Video Foto Galeri Yazarlar
21.10.2018 - Pazar

Vuslat YAKIN

İSLAM KARDEŞLİĞİ

“Hep birden Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Birbirinizden ayrılıp dağılmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de o gönüllerinizi birleştirmişti ve onun nimeti sayesinde kardeş olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarındaydınız da oradan sizi kurtardı.” (Ali İmran 103)

9 Mart 2018 10:21
A
a
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
İSLAM KARDEŞLİĞİ
 
Hamd, sena övme ve övülme Âlemlerin Rabbi, Müminleri iman nuruyla kardeş yapan Allah (cc)’ye aittir. Salat ve Selam Habibullah’a aline ashabına ve onun izinden giden, uhuvvet ahlakına riayet eden tüm Müslümanların üzerine olsun inşaAllah.

“Hep birden Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Birbirinizden ayrılıp dağılmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de o gönüllerinizi birleştirmişti ve onun nimeti sayesinde kardeş olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarındaydınız da oradan sizi kurtardı.” (Ali İmran 103)
Allah-u Teâlâ’nın yeryüzündeki en büyük nimetidir iman. Bizi Müslümanlardan kılan ve iman bağıyla birbirimize bağlayıp kardeş yapan Allah-u Teâlâ’nın bu nimetini her daim hatırlamak ve buna sahip çıkmak zorundayız. Zira O(cc) bizi ateş çukurunun kenarından kurtardı. Tekrar oraya dönmemek ve Müslüman kalabilmek için azmetmeliyiz.
İslam’ın en ağır bedeller ödediği Müslümanların ağır badireler atlattığı şu günlerde birbirimize çok daha fazla kenetlenmeliyiz. Küffarın topyekûn İslam’a ve Müslümanlara saldırdığı bir zaman dilimindeyiz. Gücümüzü birleştirip aynı hedefe (küffara) karşı durmamız gereken Müslümanların kendi aralarında ufakta olsa çekişme çıkarmaları birbirine küsüp darılmaları hiç ama hiç doğru değildir. Bu haller bizi hedeften tamamen alı koymasa bile gücümüzü ve birliğimizi zayıflattığını unutmayalım. Birlikten kuvvet doğar derler ya hani eğer Müslümanlar birliklerini halel getirirlerse küfre karşı güçleri de elbette ki zayıflar.

“Hiç şüphesiz Allah kendi yolunda birbirine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever.” (Saff 4)      

Hiç şüphesiz Allah cc kendi yolunda (sıratı müstakimde) Hablullah’a sarılmış hedefe odaklanmış ve hedefe varma kararıyla, birbirine kenetlenerek ihlasla mücadele edenleri sever.

Müslümanlar olarak aramızda ki bağı kuvvetlendirmeliyiz. Aramıza ki bağ zayıf olursa ufak bir rüzgârın etkisiyle ayrılmamız kaçınılmazdır. Bunun için öncelikle birbirimize sevgi besleyeceğiz. Rasulullah(sav) şöyle buyuruyor: “iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız.” (Müslim-İbni Mace)
İbni Hibban ve Hakim Enes’ten riayet etmiştir:

“Allah yolunda birbirinizi seven iki kişiden Allah-u Teâlâ katında daha sevimli olanı arkadaşını daha fazla sevendir.”
“Arşın gölgesinden başka gölge bulunmayan günde arşın gölgesinde gölgelenecek olan yedi sınıf insandan biri de Allah yolunda birbirini seven ve bu sevgi üzerine bir araya gelip yine bu sevgi üzerine ayrılan iki mümindir.” (Buhari)

Birbirimizi gerçekten sevdiğimiz zaman birbirimize karşı olan kusurlarımızı da görmezden gelmemiz kolay olur. Gaye Allah cc rızası ise ki öyle ol ası gerekiyor. O zaman nefsimize hoş gelmeyen durumlarla karşılaşsak Allah Teâlâ’nın rızası için bunları görmezden, duymazdan gelebilme konusunda başarı olmak zorunda olduğumuzu biliyiz.
Kişi kendisine yapılmasını istemediği şeyi başkasına yapmamalıdır. Eksik araştırmak, söylenen bir sözün altında mana aramak, hatayı hep karşıda görmek, suizan beslemek, kardeşinin arkasından gıybet, bir kardeşin bir kardeşe eksik ya da hatasını söylediğin de hemen küsmek, gurur yapmak, darılmak ve bunun gibi haller hiçbir Müslümanda olmaması gereken ve Müslümana yakışmayan hallerdir.

“Kim bir Müslümanın kusurunu örterse Allah’ta onun kusurunu örter. “(Buhari-Müslim)
Müslüman kardeşi hakkına başkalarının sarf ettiği kötü sözleri kardeşine yetiştirmemelidir. “ Rasulullah (sav) kimsenin yüzüne karşı hoşlanmayacağı şeyi söylemezdi.” (Tirmizi- Ebu Davud)

Eğer kendi nefsinde bir kusur görürsen Müslüman kardeşinde gördüğün kusurla kıyasla ve kusuru ıslah etmekten kendi nasıl acizse arkasınındı öyle aciz olabileceğini düşün. Bir kusurundan dolayı kardeşini kötü görmeye kalkışma. Hiç kusuru olmayan insan nerede var? Senin Allah’a karşı yığınla kusurun dururken kardeşinin sana karşı olan kusurlarına aldırış etme. Çünkü senin onun üzerinde ki hakkın Allah’ın senin üzerinde ki hakkından daha fazla değildir.

Her türlü kusurdan uzak olan bir arkadaş aramaya kalkışırsan hiçbir arkadaş bulamayacağını ve insanlardan uzaklaşman gerektiğini unutmaman gerekir. Her insanın iyi veya kötü tarafları vardır. Mümin sürekli olarak kardeşinin iyiliklerini düşünür ki kalbinden kardeşine karşı hürmet ve muhabbet eksilmesin.
İbni Mübarek “Mümin bağışlamak için malzeret, münafık ise suçlamak için hata ve kusurları arar.” Demiştir. Kardeşinin kusurları hakkında silini tutman nasıl farz ise kalbinde de susman öylece farzdır. Kalbin susması kardeşin hakkında suizanda bulunmamaktır. Çünkü suizan kalbin gıybetidir. Dil ile gıybet gibi yasaklanmıştır. Kardeşinin davranışlarını mümkün olduğunca şerre değil hayra yorumlaman gerekir. Müşahede ile bilenen kötü avlanışlara gelince bunları da kardeşinin unutkanlığına ve yanılmasına hamletmelisin. (İmam Gazali İhya)

İsa(as)havarilere uyumakta olan kardeşinizin üstünün açık görürseniz ne yaparsınız.
-Hemen onu örteriz.
-Hayır! Siz Onu açarsınız.
-Subhanallah neden böyle yapalım?
-Sizden biri kardeşi hakkında konuşulan bir lafı dinler. Ona bazı eklemeler yaparak daha büyük bir yaygara ile etrafa yayar işte bu mahrem yeri açılmış kardeşinizin üstünü daha fazla açmak gibidir.
Mücahid “Sen nasıl anmasını istiyorsan kardeşini de öylece an.” demiştir.

Elbette ki nasihati gerektiren durumlarda gündeme gelmekte. Böyle durumlar ise kardeşini kırmadan, üzmeden, rencide etmeden en uygun ortamda en uyumlu bir üslupla ikaz edip nasihat etmelisin.

İmam-ı Şafii Şöyle demiştir: “Arkadaşına gizlice nasihat eden kimse gerçekten nasihat etmiş ve arkadaşını yüceltmiştir. Halkın önüne nasihat eden ise arkadaşını rezil etmiştir.”
Nasihate muhatap olan taraf ise kardeşinden gelen bu nasihati gurur yapmadan dikkate almalıdır. Hak küçücük bir çocuktan gelse alabilme olgunluğunu gösterebilmeliyiz.
Sahabe arasında yaşanan şu olayda bizler için güzel örnek: Bir gün Hz. Bilal(ra) İle Ebuzer (ra) arasına anlaşmazlık hâsıl olmuş ve bu tartışma esnasında Ebuzer(ra) Bilal Habeşi’ye hara kadının oğlu diye söylemişti. Bu hitaba maruz kalan Bilal Habeşi sessiz kalarak evine çekiliyor. Bu mesele Rasulullah(sav)’e ulaşınca Ebuzer(ra) çağırarak ona ‘Sen Bilal’e böyle söylemişsin öyle mi?’ diye sordu. Ebuzer utancından cevap veremedi. Peygamber (sav) ‘Sen de hala cahiliye adetleri görüyorum.’ diye söyledi. Zaten yeterince pişman olan Ebuzer(ra) Rasulullah’ın bu sözüyle iyice utanmıştı. Doğruca Hz. Bilal’in evine gitti yüzünü kapının eşiğine koydu bunu gören Hz. Bilal ona kalmasını söylese de Ebuzer şöyle dedi: ‘Ey Bilal senin mübarek ayağın bu kötü Ebuzer’in yüzüne basarak geçmedikçe ben bu eşikten kafamı kaldırmayacağım.. Hz. Bilal Ebuzer’i kalırdı ve şöyle dedi kalk kardeşim bu yüz basılmaya değil öpülmeye layıktır. Ben sana hakkımı helal ettim dedi ve Başından öptü. Ebuzer’in Bilal’e rencide edici sözü söylediğinde Hz. Bilal’in takındığı tavır ile Ebuzer’in hatasını anladığında takındığı tavır iyi anlaşılması gerekiyor.

Bazen bir şakayı bile kaldıramıyoruz. Cahil bir insana gösterdiğimiz tahammül ve sabrı Müslüman kardeşimize karşı gösteremiyoruz. Ne yazık ki Müslüman nasıl böyle yapar diyoruz ama onun da bir insan olduğunu unutuyoruz.

“Birbirinizle çekişmeyiniz, hasedleşmeyiniz birbirinizden yüz çevirmeyiniz. Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz.” (Buhari-Müslim)
“Müminler ancak kardeştirler öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah’tan korkup sakının. Umulur ki esirgenirsiniz.” (Hucurat 10)

ELHAMDULİLLAHİ RABBİL ÂLEMİN
 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder