Video Foto Galeri Yazarlar
17.12.2018 - Pazartesi

Şahımerdan SARI

İSLAM ALEMİNDE İTİKADİ DURUM - A) GAFLET VE HİLE 6) METOD 2.BÖLÜM

23 Temmuz 2018 10:35
A
a
NisaButikAdana

Rasulu Ekrem (s.a.v)'in hayatı, sözleri hedefe doğru giden istikametteki bütün halleri vahiyce onaylanan Kuran'ın tefsiri ve İslam' ın kendisidir. Rasulullah' ın metodu iki dönemde incelenir.

 A) Mekke dönemi

B) Medine dönemi

A)Mekke dönemi: Küfür sisteminin hâkim olduğu ve henüz Müslümanların hâkim olduğu dönemdir. Bu dönemde dört aşamada incelenir.

Birinci aşama: Peygamberliğin ilanıyla beraber davetin bir süre gizli yapılması

İkinci aşama: İslami tebliğin açıktan yapılması

Üçüncü aşama: Davetin gizli döneminden itibaren başlayan tehdit ve işkencenin zirveye çıkması

Dördüncü aşama: Devam eden işkenceyle birlikte hicret dönemi

Rasululah'ın da'vet metoduyla ilgili hususlar bazı kitaplarda anlatılmıştır. Konumuz itibariyle burada özetlemek durumundayız. Ancak Mekke döneminin ilkelerini kısaca belirtmek de fayda vardır.

Birinci ilke: Mekke döneminde yani küfrün hakim olduğu dönemde teşkilat gizli, İslami tebliğ açıktır.

İkinci ilke: Küfrün hakim olduğu dönemde Müslümanlar mahkum sayıldıkları için küfür güçleri ve sistemleriyle herhangi birantlaşma yapılamaz. Zira tarih boyunca tevhid davasında hiçbir peygamber zamanında ki müstekbir güçlerle herhangi bir antlaşmaya varmamıştır. Kafirun süresi ve birçok ayeti kerime bu konuda delildir. Peygamberimizden bir taviz koparmak maksadıyla kafirlerin birçok tavizle teklifte bulundukları ve peygamberimizin kesin olarak reddettiği açık ve malumdur. Nassları akıllarına göre yorumlamayan tefsir, hadis ve siyer ilmine sahip her aklıselim sahibi bunu bilir ve böyle inanır.

Üçüncü ilke: Tevhid davası ancak tevhid bayrağının altında gider. Başka ideoloji ve sistemlerin sloganları altında gitmez. Irkçılık, eşitlik, sosyalizm, kapitalizm, laiklik ve demokratik hiçbir sistsm :in şemsiyesi altına koskoca İslam davası sığmaz. Öyle oyunlar İslama ve İslam ümmetine faydalı olmaz bilakis zararlı olurlar. Zulmü gidermek ya da azaltmak adına İslam'ın gelişine zemin hazırlamak gibi söylemlerle bir takım hakikatleri henüz zamanı değil diyerek ketmetmek suretiyle
Müslümanları kandırmaya çalışanlar bir asırdan beridir Müslümanların uyanışına değil ancak gafletinin artmasına vesile olmuştur. Bunların bu tür iddiaların devam ettirilmesi ile beş yüz sene geçse ancak tağuti sistemlerin ömrünün uzamasına hem de Müslümanların eliyle uzattırılmasına vesile olurlar.

Dördüncü ilke: Rasulullahın metodunun zaman ve mekan farkı gözetmeksizin değişmezliğinin anlaşılması şarttır. H z. Muhammed (s.a.v) bütün insanlığa peygamber olarak gönderilmiş, o'nun hayatı ve metodu kıyamete kadar gelecek olan bütün Müslümanlara örnektir.
 
"Muhammedun Rasulullah" demenin manası herkes her zam an ve mekanda Rasulullah'ı karşılaştığı her meselede örnek almak O'nun kabullaerini kabul, O'nun redlerini de red olarak alıp fert ve toplum olarak kendini ona göre ayarlamaktır. Peygamberin izinde gitmek, onun ümmeti vasfına sahip olmak, istikameti ala-i illiyyin olan sıratı mustakimden yürüyebilmek buna bağlıdır.

Mekke Döneminde Rasulullah'm metodunu takip edebilmenin şartı evvela bu ilkelere bağlılıktır. Ancak Mekke döneminde günümüzle farklı olan Medine döneminde ki ibadet, cihad ve ahkamdan sorumluluk şu anda da mevcuttur. Tedricilik maddesinde de değinildiği gibi bu tür mükellefiyetler sakıt olmaz çünkü İslam bir tütündür.

Bazı kimselere Rasulullahın mekkedeki metodu hatırlatarak yegane takip edilmesi gerekilen metod olduğu söylendiğinde "Daha bunları aşmadık mı yada Medine döne minden bahsedilmiyor? " diyorlar. Yukarıdada ifade edildiği gibi İslam davasına hakimiyete götüren metoda İslam dininin kendisi gibi ilahidir. Mekke dönemindeki örnek küfürün hakim olduğu dönemdeki örnektir. Medinedeki örnek ise, İslam hakim olduğu dönemdeki örnektir. Küfrün hakimiyeti yıkılmadan ve İslam hakim oln edan "daha bu konuyu aşmadık mı " demek hakkın anlayışını bile bile sabote etm et ve savsaklamak kurnazlığıdır.

Ayrıca Dünya'da tanınmış bazı alimlerin peygamberi metodun dışındaki metodlara cevaz vermeleri delil olarak gösterilmeye çalışılmaktadır. İlmi ve şöhreti ne olursa olsun hakikat ancak Kuran ve Sünnet'e uyum sağlayıp tabi olmakla mümkündür. Geçmişteki bütün peygamberler dahi şu anda gelse ancak kuran ve sünnetin metoduna tabi olanlar. Kuran ve Sünnet' e tabi olmayan ve bu ilahi metoda uymayan alimler bütün ömürlerini ibadetle geçirmişler olsalar bile hakikatten sapmış ve sıratı mustakımden ayrılmış olurlar.

Günümüzde İslami denilen bir takım çevreler tağuti ideolojilere uygun bir takım metotları takip ederken mesela teşkilat açık tebliğin gizli ya da sınırlı tutulduğu ve de hedefin açıklanmadığı bir yöntemle islama hizmeti gaye edindiklerini söylediklerinde, kendilerine: " Allah Rasulu şu anda gelse sizin bu tavrınızı takınır mı ya da yapar mı?" denildiğinde - Yok ama bu zamanda ..... Dedikleri, vakit ama ile istikametten çıkmış, hedeften sapmış ve Rasulullah' ın metodunu da ve o metodun ilkelerini de tahrif etmiş oluyorlar. Bunun başka yorumu da olamaz.


B) Medine dönemi: Rasulullah'ın Medine'ye hicretinden önce Müslümanların bir kısmını medineye hicretinden ve özellikle: ikinci Akabe Bey'atından sonra Medine henüz Yesrib iken İslam tarafından kurtarılmış bölge haline gelmiş idi. Büyük hicret olan Allah Rasulu (s.a.v.) hicretinden kısa bir süre sonra Medine'de İslam devleti kurulmuştur. Böylece Medine dönemi İslamın devletleşme dönen ilir. Devletkeşme döneminde Allah Rasulu'nun metodu teşkilat açık, İslami tebliğde açık olan bir yöntem takip etmiştir. Bu aynı zamanda .ilkedirde. Bura da ikinci bir ilke daha var. Devamlı olarak seriyyeler ve gazveler ile cihad ederek büyütülmesi hedeflenmiştir. Zira nihai hedef İslamın bütün yeryüzüne hakimiyetidir. Henüz hulafa-i raşidinden Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer döneminde İslam devleti cihangir olmuştur. Çünkü o zaman dünyanın en büyük iki imparatorluğu olan Bizans ve İran Sasani imparatorluklarının ordularıyla savaşıp mağlup etmişlerdi.

Medine döneminde İslamın itikad, ibadet, muamelat ve ukubat ile ilgili hükümleri tamamlanmış İslam devleti; ilmi, iktisadi, askeri ve her çeşit kültürel sahada detaylı olarak tasniflere gitmiş bütün dünya insanlığını idare edebilecek kapasiteye sahip olmuştur. Günümüzde dahi bütün insanlığı idare edip dünya ve ahiret saadetine iletebilecek metoda sahiptir. Esasen insanlığa huzur verecek yegane din İslamdır. İnsanlar İslamdan istifade edeceğine cahiliye hükümlerini aramak için yarışıyorlar.
 

 


Haber var islah eder, haber var ifsad eder
NisaButikAdana