinci ayetlerine kadar olan ayetlerin nuzul sebebi Allah Rasulu’nun Kurayş'in ileri gelenleriyle sohbet edip, tebliğ ettiği bir sırada sahabeden ama olan Abdullah İbni Ümmü Mektum'un üst üste nida ederek nasihat istemesi Allah Rasulu (s.a.v)'de fırsat bulmuş iken onlara İslamı tebliğ etme gayreti içinde olduğu halde Abdullah
İbni Ümmü Mektum'un çağrısına cevap vermemesi üzerine Allah ( c.c) tarafından Rasulu uyarılıp bu ayetler nazil olmuştur.

Allah Rasulu'nun sözleri insanlara karşı tavırları takip etmiş olduğu yol tamamen ilahi murakabe altındadır ve metot olarak ümmet için bağlayıcıdır. Bu bağlayıcılık kıyamete kadar bütün zamanlar için geçerlidir. Vahyi Matluv'un dışında ki bütün halleri de vahye müsteniddir. Nitekim bu hususta  Kuran-ı kerim'de:

وَالنَّجْمِ اِذَا هَوٰى
مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوٰى
وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوٰى
اِنْ هُوَ اِلَّا وَحْيٌ يُوحٰى
عَلَّمَهُ شَدٖيدُ الْقُوٰى

 
1- 2: Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı
3- O, nefis arzusu ile konuşmaz
4- O(nun konuşması kendisine) vahyedilenden başkası değild:ir
5- Onu, müthiş kuvvetleri olan biri öğretti

(Necm 1-5)
 


 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder